Mavi Lav/Ateş İjen Volkanik Yanar Dağı Tırmanışı | Endonezya, Jawa Adası

Yükseklik: 2.799 m

Son püskürme tarihi: 1999

Yükselti farkı: 1.218 m

İl: Doğu Cava

Heyecan dorukta içim kıpır kıpır hayatımda ilk defa aktif Volkan’a tırmanış yapacam, böyle bir yerin varlığını öğrendiğimden beri yerimde duramıyorum. 2 gece uykusuz olmama rağmen otostopla IJen Volkanına doğru yola koyuldum.
  

Saat gündüz 3 e geliyordu ana kampa geldiğimde otostopla beni bırakan pikapa teşekkür ettim, gelirken dev gibi ağaçların olduğu bir ormanın içinden küçücük yollardan geçip yaklaşıp 1500 metre rakım’a geldik , hava epey soğudu çantanın en altından uzundur kullanmadığım çeketimi çıkarıp giydim üstüme.

 

Ana kamp yeri sakin duruyordu, Parkuru yürürüm geceyi orada beklerim demiştim ama zehirli gaz var diye uyardılar. Bende hamağımı açtım, biraz kestireyim otostop biraz yordu. 
Hamağı bağlarken 2 İsveçli ile tanıştım, çok iyi iki tatlı insan, hemen kaynaştık geceyi bekleyene kadar etrafı keşfe koyulayım dedik, ormana daldık, bir iki saat 1999 da Volkan’ın yaktığı doğayı gezdik inceledik güzel bi gün batımı izledik beraber sonra biraz kestirelim dedik. 

  
Nasıl heyecanlıyım, acaba nasıl bir yer, lavları görebilecekmiyim diye sürekli insanlara sorular soruyorum….Neyse alarmı gece 1 kurup uyuduk. Hava epey soğudu ilerleyen saatlere doğru, çantamda ne varsa üzerime giydim pek fayda etmedi. Saat 1 e kadar yarım yamalak kestirdim, uyanınca etrafıma bir baktım her yer çadır bir sürü insan gelmiş, bizim isveçlileri uyandırdım bir şeyler atıştırdık sonra baktım Giriş ücretliymiş, ormana giriş ücreti mi olur yahu dedim ama sonradan anladım nedenini. Sağolsun benim yerime ödedi İsveçli güzel insan, ücretli olduğu bilmiyordum yanımdada hiç nakit yoktu zaten. ( 10 dolar )

Ve macera başlıyor…

yaklaşık 1000 kişi varız patika yoldan Volkan’a doğru yürüyoruz herkesin ellerinde fenerler sanki savaşa gidiyoruz, saat gece 2 ye geliyor. Hafif bir sis var, uzun dev gibi ağaçların arasından dik ve kıvrımlı yollarda yürüyoruz. 

  
Ortalama yarım saat tırmanıştan sonra sis iyice arttı göz gözü görmez oldu, dik ve bir o kadarda ürpertici bir rota. Sağlı sollu önce ve kadınlar dayamayıp yenik düştüler, nefes darlığı çeken ve bayılan insanlar görüyorum etrafımda. Yavaş yavaş Volkan’ın kokusunu almaya başladık, girişte verdikleri gaz maskesini taktıp yola devam ettik, başlangıçta olan insanların çoğu yoktu, ya nefesleri kesilmiş yada bayılmış kenarlarda yatıyor bir sürü insan. 

  
En son sportif insanlar kaldı, ortalık iyice ıssızlaştı adete bir filmin içindeyim. Kimi zaman sis ve duman o kadar geliyor ki kafa ışığını ayaklarıma tutup küçük küçük adımlarla ilerliyorum. Bizim İsveçlileri kaybettim tek ilerleliyorum.
  
Yaşlı ama sportmen amcalarında arkada bırakınca 3-5 insan kaldık. Karşımdan arada sırada omzunda sürfür taşıyan insanlar geliyor, gece sislerin içinden onların gelip geçişini görmek ürpertici. Duyduğum tek res gaz maskesinden gelen nefes alıp verme sesi…

  
Zirveye gelince, Volkan’ın içine doğru inmeye başladık, işte asıl zorlu kısım burası…
Sonunda dehşet bir yoğunlukta sülfür kokusu ve duman sardı heryeri, herhalde volkan püskürdü alevler üstüme üstüme geliyor dedim, gözlerim yaşardı gözümü açamıyorum, nefes almak mümkün değil maske olmasa çoktan bayılmıştım oraya…
  
Biraz daha aşşağıya inince sülfürün kaynağını gördüm, ve orada çalışan insanları… 

  
Ve sonunda gözümün nuru, mavi ateşi buldum. Efsane bir manzara, doğa harikası büyülenmemek elde değil…. 

   

 

Öyle bir duman var ki nefes almanın mümkün olmadığı, gözlerinden şelale gibi su aktığı bir ortamda bi yandan ateşten kaçıyor bir yandan bu doğa harikasının fotoğrafını çekmeye çalışıyorum. İnanılmaz bir şey, alevlerle karşı karşıya olmak sıcaklığı hissetmek… Aniden bi püskürse olsa oracıkta bir canlı kalmaz ama yinede bu manzarayı görmeye değer sanırım.

  
Çok uğraştım güzel bir kare çekebilelim diye 1 saatlik uğraşın sonunda şans eseri bir an açıldı dumanlar kamera gördü benim gördüğüm gibi…

Buraya bunun için gelipte göremeyen çok insan var, dönüşte bir sürü insan gördün mü diye sordu fotoğrafları gösterdim nasıl şaşırıyorlar bende mutluyum tabi başardım!

Hayatımın en güzel deneyimidir!


Mavi Ateş’e Nasıl ulaşım sağlanır?

Doğu Java’nın Banyuwangi şehrinden taksi veya otostopla 2 saatte ana kamp yerine gelebilirsiniz. Sonrası 4 saatlik dağ tırmanışı.

Bali’ye gitmek için 12 neden

1- Dünyanın surf merkezi Bali
  

Dünya’nın bir çok profesyonel sörfçülerin  burada yaşadığı Bali adası, surf konusunda dünya üzerinde hala bir numara. 2 saatlik bir eğitimimle burası surfe başlamak için harika bir yer.

2- Şelaler Cenneti

  

Bali’nin batısından doğusuna her yeri keşfedilmeyi bekleyen doğa güzellikleriyle dolu. Git git şelaleri, iki kadeh ve bir şampanya ile tam bir keyif arayanlar için biçilmez kaftan.

3- Birisi Dalış mı dedi? Sizi Bali’nin eşsiz sularına, akvaryumuna alalım


Bali’de dünyanın hiç bir yerinde olmayan deniz canlılarını görebilirsiniz.  Üstelik dalış fiyatları öyle sandığınız gibi uçuk değil. 1 saatlik iki kişi dalış ücreti 20 dolar’a bulmak mümkün.


4- El işciliği sanatı konusunda üstlerine yoktur

 

Ahşap oymacılığından, taş yortancılığına buradaki el işçiliği sizi hayran bırakacak. Her ayrıtınsına kadar ince ince nasıl çalıştıklarını görmeniz gerekiyor.

5- Gece hayatı için : ” Her gece Cumartesi gecesi ” tabiri bali için söylenmiş

 

Burada gece partiye gitmek için cumartesi akşamı beklemenize gerek yok. Bu görüntü Çarşamba gecesinden Sky Garden

6- Harika plajları size Maldiviler aratmayacak

 7- Tapınaklar her köşe başında değil, her evin bahçesinde. 

 

8- Yılın her günü hava sıcaklığı ortalama 30 derece

 

Bali’de iki mevsim var, ıslak sezon ve kuru sezon. Hangi sezonda olursanız olun hava sıcaklığı hep aynı 25-35 derece arası

9- Aktif Volkanların üstündeki dumanları görmek mümkün

 

10- Sıcaksu, kaplıcalar doğanın içinde huzur yerleri

 

Bali’nin doğusunda yer alan bu kaplıcalar, henüz daha turistler tarafımdan keşfedilmememiş. Yağmurun sürekli yağdığını bu dağın yamacında sıcacık bir su içinde olmak gibisi yok.

11- Maymunlar Cehennemi

 

Maymun sevdalılarına güzel haber, bu adada maymuna doyacaksınız.
12- Prinç Terasları


Bali’nin neredeyse her yanı yeşyeşil, bunun büyük bir bölümünü pirinç tarlaları oluşturuyor.

Ufkunuzu Açacak 25 Türk Gezginin İnstagram Hesapları    

1- Rotasız Seyyah

 


2- Gezgin Çift

  

3- Yolda Olmak

  

4- Mücahit Muğlu 

 


5- Özcan Bostancı

   

6- Gezi Tozu

  


7- Gürkan Genç

   


8- Doğuş Kokarttı

  


9- Sanat Karavanı

  


10- Kerimcan Akduman

  


11- Gezgin Kutubalığı

 


12- Tatlı Gezgin

  

13- Doyasıya Gezgin

  

14- Bilinmeyen Rota

  

15- Keşfetsene
 
  


16- Plansız Gezgin

  

17-  İki Kadın Bir Dünya


  
  
18-  Gezen Kelebek


19- Gezgin Yogini

  


20- Sevda Yollarda

  


21 – Gökhan Yolda

  


22- Çelebi Alper

  


23-  Az Gezmiş



24- Gökhan Erdoğan

  


25 – Yol Günlükleri 

  

 
  
 

Bali | Endenozya’da ilk günler

Dünya Turu 151. Gün | Endonezya – Bali
Hindistan’dan Endonezya’nın Bali’sine 210 tl uçak bulunca hiç düşünmeden aldım. Daha alır almaz içimi bi heyecan kaplamıştı, o heyecan gittikçe artıyor aklıma geldikçe aynanın karşısında şarkı söyleyen kız çocukları gibi etrafımda dönüyordum. Her şeyden önce ilk defa Ekvator’un aşşasına yani Güney Yarım küreye geçiyorum. Bu gezide ne kadar ilk yaşadım say say bitmez…

Uzun bir uçuştan sonra havaalanına inip VİZESİZ çok rahat bir şekilde ülkeye girdim. Havaalanın dışına doğru yürüyüp klasik otostop parmağını kaldırmamla bir araba durdu, nereye gidiyorun? Bende bilmiyorum ama Denpasar diye bir ter sanırım. Couchsurfing üzerinden tanıştığım kalacağım kişinin adresini not almıştım onu gösterdim. Bir kavşağa kadar bıraktı, sağa sola bakınıyorken motor süren bir kadın geldi, bir yere gitmeyemi çalışıyorsun? Eğer bu yöne gidiyorsan gel götüreyim. Kimsin napıyosun derken beni merkeze kadar götürüp kalacağım kişiyide bulup teslim etti. Çok teşekkürler…derken bizim kız biraz içmiş 2 motor geldiler. Motor kullanmayı biliyormusun? evet dememle atladık motorlara Bali’nin sokakların geziyoruz deli gibi bir oraya bir buraya. Daha havaalanında çıkalı yarım saat olmadı. Sonra bir yerde yemek yiyip eve geçtik. Evde havuz mavuzlu dedim ne şanslıyım, ben bu evden çıkmam 🙂 

  
Dediğim gibide oldu 5 gündür evden çıkmadım, dinlenme birazda tatil modunda arada plaja gidiyor. Etraftaki yerel lokantalardan ucuz yemek yiyordum. 

  
Endonezya’da Kalma hakkım 1 ay olduğu için bir önce yola koyulsam maceraya atılsam iyi olur. Bu kadar bedava tatil yeter sanki…

  
5 gün sonra…

Bugün baliyi biraz dolaşayım dedim, kaldırdım parmadığımı üç beş otostop derken maymun ormanına geldim. Normalde giriş ücreti varmış, kapıya gelince öğrendim. Yahu burası orman değil mi? O zaman buraya girmenin mutlaka bir yolu vardır değil mi? Ormana para verecek değiliz…çok sürmeden bilet gişesinin yanında bir patika yol bulup daldım içeri.
  
 
Aman tanrım birde ne göreyim, her yer cıvıl cıvıl maymun, acaba kafese felan mı girdim diye şöyle bi etrafımda döndüm. Sonra baktım bir sürü insan var heh dedim sıkıntı yok. 
  
Epey bir oynaştık bu tatlı hayvanlarla, alıp eve götüresim geldi. Bazen elimdekini felan almaya çalışıyorlar vermeyince kızıyorlar, sonra bende onlara kızıyorum anlaşıyoruz.
  
Ardından yakınlarda yeşil mi yeşil güzel mi güzel pirinç tarlaları varmış, otostop parmağımı oraya sürdüm bu sefer. Girişte donation bağış kesen kulübeler var ” Arkadan arkadaşlarım geliyor onlar öder üstümde nakit yok ” diye orayıda atlatıp bi güzel gezdim dağ bayır.
  
Yolda bir kaç amca teyzeyle muhabbet ettik, karşı tarafın zirvesine gelince orada coconat satan bir kızda bana coconat ısmarlayınca deme keyfime. Niye mi ısmarladı vala bende bilmiyorum ama oradaki çocuklar eliyle kalp yapıp duruyordu.   
  
Sonra güneş batmaya yakın açtım hamağımı, gün batımına karşı sallandım durdum. 

 

Hindistan’da Trene Kaçak Binme Rehberi

47 gün boyunca tüm Hindistanı bir kere bile tren bileti almadan sadece trenle gezdim. Kuzeyinden Güneyine, Doğusundan Batısına…bu kimilerine göre etik gelmeyebilir ama benim gibi parası olmayıpta yolda olma aşkıyla yanıp tutuşanlara rehber olması ümidiyle yazıyorum.

Önce biraz trenleri ve bölgeleri tanıyalım

Treni oluşturan 3 bölüm vardır. Bunlar

1.Sınıf > Sleeper > 2. Sınıf ( genel sınıf )

Bizim ilgileneceğimiz kısım sleeper ve 2. Sınıf.
Trenlerde Hindistanın güneyinde daha az kalabalık, kuzeyinde ise müthiş bir kalabalık vardır. Bunu neden söylüyorum, anlatacam.
Tek kural var asla biletinin olmadığını kabul etmeyeceksin. O bileti sen aldın. Yada aldığını sanıyorsun…
Trick şurada aslında “Online Rezervasyon

Nasıl Kaçak Binilir?

Trenlerin sadece saatlerini öğrenip platforma gidiyosun tren gelince keyfine göre rahat gitmek istiyorsan sleeper vagonlara biniyosun, yok aksiyon yaşamak istiyorsan halkın bindiği second class yani genel sınıfa biniyosun. İkisinin arasında ki fark second class hiç bir zaman bilet kontrolü olmaz ama oturacak yeri zor bulursun. Sleeper çoğu zaman kontrol olur ama kontrolü aşmanın en 5-6 tarafımca denenmiş başarılı yolu var. Sleeper binerken kapının yanında 1- 65 arası yatak listesi olur isimlerin yazdığı listede boş olan numaraya senin yerin.

Durum 1

Kondoktör gelir ve geçer sen uyuyor numarası yaparsın turist olduğun için kontol etmeye yeltenmez bile. Bu daha çok Güneyde olur.

Durum 2 

Kondoktör gelir ve biletini sorar, Sen tabi diyip çantanda aramaya başlarsın tüm kağıtları çıkarıp inceler bakar bakar bir türlü bulamazsın zaten olmayan bileti beklemekten sıkılır ve gider.

Durum 3



Kontoktör gelir bileti sorar çantandan ararsın uzunca bir süre bulazsın eski kağıtları bakar durursun oflar puflarsın bir süre sonra bileti online aldığını ama printi kaybettiğini söylersin. Elinizde li listeye bakabilirmisin diye rica edersin 5dk sürer bakması ismini göremez ve pes eder gider, inatçı çıkarsa aldım bileti işte bu kartla felan deyip haklı olduğu turist olduğu bastırırsın. Bileti aldığını ama listeye isminin yazılmadığına inanır. Sonra gider, genelde bu işlem daha kolay olur. Bana hiç olmadı ki size oldu diyelim. Zorluyorlar bilet diye,trenden atmak istiyorlar. İn trenden bir sonraki çok geçmeden gelecektir. Kaybedecek bir şey yok. Diyelim ki polisi sokmak istiyor işim içine aldılar götürdüler en kötü senaryo oldu, o zamanda ben online aldım sanıyordum diyebilirsin. Online alımlarda sms geliyor telefona arkadaşım benim için aldı gibi bir şey söyleyebilirsiniz.

Durum 4

 

Kondoktör gelir bileti sorar, pasaportu verirsin tekrar bileti sorar ” no english “?” dersin beden diliyle bir şeyler saçmalarsın ama hiç ingilizce konuşmak yok aynı süreç olur. Olmadı hala bekliyor bekle diyip baş parmakla aramaya devam. Listeye bakar bakar bakar ve gider uyumaya devam.

Durum 5

Kondoktör gelir, biletini sorar tamam bekle diyip arkadaşımdan almaya yan konpartmana gidersin ( çantanın güvenli olduğuna emin olarak ) bir kaç vagon geçer oyalanırsın Kondoktör vagonu bitirince geçersin uyumaya devam. Her vagon için ayrı Kondoktör var. Yada her iki vagon için. O yüzden bir kaç vagon gitmek iyi olacaktır.
Yukardakilerin hepsi sen uykuda yakalandığında yada koltukta/yatakta oturken olduğunda uygulayacağın durumlar şimdi sen kontrolcüyü gördüğünde neler yapabilirsin onu anlatayım.

Durum 6



Kontoktörler bazen toplucua gelir 4-5 kişi bazen her biri başka koltuk aralığına bakarken sen onu zaten görürsün tuvalete gider 15-20 dk oyalanırsın çıktığında ortalıkta kimse olmaz en az 4-5 saat 2. Bir kontrol olmaz. Tuvaletleri hiç bir zaman kontrol etmezler
Eğer hiç biri olmadı, seni trenden atmak istiyorlar itiraz et masum bir şekilde çirkefleşmeden tren durunca onlar gelmeden inip 2. Sınıfa git. Trenler 30-40 vagondan oluşuyor seni trende bulması İM- KAN-SIZ. Ben hiç trenden atılmadım.

Şimdi ben yüz göz olmak istemiyorum rahat rahat yine bedava gideyim dersen seni second classa alalım 3 gün yol gitsende kimse gelip kimsin nerden gelip nereye gidiyosun diye sormaz. Hatta turistleri orada görünce baya ilgi gösterip yer veriyolar, uyuman için bağaj bölümünden çantasını alıp sana yer açıyorlar. Güzel bir deneyim olabilir. Sabah kalktığında çay ısmarlaryan güzel insanlar var.

(Genel sınıftan bir manzara )

Yaptığım en uzun tren yolculuğu Varanasi – Mumbai arasında idi yaklaşık 4 saat de bir Kondoktör değişiyor yolcular değişiyor ve hep kontrol var. Bu en zor olanı idi. Toplamda 45 saat yolculuk yaptım trenden inmeden.

En kolay hatlar

Mumbai – Goa (8 saat)
Sadece bir kere mumbaiden sonra ki durakta kontrol oluyor. Sabaha kadar kimse gelmiyor.

Kochi – Banglore (8 saat)

Adam hemen inandı, 1 dk konuşmam yetmişti.

Jaipur – Delhi (4-5 saat)

Tren o kadar kabalık ki Kondoktör yere bile yok.

Delhi – Agra

3 saatlik bir yol olduğu için sıra gelmeden trenden iniyorsun

Not : Paranız varsa biletinizi alınız
Seyahatla kalın efenim