Hindistan Trenin’de bir seyyah | Yol Günlükleri

​Tren yolculuklarında hep kitap okumayı hayal eder,
Her seferinde müzik dinleyerek uyuya kalırım.
Trenin ritmik sesi, sallanışı beşik gibi uyutur adamı.
Bir de cam açıksa püfür püfür eser rüzgar deme o zaman keyfime.
Sabah olur
Güneşin doğuşunu izlersin elinde seyyar satıcıdan aldığın sıcacık kahve ile.
Bir bakarsın yağmur yağar,
Camdan aşağı süzülen damlaları seyredersin, sarılırsın battaniyeye.
Her durakta başka başka yüzler görürsün.
Tren bir dolar, bir boşalır.
Birbirinden farklı anlamadığın konuşmalara ortak olursun
Ellerinde eşyalarla satış yapmaya çalışan insanlar gelir geçer.
Bir bebek ağlar, bazende iki yaşlı adam düet eder sabaha karşı.
Çok kızmazsın ama, biri yeni geldi, diğeri anca gider
Tren gibi hayatta gelir, geçer…Hindistan'da Tren Yolculugu

Telefonumun Çalınması ve Singapur’a 2 yıl Ban


Dünya turuna çıkalı 6 ay oldu ve son 1 haftadır bu yolcuğumun en zor günlerini geçirdim. Öncelikle bu günlerde bana maddi manavi destek olan herkese çok teşekkür ederim, sizlerin yeri bende çok ayrı eksik olmayın.

Singapur’a ilk geldiğimde her şey çok güzeldi. Burada olduğum süre boyunca çok güzel insanlarla tanıştım, unutamayağım deneyimler yaşadım. Şehirlerle aram iyi olmamasına rağmen singapura farklı bir yakınlık hissettim tabi bunun en büyük nedeni yine insanlardı.

Burada 4 gün kaldıktan sonra, Malezya’ya hasta olan ve ameliyat geçiren arkadaşımın yanına ziyaret etmek istedim. Bir kaç gün kalırım elimden geldiğince destek olurum sonra yine dönerim diye sırt çantamı dahi almadım yanıma. Zaten Singapur ile Malezyada ki Hastanenin arası 3 saatlık mesafe. Pasaportu alıp hastanenın yolunu tuttum, arkadaşımı bulmam zor olmadı. Ilk gece Hastane odasında Nihal’in yanında kaldım. Geceden biraz uykusuz kalınca gündüz hastanenin içindeki banklara gidip biraz uyumak istedim, Cebimden telefonumu almışlar.

Bu durum çok üzdü beni, daha geçen ay Hindistan’da telefonumu çaldırım üzerine yine çaldırınca morelim epey düştü. Ailem bu konuda beni sonuna kadar desteklese de onlardan herhangi bir şey isteyeme yüzüm kalmadı. İçerisinde giden binlerce Fotoğraf, Videolar onca emek… bir başka üzüntü.

Bunun üzerine uzunca bir süre düşündüm ve Nihal’in telefonunu kullanarak Facebook’dan yardım istemeye kadar verdim. Başka çarem kalmadı gibi gözüküyordu, yola devam ederim yeni fotoğraflar çekerim, aradan zaman geçer unuturum diyordum. Başta ailem ve yakın arkadaşlarım olmak üzere yardım eden herkese çok teşekkür ederim. Benim için çok değerli…


Singapur’a 2 yıl Ban 

Ardından Bu morel ile hastane’de kalmanın anlamsız olacağını düşündüm ertesi gün Singapur’a dönmek üzere yola koyuldum. Singapur’da arkadaşlarımla buluşur kafa dağıtırım biraz dinlerim böylece bu üzüntülü süreci hızlı atlatırım yola devam ederim diye düşünüyordum. Malezya sınırını kolayca geçtim, singapur sınırına geldiğimde ise o kadar kolay olmadı. Önce beni farklı bir odaya aldılar. Sivil bir adam geldi, benim hakkımda sorular sormaya başladı.

Ne iş yapıyorsun? Neden singapura gidiyorsun? Çantanda ne var? Daha önce hangi ülkelere gittin? Nerede kalacaksın? Uçak biletin varmı? gibi uzayıp giden normal sorular zinciri. Singapurun kurallar ülkesi olduğu ve katı kurallar ülkesi olduğu zaten biliyorum yani bunlar normaldi.

Hepsini gayet sakin bir şekilde cevapladım, uçak biletımi istedi. Daha önceden THY üzerinden ücretsiz rezervasyon yaptırmıştım. Onu verdim içeri gitti aradan 20 dakika geçti tekrar geldi bu sefer farklı sorular sormaya başladı.

İçerde kimi tanıyorsun? ilk geldiğinde nerede kaldın? ne zaman singapurdan uçacaksın?

Yine gayet bir şekilde cevapladım içeri gitti ardından beni başka bir odaya aldılar. Bu seferde başka polisler, aynı soruları farklı şekilde soruyolar. Çapraz sorgumaya başladılar tabi anlaşılması çok kolay benim yaptığım illagel hiç bir şey yok o yüzden gayet sakin ve rahatım hepsini düzgünce cevapladım. Tekrar dışarı aldılar, aradan yarım saat geçti başka odaya aldılar bu sefer yine başka polisler. İçerde kalacağın adresin verebilirmisin? kalacağın kişinin adı nedir?

Yanımda telefonum olmadığı için hiç bir şeyi kanıtlayamadım, bildiğim tüm bilgileri söyledim isimler yarım yamalak adres bilgileri metro istasyonu isimleri…. bir kaç defa rica ettim bilgisayarı kullanmama izin verin size tüm bilgileri vereyim dedim ama kabul etmediler.

ICA’de çalışan herkese tüm hikayemi anlatmış oldum. Bu süreç içerisinde benim gibi bir sürü insan gelip gidiyor sorgulanıyorlar damgayı basıp gönderiyorlar. Tıpkı benim ilk geldiğimde olduğu gibi. Uçak biletimi doğrulamak için Thy’i aradılar ve onlarda biletimin iptal edildiğini söylemiş. Bu onlara çok güzel bir bahane oldu tabi, böylece beni haklayabilecekleri bir kapı buldular.

Peki bilet neden iptal edilmiş onu sonradan öğrendim. Meğerse THY rezervasyonlu biletleri 2 gün içinde ödeme yapılmadığı taktirde iptal ediyormuş, şimdiye kadar hiç bir sorun olmamasının nedenide bunlar gibi kimsenin uçak firmasını aramamış olması, bilet çıktısı görünce onaylıyolardı. Aradan 4 saat geçti beni tekrar odaya aldılar, karşımda 3 adam 1 kadın polis sürekli sorular soruyolar ben sinirlenmeye başladım tabi problem nedir? diye soruyorum cevap vermiyorlar. Tekrar dışarı aldılar beni Sonra kadın polislerden bir tanesi sen buraya gelmeden önce uçak biletinin doğruluğunu kontol etmeliydin bu yaptığın ICA’yi kandırmaktır. O yüzden seni deport etmek zorundayız….dedi

10 dakika boyunca çırpınsamda elimden hiç bir şey gelmedi. Polis eşliğinde otobüse bindirildim ve tekrar Malezyaya gönderildim bu süreç boyunca ne Telefon görüşmesi yapabildim nede beni bekleyen arkadaşlarıma durumdan bahsedebildim. 6 saat sorgudan sonra deport yemek nerdeyse Şok’a girdim kendime gelmem epey zaman aldı, malezyaya vardığımda gece 2 ye geliyordu. Kontrol noktasında ki mescide sabahlayim istedim, ikide bir gelip giden polisler uyutmadı. Sabahı zor ettim, ilk işim bir internet cafe bulup couch surfinden bir yer bulmak oldu. Şansıma çok geçmeden yardım sever bir aile kabul etti evlerine gittim. Bana çok iyi baktılar, evde bilgisayar olmasıda çok işime yaradı durumu yakın arkadaşlarıma ve Singapurda ki arkadaşlarıma anlattım.

Ardından Singapur’da ilk taıştığım insan Vera ile iletişime geçtim durumu anlattım, sonra tekrar içeri girmek için ummalı bir çalışma başlattık, haklıydım çünkü bir şeyler yalnıştı. ICA e farklı zamanlarda durumu anlatan bir sürü mail gönderdim sonra cevap verdiler ve beni başka mail adreslerine yönlendirdiler. Passaport fotokopim ve bir sürü form doldurup tekrar onlara gönderdim bu işlem 6 hafta ile 6 ay arasında sonuçlanan bir uygulama ile sona eriyor ve sonuç yine onların kararına göre değişiyor. Bu durumda Vera araya girdi ve ICA de çalışan bir yakınından yardım istedi. Durumu anlatan herşeyi onada anlattık, işlemi hızlandırabileceğini ama söz vermediğini söyledi, çok geçmeden Veranında benimde umudum bu durumdan umudumuz kesildi, sınır şehri olan Johor Bahru da daha fazla zaman harcamanın bir anlamı yoktu.

Ece ve Ulaş singapur’da tanıdığım birbirinden iyi insanlar durumu öğrenince üzüldüler tabi iki gün sonra benim için malezyaya gelip çantamı getirdiler. Onlara ayrıca teşekkür ederim. Bende bugün tekrar hastaneye geldim, Nilayın durumu kritik hastaneye epey borç birikmiş ne sağlık bakanlığı nede konsolosluk duruma müdahale etmiyor. Umarım en kısa zaman bir yardım bulup onu Türkiye’ye tedavisinin geri kalan kısmı için gönderecez.

Bunları yazarken aklıma Ataol Behramoğlunun Yaşadıklarımdan Öğrendiğim Bir Şey var şiiri aklıma geldi bir alıntı yapmak istedim,

….Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle
Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı…

Yeni Bir telefon almam için sizde destek olmak isterseniz mutlu olurum, yapacağınız en küçük yardım benim için çok şey ifade edeektir

Iban : TR170001001359631346015001

Zirraat Bankasi

Yunus Emre Durmuş

 

Çin Yeni Yılı Nedir ? ​ | Yol Günlükleri

img_2694

 

Singapur’a geldiğimden beri etrafta bir yeni yıl telaşı görüyordum, süsler, balonlar pankartlar.

 Bu, neyin nesidir diye sorduğumda, Çin Yeni Yılı cevabını aldım. Meğerse Asya ülkelerin hepsinde nüfusun çoğunluğunu oluşturan Çin halkı buradaki ülkelerde kendi yeni yıllarını müthiş bir çoşkuyla kutluyorlar. Bunuda burada öğrenmiş oldum ve biraz araştırıp sizinle paylaşmak istedim.

Peki Çin Yeni Yılı nedir?

Ay takvimine göre düzenlenmiş olup, 21 Ocak – 19 Şubat tarihlerinin arasında yer alır. Bu Takvime gore Toplamda 12 hayvan bulunur bunlar;

 Fare : 1960 2008 , 1996, 1984, 1972
Öküz : 2009 , 1997, 1985, 1973, 1961
Kaplan : 2010 , 1998, 1986, 1974, 1962
Tavşana , 1963 2011 1999 , 1987 , 1975
Dragon: 2012, 2000, 1988, 1976, 1964
Yılan : 2013 , 2001, 1989, 1977, 1965
At : 1966 2014 , 2002, 1990, 1978
Keçi : 2015 , 2003, 1991, 1979, 1967
Maymun : 1968 2016 , 2004, 1992, 1980
Horoz : 1969 2017 2005 1993 1981
Köpek: 2018, 2006 , 1994, 1982, 1970
Domuz : 2019 , 2007 , 1995 , 1983 , 1971

Bu hayvanlar bizim burç takvimindeki gibi aylara göre değilde yıllara göre dağılmıştır. Örneğin 2016 yılı Maymun yılıdır. Her bir hayvanin anlamı olup o yıl sizi ne gibi şeyler bekliyor burç yorumlarından görebilirsiniz. Bu kısım bizim burç takvimi ile aynı. Burada bu yıl için burç yorumunuzu okuyabilirsiniz.

Neredeyse şubat ayı başından itibaren her gün kutlamalar danslar havai fişek gösterileri yapılıyor. O günlerde ortaya inşa ettikleri “Tanrı” nın elinden altınlar saçılıyor ve onları havada ne kadar çok yakalabilirlerse o yıl o kadar zengin olacağına inanıyorlar. Şemsiye ile gelenleri mazur görmek lazım.
Yine bu dönemde yine inanışa göre bol bol keyif yapmak lazım, yeni yıl nasıl girerlersen tüm yıl öyle geçecek inanışı burada da var. O yüzdendir elinde bir şarap kadehi akşama kadar evinin balkonunda keyif yapan Çinlileri görebilirsiniz.

Singapur’da Yaşam | Yol Günlükleri

Kurallar ülkesi/şehri düzen konusunda rakipleri Londra, Hong Kong, New York olan Asya’nın en gelişmiş şehirlerinden.
  
 Dev gibi gökdelenlerin olduğu, insanların mükemmel bir düzen ve saygı içerisinde yaşadığı en küçük ayrıntısına kadar herşeyin düşünüldüğü bir şehir burası. Her ne kadar metropol bir şehir rolü üstlensede sakin ve sessiz bir yer olması benim en sevdiğim şehirler arasında olmayı hak etti. 

Bali’den çıkıp Endonazya boyunca yaklaşık 1500 km otostop çektikten sonra başkent Jakarta’ya geldim. Aslında Singapur’a bot ile geçmeyi planlıyordum fakat Deniz yolu Hava yolundan fazla olunca 22,5 dolara uçak bileti aldım. 
Endonazyadan çıkarken sırf bir gün fazla kaldım diye ( overstay ) 25 dolar ceza ödemek zorunda kaldım ki bu para neredeyse tüm bütçemi sıfırlıyor. Ödememek için kırk takla açtım ama nafile 1 saat dil döksemde ödettirdiler, diğer türlü uçağa almayacaklardı. 

Atladım uçağa, Singapur’a geldim. Her zaman ki gibi havaalanından çıkıp ana yolu buldum ve otostop çekmeye başladım. Bir gün önce Couch Surfing üzerinden Vera ile konuşmuştuk beni ağırlayabileceğini söylemişti. Zaten küçücük şehir koşsam bitecek gibi duruyor neyse Adresi bulup evine gittim.sanki yıllardır tanışıyormuş gibi sarıldık Couchsurfing ruhu bu başka söze gerek yok.

-Çantanı bırak hadi gidiyoruz. Dedi

Nereye? Dedim. 

-Tango’ya al bu biralarıda ( dolaptan iki bira çıkardı ) yolda anlatırım.

Atladık arabaya Vera’nın yıllardır geldiği tango stüdyosuna. Fantastik bir ortam, herkes o kadar şık giyinmiş ki, ben daha bu sabah Endonazya’da hamakta uyandım akşamına aynı kıyafetlerle Singapur’da Tango yapan insanların arasındayım. Hayat ?

  

Tango’dan çıkıp eve gelince, uzundur ihtiyaç duyduğum rahatlığı buldum. Öyleki otostop, tırmanış yada kamptan sonra normal bir yatakta yatmanın keyfi bambaşka birşey, o zaman çok daha anlamlı oluyor. 

 

Sabah dinlenmiş bir şekilde kalktım, kendime kahve yaptım birde güzel bir müzik ile kahvaltı yapınca nasıl de-şarj olduğumu hissettim. Vera’ya diyorum ki, ben şimdi bu enerjiyle buradan koşarak Malezya’ya kadar giderim! Gülüyoruz..
Öğleye doğru çantamı topladım , Vera’ya sarıldım geçici bir süre ayrıldım evden. Daha önceden Facebook’tan Ulaş bana yazmıştı, “Emre Singapur’a geldiğinde bende kalabilirsin”

-Şöyle demli bir çay içersek neden olmasın 😉
 Adresi alıp evine gittim. Birde ne göreyim, benim için mütavazilik deyince akla gelecek insanlardan. Harika bir evi var iki yabancı ev arkadaşı ile yaşıyor. Hemen çay demledi, biraz oradan buradan konuştuk. Nasılda özlemişim türk çayını, muhabbetini.
Ulaş, Elektrik mühendisi burada 1 yıldır yaşıyor, daha geçenlerde Dünya Turuna çıkmaya karar vermiş ve işinden istifa etmiş. Bunu duyunca ben heyecanlandım, hemen başladık üzerine konuşmaya, ne biliyorsam anlattım uzun uzun konuştuk, harika bir macera bekliyor onu. Şimdiden yolu açık olsun.
Akşama Çin yeni yılı kutlaması için ünlü meydan Marina Bay Sand olduğu yere gittik, dev ışıklı binalar arasından geçip yeni yıl için düzenlenen meydana geldik. Şuanda Dünya Turunda olan Kerimcan Akduman’da ulaşta kalıyor bir süre sonra oda bize katıldı bu vesileyle onunlada tanışmış oldum. Havai Fişek gösterileri lazer showlar derken eve döndük. Aldık ulaşı aramıza sen şimdi dünya turuna çıkacaksın ya….

  

Ertesi gün evde pinekleyerek geçirdim dinlenmeyi özlemişim, akşam a doğru Vera ve arkadaşlarıyla buluşmak üzere evden çıktım, Yeni yıl kutlamaları bir hafta sürüyor, gittik yine Marina meydana şarkılar, havai fişekler,lazerler derken birde geleneksel olan altın yakalama anına denk geldik. “Tanrı”nın elinden kağıt parçacıkları halinde havaya altın püskürtüyorlar bunlardan havada ne kadar yakalarsan o yıl o kadar zengin oluyormuşsun. Ben şans eseri bir tane yakaladım 🙂

  
  

O akşam Vera’larda kaldım. Sabah yine blues müzik, kahve sakin bir kahvaltı yaptıktan sonra aldık bir şişe şarap atladık bisikletlere, neredeyse baştan başa pedalladık o gün Singapur’u, ardından Ulaş’da katıldı bize, bu iki güzel insan tanışsın istedim ikisinde birbirinden iyi neyse Marina Bay Sand manzarası eşliğinde şaraplarımızı içip gün bitti derken, Çin yıl başında geleneksel olan aile ile akşam yemeği yeme davetine nahil oldum. 

– Emre akşam yemeğe gelsene babam kardeşim ben Çin lokantasına gideceğiz

Eminmisin, bu aile ile olan özel bir yemek değil mi?

 – Evet ama babam’da kardeşimde çok rahat insanlardır, beraber gidelim.

– peki o zaman 🙂
 Yemek davetine hayır diyemiyorum. Hafif çakır keyif restorana kadar pedalladık. O gün hayatımda ilk defa Çin yemekleri yedim hemde Çubuklarla. Bu güzel deneyim için Vera’ya çok çok teşekkür ederim. 

  
Singapur’a geldiğimde bir gün kalırım sonra hemen kaçarım diyordum, ama burası nedendir ilginç bir şekilde beni bağladı bir türlü ayrılamadım. Bir akşam Vera arkadaşları, Ulaş ve yeni tanıştığım yine burada yaşayan Ece ile hep beraber Clarke Quay meydanına gittik. Dans akşamı! Çok da güzel dans ediyorlar, kıskanmadım değil. Biz ulaşla böyle baka kaldık, kıvırıp duruyoruz ama çok belli yani oranın adamı değiliz, bizde onlara bildiğimiz dansı, halayı öğrettik tüm bar’ı halay çekerek dönüp duruyoruz.

 

O gün Ecelerde kaldım, bana humus yapmış bildiğin humus ya, Nasıl da güzel olmuş. Dedim sen benim Hatay’lı olduğumu biliyormuydun? Memleket hasretimi bir nebzede olsun giderdim.
Malezya’da bir arkadaşım ameliyat olmuştu, o sürekli aklımda idi ama yanında birileri var diye rahattım şimdi durumuda biraz kötüleşince sabah kalkar kalkmaz çantamı bırakıp yola koyuldum. Ece sağolsun bana yollukta yaptı, Şimdi yanındayım biraz daha iyi bugün,iki gün burada kalıp tekrar Singapur’a dönecem. Dualarınızı bekliyor, çabuk iyileşip Türkiye’ye dönmesi dileğiyle…

   
     

Dünyayı Yürüyerek Gezen Meigo Mark, 14 ülke, 8000 km | Yol Günlükleri

 İstanbul’da yeni eve çıkarken Couch Surfing kullanmak beni heyecanladıran asıl nedendi. Kendi evimde dünyanın her yerinden fark farklı insanları ağırlayabilmek onların hikayelerine ortak olmak düşüncesi bile bu heyecan için yeterdi.

Couch Surfing’den gelen ilk istek, kim derdi ki hayatımın kararını vermemde en büyük rolü oynayacak…gelin baştan alalım.

Kasım 2014 İstanbul’da bir akşam üstü

İstiklal caddesinde ki isfak’taydım, o zamanlar fotoğraf merağı epey sarmıştı sürekli oraya gidiyordum, duvardaki fotoğrafları sırayla süzüp diğerine geçerken telefonuma bildirim geldi baktım CS’den tekrar cebime koydum, fotoğrafları gezdikten sonra oturdum bi masaya telefonu tekrar açtım. Meigo Mark’ bir mesaj :

  

Estonya’dan İstanbul’a kadar 5 ay boyunca 3400 km yol yürüdüm ve biraz dinlemeye ihtiyacım var, beni ağırlayabilir misin?

Hani bazı anlar olur ya, yaşadığınız dünyanın dışına çıkarsınız, şöyle uzaktan bi kendinizi izlersiniz… Ne yapıyorum ben? Kimim? Nereden gelip nereye gidiyorum..az çok bu soruların cevabını kendinize vermeye başladığınızda tüm resmi görebilmeye başlamışsınız demektir.

Meigo ile 3 gün boyunca geçirdiğim zaman bana bunu sağladı, içimde bir şeyler uyandırdı, bir kıvılcım ateşlendi sanki, daha o zaman adını koyamıyordum, bilemiyordum.

Bir Adam düşünün, müzik üzerine mastır yapmış hayatı neredeyse 4/4 lük bir yaşam üzerine kurulu, istediği herşeye, yani onu mutlu edebilecek herşeye ulaşma lüksüne sahip, harika bir aile, arkadaşlar çevre…ve bu Adam bütün bunları arkasında bırakıp Dünyayı gezmek için yürümeye başlıyor, yanında dedesinden kalma bir saksafon ile…

Bir çok insanın hayal bile edemeyeceği hikayeler biriktiren bu adam, hayatımda tanıdığım en mütavazi insandır. 3 gün boyunca en küçük bir şeyi bile bana sormadan yapmazdı ki ben insanları ağırlarken onları rahat ettirmek adına, ev senin evin söylemleri defalarca söylememe rağmen. Hani çorabı yırtık çocuklar ayaklarını büker köşe koltukta çekinerek oturur ya hep öyle bir halde, yüzü hep gülen, gözleri hep parlayan bir adam düşünün.

  
iç dünyasını ne kadar zengin olduğunu ağzından çıkan her kelimede hissettiğin bir insan. Bilgisinin ve deneyiminin bu denli bir seviyede olmasına karşın bu mütavazilik inanılası gibi değil, ne Mutlu böyle insanlara.

Hiç unutmuyorum, bana anlattığı hikayelerden biride kilometrelerce onunla beraber yürüyen bir köpek, kamp atarken o çadırının dışında onunla yatıp sabah olunca beraber yürümeye koyulan bir köpek. Bu bana çok ilginç gelmişti, hele ki bir köpek için yaşadığı yeri bırakıp bir adamın peşine takılmak..

Meigo bugün Nepal’de 8000 km yol 14 ülke yürüdü, sayısız insan, yer, coğrafya tanıdı, anlatıldığında bile çoğu insanın inanmayacağını hikayeler biriktirdi ve dün paylaştığı Teşekkür mesajında yolculuğunu tamamladını bildirdi.

Onunda tanışmamızdan 1,5 sene geçti şimdi o evine dönerken ben Evimden kilometrelerce uzakta, Singapur’dayım. Kim bilir benim gibi kaç yüz tane insanın Dünya Turu hayalini gerçekleştirmesinde katkıya bulundu ona sonsuz teşekkür etmek için bu sizinle paylaşmak istedim

Dünya Turu 175. Gün | Yol Günlükleri 

   
    
    
    
 

Dünyanın En Büyük Hindu Tapınağı Prambanan’a Nasıl Kaçak girdim? | Endonazya Yol Günlükleri

3 gündür otostopla Yoldayım, ne duş alabildim nede doğru dürüst uyku uyudum ama herşey o kadar güzel ki..
.Dün gece otostop çekerken bir motorlu aldı beni Yogyakarta’ya gidiyormuş, nereden baksan 6 saatlik yol motorla gidilir mi yahu desemde atladım motora. Önce bir güzel yemek ısmarladı yağmur felan yağsada 3 saat yol geldik, ama kıçımız artık fena uyuştu durmamız lazım.

Bir petrol ofisine çektik, ben hamağımı açtım, o banka yattı. Sabah kalktık yine yola koyulduk, Yogyakarta’da neler var önceden konuştuk tabi bunlardan biriside Dünyanın en büyük Hindu tapınağı Prambanan. 20 dolar giriş ücreti varmış Nasıl girerim bilmiyorum ama bir yolunu bulacam dedim. Yol üstünde olduğundan bir baktım sağ tarafımda tapınak geçiyoruz, Dur dedim! Gidelim..

Askeri yönetim var sanki öyle kapılar güvenlik felan, zor görünüyor kaçak girme ama motoru sağa çektik, haritaya bakıyorum bekli arka tarafımda bir yer vardır…çok büyük bir alan üzerine kurulmuş.

Etrafında bir tur attık ama çift duvar var, birini atlasam diğerinde takılacam, aklını kullan Emre dedim, altı üstü içeri girip bir iki fotoğraf çekip turlayıp çıkacaksın yapabilirsin!

Çıkış bölümü ile giriş farklı yerlerde, çıkış bölüne gittim orada oturan polislere beni içeri alırmısınız dedim, biraz sert bi şekilde bilet alman  lazım deyip Girişi gösterdi. Anladım rica minnet olmayacak yalan söylemem gerekiyor.. O daha sözünü bitirmeden ama çantam içerde kaldı hemen bir dakikada gider alır gelirim dedim. Birbirlerini baktılar olmaz, git giriş bölümüyle konuş dedi. Dedim peki bana yardımcı olurmusunuz, tamam dedi benimle beraber girişe geldi.

Onlara söyledi, böyle böyle diye biletimi sordular çantamda oda içerde işte dedim. 5 dakika Aralarında konuştular sonra, 1 dakika al gel dedi! Nasıl koşuyorum ama! Sevinç’ten uçuyorum, yine başardım!



Tapınağa yaklaşınca, 4 öğrenci rehberliklerini geliştirmek adına orada ücretsiz tapınağı anlatıyorlar yarım saat boyunca anlattılar şiva hocasını karısını…hatta kulağına bir Dilek’le bulunmam için ısrar ettiler. Şiva duyacakmış.

 


Vesselam, yol açık dostlar, siz yeter ki çıkın! Öğrenecek çok şey var…