Parasız Dünya Turu 2.Bölüm | Parasiz Nasil Konaklama yapılır?

Bu yazimda Neredeyse Parasiz Dunya Turunu anlattim. Eger okumadiysaniy 1. bolum burada.

Parasiz Konaklama - Yol Gunlukleri

Yazının İkinci BölümüParasız Nasıl Konaklama Yapılır?

Dünya’yı gezerken konaklama en az problem olan durumdur. Bunun için onlarca alternatif sayılabilir. En başta Dünya’nın en güzel gezgin sitesi Couchsurfing.org bu sorunun cevabını veriyor. Bu siteyi kullanarak Dünya’nın her yerinde ücretsiz konaklayabilirsiniz. Evet Dünya’nın her yerinde. Bu yazımda Couchsurfing den Nasıl kolay yer bulunur yazımı okuyabilirsiniz.

Peki diyelim Couchsurfingden yer bulamadınız başka nereler olabilir. İşte bunlar benim şimdiye kadar konakladığım yerler. Bunun için yanınızda uyku tulumu bulundurmak iyi olacaktır.

Hamak
Yanınızda taşıyabileceğini küçük bir hamakla Dünya’nın en güzel manzaralında uyuyabilirsiniz.

Plajlar
Eğer Deniz olan yerlerde seyahat ediyorsanız kumsallar benim en sevdiğim yerleridir. Sinek ilacını unutmamak lazım

Garlar
Tren garları 7/24 açık olduğundan yaz kış ortam sıcaklığı açısından en iyi tercihler arasındadır. Genelde şehir merkezinde olduklarından ulaşım için güzel bir alternatiftir.

Trenler
Eğer gece yolculuk yaparsanız konaklamayıda aradan çıkarmış olursunuz.

Trene Nasıl kaçak binilir?

Parklar
Yine şehir merkezide olması ve zeminin çim olması güzel bir alternatif.

Restoranların bahçesi,
Bir çok restoranın bahseçi uyumak için güvenli yerleridir. Sahibinden izin alıp uyunacak en güzel yerlerden biridir. Çünkü sabah kalktığınızda ücretiz yemek yiyebilirsiniz.

Hosteller
Hostelde konaklama olarak ucuz bir tercih olsada, büyük ve kalabalık olan hostellerde herhangi bir boş yatağa gidip yatabilirsiniz. Şimdiye kadar defalarca yatmışımdır. Kimse sizin orada kalıp kalmadığını anlamaz.

Hosteslerin Ortak alanları,
Küçük bir hostel ise herkes birbirini tanıyor olacaktır. Hostellerin ortak alanında kalmanız en sağlıklı olan olur. Ücretiz duş alabilir, ortak mutfakta yemeğinizi yapabilirsiniz.

Otostopla tanıştığın birinde kalmak
Bu kısmı ulaşımda anlatacan ama otostop çektiğinizde %90 iyi insan profili ile karşılaşırsınız. Bu insanlar size yemek ısmarlayabileceği gibi evlerinize açabilirler.

Bu nasil oluyor derseniz Malezya Yol Günlükleri okumanizi tavsiye ederim.

Atm içi
Bazı ATM ler ev gibi. İçinde sürekli çalışan klimalar ortam sıcaklığı için ideal yerlerdir.

Mescid veya Camiler
İçerisi komple halı döşeli olduğundan çantanızı yastık yapıp bir köşede uyuyabilirsiniz. Genellikle sürekli açık olurlar, değilse bile ezan saatinde gidebilirsiniz. Sizin gibi uyuyan insanları görmek mümkün.

Workaway, Helpx
Bu sistem ile çiftlik, hostel, restoran gibi akla gelebilecek her yerde gönüllü olarak çalışarak hem konaklama hemde yemek masrafından kurtarır. Buralara uye olarak dunyanin her yerinde gonullu calisma imkani bulabilirsiniz.
Workaway ve Helpx sitelerini inceleyebilirsiniz.

Özetle kendinizi güvende ve rahat hissettiğiniz her yerde konaklayabilirsiniz.

1- Yazının Birinci Bölümü – Neredeyse Parasiz Dünya Turu


Buradan devam >

 Üçüncü bölüm – Parasız Ulaşım Nasıl  Yapılır?

Parasız Dünya Turu 3. Bölüm | Parasız Nasıl Ulaşım Yapılır.

BirincBölüm–  Neredeyse Parasiz Dunya Turunu

 İkinci Bölüm – Parasız Nasıl Konaklama Yapılır?

 

Üçüncü Bölüm – Parasiz Nasil Ulasim Yapilir?

Bunun en büyük cevabı tabiki otostop çekmek. Otostop kültürünün olmadığı ülkelerde bile ” Yardım Etme Duygusu ” otostop’u her yerde mümkün kılıyor. Neredeyse şimdiye kadar gezdiğim tüm ( 27 )  Ülker’de otostop çektim. Ve Türkiye’nin 70 ilini otostop cekerek gezdim. Otostopta en uzun soluklusu olanlari ;

Istanbul – Rusya Moskova Yaklasik 5000 km
Istanbul – Iran – Mandar Abbas Yaklasik 7000 km
Istanbul – Hatay ( Ege- Akdeniz  kisindan defalarca )  yaklasik 3000 km

Ayrıca Bazı ülkelerde tren sistemi açıklarla dolu, Avrupa’nın şehir içi metrolarında genelde kontrol olmaz, ücretisiz tersten binebilirsiniz. Ama bu durumda ” Türk’lerin Avrupa olan izlenimi büyük ölçüde itibar kaybedecektir. Zor durumda kalmadığınız taktirde bunu tavsiye etmiyorum.

Hindistan’da Trene Nasıl kaçak binilir?

Bu yazım Hindistan için olsa bile, bir çok ülkede mümkündür.

Bazı durumlarda araba taşıyan vapurlarla ücretsiz seyahat edebilirsiniz. Bunun için vapura binecek arabaya otostop çekmeniz gerekmektedir. Örnek : Gebze – Yalova feribotu

 

1- Yazının Birinci Bölümü – Neredeyse Parasiz Dünya Turu

2- Yazının ikinci BölümüParasız Nasıl  Konaklama Yapılır?

 

Full Moon Partisi | Tayland Yol Günlükleri 

Phi Phi Ada‘sında geçen günlerimi bu yazımda anlatmıştım. Eğer okumadıysanız buyurun… Şimdi Ko Phangan Ada’sında geçen Efsane Full Moon partisini anlatmak istiyorum.

Vize sorunu olmasa bu adadan daha çok kalırdım ama bir an önce otostop çekip ülkeden çıkmam gerekiyor. Bende ilk bota altayıp Phuket’e geldim. Vizenin bitmesine 5 gün var ve vizenin bitiş tarihinden 2 gün önce Asya’nın en büyük partisi Full Moon parti var. Bir karar vermem gerekiyor…eğer partiye gidersem ülkeden çıkmak için geç kalabilirim böylece sağlam bir para cezası öderim, yada otostop çekip tekrar Malezya’ya girip – çıkıp partiye yetişmeye çalışabilirim…ama Malezya işi biraz zor duruyor çünkü çıkarsam 3 gün içinde girereme durumu var felan…

velhasıl riski alıp Full Moon partiyi seçtim… Bu partiyi kaçırmayı göze alamazdım ve parti daha şimdiden iki kat heyecanlı olmaya başladı.

Phuket’den otostopla uzun bir yolculuk sonrası Surat Thai ye geldim. Burası partinin olduğu adaya yani Ko Phangan’a gitmek için ana karada son nokta. Binbir pazarlıkla feribot biletini aldıktan sonra adaya doğru 2 saat yolculuk başladı…


Adaya vardığımda akşam olmuştu, bottan inip adada yürümeye başladım. Yine her zaman ki bilinmezlik, nerede kalacam? parti nerede ? Ben Ada’nın neresindeyim? Neyse bir sahil bulurum uyurum ama önce hostellere bakayım belki ucuzdur 3-5 dolarsa kalırım zaten dün paramı kazandım dedim.

Sokakta yürümeye başladım, inanılmaz sessiz 3-5 restoran var şarap tokuşturan bir iki insan görüyorum. Sanırım yanlış adaya geldim felan diye düşünürken önüme bir hostel çıktı.
Merhaba, yeriniz var mı? Geceliği ne kadar?

– evet var, ama yarın Full Moon bu yüzden 100 Bath olan oda bugün 1000 Bath.

– Öh dedim. Sağolun…

Yürümeye koyuldum, hostel olmayacak galiba en azından duş alayım, sahile öyle gideyim dedim. Önüme çıkan ilk Hostele girdim.

” Wanderlust Hostel ”
Hey, selam!

Merhaba, merhaba…
Resepsiyona gidene kadar 5-6 kişiyle selamlaştık sanki beni bekliyorlar gibi…. Merhaba yeriniz varmı?

– Merhaba, hoşgeldin son bir yerimiz kaldı 700 Bath.

Teşekkürler, benim için biraz pahalı sanırım sahile gidip uyuyacam. Peki gitmeden çantamı buraya bırakabilirmiyim?

– Tabi bırakabilirsin, hatta istersen ( ortak alanı göstererek ) buradada kalabilirsin.

Gerçekten mi? Süper olur çok teşekkür ederim. Bende size yardım ederim öyleyse daha önce hostel tecrübem var sadece ne yapmam gerektiğini söyleyin yeter.

Halbüki hostel tecrübem Krabide gördüğüm ortam, biraz gözlem yaptım hepsi o.

– Harika, gel sana bir havlu vereyim duş al sonra beraber yemek yeriz. Bu gece delice bir akşam olacak, Full Moon kadar büyük bir parti var ” Jungle Parti ”

Bir an duraksadım, etrafıma baktım.
Akşam kalacak yer ✅

Yemek✅

Duş✅

Full Moon öncesi efsane bir parti ✅

ve Hostel’de kalan süper insanlar✅

Hepsi bir anda oldu bile, yol açık diye buna denir 😉

Akşam boyunca Hostelde insanlara oyunlar oynatıp, deli gibi eğlenmek ve eğlendirmek benim tek görevim. Bana bazı İçkiler sınırsız Böylelikle insanlar hotelden memnun kalıp, daha fazla içki içip her türlü kazanımı Hostele sağlayacak. Bunu tam anlamıyla en iyi şekilde yaptım, çünkü daha bir hafta önce Krabi’de gördüğüm çılgın Hostelden ne öğrendiysem burada uyguladım ve bir anda sevilen çocuk oldum.

Gece ilerleyen saatlere doğru insanlar şarhoş olmaya başladı bizde rengarenk boyaları çıkardık ve başladık insanları boyamaya. Sanki daha önce defalarca yapmışım gibi aklıma ne gelirse çiziyorum üstlerine, kafalar güzel olduğundan herkes woouw wouuw felan diyor ama ortada bir şey yok bir çiçek çiziyorum altı üstü hepsi bu.

 Taksi jeepler geldi hostelin önünde bekliyor, jungle parti zamanı. Parti ücreti ödememem için Nena, (hostelin sahibi) bize kendi kartını verdi. Atladık arabalara jungle a gittik. Bir Ormanın içi komple insan dolu olduğunu düşünün, heryerde deli gibi müzik çalıyor parti burada çoktan başlamış. Deniz’den uzakta olmamıza rağmen erkekler sadece shotlu ver kızlar bikinili…her yerde rengarenk saykokolik renkler ve uçan insanlar…

Parti boyunca dans felan derken ben bizimkileri kaybettim, sürekli birileri geliyor dans ediyoruz sonra değişiyor pek bende anlamıyorum olan biteni ama çok güzel eğlendim enerjisi harika insanlarla dolu bu ada. Sabaha karşı şehre giden bir taksinin arkasına tutundum. Taksi bizim hostelin olduğu yerin tamamen ters yönüne gitmiş. Neyse sabah olunca Hostele giderim dedim, sahile geçtim güneş beni uyandırana kadar plajda uyudum.

Sabah uyanınca otostop çekip Hostele döndüm, millet kendini Hostele zor atmış sanırım herkes bir yerlerde uyuyor. Bilardo masasında bile uyuyan vardı.

Bugün büyük gün, asıl partinin yani Full Moon olduğu gün. Hostelde yapacak iş çok ve benim gibi Hostelde çalışan iki insan daha var birisi Almanya’da yaşayan Türk Bugay diğeri Fransız Claire. Başladık temizlik yapmaya, yaptığımız pek bir şey yok aslında yatakların çarşaflarını değiştiriyoruz, yerleri süpürüyoruz felan normalde 2 saatte tüm iş bitiyormuş. Bugün hazırlık çok olunca temizlik bitince mutfağa geçtim barbekü yapmak için Sırbistanlı şefime yardım ettim

 Gönüllü olarak çalışmak kadar eğlenceli bir iş tarzı yok sanırım. Çünkü adı üstünde gönüllüsün, içinden geldiği gibi yapıyorsun böylece daha iyi bir iş çıkıyor.
Nena yanıma geldi,
– istersen bundan sonrada burada gönüllü olarak çalışabilirsin, adada ne kadar kalmayı planlıyorsun?

Aslında Full Moon’dan sonda hemen gitmem gerekiyor, vize sorunum var…

Akşam oldu, bu sefer hostel dışardan gelen insanlarla beraber daha kalabalık. Oyunlar, dans, müzik derken yine boyaları çıkardık
” pikasso sahnede ”

diye espiri yapıyor millet. Bende hafif çakır keyif tamamen düşünmeden delicesine boyuyorum çok eğlendim bu işi yaparken.

Marketten buz almaya giderken restoranın önünde oturan iki kız oturuyordu. Bugay onlarda davet etti partiye, onlarda bize dahil oldu ve büyük an geldi…. Taksiler hostelin önünde birikti…Saat 1 gibi doluştuk taksilere Full Moon Partisinin olduğu sahile…

 Sahili rengarenk, resimler boyalarla kaplamışlar, sokaklar insan kaynıyor. Ara bir sokak bulduk sahile açılan… Her bir barın önünde kumsala kurulmuş dev gibi sahneler var geri kalan yerler kumsal ve Deniz her yerde dans eden insanlar…

Partinin devamını videodan izleyebilirsiniz…

Phi Phi Adaları | Yol Günlükleri 

Phi Phi Adası gezi maceram iki Avusturyalı insan sayesinde başlamıştı. Bir önceki yazımda anlatmıştım. Biletimi alır almaz ilk bota atladım heyecandan içim kıpır kıpır 2 saatlik bir yolculuk sonunda ana adaya vardım…

Bu Ada’nın bende hikayesi çok eskiye, lise yıllarıma dayanıyor. Ben daha herhangi bir ülkenin dünya haritasında yerine gösteremezken bile bir arkadaşım

” Emre bak sana bir gösterecem, burası cennet ” diye ilk gösteren o olmuştu. O günden sonra hep bir şekilde karşılaştım ve gidilecek yerlerim listesinde en tepelere kadar yükseldi. Şimdi ise bu adaya ayak basıyorum… O insana buradan kart göndermek boynumun borcu 🙂

Hayatta bir şeyi gerçekten istersen evrende ki her şey onun olması için yardım eder o yüzden hayallerine dikkat et diye bir söz vardır. Bu söz beni defalarca doğrulamıştır Phi Phi Adası maceramda bunun en canlı örneğidir.

Ada’ya geldiğimde her zamanki gibi ne yapacağıma dair g hiç bir şey bilmiyorum neler görecem, nerede kalacam yada ne yiyip ne içecem bilmiyorum. Bottan iner inmez beni küçücük sokakların olduğu sağlı sollu rengarenk restaurantların, barların, meyve tezgahların olduğu bir yer karşıladı. Burada şirin bir tatil kasabası havası var. İlk iş olarak WiFi buldum ve etrafta neler var bir göz atayım hemde gece plajda uyursam çantamı nereye koyarım bir hostel bakayım dedim. Ada’da 2-3 tane çılgın parti hostellerinden var. Hemen plajdaki En çılgın olan Blanco Hostelde gittim.

Merhaba, yeriniz varmı?

-Evet var, 400 baht.

Süper arkadaşım gelsin belki beraber kalırız. Burada bekleyebilirmiyim?

-Tabi, burası bar istediğin kadar bekleyebilirsin

Çantamı nereye koyabilirim

-Şuraya koyabilirsin, buda WiFi şifresi istersen

Süper, teşekkürler
Çantamı atar atmaz, plajdaki minderlere serildim hemen. Arkamda çalan hafif house müzik önünde çarşaf gibi yeşil deniz, plajda Mutlu insanlar….derin bir nefes aldım. İşte buradasın Emre..


Hemen önümde bir kız yalnız başına oturuyordu. Birazda düşünceli arkadan fotoğrafı çok güzel çıkacağını düşündüm ve çektim. Sonra yanına gittim.

Merhaba, fotoğrafını çektim ama çok hoş duruyordu. Umarım kızmazsın 🙂

– Merhaba, hayır tabiki güzel olmuş bana gönderebilir misin?


Sonrasında uzun uzun muhabbet ettik, Katarina Almanyada yaşıyor oda tek seyahat ediyormuş. Akşam olunca sahilin sessiz kısmına doğru biraz yürüyüş yaptık sonra yarın Phi Phi Adaları turu yapacağını söyledi eğer yapmadıysam beraber gidelim mi diye sordu. İlk başta mırın kırın etsemde Avusturalyalı abilerin verdiği paraya kıyıp bende bir aynı turu aldım. Yarın büyük gün, tüm ünlü plajlar, Ada’ları göreceğimiz gün.

Onu hosteline bıraktım, bende olmayan hostelimin önüne gittim. Plaj çoktan çıldırmaya başlamış. Phi Phi adaları gece hayatı gerçekten tam bir çılgınlık. Ateş showları, oyunlar, her mekanda gümbür gümbür çalan müzik ve onların önünde deli gibi dans eden insanlar.
2-3 saat takıldıktan sonra Katarinaya yazdım.

-Çantamı senin hostesine koyabilirmiyim?
Tabi, birazdan uyuyacam hemen gelebilirsen…

Çantamı kaptığım gibi Hostele gittim. Hostel’de hosteli işleten dahil kimse yok. Burada uyumak fena fikir değil sanki 😉

Bu gecede rahat bir yatakta ücretsiz kalmış oldum. Sabah oldu kameraları kaptığımız gibi turun başladığı yere, gittik atladık uzun geleneksel tai botlarına ve başladı efsane yolculuk
İşte en karşımda Dünya’nın en güzel plajları…


Önce bembeyaz kumlar selamladı uzaktan…
Sonra her şey sessizliğe büründü, motor durdu…

Süzülerek, yavaş yavaş adaya doğru yanaştı uzun bot

Yan yana sıralanmış korsan tekneleri gibi duran botların arasına doğru…

Kuma gelince durdu, etrafıma bakındım. Gerçekten buradamıyım?

Bottan aşağıya atladım, suya deyince kendime geldim sanırım bu gerçek…

Kuma ayağımı bastım, tüy gibi İpek gibi akla gelebilecek tüm yumuşak sıfatlar…

Tur boyunca hissettiklerimi fotoğraflara bırakıyorum…


  
  

Gün batımından sonra ana kara Phi Phi ye döndük. Hostelde biraz dinlenip çılgın gece hayatına biraz takıldık. Geç saatte Hostele geldik yine kimse yok bir gece daha ücretsiz uyudum. Sanırım geceleri kimse kalmıyor burada.

Ertesi sabah olduğunda Katarina adadan ayrıldı bende nerede ucuz pilav yerim diye sokakta dolaşmaya başladım. Birisi elime bir kağıt verdi, kağıda baktım. Havuz Partisi ” Ücretsiz giriş ” yazıyor. Bu bir fırsat olabilir diye düşündüm, pilavamı yer yemez partiye gittim.
Parti efsane, öğlen saatlerine olmasına rağmen insanlar uçmuş. Garsonlardan birine yöneticiniz nerede diye sordum beni odasına götürdü.
Kendini tanıttım,

– Merhaba ben Emre, fotoğrafçıyım dünya turundayım. Eğer isterseniz partinin fotoğraflarını ücretsiz çekerim ama karşılığında bana sınırsız içki vereceksiniz.
Kabul etti, hatta baya hoşuna gitti ki benimde öyle. Zaten fotoğraf çekecektim hemde eğlenmek için sınırsız içkim oldu şimdi.


Önüme gelene içki ısmarlıyorum, en pahalı içkileri seçip içiyorum derken harika bir gün geçirdim. Akşam oldu ilk gün gittiğim Hostele gittim. Parti oradada devam ediyor ama ben çoktan yorulduğumdan hostelin terasındaki minderlere çıkıp uyudum. Böylelikle bundan sonra ki günlerde nerede kalacağımı bulmuş oldum.

5 gün böyle geçti bu adada, gündüzleri tanıştığım insanların fotoğraflarını çekiyor akşamları partiliyordum.

  Buranın birde ünlü adayı izleme tepesi var. Son gün Emelie ile oraya çıkalım gün batımını izleyelim biraz fotoğraf çekeriz dedik.

 Orada ise başka bir süpriz karşıladı. Dünya’nın en güzel manzaralı ofisine sahip iki çılgın Türk. Phi Phi Ada’sının fotoğrafçıları, İngilizce aksanından Türk olduğunu anlayıp hemen yanlarına gittim. Uğur abi ve Hasan abiyle tanıştım. Antalya’da fotoğrafçılık yapıyorlar kışları ise buraya geliyorlarmış. Oturduk beraber Phi Phi Ada’sının manzarasında Ahmet Kaya dinledik 🙂
sonra ücretsiz benim manzarada uçan, kaçan fotoğraflarımı çektiler.
Akşam oldu, bana yemek ısmarlamak istediler gittik hep beraber yemek yedik bol bol muhabbet ettik. Ada’nın son günüde böyle geçti. Çok teşekkür ederim güzel misafir pervelikleri için, umarım bir daha karşılarız dünyada bir yerde.

Vizem bitmek üzere olduğundan, hemen ülkeden çıkmam gerekiyor 4 günüm var. Ana karaya gideyim oradan otostopla çıkarım diye düşünüyordum. Ayrıca hemen girip çıkayım ki sonra buraların en ünlü partisi Full Moon Partisine gelirim diye tasarladım kafamdan.
İlk vapurla Phuket’e geldim. Çok öncelerden tanıdığım arkadasım Kenan’da Phuketde imiş. Buluştuk, gece çantaları alıp sahile gittik. Birde bimden aldığı pilakileri çıkarmaz mı, nasılda özlemişim. Tepemizde Kocaman ay, önümde pilakiler ve Türk arkadaşı bulunca kendimi Olimpos’ta kamp yapıyor gibi hissettim. Gel gör ki Taylandayız.

Sabah oldu, Kenan ayrıdı ben uyumaya devam ettim. Kalkıp bir an önce otostopa başlamam ve ülkeyi terk etmem lazım. Neyse Uyuşuk bir şekilde kalktım, çantamı topladım hiç gidesim yok. Karnımda fena aç şöyle bir adana kebap olsada yesem havasındayım. Aldım çantamı duvarın üstünde oturuyorum. Hemen yan tarafımda Bir adam eşinin fotoğrafını çekiyor, eşi şekilden şekle giyiyor Ada’m yattığı yerden çekmeye çalışıyor. Bende gittim yanlarına isterseniz profesyonel fotoğraflarınızı çekebilirim eğer beğenirseniz ödersiniz dedim. Telefonumdan daha önce çektiğim fotoğrafları gösterdim, kabul etti. 2 saat boyunca çekim yaptık. Bira ısmarladı, epey bir meyve yedik 5 yıldızlı otelde kalıyorlar. Fotoğrafın hepsini attım telefonuna editledim gönderdim, epey hoşlaşırsan gitti. Çıkartıp hatrı sayılır bir para verdi. Gittim sağlam bir yemek yedim ayrıca Full Moon partisine gidiş biletimde çıkmış oldu.

Ko Phangan Ada’sına doğru yola çıktım…bir sonra ki yazım Full Moon Partisinde görüşmek üzere…:)

Çılgın Krabi Macerası ( +18 ) | Yol Günlükleri

Otostop çektiğim Taylandlı amca Ao Nang ( Krabi ) gelince ben buradan dönüyorum sahil bu tarafta diyince aldım çantamı atladığım aşağıya. Sonunda geldim Krabi ye, önce dinlenmem lazım 2 gündür doğru düzgün uyumadım otostop, gece çıkmaları art arda geldi. 

Caddede bilinmeze doğru yürürken bir hostel gördüm, aslında daha çok bar’a benziyordu. ” Summer Party Hostel & Bar ” Dinlenecek yeri buldum dedim içimden, ilk önce sanki rezervasyon yapacakmışım gibi yer varmı diye sordum, maalesef bugün doluyuz diyince banada bir şans doğru. Yarın için rezervasyon yapalım öyleyse ama önce arkadaşlarımı beklemem gerekiyor onlara göre hareket etmem lazım dedim. Tabi tabi dedi, aldım çantamı içeri geçtim ortak alan minderin üzerine atlat atlamaz 4 saat aralıksız uyumuşum. Kalktığımda hostelde parti başlamıştı, hemde şimdiye kadar gördüğüm en çılgın parti. 

  
Daha gözümü ovarken, free shot wuhuuu diye ağzıma doldurdu tüm içkiyi. Millet deli gibi dans ediyor, daldım aralarına bende dans etmeye başladım. Sanki oranın sürekli giden parti çocuğu gibi. Sonra oyunlar başladı, ilk oyun uzun bir masanın etrafına insanlar karşılıklı olarak diziliyor ve herkesin elinde içki bardakları. Yoksa bile veriyorlar eline hemen. Oyun bir uçtan başlıyor ve karşındaki ile kadeh tokuşturup içiyorsun masaya koyup takla açtırarak ters çeviriyorsun. İlk sıra bitiren kazanıyor kaybeden taraftan herkes üzerinden bir şey çıkartıyor. Oyunun sonunda herkes çıplak kalıyor. 

Bu durum git gidece daha çılgın hal almaya başlıyor, kızlar bar masasının üzerine yatıp krem şanti üzerine sıkıp herkes sırayla ……neyse bu konuyu daha fazla derine inmek istemiyorum 🙂

  

Gece 12 ye doğru pub crawl wuhuu diyerek herkes çiplere koştu, n’oluyor demeye kalmadan kolumdan tuttu biri atla atla gidiyoruz…

3-4 jeep e bindik sırayla barları geziyoruz her barda içki veriyorlar ücretsiz. Meğerse bunun bileti varmış herkes 400 Bath Ödemiş benim haberim bile yok, ertesi gün hostelde ki duvarda fiyatı görünce anladım. 

Gece 4 gibi Hostelde döndük, herkes odasına çıktı bende önce minderlerde yatarım diyordum ama sonra odalara bi bakayım dedim. Boş bir yatak buldum geçtim orada yattım. Tabi alarmı kurdum sabah 8 e birisi gelmeden kalkıp minderlere giderim diye. 

Sabaha kadar çok güzel uyudum, kalktım birde kahvaltı varmış Hostelde açık büfe. Deme keyfime bu kadar bedava da yaşanmaz diyeceksiniz ama hepsi kendi oluyor ayarlasam tutmaz. Kahvaltıyı görünce 3 günlük yemeğimi yedim. 

Öğleye doğru çalışanlarla haşır neşir olduk epey muhabbet ettik. Buradı aynı Zaman’da bar olduğundan istediğin gibi takılabiliyorsun. Yatak bölümüne geçiş için kartlı sistem var bende ne zaman duş alacak olsam yada başka bir şey birinin içeri geçmesini bekleyip arkasından gidiyordum. 

Bu akşam dev bir parti olacağını öğrendim, patronun doğum günüymüş. Dün çılgın bir parti idi bugün daha ne olabilir dedim içimden. Hemen araya girdim, bu akşam fotoğrafçınız benim öyleyse dedim. Süper olur bizde sana ücretsiz içki ve kalacak yer veririz. Böylelikle 2. Gününde garantisi almış oldum. Akşam oldu, barbekü kuruldu bir güzel yemek yedik sonra patron geldi parti başladı. Patron bu kadar çılgın olmasa zaten böyle bir mekan nasıl işleyecek. 
   

 Dün akşam kadar gayet eğlenceli bir akşamdı.

Sıra geldi Ada’ları keşfetmeye. Phi Phi Ada’sına gidiş en ucuz 35 tl. Adaya Otostop çekecem. Nasıl giderim diye düşünürken aldım elime bir karton ve üzerine 

  
” Phi Phi adası benim hayalim, lütfen Oray’a gitmek için beni destekleyin ” 

yazdım. Sakin bir köşe bulup oturdum, 3-5 kişi geçiyor gülümsüyor fotoğraf çekiyorlar. Sonra bir kaç kişi harika diyerek para bırakmaya başladı, 1 saat içinde epey bir para birikti. Sonra 2 tane Avusturalyalı Ada’m geldi. Elinde pizza, kola. Seni arabandan gördüm dostum, Nasılsın? Nasıl gidiyor? Açmısın al bunlar senin için dedi. Bizde Phi Phi için geldik ben senin biletini Alacam toparlan hadi gidiyoruz! Dedi. Vallaha mı? ( Really ) Nasıl Mutlu oldum. Hem dünyada hala böyle iyi insanlar olduğunu görünce hemde Phi Phi ye gidebiliyorum diye. 

  
Phi Phi macerası böylelikle başlamış oldu…

Sokak Sanatı | Penang, Malezya

Sokak sanatı projesi Mirrors George Town  adıyla George Town Festivali ile 2012 yılında başladı. Litvanyalı sanatçı Ernest Zacharevic eserleri o günden beri müthiş bir hızla yayıldı ve ününe ün katarak bugün ki turistlik halini aldı. Şuanda Malezya’nın Penang Ada’sında bulunan bu eserler UNESCO tarafından korunmaktadır. 

1- Bisikletde ki Çocuklar

  


2- Sandalyenin Üzerindeki Çocuk

  

3 – Eski Motorsiklet

  

  4 – Basketbol oynayan çocuklar  
   

5- Erkek ve Kız kardeş

  

6- Skippy

 

7- Bruce Lee 

   

8Şemsiyeli Bisiklet 

  

 9- My own cafe  1952



 

10- Malezya’n insanı
 

11- Motor üstünde ki çocuk

    

12- Mangalcı kız 




 

13- Cartoon

 14- Salıncaktaki Kardeşler

  

Uzun bir süre unutamayacağım bir yol hikayesi | Malezya Yol Günlükleri 

……yolun kenarın beyaz bir levha gördüm, aldım üzerine ” Penang ” yazdım. Yaklaşık 40 dakika boyunca otostop çektim, şarkı söyledim hoplayıp zıpladım ( yol halleri ) bir baktım çok ilerde kırmızı bir araba durmuş. 
– Acaba bana mı durdu ?

– Kesin çiş molası, bana dursa burada dururdu.

– E arabadan kimse inmiyor?

– Bir el sallayım bakim ne tepki verecek

– Aha vala beni çağıyor……

Malezya zor başlasada unutamayacağım anılarla bitiyor olması benim nazarımda bu ülkeyi en üst sıralara koyuyor. Telefonun çalınması, Singapur’dan ban yemek, dost kazığı yemek…diye devam ederken Nihal ve Koray gibi iki güzel insanla tanışmamla herşey yoluna gitmeye başladı. Önce Nihal’i sağ salim ülkeye gönderdik sonra bende yola koyuldum. Kuala Lumpur gelince önce Konsoloslukları ziyaret ettim, Tayland, Kamboçya, Çin derken Vietnam’ın yaptığı ayıbı insan düşmanına yapmaz. Bunu başka bir konuda anlatacam.

Couchsurfing’den Nadia ile anlaşmıştık. Benimle KL merkezde buluştu aldı evine götürdü. Evinde benim gibi sırtçantalı gezginler vardı, hemen kaynaştık, gittik hep beraber yemek yedik. Bir kaç gün KL’de gezdik. Önce Batu Cave’e gittik sonra Çin mahallesine derken uzun zaman sonra tekrar yola çıkmanın, yeni insanlarla tanışmanın iyi geldiğini hissetim. Bu Zaman’da ailemin ve arkadaşlarımın desteğiyle ucuz bir telefon aldım.
Nadia Endonazya planı için ayrılmak zorunda kaldı. Bende yeni bir host aramaya koyuldum, ve aynı günde istek göndermeme rağmen Sam beni kabul etti. Bana gelmem gereken tren istasyonununu söyledi, trenin fiyatına baktım 4 ringit, ben bununla iki kere pilav yerim dedim ve trene kaçak bindim. Zaten ne soran oldu nede kimsin diyen. Sam’i istasyonda gördüm hemen tanıdı, arabasayla gelmiş, aldı beni evine götürdü. Sam 51 yaşında müslüman 3 çocuk annesi bir kadın. Benden önce gelen Amerikalı çiftle beraber öğle yemeği yedik, sonra aldı bizi etrafı gezdirmeye. Çocukluğunun geçtiği köyleri gezdik, Malezya’nın geleneksel pazarlarına götürdü bizi bir sürü yemek denedim, sonrada gün batmaya yakın biraz maymunlarla oynayalım diye bir tepeye götürdü .   

   

 2 gün süren güzel bir Couch surfing deneyiminden sonda tekrar yola koyuldum. Sam beni ana yola bıraktı otostop çekmeye başladım. Bu sefer hedefim Cameron Highlans, yani Malezya’nın yeşil yaylaları….  

  
6 gün Cameron Highlans’da kaldım. Bu süreçte Troji gibi müthiş bir insanla tanıştım. Troji burada doğmuş büyümüş, İngiltere’de yaşadıktan sonra buraya gelip kendi dizayn ettiği ve işlettiği bir müthiş bir hostel açmış. 5 gün boyunca beni burada ücretsiz ağırladı. Ağırladı derken odayı verip burası senin yerin deyip gitmedi. Sabahları Çinli ailesiyle kahvaltı yaptık, akşamları yemek yedik. Bana çubuklarla yemek yemeyi öğrettiler, hepberaber yemek yiyişime güldük çünkü göründüğü gibi hiçte kolay değil 🙂 
Nerdeyse her gün bir film izledim, bir kedi köşem vardı tüm günü orada kitap okuyup müzik dinleyerek geçirdim. Güneş batmaya yakın hostelin hemen arkasındaki tepeye domates tarlalarının arasına gidip, bir kaç domates yiyordum. Kokusu harika bu domateslerin… Bazı günler oldu çoluk çocuk ailecek hep beraber çiçek toplayıp onları paketledik. Hostele gelip giden birbirinden farklı insanlarla tanıştım. Bazen Hostelde kimse olmuyor telefonlara ben bakıyordum, yeni birileri geliyor odalarını gösterip hosteli anlatıyordum. Bir nevi buranın bir parçası oldum, bu kadar kısa sürede alışmamın tek nedeni troji…

  
 
Ve artık yola koyulma vakti geldi, Hostelde kalan bir Amerikalı kız otostop çekeceğimi duyunca, istersen seni ana yola kadar bırakabilirim dedi, süper olur dedim. Çantamı topladım herkese sarıldım bol bol teşekkür edip ayrıldım, ayrılırken içimi bir hüzün kapladı…çok alışmamak gerekiyor sanırım. Evet geriye güzel dostluklar ve anılar kalıyor ki bunları sindirmek, duygularına hakim olmak o kadarda kolay olamıyor. Ancak yeni bir anı, yaşanılan başka bir macera ve yeni insanlar bunu kolaylaştırıyor.

Ana yola çıktığımda hedefim Malezya’nın kuzeyindeki Penang Ada’sına gitmekti. Couch Surfing istek gönderip de cevap alamadığım tek yer burası oldu. Nerede kalacağımı bilmiyordum, çokta önemli değildi zaten matım var, uyku tulumum hamağım var daha önce yaptığım gibi bir park bulur uyurum diyordum. 

  
Otostop çekerken yolun kenarın beyaz bir levha gördüm, aldım üzerine ” Penang ” yazdım. Yaklaşık 40 dakika boyunca otostop çektim, şarkı söyledim hoplayıp zıpladım ( yol halleri ) bir baktım çok ilerde kırmızı bir araba durmuş. 

– Acaba bana mı durdu ?

– Kesin çiş molası, bana dursa burada dururdu.

– E arabadan kimse inmiyor?

– Bir el sallayım bakim ne tepki verecek

– Aha vala beni çağıyor…

Koşarak arabaya doğru gittim, bir Aile küçük kızlarıyla beraber Penang’a evlerine dönüyorlarmış. Tanışmaya başladık, bende kendi hikayemi anlattım, biraz şaşırsalarda sonra alıştılar. 

 
– Nasıl yani hep otostop mu çekiyorsun?

– Başına hiç kötü bir şey geldi mi?

– Peki biz almasaydık ne yapacaktın?

– Nerede uyuyorsun

– Yemek işini nasıl hallediyorsun?

– Ne iş yapıyorsun?

– Ailen ne diyor bu duruma
Tek tek cevapladım, 

Evet otostop çeliyorum sürekli, şimdiye kadar başına kötü birşey gelmedi umarım gelmez. Eğer siz almasaydınız bir park bulup yatmayı planlıyordum, bunu daha önce çok yaptım dışarda yatabilirim. Yemek için her zaman az bir param var, zaten genellikle pilav yiyorum ki 1 tl ye bol baharat soslu koca bir tabak pilav yemek mümkün. Ve bazen insanlar teklif ediyor yemeğe hayır diyemiyorum. Ailem ilk başta biraz endişeliydi ama şimdi sonuna kadar destekliyor, bana güveniyorlar. Couchsurfing gibi bir sistem var, onu zaten biliyormuşsunuz. 
Diye uzayıp giden bir muhabbet arada bir ” bu yaşta helal olsun ” imlemeri ile sorular devam etti. Bir ara mola verip yemek ısmarlamak istedi tokum deyince, mango aldı (tropikal meyveler harika).  

 

Nasıl mutlu oldum böyle küçük şeylerden mutlu olmayı yol öğretiyor insana. Senin gibi bir arkadaş edinmek bizim için mutluluk dediler, ve evlerinde istersem evlerinde beni ağırlayabiliceğini söyledi. Çok teşekkür ederek kabul ettim. Biraz önce mangodan mutlu olurken üstüne böyle bir teklif almak inanılmaz bir duygu. Yol süprizlerle dolu diye hep söylüyoruz ya işte onlardan birisi daha. 2 saat sonra Penang’a geldik. Gün batmaya yakın hemen eve gitmeyip seni bir tepeye götürmek istiyoruz, dedi. Baraj gibi bir yere geldik, burası tüm şehri tepeden gören bir nokta. Gün batınca eve doğru giderken biraz şehri süzdüm. Biraz Singapur’a benziyor dev gibi binalar düzenli şehir, Çin nüfusu yoğun…

 
Eve geldik, ve beni başka bir sürpriz karşıladı. Evin adresi bir kağıda yazıp anahtarı elime verene kadar anlamamıştım. Meğerse koca evi bana vermişler! Burası daha önce yaşadıkları ev 3 ay önce yeni bir eve çıkmışlar eski evdeki bir odayı bir kıza kiralamışlar. Kızda evde olmayınca evi bana bırakıp gittiler. Ev 20. Katta bir eski bir rezidans ama çok güzel birde havuzu var. Evde yok yok, içecektir yiyecekler istediğini kullan dediler. Ben bir iki saat kendime gelemedim. Yoldan tanımadığı birini alıp birde evlerini veriyorlar. Bu duygu hangi kelimelerle ifade edilir bilemiyorum, öyle güzel insanlar var ki dünyada umarım hayat boyu böyle insanlarla dostluk kurar tüm enerjimizi bu insanlar için harcarız. 

Yol güzel arkadaşlar, yola çıkın…