Hampi, Tapınak cenneti, Maymunlar Cehennemi | Hindistan Yol Günlükleri

Hindistanın büyüsüne öylesine kapıldım ki, bu kadar pis bir ülkede bu duygusu hissediyor olmak beni şaşırtıyor. Her gün bir önceki günden farklı güzel hiç gidesim gelmiyor bu ülkeden yakalandığım hastalığın adı ” Magic india ” goa da böyle söylüyorlar. Sanırım vizem bitene kadar burada kalacam. 

Kerala’dan sonra Banglore a geldim, burada CS üzerinden bulduğum bir grup gencin evinde 2 gün kaldım. 3 katlı ev tam bir Parti evi, her gün süper insanlar gelip gidiyor her akşam müzik son ses yaklaşık 20-30 kişi toplanıp sabah akşam kopuyorlar. Kendimi amerika gençlik filmlerinde hissettim, müthiş eğlendim. 3. Günün akşamı hepsine sarılıp ayrıldım evden, gece trenine atlayıp 12 saat sonunda Hampiye vardım. Tabi bilet almadığım için trenin içinde sürekli yer değiştiriyordum, kaçak binmede master yaptım. 

Hampiye vardığımda kendimi efes harebelerine gelmiş gibi hissettim. Her yerde tapınaklar, antik yapılar, tanrılar…ve onların üstünde oradan oraya koşturan maymunlar. Burası dünya üzerinde en çok tapınağı olan şehir yaklaşık 3000 tapınak ve 10.000 tanrı heykelleri var. 

   
İlk gün 2 rus arkadaşımla beraber günlük tuktuk turu aldık. 1250 ruple’den pazarlıkla 200 rupleye kadar indirdik. Ve tüm gün tapınakları gezmeye başladık. Tapınağın bir tanesinde bir kadın oturmuş yemek yiyordu. Yanına geçtim oturdum, oranın temizlikcisiymiş. Bu tapınakta 1001 tane tanrı var dedi her biri birbirinden farklı. Bende merak ettim sordum,

– Bunları görünce ne hissediyorsun? Nasıl bir duygu senin için?

– gülümsedi, eline kalbine koydu. Konuşmadı

Bazen kelimelere ihtşyacın yoktur zaten. Demek istediği açıktı.

Tura devam ettim,Bizim gibi bir sürü turist de aynı turu aldığından her noktada karşılaşıyoruz. Bir tapınağın önünde video çekerken, tuktuktan bir kız selam verip yanıma geldi. Kısa sarı saçlı, harika bi gülümseme ve enerjisi olan yarı Avustralya yarım Hong konklu Melanie ile tanıştım. Beraber tapınağı gezdik, birbirimize hikayemizi anlattık. Sabah gün doğumunu izleyelim mi diye teklifte bulundu numaralarımızı verip ayrıldık.  

 Günlük turun ardından, Couchsurfinden bir yer buldum. Adam 30 km uzaklıkta bir köyde yaşıyormuş, kalktı geldi benim için önce bir restoranda yemek ısmarladı sonra otelin birine götürüp ücretini ödedi. Benim evim buraya uzak burada daha çok rahat edersin dedi ve gitti. Şok oldum, daha önce böylesini görmemiştim. Daha neler yaşacağım bu CS sayesinde bakalım. 

Melanie ile 5:30 da meydanda buluşalım diye anlaştık, alarmı kurdum uyudum. Gece biraz zor geçti, üşütmüşüm sabah ona rağmen kalkıp melanie ile buluştum. O saatte her yer zifiri karanlık sokaklar yürürken uyuyan ineklerden ilerlemek oldukça zor. Tam 5:30 da melanie geldi, onun tuktuğuyla tepenin yanına kadar gittik. 600 merdiven sonunda tepenin zirvesindeki tapınağa ulaştık. Öyle sessiz ve büyüleyeci bir yer ki, bunu sağlayan melanie mi tapınak mı yoksa güneşin verdiği enerjimi? 

 Güneşi selamladıktan sonra uzun uzun oturduk sohbet ettik tapınağın çatısında, gün içinde neler yaparız diye konuşurken, göle gidip yüzelim dedik. 

Bir kaç otostop aracından sonra göle ulaştık, ağaçların altına eşyalarımızı bırakıp göle atladık. Hayatımda ilk defa bir gölde yüzdüm. Bunun Hindistan’da olması başka güzel bir deneyim.  
Akşama doğru şehir merkezinde bir tapınağın üstünde gün batımını izledik, ve artık ayrılık vakti geldi. 
Melanie şöförlü aracı var bu akşam Goa’a ya gidecekmiş sabah orada olup akşam uçağa atlayıp varanasiye gidecek, bende kuzeye doğru çıkacaktım. Sonra ise plan değişti istersen benle Goaya gelebilirsin araçta uyuyuz sabah polalemde yüzer kahvaltı yaparız diyince bu güzel teklife hayır diyemedim. 

Gece boyu beraber yolculuk yaptık, Polalem plajına vardığımızda saat 4 e geliyordu. Plaja geçip uyumaya devam ettik, güneşi bu sefer goada karşıladık. Artarda güneşi 3 defa selamlamış olduk. Harika geçen 2 gün…birbirimize sarılıp ayrıldık. Trene atlayıp bu sefer mumbai’ye doğru yola koyuldum…bir gece mumbaiden sonra diğer efsane şehir Udaipur…

 

Yılbaşında vizesiz gidilebilecek efsane ülkeler | Yol Günlükleri

1- Rio – Brezilya
İşte vizesiz gidilebilen efsane bir ülke daha, Brezilya. Güney afrikanın eğlence anlaşını duymayan kalmamıştır. Kuzey yarım kürede kar yağarken brezilyanın sahillerinde plaj partilenin düzenlendiği efsane bir yıl başı gecesi sizi bekliyor. 

  
  
2- Belgrad – Sırbistan
Balkanların başkenti olan bu efsane şehir, nehir kenarına kurulan boatlar gece birer club’e dönüşüyor. Avrupanın en ucuz gece hayatını sunan eğlencenin odak noktası belgrad’a yılbaşında atılan havafişek gösterileri nehrin üstünde görsel bir şölen oluşturuyor.

  
3- Hikkaduwa- Sri Lanka
Küçük bir tatil kasabası olmasına plaj partileri burada ün salmıştır. Dünyanın her yerinden gelen surf severler burayı adeta maimi sahillerine dönüştürmüştür. Yılbaşı için düzenlenen birbirinden güzel organizasyonlar ile 30 derece sıcaklıkta elinizde ucuz koktely ve bikininizle yılbaşına girebilirsiniz.

  
4- Kiev – Ukrayna
Kışın oldukça soğuk olsada yılbaşını geçirebileceğiniz en güzel şehirlerden biridir Kiev. Gündüz saatlerinde sokaklarda başlayan şölen gece hayatının kalbi olan Dnieper nehri kenarında devam ediyor.

  
5- Bankong – Tayland
Dünyanın en ünlü eğlence merkezlerinden biri olan Tayland yılbaşını geçirebileceğiniz en iyi ülke konumundadır. Buraya kadar gelmişken ünlü adaları ziyaret etmeden dönmek olmaz. 

  

Kerala Gezi Rehberi , Hindistan | Yol Günlükleri

Kerala eyalati Hindistan kültürüne baş kaldırmış kominist yönetimin olduğu, ineklerin kesilip yendiği haklın okuma yazma oranının %99 olduğu doğasının tropikal adadan hiç bir farkın olmadığı hindistanın en güzel eyalati kanımca. Merkezi Kochi’dir. Eski adı Ernakulam.

Kerala’ya nasıl ulaşılır.

Buraya yapılan yurt içi ve yurt dışı uçuşlar elbette bulunmakta ama tren varken onları kim alır?
Goa’dan ve Balgulere üzerinden günde iki sefer direk trenler var. Varacağınız tren istasyonu Ernakulam sounth ‘dur.

Kerala ‘da gezilecek yerler

Alappuzha
Burası beni Kerala’ya çeken asıl yerdi. Hindistan ‘ın venedik’i diyebilirim. Geldiğimde iyiki gelmişim dediğim çok an oldu. Binlerce doğal su kanalları nehirlerin ve göllerin birleştiği bir sürü adacıkların olduğu ve bu adalarda yaşayan insanların ulaşımların kanolar boatlar olduğunu hayal edin. Adanın birinde bir okul diğerinde evi olan çocuklar hayal edin. Adı backwater diye geçen bu ağ gibi birbirine bağlı nehirlerde halk için ulaşım sağlayan boatlar 10 rp ( 50 kuruşa ) hepsini 2-3 saat boyunca gezmek mümkün. Tabi param var benim derseniz turistler için bir sürü şirket hazır bekliyor yemekli Houseboat turları kano kiralama vs.



Munnar
Bir sürü tepeciklerin olduğu yemyeşil bölge, çay bahçeleriyle dolu yere ulaşmak Kochi merkezden 4 saat sürüyor.

Anna’s Ashra
Bu yer keralanın en popüler yerlerinden. Dünyada yaşayan iki kadın guru’dan birisi bu kadın ve on binlerce insan bu kadına sarılmak için tapınağa geliyorlar ve orada kalıyor. Herkese sarılan kadın bir çok kez haberlere konu olmuştur. Eğer spiritüel bir içtenliğiniz varsa bu kadının enerjinisi hissetmeniz kaçınılamaz.

Varkala Plajı
Bütün kerala halkının gittiği en ünlü plaj. Goa plajlarından sonra benim pek ilgimi çekmedi. Kochi merkezden trenle ulaşım 4 saat.

Tapınaklar
Keralada herhangi bir tapınağın festivallerini takip edin, en küçük temple bile bir hafta süren fillerle gösteriler yapılan dev festivaller düzenliyor.

Kerala Tapınak Festivali


Fort Kochi
Bir zamanlar kale bölgesi olan ve adınıda oradan alan kochinin turistlik bölgesi. Çin balıkçı ağları bulunan yere gün batımında gidip fotoğraf çekmek keyifli olacaktır.

 

Hindistan’nın Güneyinde bulunan Kerala Eyaleti

 

Goa Gezi Rehberi , Hindistan

Goa Rehberi, Hindistan ‘ın batısında yer alan bu eyalat, bir zamanların ” efsane ” bölgesi Hindistan‘a gelir gelmez müthiş bir merakla beni kendisine çekti. Hindistan’ın güneyinden 2 gün süren tren yolcuğundan sonra Goa’ya geldim. Sri Lanka’dan hindistana geçtiğimi özellikle belirtmek istiyorum. Hindistan’a gelipte Goa’yı nasıl gezeceğim diye düşünenler için hazırladığım bir yazıdır. Goa Rehberi

Goa’nın biraz tarihinden bahsedecek olursak ;

1500 yıllarda Portekizlerin işgali ve yönetiminde olan Goa 1960 yıllarında Hindistan‘ın zor kullanarak geri almasıyla hippilerin gözde mekanı oldu. Bu dönemde altın çağını yaşayan bu kuşak, ilk çıplak yaşam denemelerini burada denemişlerdir. Goa’da hala 1960-70 yıllarının hippie kuşağından kalma yaşlı abi ablalarımız yaşamaktdır.

Günümüzde turizm merkezi haline gelmesi eski büyüsünü kaybetmesine neden olsa da hala cennetten bir köşe olup, bir çok insanın buraya gelip de yaşama hayalini süslüyor.

 

Goa ‘ya ulaşım

Türkiyeden direk olarak Thy’nin Mumbai ( Bombai ) uçuşları gelmek mümkün. Buradan sonra 8 saatlik bir tren yolcuğundan sonra Goa’ya ulaşabilirsiniz.
Başkent Delhi’den gelmek içinse önce Mumbai ardından Goa’ya trenle çok rahat ulaşabilirsiniz. Hindistan ‘da tren ağları çok iyi durumda.
Öncelikle Goa’ya vardığınızda Goa şehir merkezinin yada bir Goa Tren istasyonu olmadığı belirteyim. Thivim yada Margoa tren istasyonunda inerek halk otobüsleriyle plajlara ulaşabilirsiniz.

Goa Rehberi, Goa nasıl gezilir?

Goa’yı kuzeyden yada güneyden gezmeye başlamak gerekir. Eğer kuzeyden başlarsanız sırasıyla

Arombol

En güzel sahilidir kanımca sakindir kafa dinlenir, ucuzdur.

Anjim

güzel sahili var kafa dinlemelik

Vagator

plajı güzel olmasada tepelik olması ve koy şeklinde olması farklı bir atmosfer yaratıyor. Trans partileri hafta sonu disco valeyde yapılıyor.

Anjuna

Sahili şimdiye kadar gördüğüm en çok gel gitin olduğu yer. Bu sahil benim hasta olduğum için en çok kaldığım yer oldu ayrıca bulduğum yerin güzel ve ucuz olması gece hayatının kalbinin burada atması buna en büyük etken. Tantra adında ağaç evlerde geceliği 10 dolara kiralanıyor. Eğer aşşağı kattaki yerde kalmayı isterseniz 3 dolara kalabilirsiniz.

Goa Trans Partiler ise

  • Liliput
  • Körli clup
  • Uv bar da nerdeyse her gün yapılıyor.

Baga

Trans partiler ve dev güzel sahili baya kalabalık.

Trans partiler burada da boy göstermekte olup en iyi mekan titos’dur

Calangute

Baga’nın devamı

Colva

Güzel sahil

Palolem

En sakin ve otellerin en az olduğu yer. Belkide Goa’nın en güzel plajıdır nedenide ulaşımın çok zor olması.


Canacona

Palolem’den sonra ki plajdır. Kimse yoktur nerdeyse kafa dinlemelik yer burası.

Bu Plajlar en ünlü güzel olanları. Buraları gezmenin en kolay yolu günlük 200 rp ( 10 tl ) motor kiralamak ve heryeri özgürce keşfetmektir.
Goa’da sezon kasım ortaları gibi başlayıp 6 ay sürüyor o yüzden muson sezonuna dikkat ederek planınızı yapın.

Arnavutluk Yol Günlükleri | Balkanlar

Yolda olmayı mario oyununa benzetiyorum , hep süprizlerle dolu. Mantarın , yıldızın yerini bilmiyosun ama hep atlaıp sıçradığın bi macera içindesin. bölüm atladıkça şehirler değişiyor , prenses bazen sonunda bazen seninle oluyor. ejderhalar sınır polisleri , geçince oyun değil bölüm bitiyor. yeni bir macera başlıyor.
Arnavutluk sınırı içinde giriyoruz saat akşam 7 ye geliyordu otostop çektiğimiz ve dilini hiç anlamadığımız iyi niyetli amcanın arabasında. Biz arnavutluğun başkenti tirana yön almamız gerekdiğinden bi kavşakta ayrılıyoruz arkasından ingilizce -türkçe bosnakça karışık iyi dileklerimizle. 
Tiran tabelasını takip edip arabaların bizi görebilecekleri bir yer ararken gözümüze kestiğimiz bir petrol ofisinin önümde otostop çekiyoruz , 100 km yolumuz olduğunu ve belli ücretlerde götürmek isteyen uyanık şöförleri es geçip otostop çekmeye devam ediyoruz. 
Bir anda duran güzel bi araç , nereye dediğimizde tiran yol ayrımına kadar bırakacağını güzel ingilizcesi ile anlatan bizim yaşlarda iki genç. Bu demek oluyor ki nerdeyse yolu yarılıyoruz. Yolda balkanların tarihinden, türkiyenin gelecek planlarına kadar dopdolu sohbet ettiğimiz kosavalı Irfan , bir kere daha kanıtlıyor dünyanın her yerinde böyle güzel insanlar bulmanın mümkün olduğunu. 
Yol ayrımında bizi petrol ofisinde bırakıp dönüyolar , daha henüz onunla tanışmanın mutluluğunu atamadan bi araba sesi duyuluyor. 
Bizim için tekrar dönüp gelmişler kendini bizim yerimize koyup o saatte orda ne yaparım diye empati kuruyor ve bizi Tirana bırakmak istiyorlar.
Böyle insanlar var arkadaşlar!

Hep beraber Tirana geliyoruz. Burası hiçte bloklarda yazan derma çakma bi şehir değil. Tam bi başkent şehri kocaman ışıklı devlet binalarından yol düzenine kadar , cafelerinden restrorantlarına kadar düzenli bir şehir. Araba ile bize küçük bir şehir turu yaptırdıktan sonra beraber bi restorana oturup yemek yiyoruz. O sırada mehmet yılmaz’ın (teşekkürü borç bilirim ) vasıtası ile iletişim kurduğumuz  

 Suelda ve Ambra’yı bize şehri göstermeleri için geliyolar.
Gece tiran sokaklarında dolaşıp bi cafede kahvelerimizi içiyoruz onların iyi niyeti , sohbeti ve kültüründen anladığım kadarıyla arnavutlar misafirperverliği bize çok uzak değil. Çok ısrar etmeme rağmen hesabı ödemeyi başaramıyorum içtimiz kahvelerin 

Gecenin sonunda bu iki şirin kıza teşekkür edip propaganda hostele yerleşiyoruz. 9 eurodan biraz eksik olan ücret aslında kışın bu vaktinde pek ucuz değil.

Duş , temiz yatak biraz sakinlik bize bu hostelin sunduğu imkanlar. 
İyi dinlenmek ve iyi beslenmek gezmenin altın kuralıdır. 

Sabah kalkıp kahvaltıdan sonra italyan mimari ile süslenmiş bu şehri keşfe çıkıyoruz. İlginçtir ki istanbulda bile çoğu yerde gördüğüm arnavut kaldırımlarını bu şehide göremiyorum. Belediye binaların önündeki kaldırımlarda bunu göstermelik olsada görmek mümkün. Opera binası , Arnavutluk tarihi müzesi , meydan cami ve kiliselerini gün içinde ziyaret ediyoruz. Bu şehirin çoğu bölgedinde akıllı kavşaklar kullanıldığından trafik ışıkları yok ve biraz karışık olan yoldan karşıya geçmek bizim buralardan farkı yok. Geçtiğimiz diğer ülkelerde yaya ışığına zor alışmışken burda kendimize geliyoruz 

  
Hava kararıyor ve bugün akşam ki planımız komşu ülke olan Makedonya da olmak. Hemen sınıra yakın olan olan bu ülkenin ve makedonların ortak olarak paylaştıkları Ohrid gölüne otobüs biletlerimizi alıp şehirde otobüs saatine kadar geziyoruz. 

Yerel birası ve ünlü balkan tatlısı tırlaçe denemeden bu şehirden ayrılmak olmazdı