Dünya Turu 11. Gün | Fas’dan Fransaya…

PAYLAŞ
  • Ne kadar zamanımız varmış?
  • 2 saat
  • Süper, haritada garın hemen yanında küçük bir koy gözüküyor hadi gidip biraz yüzelim, arınalım fas kokumuzdan
  • Koyu görünce farkettim de Barcelonada yüzmek için zaman bulamadığıma çokta üzülmedim aslında.
  • Fransanın güneyindeyiz, su biraz soğuk.

 

Ses’in çok ilginç bir şey olduğunu fark ettim çöl sessizliğinde. Kocaman gözünün alabildiğine bir boşluk ve hiç ses yok üzerine bindiğim devenin ayak sesi dışında. Deveye ters oturdum, adımlarını izliyorum. Güneş doğdu doğacak, kırmızı kuma rengini verdi bile.

Fas – Sahra Çölü

 

Tur,un bizi götürdüğü bir otelde kahvaltımızı yapıp yola koyulmadan önce turun programına taş koyup 1 saat ortalıktan kayboluyoruz, çünkü çölde koşmak yuvarlanmak istiyoduk. Epey süre aramışlar bizi geldiğimizde herkes bize çok kızgındı, özür diledik ama içten içede : bir daha ne zaman geleceğiz çöle diyorduk..

 

Emre Durmuş
Fas Sahra Çölü

Dünyanın en uzun tren yolculuğuna Fas’tan başlıyoruz. Marakeş’ten Fas treni ile Mekkes, oradan da Chefcaeouen ( blue city ) geçiyoruz. Burası alaçatıyı andırıyor, tüm evler binalar ağaçlar kaldırımlar taksiler her şey maviye boyanmış. Daracık Fas sokaklarının mavi olanları bunlar. Labirent gibi tek kişilik sokaklarda kaybolmak, şehri bilmeden ordan oraya geçmek bazen bir evin avlusuna çıkıyorsun bazen de diğer sokağa geçiveriyorsun.

Blue City
Mavi Şehir – Chefchaouen
Fas
Blue City sokakları – Fas Chefchaouen

 

Gün boyu gezdikten sonra bizim çilingir soframız ekmek zeytin peynir su ile güzelcene karnımızı doyuruyoruz giderken ise ağaçtan birer portakal ohh C vitamini de tamam. Tekrar yola koyuluyoruz. Cebelitarık boğazından vapurla İspanya’ya geçeceğiz ama oraya kadar tren yok. Otostop çekiyoruz ve 4-5 farklı araçtan sonra limandayız. Tek sorunumuz karşıya geçecek kadar paramız yok bir şekilde toparlayıp canımızı ispanyaya atıyoruz. Ordan sonra interrail biletimiz var parayla işimiz kalmıyor. Alcersirastayız ilk tren yarın sabahmış Malagaya geçelim ordan tren vardır deyip Fas’ın vermiş olduğu gazla saatlerce otostop çekiyoruz Malagaya doğru.

saatlerce yürüdük ve kimse durma - İspanya
Algesiras’tan Malaga’ya Otostop

Kimse almayınca tekrar garın yanına gidip açıyoruz uyku tulumlarını sabahın treni ile önce Malagaya, ordan Madrid sonra Barcelonaya geçiyoruz. Sadece İspanya trenlerinde olan bir özellik var trenlerin hepsi yüksek hızlı tren ve rezervasyonu şart koşuyorlar. Kaçak göçekte olsa bir şekilde Barcelonaya geliyoruz. Burdan hiç bir şekilde tren yok Paris’e hepsi dolmuş. Bizim yılların interrailcisi Bestami’den kaçmaz tabi hemen başka bir rota yapıyor ve Fransa’nın güneyine giden bir trene biniyoruz burası Cerbere adında küçük bir tatil kasabası. Şansımıza burdan direk Paris’e giden gece treni varmış.

Bestami : Ne kadar zamanımız varmış?

Emre: 2 saat

Bestami :Süper, haritada garın hemen yanında küçük bir koy gözüküyor hadi gidip biraz yüzelim, arınalım fas kokumuzdan

Emre: Koyu görünce farkettim de Barcelonada yüzmek için zaman bulamadığıma çokta üzülmedim aslında. Fransanın güneyindeyiz, su biraz soğuk.
Sahilin kenarına çantaları fırlatıp Buz suya bırakıyoruz kendimizi…
Akşam treni için rezervasyon yapılması gerekiyor, ama pc bozuk zaten yerde kalmamış. Biz trene biniyoruz bir şekilde sağda solda gideriz diye yayılıyoruz koltuklara her gelen kaldırıyor bizi başka yere geçiyoruz sonunda alıp pılımızı pırtımızı büyük bir boş alan buluyoruz. Burası bisikletlerin koyulduğu bölüm, çıkartıp uyku tulumlarını kıvrılıyoruz buraya. Saat 6:20 yaklaşık bir saat kaldı Paris’e. Bu arada biraz üşütmüşüm, umarım gün içinde kendime gelirim.

 

Eyfel Siyah Beyaz
Paris – Eyfel Kulesi


  Burası rüya şehir Paris… Aşıkların, sanatçıların şehri. Caddeler, cafeler, insanlar.. Aynı filmlerde gördüğüm, hayal ettiğim gibi biraz daha büyüğü..önce dünyanın en büyük ve en ünlü müzesi Lauvre müzesine, sonra Şanzalize caddesi sonra devasa Eyfel kulesini ziyaret ediyoruz. Bu akşam amsterdam için yolda olacaz..

 

yol günlükleri
Paris’den başka bir manzara

Yol Günlükleri

Bir önceki yazım olan Dünya Turu 7. Gün | Sahra Çölü başlıklı makalemde baharat kokulu şehir, deve ve dünya turu yol günlükleri hakkında bilgiler verilmektedir.

PAYLAŞ
Önceki makaleTürkiyede Otostop çekmenin en kolay olduğu 10 şehir
Sonraki makaleBisiklet ile İnterrail yapmak
Herkesin bir hayat hikayesi vardır ve bu yolu bireyin kendisin çizdiğine inanırım. Bende kendi hayat hikayemi yazmak, kalıplaşmış yaşam tarzlarından dışarı çıkmak istedim. Istanbul’da ki 3. Yılımın sonlarına doğru önce yaşadığım evdeki tüm eşyalarımı satıp hiç bir şeye sahip olmama duygusunu yaşadım. Daha sonra ise okulumu ve işimi bıraktım. Şimdi bir sırtçancam ve ben dönüşü belli olmayan bir dünya turundayım.

3 YORUMLAR

  1. koskoca Madrid’ten bir günde geçip gittiniz mi yoksa ben mi yanlış anladım.akıl vermek değil niyetim yanlış anlaşılmasın 🙂 oraya gitmek görülesi yerleri görmek biraz yaşamının içine dalmak değil midir? tadılası lezzetlerini tatmak değil midir? sürekli oradan oraya yolculuk şeklinde geçmiş sanki.bence daha çok hikaye tarzı yani yaşatarak bir anlatımla anlatsan hikayenin içine daha çok gireriz.keyif senin elbette ama daha sindire sindire geçsen gittin yerleri sanki daha güzel olur gibi Emre.

    • Merhaba Mahmut bey, bizim ilk durağımız Madrid idi. Onuda bu yazımda yazmıştım.

      http://yolgunlukleri.net/dunya-turu-1-gun/

      Ama söylediğiniz şeylere sonuna kadar hak veriyorum. Avrupa seyahatimi bir arkadaşımla beraber yaptım. Gezdiğim arkadaşım daha çok koşturmayı sevdiğinden bende ona ayak uydurdum ve tüm avrupayı koşarak gezdik. Ama şuan asyada tek seyahat ediyorum ve bir ülkeye en az bir ayırıyorum. Hatta 2 ay kaldığım ülkelerde oldu. Eleştriniz için teşekkür ederim

BİR CEVAP BIRAK