Dünya Turu 19. Gün | Amsterdam

PAYLAŞ

Son Amsterdam trenini kaçırmış garda oturuyoruz burası Paris de Nord…

emre durmuş bestami köse
yol günlükleri – Fransa Lille’de bestami ile garda tren bekliyoruz

 

Lille treninin gelmesine 1 saat var yerde oturmuş insanları izliyorum boğazlarım biraz ağrı yapıyor halsizlikte üstümde tabi bestami bir oraya bir buraya gidiyor takip edemiyorum çantaya sarıldım yatıyorum. Lilleden sonra Bürüksel ordan amsterdama geçeceğiz yolumuz uzun.
Lille treni ile 1 buçuk saatlik yolculuktan sonra trenden iniyoruz. Halsizlik ve dikkatsizlik üstümüzde kameram trende unutuyorum. Koştur koştur arkasından gitsemde yetişemiyorum. Hemen information’a gidip durumu anlatıyorum ama trenin dankee diye bir yere gittiğini oraya gitmem gerektiğini söylüyor. İlk trene atlayıp malum yere gidiyorum. Olay burda başlıyor…
Küçücük bir gar bir şef bi kaç güvenlik görevlisi var can havliyle kameram burdaymış onu anlamaya geldim desemde beni pek kaile almıyorlar. Yaklaşık 1 saat dil döküyorum bana kameramı versin diye fakat fransızca cevap verip ara sıra 2 gün sonra gel pazartesi gel gibi şeyler söylüyor. Hastalık bir yandan iyice beni zorlamaya başlıyor. Adama gitmem lazım vaktim yok uçağım var gibi bir sürü şey söylesemde sana yardım niye edeyim diyor. Türk ve Müslüman olmamdan epey rahatsız sürekli bunları tekrarlıyor. Bugün fransızlardan nefret ettiğim günün ilk günüdür. Bir süre sonra o kadar halsiz düştüm ki bana yardım et ve kameramı ver diye yalvardım. 10 € verirsen veririm dedi. Keşke yanıma almış olsaydım herşeyimi lille’de bestami ile bıraktım trene atladım. Bir türkü ikna edemedim. Sonra o küçük garın içine girip ingilizce konuşabilen kimse var mı diye bağırdım. Kendimi korku filmin içinde bulmaya başladığım andır bu. Kimse cevap vermiyor. Fransız milleti ve gıt ingilizceleri. Sonra gördüğüm siyahi bir adamın yanına gidip, ingilizce konuşup konuşamadığını soruyorum. Şansıma çat pat bir şeyler geveliyor. Durumu anlatıyorum ve 10 € ihtiyacım olduğunu lille gidince vereceğimi söylüyorum. Güç’de olsa ikna edip 10 € veriyor ve şefin yanına gidiyoruz. Kameramı yine vermiyor bu seferde bana yardımcı olan kişiyle fransızca tartışıp gönderiyor bizi. Onun söylediğine göre kameramın iyi bir şey olduğunu anladığı için kendine saklamak istiyormuş. Üzgün bir şekilde son trene atlayıp lille gidiyorum. Oraya vardığımda hastalığım biraz daha ağırlaşıyor ve yattığım yerden kalkamıyorum. Bestami ambulans çağırıyor ve hastaneye gidiyoruz. Film gibi herşey.. Ambulans görevlilerinden hastanedeki doktora kadar dilini anlamadığım bir ülkenin hastanesinde sedyedeyim, fransız doktorlar bir şeyler söyleyip gidiyor. Sürekli test yapıyorlar. Yaklaşık 4 saat sonra serumunda etkisiyle ayaklanıyorum. Yavaş yavaş kendimi daha iyi hissediyorum. Sabah olunca tekrar Dankee ye kameramı almak için atlıyoruz trene. Şef değişmiş ofise gidiyoruz onlarda yaklaşık bir saat bizi oyaladıktan sonra kamerama kavuşuyorum. Bundan sonra işler yoluna giriyor. Bu akşam amsterdamdayız.


Yola giderken, Fransa sınırı geçince hemen insanların ve çevrenin değiştiğini fark ediyoruz. Üçken ev mimarisi yemyeşil doğası ile önce Belçika sonra Hollanda’ya bizi karşılıyor. Sonunda Amsterdam Central’deyiz her şeyin yasal olduğu şehir ” Amsterdam ”

 

Amsterdam central istasyonu

İlk gün şehri gezip, tren garında sabahlıyoruz. Sonra dinlenmek için Airbnb’den bulduğumuz bir yoga evinde 2 gün kalıyoruz. Bu şehir bisiklet şehri, köprü ve kanallarla çevrelenmiş düzenli bir avrupa şehri. Bazen sokakta gezerken bu yaşam tarzına ne kadar uzak olduğumuzu farkediyorum.

 

Amsterdam Bisiklet ve Kanalları

 

3 gün sonra Olcay’ın daha önce kaldığı Den haag’da bir türk abinin yanına geçiyoruz. Burası küçük ama güzel bir ev Cihan abi bizi çok güzel ağırlıyor.

 

Cihan abimiz

Geldiğimizin ertesi sabahı kalkıp yakınlarda olan Giethoorn’a gidiyoruz. Önce bir kaç aktarma tren sonra otostopla Hobbit köyüne varıyoruz, hiç durmayan bir yağmur var deli gibi yağsada önce tekne ile köyü geziyoruz sonra suyumuz çıkana kadar köyün heryerini adımlıyoruz. Büyülenmemek elde değil. ” İnsanlar nerelerde yaşıyor yahu ” dedirtiyor her baktığımız ev. Biz yağmurda ıslanıp, evlerin önünden yürürken içerde şömine başında oturup dışarıyı izleyen insanlar görüyoruz.

Burası kesinlikle görülesi bir köy…

giethoorn yol rehberi
giethoorn köyü

 

giethoorn köyü
giethoorn köyü

 

giethoorn köyü
giethoorn köyü

 

giethoorn köyü
giethoorn köyü



Bir önceki yazım olan Dünya Turu 11. Gün | Fas'dan Fransaya... başlıklı makalemde bestami köse, dünya turu ve emre durmuş hakkında bilgiler verilmektedir.

PAYLAŞ
Önceki makaleParasız interrail yapmak
Sonraki makaleCouch Surfing Nedir? Couch Surfing Nasıl Kullanılır ve Tavsiyeler
Herkesin bir hayat hikayesi vardır ve bu yolu bireyin kendisin çizdiğine inanırım. Bende kendi hayat hikayemi yazmak, kalıplaşmış yaşam tarzlarından dışarı çıkmak istedim. Istanbul’da ki 3. Yılımın sonlarına doğru önce yaşadığım evdeki tüm eşyalarımı satıp hiç bir şeye sahip olmama duygusunu yaşadım. Daha sonra ise okulumu ve işimi bıraktım. Şimdi bir sırtçancam ve ben dönüşü belli olmayan bir dünya turundayım.

BİR CEVAP BIRAK