Dünya Turu 26. Gün | Danimarka – Kopenhag

PAYLAŞ

Hollandaya giden Hollanda’dan uzun bir sürede çıkamıyor derlerdi, aynen öyle oldu. Tam 8 gün kaldım bu ülkede. 

Den haag’da Türk host’umuz Cihan abi öyle güzel ağırladı ki hemde hiç tanımadan bizimle evini yatağını yemeğini paylaştı harika kahvaltılar hazırladı. İyi ki varlar böyle insanlar ki böyle insanlar hayata karşı umut ışığı oluyorlar. Artık veda vakti geliyor ve evden ayrılıyoruz.

Burdan sonra yol arkadaşım Bestamiyle bazı nedenlerden dolayı bir kaç günlüğüne ayrılıyoruz. Ben kuzeye o güneye gidiyor İsveç-Malmö’de buluşuruz diyip vedalaşıyoruz. Artık yolda tekim ilk hedef Kopenhag deyip atlıyorum trene, bunun için 15 saat’e yakın yolum var. Uzun bir yolculuktan sonra Almanya’nın Hamburg şehrine geliyorum. Trene binmeye çalışıyorum ki kuzeye giden trenlerin hepsi suriyeden gelen mültecilerle dolu. 2 saat sonra zor bela bir trene biniyorum. Yaklaşık 4 saat yolculuktan sonra tren boğazı geçmek için bir gemiye biniyor ve herkes trenden inip geminin güvertesine çıkıyor. Baltık denizini geçiyoruz. Gemi karaya yanaştığında kapılar bir türlü açılmıyor sürekli almanca ve danimarkaca anonslar yapılıyor. Gemide ve trende bir panik havası mevcut bir yandan gayet sakinler anlam veremiyorum. Sonunda bir kaç backpaker’a neler olup bittiğini soruyorum. Meğerse gemiden kaçmaya çalışan mülteciler olmuş ve polis gemiyi karantiya almış. Doğal olarak saatlerce mahsur kalıyoruz trende. Yemek ve su dağıtıyorlar bir süre öylecede bekliyoruz. Bir ara firstclass’a telefonumu şarj etmek için bölümüne gittiğimde polisin onları tek tek dışarı aldığını ve bir yere yönlendirdiğini görüyorum. Kaçar mı benden? hemen sırt çantamı alıp pasaportumla beraber firstclass’a dönüyorum. Kontrol edip benide bir otobüse alıyorlar ve Kopenhaga otobüsle devam ediyoruz. Böylece belkide sabaha kadar sürecek olan beklemeden yırtmış oluyorum.

 

Kopenhag
 
Kopenhag İskandinavya ülkelerinin en güzel şehirlerinden. Şehri yüzüstü görüp hemen 30 dk uzaklıkta olan Malmö’ye geçiyorum. Malmö İsveç’in en büyük 3. Şehri 10. Yüzyıldan kalma binalar şehri görkemli bir hal haline sokuyor. Burda CS’den daha önce ayarladığım Chaterinanın evine doğru gidiyorum. Güzel bir akşam yemeği ile uzun uzun sohbet ediyoruz erken kalkması gerektiğinden Chaterina odasına geçiyor.  

 
Bizde yine couchsurfinden gelen Ali ile aynı odayı paylaşıyoruz. Sabah olduğunda tekrar trene atlayıp komşu ülke Danimarka’ya tekrar geçiyorum. Keşfedilecek çok yer var Kopenhag’da. Önce Nyhavne ye gidiyorum sonra da şehri tepeden gören Vor Frelsers kilisesi tırmanıyorum daha sonra hemen yanında olan Özgür şehir Christiania’yı keşfediyorum.

  
Burası 850 kişi nüfuslu özgürlüğünü ilan etmiş bir mükemmel bir yer. Hippi’lerin uzun savaşlar sonucu aldıkları ve sonunda bir yerleri var dedirten harika doğası olan 34 hektar büyüklüğünde bir yer. Burda herşey serbest ve içeri polis kesinlikle giremiyor. Böyle bir yerin varlığı öyle güzel hissetiyor ki Gezi Parkı zamanlarını hatıyorum. Fotoğraf çekmek yasak olduğundan çaktırmadan bir tane çekmeyi başardım sanırım.

 

danimarka
Christiania – Kopenhag
 
Gölün kenarında gezerken bir kız beni durdurup birşeyler soruyor. Sonra ingilizce anlamadım deyince, parkın sonunu gösterip burda bitiyor mu diye soruyor. Bende hayır aslında devam ediyor ve çember çiziyorsun deyince elimdeki gösterip bana katılmak isterimsin diye soruyor. Why not deyip bir banka geçip sohbet etmeye başlıyoruz uzun uzun.. Önümüzde bir göl arkamızda yemyeşil orman atlı bisikletli insanlar geçiyor önümüzden. Norveçliymiş kopenhag’ı çok bilmiyor Odesse trenini bekliyor akşam

için erkek arkadaşının yanına gidiyormuş o zamana kadar burda vakit geçiriyor. Uzun zaman önce hippie olarak yaşamış ve artık sistem beni yendi, çalışıyorum diyor. Bende kendi hikayemden bahsediyorum. Cesaret gerektirdiğinden bahsediyor ve herşeyi bırakıp yola çıkmak harika bir duygu bende tekrar birşeyler uyandırdığın in teşekkür ederim diyor. Bu mutluluk verici bir şey. İnsanlar yaşadıkları hayatı aslında ne kadar kolay bir şekilde kendi istedikleri gibi bir yaşam tarzına sokmanın tamamen bakış açısı ile ilgili olduğundan bahsediyoruz. Hemen arkadamızda mega bir şehir insanlar bir şeyler için koşturuyorlar biz burda elimizdeki Elma’nın ne kadar keyif verdiğini anlatıyoruz birbirimize. 
Parkın etrafında büyük bir çember yapıp hiç tanımadığım ama çok güzel vakit geçirdiğim insanla vedalaşıyoruz. 

 

kopenhag gece hayatı
 
Kopenhag gece hayatı epey canlı, burda pupclawl’a katılıyorum yaklaşık 50 kişilik grupla o bardan bu bara geçiyoruz ne kadar içsemde bir türlü şarhoş olamadım o gece ilginçtir içkilerde alkol yok ! Gece 4 gibi tren garına geliyorum artık uyumam lazım. Mülteciler için getirdikleri battaniyeden alıyorum ve garın bir köşesine kıvrılıp yatıyorum. 

 

emre durmuş
kopenhag – yol günlükleri
 
Bir kaç gün boyunca şehride bisikletim ve kulaklığımla şehirde öylece dolaşıyorum. Bundan sonraki geceler uyumak için İsveç’e Malmö’ye gidiyorum gündüz tekrar Kopenhaga geliyorum. Eğer avrupada bisikletin varsa ulaşım inanılmaz kolay ve bence şehri keşfetmenin en kolay şekli. 
Interrail biletinin olması özgürce istediğin trene binmene olasılık veriyor. Hal böyle olunca rastgele trenlere binip farklı şehirleri keşfediyorum. Helsingor baltık denizinin kalesi gibi bir şehir. Bizim çanakkale gibi boğazı bekliyor. Çok önemli tarihi var havanın kötü olmasına aldırmadan turist akınına uğruyor görkemli Kronborg Kalesi.
Ertesi gün Aalborga’a gidiyorum hiç bir fikrim yok yine bu şehir hakkında. CS’den Mie’nın daveti üzerine 8 saatlik bir tren yolculuğu yapıyorum. Mir bana küçük bir koltuk ve yumuşak bir yorgan veriyor bu dinlenmem için çok iyi geldi gerçekten sabah olunca Mie’ya bir mektup yazıp sırtlıyorum çantamı ve yola koyuluyorum. Öğrenci şehri ve sakin şehir de 24 saat geçirdikten sonra tekrar Kopenhag’a dönüyorum. Yol arkadaşım Bestami gelmek üzere şu günler onu garda kaşılamak istiyorum. O gelince hedef kuzey’e Norveçe gitmek… 

   

Kopenhag – Aalborg tren hattı
       

  

  

  

Bir önceki yazım olan Dünya Turu 19. Gün | Amsterdam başlıklı makalemde amsterdam, dünya turu ve emre durmuş hakkında bilgiler verilmektedir.

PAYLAŞ
Önceki makaleCouch Surfing Nedir? Couch Surfing Nasıl Kullanılır ve Tavsiyeler
Sonraki makaleHarçsız Pasaport Nasıl Alınır 2015 – 2016
Herkesin bir hayat hikayesi vardır ve bu yolu bireyin kendisin çizdiğine inanırım. Bende kendi hayat hikayemi yazmak, kalıplaşmış yaşam tarzlarından dışarı çıkmak istedim. Istanbul’da ki 3. Yılımın sonlarına doğru önce yaşadığım evdeki tüm eşyalarımı satıp hiç bir şeye sahip olmama duygusunu yaşadım. Daha sonra ise okulumu ve işimi bıraktım. Şimdi bir sırtçancam ve ben dönüşü belli olmayan bir dünya turundayım.

3 YORUMLAR

  1. okuduğun kitap uçurtma avcısı sanırım harika bir kitap gerçekten.ayrıca keşke chirstiania hakkında keşke daha ayrıntılı yazsaydın(yaşam şekilleri vs…) yine aynı yorumu yapacağım.çok hızlı sindirmeden geçiyorsun sanki gezdiğin yerleri hemşerim.Oraya bir defa gitmişsin ve yaşamlarına karışmak, belli bir süre onlarla yaşamak ,kültürlerini öğrenmek ilgini çekmiyor mu? sanki sadece transit geçiyormuşsun gibi.

BİR CEVAP BIRAK