Dünya Turu 65. Gün | İran yol günlüklerim (1.bölüm)

PAYLAŞ

İran hakkında ne kadar önyargım varsa hepsini yıkıp attım burada. Dünyanın en misafirperver insanları bu ülkede yaşıyor, çocukluğumun Türkiyesi…
Her sabah bayram sabahı heyecanı

Her akşam ramazan pidesi sıcaklığı

Sokaklar, evler, dükkanlar yeşilçam film sahneleri

İnsanlar amcam, teyzem, babam, annem

İstanbuldan başlayan otostop serüveni ile İran’nın ilk şehri olan Tebriz’e geldik. Recep amcalara bol bol teşekkür edip vedalaşıyoruz. İki gün boyunca çok şey öğrendik. Onlar sayesinde İran’a güzel bir giriş yapıyoruz. image

İndiğimiz yerden henüz otostop çekmeye başlamadan arabaların hepsi art arda durup bizi almak için sıraya girmeye başlamıştı bile. Tabi birçoğu para istiyor, taksi gibi çalışıyorlar biz de “Pul Nederem ( paramız yok )” deyip kabul ederse atlıyoruz arabaya. 4 erkeğin otostop çekmesine bu kadar kolaylık sağlayacak başka ülke yoktur herhalde. Tebrizde yaşayan nerdeyse herkes Türk ya da Türkçe konuşabiliyor, o yüzden hiç zorluk çekmedik ve çekmiyoruz. İlk otostopla şehrin Bazaar denilen pazarına geldik.. Burası bizim kapalı çarşı,mısır çarşısı gibi bir yer ama her şey var, halk buradan giyecek yiyecek her türden alışverişini yapıyor. Oraya indiğimde gözlemlediğim ilk şey şu oldu ; ne kadar da Eski Türkiye… Bize ait eskide kalmış birçok eski örfün adetin sosyal yaşamlarındaki yaşayış biçimlerinin burda hala devam ettiğini görmek bana sanki zamanda yolculuk yapıyormuşum gibi hissettirdi. . Herkesin Türkçe ( Azerice) konuşması halkının Müslüman olması ve Osmanlı gibi bir devlet sayesinde aynı tarihi süreçlerden geçmek bana çok daha fazla samimi hissettirdi. Ne de olsa aynı tarihi paylaştığımız dönemler olmuş…image

  
Pazarın içine rastgele girip çıkıyoruz, labirent gibi daracık sokakların birinden bir diğerine atlıyoruz. Ara sıra önümüze birileri çıkıp bir şey ikram ediyor. Bazaar’da tanıştığımız bir amca yakındalar bir göl olduğunu ve epey güzel olduğunu söylüyor . Oraya gitmek için dışarı çıkıyoruz. Paraya ihtiyaç duyabileceğimizi düşünüp yanımızda getirdiğimiz 40 doları dinara çevirmek için girdiğimiz dövizcide biriyle tanışıyoruz. Bizim yaşlarda genç bakımlı bir çocuk. Şansımıza oda oraya gidiyormuş, “gelin taksiyle gidelim” diyor, taksi paramızı ödeyip Şah Gölün’e kadar getiriyor bizi. Önce gözümüze kestirdiğimiz bir kebapçıda, karnımızı doyuyoruz. Şah gölünün hemen kenarında olan restorant göle göre biraz aşağıda duruyor, bir göz atalım diye çıkıyoruz ve büyük bi hayal kırıklığı, hatta görünce gülüyoruz. Burası bildiğin Ankara gençlik parkı gölet, ortada bir şah evi var, tüm olay bu yani. Orda fazla oyalanmayıp, hemen yukarıdaki parka geçip biraz kestiriyoruz. Şah Gölünün karşısında bir nargileci bulup, keyif yapalım istiyoruz e bilirsiniz İranın nargilesi meşhurdur. image

Akşama doğru Tebriz merkeze otostop çekip, uyuyacak park arıyoruz. Romanyadan beri uyku tulumunu açmamıştık, Türkiyenin heryerinde couch bulduk, ama burda internete erişimimiz olmadığından couchsurfing zahmetine hiç girmiyoruz. Parka geçip çantalarımızı birbirine bağlayıp uyumaya koyuluyoruz. Sabaha kadar havlayan köpekler bir yana uzun zamandır bu kadar üşüdüğümü hatırlamıyorum. Sabah olmuyor bir türlü, kıçım donuyor resmen. Neyse kii sabah güneş doğduğunda biraz uyuyabildimde uykumu aldım. Parkta elimizi yüzümüzü yıkayıp,marketten zeytin ekmek alıp kahvaltı yapıyoruz. Ardından Tekrar otostopa çıkıyoruz kısa kısa otostoplarla ana yola kadar çıkıyoruz. Tahrana yaklaşık 650 km yolumuz var. Her bindiğimiz arabada kafa sallama videosu çekiyoruz. ( yakında onlarda olacak burda:)) Askerinden, çiftcisine binmediğimiz araba türü kalmıyor. Uzun bir tır yolculuğu ardından Tahran’a geliyoruz. Burası ülkenin Başkenti, nüfusun en kalabalık olduğu şehir. Şehrin bilmediğimiz caddelerinde yürümeye başlıyoruz. İki tane genç yaşlarca çocuk bize selam veriyor fotoğraf çekilebilir miyiz diye rica ediyor Azeri aksanıyla. Sırayla birbirlerinin fotoğrafını çekiyorlar. Tahran gece saat geç olduğundan her yer kapalı bizde bir park bulur yatarız diye tüm şehri yürüyoruz sonunda küçük çimlik alan bulup, uyku tulumların içine girip uyuyoruz. Yaklaşık 2 saat sonda yağmur başlıyor ve apar topar kalkıp hemen parkın yanında olan küçük bir çadırın altına giriyoruz. Bu çadırlar şehrin her yerinde var gece gündüz ücretsiz çay dağıtıyor Muharrem ayı dolayısıyla. Bir süre sonra çadıra da yağmur girince, saat 5 gibi açılan metronun Mescidine girdik burda güzelcene uyuduk taki saat 8 de mescidden kibarca kovulana dek. Kahvaltı yapmak için hem wifi’i olan hem de ucuz bir yer arıyoruz. Bu sırada bende wifi sormak için bir bankaya giriyorum ve yaklaşık 2 dk sonra çıktığımda bizimkilerin olmadığını fark ediyorum. Arkalarından biraz gidiyorum bulamayınca tekrar dönüp wifiden yazıyorum. Nasıl olsa wifi bulacaklar, saat başı belirlediğimiz bir yerde buluşuruz diyorum. Gün boyu birbirimizi bulamıyoruz. Bu durum şehirde tek dolaşmama, daha fazla gözlem yapmama imkan sağlıyor tabi ki. Bir iran hattı satın alıyorum, ve Safa’ların beni yönlendirdiği bir couch’a gidiyorum. Metro kullanıp epey yürümem gerekiyor adrese göre, benimde yanımda hiç tümen yok. Rica edip ücretsiz geçiyorum. Evi bulduğumda, şaşırtıcı bir couchsurfer modeli ile karşılaşıyorum. Kapıyı misafirlerden birisi açıyor ve beni içeri alıyor, bir kat aşağıya iniyorum ve karşımda dünyanın farklı yerinden bir sürü insan.. Kim ev sahibi bir fikrim yok, bana bir yer gösteriyorlar geçip güzel bir uyku çekiyorum dün gecenin acısını çıkarıyorum. Uyandığımda ortak alanda bisikletiyle Tayland’dan gelen çinli bir arkadaş tek başına müzik dinliyordu, sonradan bize dahil olan Alman Ericle epey sohbet ediyoruz fotoğraftan, kutuplar neden eriyora kadar konuşuyoruz. İlerleyen saatlerce yaşça bizden epey büyük birisi eve geliyor. Kendini tanıtıyor, ev sahibiymiş ( Hayyam house ) bana el çizimi bir harita ve bir anahtar veriyor. Hoşgeldin deyip etraftan ve evden bahsedip tekrar dışarı çıkıyor. Bu çok ilginç bir deneyim oldu benim için dünyanın farklı yerlerinden bir sürü insanla birlikte “Biz” olduk. Bestami wifi bulmuş, yarın otogarın oradaki ana yolda buluşalım diye mesaj attı, İsfahana doğru otostopa başlayacağız. image

Bir önceki yazım olan Dünya Turu 59. gün | İstanbul'dan Tahran'a Otostop başlıklı makalemde bedava gezmek, dünya turu ve dünya turu günlükleri hakkında bilgiler verilmektedir.

PAYLAŞ
Önceki makaleDünya Turu 59. gün | İstanbul’dan Tahran’a Otostop
Sonraki makaleDünya Turu 78. Gün | İran Yol Günlüklerim 
Herkesin bir hayat hikayesi vardır ve bu yolu bireyin kendisin çizdiğine inanırım. Bende kendi hayat hikayemi yazmak, kalıplaşmış yaşam tarzlarından dışarı çıkmak istedim. Istanbul’da ki 3. Yılımın sonlarına doğru önce yaşadığım evdeki tüm eşyalarımı satıp hiç bir şeye sahip olmama duygusunu yaşadım. Daha sonra ise okulumu ve işimi bıraktım. Şimdi bir sırtçancam ve ben dönüşü belli olmayan bir dünya turundayım.

4 YORUMLAR

BİR CEVAP BIRAK