Hong Kong Yol Günlükleri

PAYLAŞ

Hong Kong Macerası Öncesi

Aylardır güney asyada dolanıp duruyordum. Bu durumdan biraz sıkıldım. Çünkü hemen hemen asyanın kültürünü, insanını anladığımı düşünüyorum. O yüzden Vietnam, Burma ve Loas gibi değerli, birbirinden heyecan verici ülkeleri sonraya sakladım. Biraz farklı kültür tatmak, kültür şoku yaşamak istiyordum. Yeni okyanuslara yelken açmak istiyordum. Artık farklı bir şeyler görmek ( Kültür, Coğrafya) istiyordum. Çin bunun için oldukça uygun bir yer fakat, vizesi epey sorun. Benimde vizeye ayıracak zamanım yok. O yüzden Vizesiz Ülkeler seçecekleri arasında en uygun uçak bileti Hong Kong’a aylar öncesinden 70 dolara biletimi aldım. Bu sürede Kamboçya’nın popüler yerlerinide gezdikten sonra Tayland’a geçip bir kaç gün 2 dolara ucuz bir hostelde kaldım. Bu süreçte ne kadar istek göndersemde Couch Surfing’den kimseyi bulamadım. Dünya turumda ilktir CS’nin başarısız olduğu tek ülke Hong Kong. Hostel’den akşam vakti çıkıp havaalanına gittim geceyi havalanında geçirdim. Sabah 6:30 da uçağım var. Yeni bir macera başlıyor…

Şehre Giriş

Daha havaalanına girer girmez başlayan muazzam insan sesi oldukça ilginç. Çinliler kadar konuşan başka toplum var mı bilmiyorum. Adam havaalanın içinde ta bir köşeden öbür köşeye bağrarak bir şeyler anlatıyor, espiri felan yapıp gülüyor. Bende uçağa binene kadar oturdum bir köşeye onları izledim. Epey eğlenceli aslında sadece  bir süre sonra kafa kaldırmıyor. Kapılar açılınca itiş kakış uçağa bindik. Sabahın körü olduğu için gece boyu uyumamıştım, uçağa biner binmez uyuya kaldım. Uyandığımda yemek dağıtımı vardı, bir an sevinsemde yanımda hızlıca geçen hostese bakakaldım. Meğersem satıyormuş.

Uçak havaalanına indi, yine itiş katış hep beraber pasaport kontrolüne gittik.  Havaalanı oldukça iyi durumda, bakımlı. Bu arada ne zaman pasaport kontrolüne ne zaman gitsem heyecandan kaşım gözüm oynuyor, Türk pasaportu taşımak bu kadar heyecan verici olabilirdi ancak. Ülke vizesiz olsa bile bir şey olacak diye ödüm kopuyor. Neyse ki hazırlıklıydım. Sıra bana geldi, göz göze baktık. Selam verdim, pasaportumu aldı. Bu sırada çantamdan ücretsiz yaptığım uçak bileti ve otel rezervasyonları çıkartıyordum ki, pasaportu geri uzattı. Aha dedim bir şey oldu. Adama bakıyorum bir şeyde demiyor. Pasaporta bakıyorum damga felanda yok. Geçtim gittim ama kafam karışık. Geri döndüm, dedim ki ;

Hacı sen buna damga basmamışsın hayırdır?

– Damga felan yok bu kağıdı kaybetme.

İçimden bir oh çektim. Hızlı adımlarla havaalanından beni çıkartacak ilk çıkış kapısına gittim. İlk işim rezervasyon yaptırdığımı sandığım hostele gitmek. Tayland’da iken sayfam üzerinden yazan birisi (İsmini yazsam mı emin olamadım) destek olmak istediğini söylemişti bende Hong Kong için konaklama konusunda yardımcı olabilirsin, istersen demiştim. Neyse 3 günlük bir hostel rezervasyonu çıktısını attı bana. Onunla beraber yolu tuttum. İlk durak Cousway Bay. En ucuz şehre ulaşım yolu Otobüs gibi duruyor. Yorgun olduğum için otostop çekmeyi düşünmedim bile. Havaalanından oraya asıl gideceğimi sorduğum çinli kız iki katlı otobüslerden birine götürdü beni. Üst katına çıkıp en öne geçtim, en sevdiğim.

Yemyeşil tepeliklerin arasından kıvrılan yolda uzun bir süre gittik. Hong Kong’da bu kadar orman olacağını hayal bile etmezdim. Dev gibi bina, kalabalık bir şehirin içinde doğacağımı tahmin ediyordum. Arada bizim Toki evleri gibi yapılmış binalar görüyorum tabi bunlar en az 30 40 katlı küçük küçük apartmanlardan oluşan yerler. Bir süre sonra yüzlerce geminin olduğu dev bir limanın yanından geçtik. Burası Dünya’nın en büyük limanlarından biriymiş. Harbidende çok ilginç bir yer.

Yaklaşık bir saat sonra şehir merkezine girdik. İşte Hong Kong !

Hong KongEtrafa ağızımı ayırırken bir baktım inmem gereken durağı geçmişim, sırtçantamı kaptığım gibi şöföre koştum. Hacı, Dur inmem lazım. Tabi akıcı bir dille çince konuşuyorum. Hemen anladı, durmadı. Yada işine gelmedi. Yada anlamadı, aksanım biraz kaymış olabilir. Neyse bir sonraki durağa gelince indim, geriye doğru yürümeye başladım. Kafamı kaldırma mecalim yok zaten kaldırıncada başım dönüyor, nasıl yapmışsınız o kadar binayı yahu ! Neyse sora sora benim hosteli buldum.

Hostel Sorunsalı

Yorgun olduğum için hemen kendimi yatağa atmak istiyorum, bir önce dinleneyim sonra etrafı keşfetmeye başlıyalım. Resepsiyona gittim, benim bilgileri verdim. Rezervasyon yapımış ama ödenmemiş dedi. Nasıl olur, dedim bana yazan arkadaşa tekrar yazdım. Cevap vermedi, bir süre ortak alanda bekledim. Sonra yazdı, kusura bakma diye. Ardından tüm sosyal medyadan silmiş beni, anlamadım. Neyse yapacak bir şey yok. Kalmam lazım, bir geceliği ne kadar?

120 dolar, hong kong doları, öh! nereden baskan 45 tl yapıyor. Neyse benim yanımda bir günü karşılayacak kadar nakit para var. İnternete bakıyorum burası bu civardaki en ucuz yer. Mecburen aldım. Resepsiyonda ki kız beni bir odaya götürdü epey havasız, pencere yok ve küçük. Dedim beni başka odaya götür asabımı bozma! Tabi uygun bir dille dedim. 3 kişilik başka bir odaya götürdü. Yatağa atlar atlamaz uyuya kalmışım. Uyandığımda gece yarısıydı, bilgisayarımı açıp bir kaç işimi yaptım. Tekrar uyuya kalmışım. Hong Kong ilginç bir deneyim olacak, nasıl başa çıkacağım bende bilmiyorum.

Hong KongMelanie ile ilk Buluşma

Melanie’yi geçenki Hürriyetin yaptığı röportajdan bir çoğunuz tanırsınız. İlk o konuya açıklık getireyim de herkes derin bir nefes alsın 🙂 Melanie ile biz Hindistan’da gezerken tanıştık. Zaten Hindistan Yol Günlükleri videosunda epey yer alıyor. Orada iken gerçekten güzel zaman geçirdik. Bu hikaye gerçekten uzun ve özel. O yüzden belki sonra paylaşırım. Hindistan sonrasında hep iletişim halinde kaldık. O sürekli maceradan maceraya koşuyor bir bakıyorum Everest’e çıkmış bir bakıyorum Maldiviler’e gitmiş. Neyse Hong Kong’a geleceğimi duyunca epey sevindi tabi. Sonrasında Sayın İsmail Sarı benimle iletişime geçti, Hürriyet röportajı için. Epey muhabbet ettik, bir dizi sorular cevapladım gönderdim. Sorulardan biride Melanie ile alakalı idi. Cevaplamak istemedim çünkü hem özeldi hemde yanlış anlaşılacağını biliyordum. Doğal olarak öyle oldu. Hindistan’da hissettiğim duygu kesinlikle Aşk değildi. Bunu çok iyi biliyordum. Başlıkta gördüğünüz gibi Aşk’ı buldu gibi bir ifade var. Benim Melanie ile olan ilişkiminde ‘’ arkadaşlıktan ‘’ öte bir şey yok. Gazetecilik oyunu diyelim 🙂 Neyse dönelim Hong Kong’a…

Melanie ile benim hostelin önünde buluşmak için anlaştık. Sokağa çıktım, sağa sola bakarken parfümcüleri gördüm. İlgileniyor gibi yapıp bir kaç fıs sıkıp geri çıktım. Parfüm kullanmıyorum ama arada fena olmuyor 🙂 Çok geçmeden Melanie geldi, sarıldık. Uzun uzun 6 aydır neler yaptığımızdan bahsettik.

Hong KongŞehirde yürümeye başladık. Bir yandan muhabbet ediyordum bir yandan şehri izliyorum. Her yerde kocaman kocaman gösterişli binalar, Çinli insanlar, Çince renkli tabelalar. Otobüs ve tramvayların hepsi iki katlı. Şehir oldukça haraketli. Bir süre şehirde turladıktan sonra bir yere oturup buzlu kahve içtik. Yarın anneannesi ve dedesi ile öğle yemeği yiyeceğini benide davet etmek istediğini söyledi. Olur tabi dedim, hem onlarla tanışmış olurum hemde yerel lezzetleri tadarım.

Hong Kong

Akşam olunca Melanie Yoga’ya gitti bende hostele döndüm. O gece havaalanında bomba patladı. Tüm morelim bozuldu. Sabaha kadar haberlere baktım. Havaalanında tanıdığım check-in yapmış herkese ulaşmaya çalıştım. Allahtan hepsi iyi durumdaydı.

Bilgisayarda takılırken birisi yazdı, sansıma yine güzel bir insan hesabıma para yatırmış destek olmak için. Teşekkür ettim, böylece bir kaç günlük hostel paramda çıkmış oldu. Ayrıca  Obilet ve Vivi de bloğumda reklam vermek isteyince Hong Kong İçin bütçemi çıkarmış oldum. Böylelikle bu arada ilk defa bloğumdan para kazanmış oldum. Alexa sıralamasında da epey iyi duruma gelmiş şuan için Dünya 292k  Türkiye 10.9 K. Bu yüzden size yani günlük ziyaret eden okuyucularıma, gönderilerimi paylaşan facebook’da sizlere, bloğuma gösterdiğiniz ilgi için çok teşekkür ederim. Sizin sayenizde bunu yapabildim. Eksik olmayın.

Büyükanne ve Dede ile Öğle Yemeği ve Çin Yemek Kültürü

Ertesi gün metronun girişinde Melanie ile buluştuk. Çin sınırına yakın bir yere gideceğimizi söyledi 4 metro değiştirecekmişiz. Kulağa oldukça hoş geliyor. Şehir dışına çıkmak ilk olarak şehrin dışında neler olup bitiyor görmek iyi olacak. 1 saat süren bir yolculuktan sonra bir restorana geldik. Yaşlı iki tane birbirinden tatlı nine dede bizi bekliyor. Melanie’yi görünce sevindiler birden yüzleri güldü. Anneane epey iyi durumda ama dede biraz çökmüş. Yaşlarıda oldukça var, 80’in üzerinde sanırım. Menüden bir şeyler seçtiler, ben anlamadığım için öylece baktım. Yemediğim bir şey var mı diye sordu Melanie, hayır yok her şeyi yerim getir sen dedim 🙂

Hong Kongİlk önce Çin çayı geldi. Burada hangi restorana gitsen çayı ücretsiz ikram ediyorlarmış. Yemekten önce vücudu temizlediklerini söylüyorlar. Sonra diğer yemekler geldi. Adlarını hatırlamıyorum ama hepsi birbirinden lezzetliydi. Çin kültürüne bu kadar çabuk uyum sağlayacağımı düşünemezdim bile. Çin yemek kültüründe tüm yemekler ortaya geliyor masanın ortasında yuvarlak kısım dönüyor ve istediğinden alıp tabağına koyuyorsun. O gün hayatımda ilk defa güvercin yedim.Hong Kong

Biz neden güvercin yemiyoruz onuda anlattım. Büyükkanne arada bana Melanie aracılığı ile soru soruyor, ardından gülümsüyor. Ayrıca İstanbul’daki patlamayı duyduğunu ve bunun için çok üzüldüğünü söyledi. Yemek bittikten sonra biz Türklerin nasıl büyüklerimize saygı duyduğumu göstermek için ellerini öpüp başıma koydum. Onlarında epey hoşuna gitti.

Yemekten sonra Melanie ile şehre geldik, ikimizde yürümeyi sevdiğimizden baştan sona epey yürüdük muhabbet ettik. Ertesi gün yakınlardaki bir adaya gidelim mi,güneşleniriz yüzeriz biraz diye teklifte bulundu. Böylece yarın içinde planınımızı yapmış olduk.

Melanie ve Arkadaşları ile Adaya Gitmek

Hostelde uyandığımda saat 10’a geliyordu. Yukarı kata çıkıp kendime bir kahve yaptım ve uyanmamı sağladım. Dünden hazırladım çantamı kaptığım gibi dışarı çıktım. Melanie beni hostelin girişinde bekliyordu. Metronun girişinden diğer bir arkadaşıda alıp vapura gittik. 1 saat süren bir yolculuktan sonra Adaya vardık. Burası Hong Kong’a göre oldukça sakin ve daha yeşil. Önce Türk bir restoranta gittik yemek yedik. Onlara menüde olan yemekleri ne kadar anlatmaya çalışsamda beceremedim. Yemekleri sipariş verdik ama alakası yok. Türkiye’ye gelin orada deneyin diyecem, diyemiyorumda. Daha dün bomba patladı. Çok garip bir duydu. Artık tanıştığım insanları ülkeme davet edemiyorum. Üzücü.

Hong KongYemekten sonra plajların birine gidip, epey denizde vakit geçirdik. Denizde yüzmek iyi geldi. Son zamanlarda ki aklımda bir bir türlü düşünce beni rahatsız ediyor. Sürekli sorular soruyorum ve cevap arıyorum. Umarım geçici bir şeydir, çünkü psikoloji yolda en hızlı değişen şey. Korumakta öyle göründüğü gibi kolay değil. Neyse adada denize girmeyeli bir ay olmuştu. Sanırım adalar benim kaderim. Nereye gidersem gideyim, bir ada beni buluyor. Deniz sonrası rahatlama ile tekrar şehir merkezine döndük. İlginçtir, vucüdumda bir gram tuz hissetmiyorum. Sanki gölde yüzmüşüm gibi bir his var.


Deniz Sonrası Çin Akşam Yemeği

Hong KongŞehre geldiğimizde Melanie çin yemekleri denemem için beni bir lokantaya götürdü. Bu lokantanın önünde onlarca canlı canlı deniz ürünü var, tüm denizaltını tutmuş getirmiş adalar. Neyse içeri girdik ansiklobedi gibi bir menü geldi. Tabi ben hiç bir şey anlamıyorum, içeriği İngilizce yazsa da anlamıyorum. Melanie’ye dedim ki ; sen ortaya söyle bir şeyler. Her şeyi yerim ben, bakalım neler varmış. En azından denerim. Yine ilk önce çaylar geldi. Sonra ısınma turları başladı. İlk karadesli fasülye karışımı bir şey geldi. Ben oldukça sevdim açıkcası. Sonra kokusunu hiç beğenmediğim zaten ne olduğunu anlamadığım tuhaf bir şeyler geldi. Onu Melanie’nin önüne uzattım. Sonra bir tepsi dolusu midyeye benzer bir şey geldi Aha dedim bu benim yemeğim. Bol baharatlı, lezzetli bir şeydi. Sonra bir kaç bir şey daha geldi ama çok hemfikir değilim ne yediğimden. Genel olarak deniz ürünleriydi.Hong Kong

Dışarda Sabahlamak

Hostele epey geç geldim. Geldiğimde odaya giremedim çünkü kartımın süresi dolmuş ve ben uzatmayı unutmuştum. Tekrar resepsiyona gidip uzatmak gerekiyor ve bunun için bende para alacak. 7-8 saat için para vermek istemedim. Çantamın güvende olduğunu bildiğim için tekrar dışarı çıktım. Şehirde uzun uzun dolaştım. Herkes uyurken ayakta olmak güzel hissettriyor. Özellikle hiç bilmediğin bir şehrin, denizini izlerken.

DSC08117_FotorSabaha karşı 4 gibi yürümekten yorulunda 24 saat açık Mc Donals’a gittim. Biraz kestirebilirsem en azından ertesi güne dinç olurum diye düşündüm. Bir köşe koltuk bulduk tam dalmışım ki temizlik görevlisi uyandırdı. Çinçe bir şeyler söyledi ama anladım, uyumak yasak diyordu. Etrafta uyuyan insanları göstererek ”Sadece başını masaya koyarak” uyuyabilirsin dedi. Tamam dedim, etrafa baktım hakketen bir sürü insan masaya başını koyarak uyuyor. Ben tekrar uzandım, aradan çok geçmeden yine geldi, uyandırdı. Baktım olacak gibi değil, tekrar dışarı çıktım.

Mc Donals, Hong Kong

Telefona baktım, yakındalarda bir park gözüküyor. Parka doğru yürüdüm. Saat 5’ya geliyordu. Yani bir iki saat sonra hava aydınlanacak. Parkta güzel bir bank bulup epeyce uyudum. Çokta rahattı. Saat 9 gibi bu seferde güvenlik geldi. Parkta uyumak yasak diyor. Burası park yahu, onada sinirlendim inadına tekrar yattım. Bu seferde yağmur uyandırdı. Yağmur dediğin, az az yağmaya başlar sonra hızlanır. Sanki başımdan aşağıya su dökmüş gibi ıslandım. Bugün bana uyku yok anlaşan. En iyisi gidip güzel bir kahvaltı yapmak.

Lamma Adası Macerası

Hong KongKahvaltı yaptıktan sonra Melanie’ye mesaj attım. Bugün plan nedir? -Lamma adasına gidiyoruz !
Bir saat sonra iskelede buluştuk, bir tekneye bindik. Yarım saat süren bir yolculuktan sonra sessiz sakin bir adaya geldik. Bu ada bizim İstanbul’da ki kınalıadaya benziyor. Gittiğimizde biraz acıkmıştık, çinlilerin şekerli ekmeği ile buz gibi birer coconat aldık.

IMG_3510_Fotor Sonra Melanie’nin bu adada yaşayan arkadaşının evine gittik. İngiliz bir kız, ve diğer arkadaşlarda oraya gelmiş. Hep beraber pılıpırtı toplayıp plaja doğru epeyce yürüdük. Yolda giderken terağlı bir mısır ve ev yapıp bira aldık. Plaja oturduk ve bol bol sohbet ettik. Haftasonu olduğu için deniz epey kalabalıktı yüzmek yerine izlemeyi seçtik.

Hong KongAkşama doğru bir restorana gittik. Hayatımda yediğim en pahalı döneri burada yedim sanırım. 100 HDK  ödedim toplamda. Yani bir gecelik hostel parası. Asyada 50 kuruşa pirinç yerken ne kadar mutlu olduğumu düşündüm.

Hong KongAkşam olunca vapura binip hep beraber şehre döndük. Onlar Shan’nın evine film izlemek için geçti bende Hostele geri dönüp hep işlerimi halledeyim hemde rezervasyonu yenileyim istedim. Param varken harcıyorum, yoksa da bir şekilde yolunu buluyorum işte. Sabah dinç olmak istiyorum, o yüzden erkenden yattım.

Melanie ile Şehir Turu

Sabah Melanie ile metro istasyonun girişinde buluştuk. Bugün Hong Kong’un daha ucuz kısmı olan Kawloon bölgesine gideceğiz. İlk önce nostajik bir bot ile karşı yarım adaya geçtik. Dev gibi binalar arasında dolaşırken bir otele götürdü beni. Bu otel Hong Kong ilk otellerindenmiş. Oldukça lüks ve eski. Bizim Pera palas gibi. Önüne parkedilmiş ferrari ve porsche’lerin yanından geçerek sarayın içine girdik. Şarap eşliğinde öğle yemeği yiyen insanlarla göz göze geldikten sonra otelin diğer yerlerini gezdik.

Hong Kong

Dışarı çıkıp bu sefer deniz kenarında bir yerde yürüdük. Burası Hong Kong Adasını tam karşıdan görüyor. En ucuna gidip, uzun uzun sohbet ettik.Öğlenden sonra şehrin daha iç taraflarına girip, kalabalık caddelerlen geçerek çin eczaneleri, ayakkabılarını,pazarlarını gezdik.

Hong KongEpey susayınca meyve suyu içmek için küçük bir cafeye oturduk. Melanie ile geldiğimden beri beraber bir yerlere gitme planı yapıyoruz. Nereye gitsek acaba, bol bol hiking yapacağımız bir yer olmalı hemde farklı bir yer olmalı felan diye düşünüyorken Fiji, Vanuatu gibi seçenekler bizi çok heyecanlandırdı. Bilet fiyatlarına ikimizde bakmak istemiyoruz heyecanımız kaçmasın diye, günlerdir konuşup duruyoruz ama. Bugün bakmaya cesaret ettik ve korktuğumuz kadar pahalı değilmiş. 300 dolara biletler var. Aslında bu benim için zor. Ama hiç bir zaman hayal etmemi engellemeyez. Bugün olmaz ise yarın olacağını biliyorum.

Melanie’nin Evine Gitmek

Akşam olunca Melanie ile Shan’ların evine gidip film izleyelim dedi, orada ”stone” oluruz. Kulağa oldukça hoş geliyor. Atladık metroya şehir merkezine gittik. İlk önce Melanie’nin evine oradan Shan’lara gideceğiz. Bu arada ilk defa Melanie’nin evine gideceğim. Gerçekten merak ediyorum, sürekli evinden paylaştığı gün doğumu fotoğrafları inanılmaz güzel. Metrodan sonra bir taksiye binip oldukça yüksek bir yere geldik. Taksi özel bir binanın önünde durdu, bina nereden baksan 40 katlı. Sanki otele gelmiş gibi hissetim. Hani şu yuvarlak taksilerin döndüğü yerler varya öyle bir yer. Kapıdaki güvenlik Melanie’yi görünce kapıyı açtı içerik girdik. Her şey parlıyor, bu kadar lüks olduğunu tahmin etmiyordum. Asansöre bindik, 38.kat’a bastı. Anlaşılan manzaranın güzel olması bundan kaynaklanıyor. 38.katta ev mi olur yahu

İçeriye girdik annesi karşıladı, beni tanıttı, bende gülümseyerek selam verdim. Sonra hemen geliyorum istersen balkona geç bekle dedi, tamam dedim. Etrafı süzmeye başladım, aklıma ilk gelen bu kadar pahalı bir ülkede böyle lükse sahip olmak? Salonun ortasında camdan dev bir masa var, hemen arkasında bir kaç tablo ve yanındaki pencereden hong kong tepeden görünüyor. Salonun diğer tarafında ise balkon ve balkondan görünen manzara.

Hong KongManzarayı görünce fotoğrafı felan unuttum, daldım. O sırada Melanie geldi. Bazen sadece izlemek istiyorsun değil mi?

Hong Kong’da ilk günler böyle geçti. Bundan sonra tapınakları gezmeyi planlıyoruz, dua edip fal baktıracam ve Hong Kong’un dillere destan doğa yürüyüşü parkurlarını gezeceğiz, oldukça çılgın günler bekliyor. muhtemelen Çinin Vegas’ı dedikleri Macau’ya gideceğiz. Facebook sayfam üzerinden düzenli olarak günde bir kaç fotoğraf paylaşıyor olacağım. Mutlaka takip edin.

Yol Günlükleri

 

Not : Eğer videodakini yaparsanız gönderileri kaçırmazsınız. 

Bir önceki yazım olan Bayram Ne Demekti? Şimdi Bayram Ne demek? başlıklı makalemde bayram demek, bayram ne demek ve eskiden bayramlar hakkında bilgiler verilmektedir.

PAYLAŞ
Önceki makaleEn İyi 10 Ucuza Konaklama Yöntemleri
Sonraki makaleHong Kong’da Bir Müslüman Olarak Budist Tapınağına Gidip Dua Etmek
Herkesin bir hayat hikayesi vardır ve bu yolu bireyin kendisin çizdiğine inanırım. Bende kendi hayat hikayemi yazmak, kalıplaşmış yaşam tarzlarından dışarı çıkmak istedim. Istanbul’da ki 3. Yılımın sonlarına doğru önce yaşadığım evdeki tüm eşyalarımı satıp hiç bir şeye sahip olmama duygusunu yaşadım. Daha sonra ise okulumu ve işimi bıraktım. Şimdi bir sırtçancam ve ben dönüşü belli olmayan bir dünya turundayım.

14 YORUMLAR

  1. Bu arada payaslı olduğunuzu öğrendim bende iskenderun demirçelikliyim 🙂 babam isdemirde çalışıyor. biz bu hafta cumartesi günü geleceğiz istersenin orada buluşabilirz eğer ordaysanız.

  2. Bu arada payaslı olduğunuzu öğrendim bende iskenderun demirçelikliyim 🙂 babam isdemirde çalışıyor. biz bu hafta cumartesi günü geleceğiz istersenin orada buluşabilirz eğer ordaysanız.

  3. Yine muazzam bi yazı olmuş 😊üstelik bu kez özel duygularını bizle paylasman sanki yakın bi arkadaşımla muhabbet ediyor gibi hissettim😊

BİR CEVAP BIRAK