Issız bir adaya düşsem yanıma alacağım 3 şey

3 Kitap olurdu. Evet bildiğimiz 3 kitap. Bir tanesi edebi bir roman olurdu böylece adada yalnız kalmaz kendime bir arkadaş edinmiş olurdum. Öyle oturup hepsini bir çırpıda okumazdım, her cümlesini, kelimesini içime çekercesine. İkinci bir kitap da ‘‘ Issız bir adaya düşünce nasıl hayatta kalınır ” kitabı olurdu. Böylelikle adada hayatta kalmayı başarabilirdim. Adanın imkanlarından yararlanıp kendime bir dünya inşa edebilirdim. Üçüncü kitap ise ” Issız bir adadan nasıl gidilir ? ” kitabı olurdu. Böylelikle istediğim zaman adadan ayrılabilme özgürlüğüne sahip olurdum.

Bir kitap her şeye bedel !

Bu kadar basit ve yıllardır geyiği yapılan hikayeyi neden anlattım? Beni okuyan takip eden belli bir kitle var yani sizler. Bir çoğumuzda yaşıtlarımız hemen hemen aynı. Eğer beni bir arkadaşınız dostunuz olarak görüyorsanız size bir dost tavsiyesi vermek istiyorum. OKUYUN, arkadaşlar. Lütfen okuyun. Kitaplar en yakın arkadaşınız olsun, onlarla yatıp kalkın. Edebiyat okuyun, makaleler okuyun, roman okuyun, şiirler okuyun, hikayeler okuyun. Daha önce bu dünyayı tecrübe etmiş insanları okuyun.

Her gün akşama kadar şöyle mesajlar alıyorum.

Emre ne kadar şanslısın, dünyayı geziyorsun şunu yapıyosun bunu yapıyosun biz çalışalım, evde oturalım sorumluklarımız var felan filan Oh sen gez tabi  diye devam tonlarca mesaj.

Okumak demek öğrenmek, ufuk açmak demektir. Eğer seyahat edemiyorsanız bunu bahane etmeyin. Asıl seyahat insanın iç dünyasına yaptığı seyahattir. Ve bunu en güzel kitaplarla yaparsanız. Ne yazıkki dünyaya geldiğimizde

” Hayat nasıl yaşanır ? ” diye bir kitapçık elimize vermiyorlar. Önce ailemizin bize öğrettiklerini sonra çevremizin derken çember genişliyor ve sonunda ortak bir noktada ki tüm kanıksamalar doğru kabul ediliyor. Eğer 10 kişiden 8 kişi dünya düzdür derse artık dünya düzdür ve siz ” Doğru ” yu bulana kadar dünyanın düz olduğuna inanırsınız. Aksini söyleyene ‘ Hadi lan oradan ‘ dünya düzdür. Dersiniz. Ve bunu yaparken o kadar eminsinizdir ki, farkında bile olmazsınız. İnanın bana içinde bulunduğumuz hayatta bunun o kadar çok örneği var ki. Eğer ben bu yolculuğa çıkmasaydım bunları görmem mümkün değildi. Benim için de dünya düzdü.

Yaşadığımız dünyada bir çok kalıplaşmış, normalleşmiş ve aslında bize farketmeden acı veren durum var ki. Bunları farketmenin ve bize batan o dikenleri birer birer çıkarmanın tek yolu okumaktır arkadaşlar. Ben size okuyun, büyük başarılar elde edin, ülkenin kaderi sizin elinizde, okumuş gençlere ihtiyacımız var felan diye öğüt vermiyorum, bu hattime değil. Ama okuyun, kendiniz için okuyun. Etrafta olup biteni anlamak için okuyun. Kalıplaşmış düşünceleri kabullenmemek, kendi yolunuzu çizmek için okuyun. Bir konuda fikir sahibi olabilmek için okuyun. hopp !!! Bir dakika burada bir şeyler yalnış gidiyor!!!  diyebilmek için okuyun.  Aileniz için okuyun, arkadaşlarınıza çevrenizdekilere örnek olmak için okuyun geleceğiniz, çocuklarınız için okuyun. Eğitim dediğimiz şeyde aslında budur. Kendini ne kadar eğittiğindir. Okullar, iş hayatı ve sosyal yaşam eğitimin birer daldır ve siz onlardan ne kadar faydalanmak istediğinizle doğru orantılı olarak eğitim alırsınız. Okuyun arkadaşlar daha mutlu bir hayat sürmek için okuyun. Mutlu olmak için okuyun.

Bali’de Otostop Çekmek ve Tavsiyeler

Endonezya’nın Bali adasında 20 gün kaldım. Kaldığım süre boyunca adanın her yerini otostopla gezdim. Bali’de Otostop kolay ve güvenli. Özellikle şehir içinde kısa mesafeli otostoplar çok daha kolay. Örneğin Seminyak’dan Kuta’ya giden yüzlerce motordan bir tanesi durup sizi alacaktır.

Bali’de motorlara otostop çekmenin bir zorluğu var oda polisler. Çünkü eğer kaskınız yok ise hemen ceza kesmek istiyorlar. Aslında ceza değil rüşvet vermenizi istiyorlar. Çoğu yerel motor kullanıcısının yanında ikinci bir kask oluyor ve siz biner binmez bunu size veriyor.

Bali'de otostop çekerek maymun ormanına gittiğim araç
Bali’de otostop çekerek maymun ormanına gittiğim araç

 

Bali‘nin kuzeyine yani daha uzaklara otosopla gitmek isterseniz. Ana yollara çıkmanız işinizi kolaylaştıracaktır. Ana yollara kadar yine motorlarla gidebilirsiniz.

Bali’de otostop çekerken yönünüzü bulmak adına harita uygulamaları kullanabilirsiniz. Bunun için GPS uygulamalarından olan Maps.me benim favori uygulamamdır. Dünya turum boyunca her yeri bu harita uygulaması sayesinde buldum. Tavsiye ederim.

Bali gezi
Bali’de Otostop

Balide gezilecek çok yer var. Bali ‘yi otostopla gezmek eğlenceli olabilir ama biraz bütçeniz varsa günlük 5 dolara motor kiralayabilir ve adayı çok daha özgür bir şekilde gezebilirsiniz.

Bali insanı turistlik olan bölgede biraz sert ve kaba ama yerellerin daha çok olduğu köylerde inanılmaz yardım sever ve sıcak kanlılar.

Balide yemekler damak tadınıza uymayabilir. Benim çok sevdiğim bir yemek var oda Nasi Padang. Nerdeyse her restauranta bulabilirsiniz. Pilav üzerine koyabileceğiniz ondan fazla yemek çeşidinin olduğu bir Bali yemeği. Bu yemekler tavuk, patates püresi ve adını bilmediğim bir çok çeşidi var. Üzerine koyduğunuz parça kadar ücret ödüyorsunuz. Sadece pilav ve üzerine tavuk sosu almak 50 kuruş’a felan denk geliyor. Onun üzerine koyacağınız her bir parçayı böyle hesaplayabilirsiniz.

Bali yolları inanılmaz güzel ve seyahat etmek çok zevkli. Turizme olan yatırıp yollarada yansımış. Tropikal cennet olan bu adada gezmek müthiş bir duygu. Bali gezi rehberini incemeyi unutmayın.

Balice ( Bahasa ) Yararlı olabilicek bir kaç kelime ve cümle

Aku pergi : gidiyorum

terima kasih : teşekkürler

halo : merhaba

sampai jumpa : görüşürüz

Siapa  namamu : İsmin ne?

Bali Gezi Rehberi ve Tavsiyeler

Bosna Hersek Gezi Rehberi ve Pratik Bilgiler

 Bosna Hersek Gezi Rehberi

Saraybosna Gezilecek yerler, Bosna Hersek Gezi, Konaklama, Tavsiyeler ve Bosna’ya özgü deneyimler

Haritada bir sandviç gibi uzanan Bosna Hersek, Güneybatısında Hırvatistan, Doğusunda Sırbistan‘a ve Karadağ‘a komşu. Bir çok dini aynı coğrafyada yaşamış olan dünya’nın nadir ülkelerinden. Aynı bahçe içerisinde cami, klise, sinagogun bulunduran pek çok yer görmek mümkün. Başkent Saraybosna, 700.000 e yakın nüfusuyla Balkan ülkerinin en popüler olan şehirlerinden biri. 

Bosna Hersek tarihi ve yaşanmışlıklarıyla bizim kültürümüze benzemesi Türkiye’den pek çok ziyaretçi almasına neden oluyor. Güzel bir Bosna hersek gezi sizi bekliyor.

bosna_hersek_gezi_rehberi_yol_gunlukleri

Sırbistan gezimden sonra buraya geldiğimde kendimi Türkiye’nin bir Anadolu şehrine gelmiş gibi hissetim. Dağların arasına kurulmuş Saraybosna şehrini ilk tepeden gördüm, burası nehir kenarına yerleşimle başlamış sonra kocaman bir metropol şehir haline gelmiş.

Saraybosna sokaklarında dolaşırken duyduğum Türkçe diyaloglar, her köşe başında olan camiler ve Türkçe sokak isimleri, dükkanların üzerinde asılı olan Türk bayrakları bunu bana hissettirmeye yetti arttı bile.

Saraybosna’da Türkçe neredeyse 2. bir dil gibi. Herkes Türkçe konuşabiliyor eğer ilk defa yurt dışı deneyimi yaşacaksanız ve dil bilmemek sizi korkuyorsa işte size harika bir ülke ; Bosna Hersek.

 

Saraybosna Kış Manzarası

Bosna Hersek, çok değil bundan yaklaşık 20 yıl önce büyük bir savaş verdi. Şavaşın açtığı acıların izlerini hala kapanmış değil. Şehrin duvarlarında mermi izlerini görmek mümkün ve insanlar bunlarla yaşamaya alışmış/alıştırılmış. Bu durumu en iyi şekilde anlatan Tünel Müzesini Saraybosna’da ziyaret ederek görmek mümkün.

 

Bosna Hersek Gezi için ziyaret edilecek en iyi zaman

Yazın en sıcak olduğu dönemler ve Kışın buz kesen zamanları dışında Yılın diğer zamanlarında rahatlıkla ziyaret edililebilir.

Bosna Hersek Vizesi

Türk vatandaşları 90 gün boyunca vizesiz seyahat edebiliyor.

Sadece Bosna Hersek’e Özel edilenebilecek Deneyimler

  • Avrupa kıtasının en güzel manzaralarına sahip olan Saraybosna Mostar trenini kullanmak.
  • Saraybosna’nın etrafında dolaşan Tramway’a binmek ve eski Saraybosna’yı keşfetmek
  • Çok az bilinen Mediaval Kalesini olduğu bölgede Rengerenk cami ve doğal kaynakları Travnik‘te ziyaret etmek.
  • İslam Kültürünü ve Türk kültürüne ait hediyelik eşyalar satan dükkanları Mostar‘da Keşfetmek.
  • Bosna Hersek’in en güzel kasabası olan Jajce‘de taştan duvarlarıyla örülü evlerin arasında kaybolmak ve Göl üzerinde botla gezintiye çıkmak.(UNESCO tarafından korunmaktadır)
  • Antik Mt jahorina dağında kayak yapmak. Burası 1984’de Kış olimpiyatlarına ev sahipliği yapmış bir kayak merkezi.

Bir Kelime Bir Ülke

Zivjeli ( Şerefe )

Bosna Hersek’e dair İlginç Bilgiler

  • Avrupa’nın ilk elektrikli tramway hattına sahip.
  • Osmanlı döneminin Balkan’larda ki en önemli Şehri Saraybosnadır. Bunun nedeni ise 15 yüzyılda fethedilen Bosna Hersek dönemin padişahı İsahovic bey tarafından çok sayıda Hamam, Çeşme, Saray ve Cami yaptırmış böylelikle Saraybosna’nın gelişmesinde önemli rol oynamış.
  • Mostar’da bulunan ünlü köprü’den atlamak Mostar’lı gençlerin cesaretini gösteriyor ve bu gelenek köprü yapıldığından beri devam ediyor
  •  

Bosna Hersek Hostel Tavsiyesi

Saraybosna :

Lion Hostel ( 9.7 HW puan )

Travelers Home Hostel ( 9.5 HW puan )

Mostar :

Hercegovina ( 9.8 HW puan )

Hostel Miran ( 9.6 HW puan )

Bosna Hersek Ulaşım

Turkiye’den Türk Hava yolları ve Pagasus ile 2 saatlik bir uçuş ile ulaşmak mümkün. Hava yolu şirketlerinin Balkan Ülker’i için oldukça cazip fırsatları oluyor takip etmekte fayda var.

Havaalanından şehir merkezine uzaklık yaklaşık 6 km.dir ve şehir. Merkezi ( Başçarşı’ya ) ulaşım  için  3 seçenek var

1- Taksi ( 20 KM )

2- Otobüs ( 6 KM )

3- Otostop ( Bedava )

Ülke içinde ulaşım genellikle  eski tarz otobüslerle sağlanıyor. Belli saatlerde kalkan ve çok sık olmayan bu otobüslerin kalkış Zaman’ı konusunda emin olmak için firmayı aramanız ve yada yüzyüze sormanız gerekmekte.

Not : Bağaj için ayrıca ödeme yapmanız gerekmekte ( 1 Euro)
Bosna Hersek’de 3 adet Tren Hattı var. Bunlar ;

Saraybosna – Zehrep ( 9 saat)

Bu tren hattı duraklarında yemek için yerler yoktur. Yanınıza yiyecek bir şeyler almanız iyi olacaktır

Saraybosna  – Budapeşte (12 saat)

Bu hat bazen çalışmıyor en sağlıklı bilgiyi istasyondan alabilirsiniz

Saraybosna – Mostar

En sık kullanılan bu hat size müthiş bir tren deneyimi sunacak.

Bosna Hersek Otostop

Avrupa kıtasında Otostop ile gezilebilecek en kolay ülkelerden biri de Bosna Hersek’tir.

Kolay ( 10 üzerinden 8 puan )

Bosna Hersek Para Birimi ve  Yaşam fiyatları

1 KM = 1.63 TL

Normal bir restoranda yemek : 7 KM

Mc Donals Menü : 8 KM

Domestik Bira : 2 KM

Ekmek (500g) : 1 KM

1 Lt süt : 1.5 KM

Bir Şişe Su (1,5 LT) : 1 KM

Benzin Litesi : 2 KM

Şehir içi toplu taşıma : 1.6 KM

Bosna Hersek Gece Hayatı

Bosna Hersek gece hayatı Başkent Saraybosna‘nın kalbi olan Başçarşı bölgesinde yer alıyor.

Bir kaç mekan için tavsiye verecek olursam ;

Cinemas Club : Pazartesi günü Latin müzikleri haftanın diğer günleri ise rock ağırlıklı müzik çalmaktadır. Genellede üniversiteli gençlerin takıldığı bir mekan

City Pub : Saraybosna – Başçarşının merkezinde bulunur. Caz ve Blues severler için güzel bir yer.

Hacienda : En ünlü DJ’ler bu Club’a gelir.

Club Opera : Canlı müzik sevenler için en rahat Club burasıdır.

Bosna Hersek’i daha derinden hissetmek için

Neler Okunmalı

Misha Glenny ; Yugoslavya’nın yıkılışı.

Üçüncü Balkan savaşını birincil ağızdan okuyabileceğiniz İngiliz yazar Misha Glenny’nin eseri.

Bosna’yı Dinlemek

Halk müziği ve pop müzikle harmanlanmış olan Beat of Sarajevo, Kalesijki Zvuci eseri.

Ne İzlenmeli

Tarafsız Bölge, 2001 yapımı olan Danis Tanovic tarafından çekilmiş ve Boşnak Savaş’ını konu edinmiş ders verici nitelikte eşsiz bir eser.

Ne Yemeli

Balkan’ların ünlü Kebabı ; Cevapi

Boşnak Böreği ( Sirnika )

Bosna Elma Tatlısı ( Tuhafije )

Ne içmeli

Namı Değer Erik Rakısı ( Sljivovica )

Balkan içkisi Loza (Rakia)

Arnavutluk Gezi Rehberi ve Pratik Bilgiler

Sirbistan Gezi Rehberi ve Pratik Bilgiler

Karadag Gezi Rehberi ve Pratik bilgiler

Makedonya Gezi Rehberi ve Pratik bilgiler

 

 

 

 

 

 

Uzun bir süre unutamayacağım bir yol hikayesi | Malezya Yol Günlükleri 

……yolun kenarın beyaz bir levha gördüm, aldım üzerine ” Penang ” yazdım. Yaklaşık 40 dakika boyunca otostop çektim, şarkı söyledim hoplayıp zıpladım ( yol halleri ) bir baktım çok ilerde kırmızı bir araba durmuş. 
– Acaba bana mı durdu ?

– Kesin çiş molası, bana dursa burada dururdu.

– E arabadan kimse inmiyor?

– Bir el sallayım bakim ne tepki verecek

– Aha vala beni çağıyor……

Malezya zor başlasada unutamayacağım anılarla bitiyor olması benim nazarımda bu ülkeyi en üst sıralara koyuyor. Telefonun çalınması, Singapur’dan ban yemek, dost kazığı yemek…diye devam ederken Nihal ve Koray gibi iki güzel insanla tanışmamla herşey yoluna gitmeye başladı. Önce Nihal’i sağ salim ülkeye gönderdik sonra bende yola koyuldum. Kuala Lumpur gelince önce Konsoloslukları ziyaret ettim, Tayland, Kamboçya, Çin derken Vietnam’ın yaptığı ayıbı insan düşmanına yapmaz. Bunu başka bir konuda anlatacam.

Couchsurfing’den Nadia ile anlaşmıştık. Benimle KL merkezde buluştu aldı evine götürdü. Evinde benim gibi sırtçantalı gezginler vardı, hemen kaynaştık, gittik hep beraber yemek yedik. Bir kaç gün KL’de gezdik. Önce Batu Cave’e gittik sonra Çin mahallesine derken uzun zaman sonra tekrar yola çıkmanın, yeni insanlarla tanışmanın iyi geldiğini hissetim. Bu Zaman’da ailemin ve arkadaşlarımın desteğiyle ucuz bir telefon aldım.
Nadia Endonazya planı için ayrılmak zorunda kaldı. Bende yeni bir host aramaya koyuldum, ve aynı günde istek göndermeme rağmen Sam beni kabul etti. Bana gelmem gereken tren istasyonununu söyledi, trenin fiyatına baktım 4 ringit, ben bununla iki kere pilav yerim dedim ve trene kaçak bindim. Zaten ne soran oldu nede kimsin diyen. Sam’i istasyonda gördüm hemen tanıdı, arabasayla gelmiş, aldı beni evine götürdü. Sam 51 yaşında müslüman 3 çocuk annesi bir kadın. Benden önce gelen Amerikalı çiftle beraber öğle yemeği yedik, sonra aldı bizi etrafı gezdirmeye. Çocukluğunun geçtiği köyleri gezdik, Malezya’nın geleneksel pazarlarına götürdü bizi bir sürü yemek denedim, sonrada gün batmaya yakın biraz maymunlarla oynayalım diye bir tepeye götürdü .   

   

 2 gün süren güzel bir Couch surfing deneyiminden sonda tekrar yola koyuldum. Sam beni ana yola bıraktı otostop çekmeye başladım. Bu sefer hedefim Cameron Highlans, yani Malezya’nın yeşil yaylaları….  

  
6 gün Cameron Highlans’da kaldım. Bu süreçte Troji gibi müthiş bir insanla tanıştım. Troji burada doğmuş büyümüş, İngiltere’de yaşadıktan sonra buraya gelip kendi dizayn ettiği ve işlettiği bir müthiş bir hostel açmış. 5 gün boyunca beni burada ücretsiz ağırladı. Ağırladı derken odayı verip burası senin yerin deyip gitmedi. Sabahları Çinli ailesiyle kahvaltı yaptık, akşamları yemek yedik. Bana çubuklarla yemek yemeyi öğrettiler, hepberaber yemek yiyişime güldük çünkü göründüğü gibi hiçte kolay değil 🙂 
Nerdeyse her gün bir film izledim, bir kedi köşem vardı tüm günü orada kitap okuyup müzik dinleyerek geçirdim. Güneş batmaya yakın hostelin hemen arkasındaki tepeye domates tarlalarının arasına gidip, bir kaç domates yiyordum. Kokusu harika bu domateslerin… Bazı günler oldu çoluk çocuk ailecek hep beraber çiçek toplayıp onları paketledik. Hostele gelip giden birbirinden farklı insanlarla tanıştım. Bazen Hostelde kimse olmuyor telefonlara ben bakıyordum, yeni birileri geliyor odalarını gösterip hosteli anlatıyordum. Bir nevi buranın bir parçası oldum, bu kadar kısa sürede alışmamın tek nedeni troji…

  
 
Ve artık yola koyulma vakti geldi, Hostelde kalan bir Amerikalı kız otostop çekeceğimi duyunca, istersen seni ana yola kadar bırakabilirim dedi, süper olur dedim. Çantamı topladım herkese sarıldım bol bol teşekkür edip ayrıldım, ayrılırken içimi bir hüzün kapladı…çok alışmamak gerekiyor sanırım. Evet geriye güzel dostluklar ve anılar kalıyor ki bunları sindirmek, duygularına hakim olmak o kadarda kolay olamıyor. Ancak yeni bir anı, yaşanılan başka bir macera ve yeni insanlar bunu kolaylaştırıyor.

Ana yola çıktığımda hedefim Malezya’nın kuzeyindeki Penang Ada’sına gitmekti. Couch Surfing istek gönderip de cevap alamadığım tek yer burası oldu. Nerede kalacağımı bilmiyordum, çokta önemli değildi zaten matım var, uyku tulumum hamağım var daha önce yaptığım gibi bir park bulur uyurum diyordum. 

  
Otostop çekerken yolun kenarın beyaz bir levha gördüm, aldım üzerine ” Penang ” yazdım. Yaklaşık 40 dakika boyunca otostop çektim, şarkı söyledim hoplayıp zıpladım ( yol halleri ) bir baktım çok ilerde kırmızı bir araba durmuş. 

– Acaba bana mı durdu ?

– Kesin çiş molası, bana dursa burada dururdu.

– E arabadan kimse inmiyor?

– Bir el sallayım bakim ne tepki verecek

– Aha vala beni çağıyor…

Koşarak arabaya doğru gittim, bir Aile küçük kızlarıyla beraber Penang’a evlerine dönüyorlarmış. Tanışmaya başladık, bende kendi hikayemi anlattım, biraz şaşırsalarda sonra alıştılar. 

 
– Nasıl yani hep otostop mu çekiyorsun?

– Başına hiç kötü bir şey geldi mi?

– Peki biz almasaydık ne yapacaktın?

– Nerede uyuyorsun

– Yemek işini nasıl hallediyorsun?

– Ne iş yapıyorsun?

– Ailen ne diyor bu duruma
Tek tek cevapladım, 

Evet otostop çeliyorum sürekli, şimdiye kadar başına kötü birşey gelmedi umarım gelmez. Eğer siz almasaydınız bir park bulup yatmayı planlıyordum, bunu daha önce çok yaptım dışarda yatabilirim. Yemek için her zaman az bir param var, zaten genellikle pilav yiyorum ki 1 tl ye bol baharat soslu koca bir tabak pilav yemek mümkün. Ve bazen insanlar teklif ediyor yemeğe hayır diyemiyorum. Ailem ilk başta biraz endişeliydi ama şimdi sonuna kadar destekliyor, bana güveniyorlar. Couchsurfing gibi bir sistem var, onu zaten biliyormuşsunuz. 
Diye uzayıp giden bir muhabbet arada bir ” bu yaşta helal olsun ” imlemeri ile sorular devam etti. Bir ara mola verip yemek ısmarlamak istedi tokum deyince, mango aldı (tropikal meyveler harika).  

 

Nasıl mutlu oldum böyle küçük şeylerden mutlu olmayı yol öğretiyor insana. Senin gibi bir arkadaş edinmek bizim için mutluluk dediler, ve evlerinde istersem evlerinde beni ağırlayabiliceğini söyledi. Çok teşekkür ederek kabul ettim. Biraz önce mangodan mutlu olurken üstüne böyle bir teklif almak inanılmaz bir duygu. Yol süprizlerle dolu diye hep söylüyoruz ya işte onlardan birisi daha. 2 saat sonra Penang’a geldik. Gün batmaya yakın hemen eve gitmeyip seni bir tepeye götürmek istiyoruz, dedi. Baraj gibi bir yere geldik, burası tüm şehri tepeden gören bir nokta. Gün batınca eve doğru giderken biraz şehri süzdüm. Biraz Singapur’a benziyor dev gibi binalar düzenli şehir, Çin nüfusu yoğun…

 
Eve geldik, ve beni başka bir sürpriz karşıladı. Evin adresi bir kağıda yazıp anahtarı elime verene kadar anlamamıştım. Meğerse koca evi bana vermişler! Burası daha önce yaşadıkları ev 3 ay önce yeni bir eve çıkmışlar eski evdeki bir odayı bir kıza kiralamışlar. Kızda evde olmayınca evi bana bırakıp gittiler. Ev 20. Katta bir eski bir rezidans ama çok güzel birde havuzu var. Evde yok yok, içecektir yiyecekler istediğini kullan dediler. Ben bir iki saat kendime gelemedim. Yoldan tanımadığı birini alıp birde evlerini veriyorlar. Bu duygu hangi kelimelerle ifade edilir bilemiyorum, öyle güzel insanlar var ki dünyada umarım hayat boyu böyle insanlarla dostluk kurar tüm enerjimizi bu insanlar için harcarız. 

Yol güzel arkadaşlar, yola çıkın…

Hindistan Trenin’de bir seyyah | Yol Günlükleri

​Tren yolculuklarında hep kitap okumayı hayal eder,
Her seferinde müzik dinleyerek uyuya kalırım.
Trenin ritmik sesi, sallanışı beşik gibi uyutur adamı.
Bir de cam açıksa püfür püfür eser rüzgar deme o zaman keyfime.
Sabah olur
Güneşin doğuşunu izlersin elinde seyyar satıcıdan aldığın sıcacık kahve ile.
Bir bakarsın yağmur yağar,
Camdan aşağı süzülen damlaları seyredersin, sarılırsın battaniyeye.
Her durakta başka başka yüzler görürsün.
Tren bir dolar, bir boşalır.
Birbirinden farklı anlamadığın konuşmalara ortak olursun
Ellerinde eşyalarla satış yapmaya çalışan insanlar gelir geçer.
Bir bebek ağlar, bazende iki yaşlı adam düet eder sabaha karşı.
Çok kızmazsın ama, biri yeni geldi, diğeri anca gider
Tren gibi hayatta gelir, geçer…Hindistan'da Tren Yolculugu

Dünyanın En Büyük Hindu Tapınağı Prambanan’a Nasıl Kaçak girdim? | Endonazya Yol Günlükleri

3 gündür otostopla Yoldayım, ne duş alabildim nede doğru dürüst uyku uyudum ama herşey o kadar güzel ki..
.Dün gece otostop çekerken bir motorlu aldı beni Yogyakarta’ya gidiyormuş, nereden baksan 6 saatlik yol motorla gidilir mi yahu desemde atladım motora. Önce bir güzel yemek ısmarladı yağmur felan yağsada 3 saat yol geldik, ama kıçımız artık fena uyuştu durmamız lazım.

Bir petrol ofisine çektik, ben hamağımı açtım, o banka yattı. Sabah kalktık yine yola koyulduk, Yogyakarta’da neler var önceden konuştuk tabi bunlardan biriside Dünyanın en büyük Hindu tapınağı Prambanan. 20 dolar giriş ücreti varmış Nasıl girerim bilmiyorum ama bir yolunu bulacam dedim. Yol üstünde olduğundan bir baktım sağ tarafımda tapınak geçiyoruz, Dur dedim! Gidelim..

Askeri yönetim var sanki öyle kapılar güvenlik felan, zor görünüyor kaçak girme ama motoru sağa çektik, haritaya bakıyorum bekli arka tarafımda bir yer vardır…çok büyük bir alan üzerine kurulmuş.

Etrafında bir tur attık ama çift duvar var, birini atlasam diğerinde takılacam, aklını kullan Emre dedim, altı üstü içeri girip bir iki fotoğraf çekip turlayıp çıkacaksın yapabilirsin!

Çıkış bölümü ile giriş farklı yerlerde, çıkış bölüne gittim orada oturan polislere beni içeri alırmısınız dedim, biraz sert bi şekilde bilet alman  lazım deyip Girişi gösterdi. Anladım rica minnet olmayacak yalan söylemem gerekiyor.. O daha sözünü bitirmeden ama çantam içerde kaldı hemen bir dakikada gider alır gelirim dedim. Birbirlerini baktılar olmaz, git giriş bölümüyle konuş dedi. Dedim peki bana yardımcı olurmusunuz, tamam dedi benimle beraber girişe geldi.

Onlara söyledi, böyle böyle diye biletimi sordular çantamda oda içerde işte dedim. 5 dakika Aralarında konuştular sonra, 1 dakika al gel dedi! Nasıl koşuyorum ama! Sevinç’ten uçuyorum, yine başardım!



Tapınağa yaklaşınca, 4 öğrenci rehberliklerini geliştirmek adına orada ücretsiz tapınağı anlatıyorlar yarım saat boyunca anlattılar şiva hocasını karısını…hatta kulağına bir Dilek’le bulunmam için ısrar ettiler. Şiva duyacakmış.

 


Vesselam, yol açık dostlar, siz yeter ki çıkın! Öğrenecek çok şey var…

Mavi Lav/Ateş İjen Volkanik Yanar Dağı Tırmanışı | Endonezya, Jawa Adası

Yükseklik: 2.799 m

Son püskürme tarihi: 1999

Yükselti farkı: 1.218 m

İl: Doğu Cava

Heyecan dorukta içim kıpır kıpır hayatımda ilk defa aktif Volkan’a tırmanış yapacam, böyle bir yerin varlığını öğrendiğimden beri yerimde duramıyorum. 2 gece uykusuz olmama rağmen otostopla IJen Volkanına doğru yola koyuldum.
  

Saat gündüz 3 e geliyordu ana kampa geldiğimde otostopla beni bırakan pikapa teşekkür ettim, gelirken dev gibi ağaçların olduğu bir ormanın içinden küçücük yollardan geçip yaklaşıp 1500 metre rakım’a geldik , hava epey soğudu çantanın en altından uzundur kullanmadığım çeketimi çıkarıp giydim üstüme.

 

Ana kamp yeri sakin duruyordu, Parkuru yürürüm geceyi orada beklerim demiştim ama zehirli gaz var diye uyardılar. Bende hamağımı açtım, biraz kestireyim otostop biraz yordu. 
Hamağı bağlarken 2 İsveçli ile tanıştım, çok iyi iki tatlı insan, hemen kaynaştık geceyi bekleyene kadar etrafı keşfe koyulayım dedik, ormana daldık, bir iki saat 1999 da Volkan’ın yaktığı doğayı gezdik inceledik güzel bi gün batımı izledik beraber sonra biraz kestirelim dedik. 

  
Nasıl heyecanlıyım, acaba nasıl bir yer, lavları görebilecekmiyim diye sürekli insanlara sorular soruyorum….Neyse alarmı gece 1 kurup uyuduk. Hava epey soğudu ilerleyen saatlere doğru, çantamda ne varsa üzerime giydim pek fayda etmedi. Saat 1 e kadar yarım yamalak kestirdim, uyanınca etrafıma bir baktım her yer çadır bir sürü insan gelmiş, bizim isveçlileri uyandırdım bir şeyler atıştırdık sonra baktım Giriş ücretliymiş, ormana giriş ücreti mi olur yahu dedim ama sonradan anladım nedenini. Sağolsun benim yerime ödedi İsveçli güzel insan, ücretli olduğu bilmiyordum yanımdada hiç nakit yoktu zaten. ( 10 dolar )

Ve macera başlıyor…

yaklaşık 1000 kişi varız patika yoldan Volkan’a doğru yürüyoruz herkesin ellerinde fenerler sanki savaşa gidiyoruz, saat gece 2 ye geliyor. Hafif bir sis var, uzun dev gibi ağaçların arasından dik ve kıvrımlı yollarda yürüyoruz. 

  
Ortalama yarım saat tırmanıştan sonra sis iyice arttı göz gözü görmez oldu, dik ve bir o kadarda ürpertici bir rota. Sağlı sollu önce ve kadınlar dayamayıp yenik düştüler, nefes darlığı çeken ve bayılan insanlar görüyorum etrafımda. Yavaş yavaş Volkan’ın kokusunu almaya başladık, girişte verdikleri gaz maskesini taktıp yola devam ettik, başlangıçta olan insanların çoğu yoktu, ya nefesleri kesilmiş yada bayılmış kenarlarda yatıyor bir sürü insan. 

  
En son sportif insanlar kaldı, ortalık iyice ıssızlaştı adete bir filmin içindeyim. Kimi zaman sis ve duman o kadar geliyor ki kafa ışığını ayaklarıma tutup küçük küçük adımlarla ilerliyorum. Bizim İsveçlileri kaybettim tek ilerleliyorum.
  
Yaşlı ama sportmen amcalarında arkada bırakınca 3-5 insan kaldık. Karşımdan arada sırada omzunda sürfür taşıyan insanlar geliyor, gece sislerin içinden onların gelip geçişini görmek ürpertici. Duyduğum tek res gaz maskesinden gelen nefes alıp verme sesi…

  
Zirveye gelince, Volkan’ın içine doğru inmeye başladık, işte asıl zorlu kısım burası…
Sonunda dehşet bir yoğunlukta sülfür kokusu ve duman sardı heryeri, herhalde volkan püskürdü alevler üstüme üstüme geliyor dedim, gözlerim yaşardı gözümü açamıyorum, nefes almak mümkün değil maske olmasa çoktan bayılmıştım oraya…
  
Biraz daha aşşağıya inince sülfürün kaynağını gördüm, ve orada çalışan insanları… 

  
Ve sonunda gözümün nuru, mavi ateşi buldum. Efsane bir manzara, doğa harikası büyülenmemek elde değil…. 

   

 

Öyle bir duman var ki nefes almanın mümkün olmadığı, gözlerinden şelale gibi su aktığı bir ortamda bi yandan ateşten kaçıyor bir yandan bu doğa harikasının fotoğrafını çekmeye çalışıyorum. İnanılmaz bir şey, alevlerle karşı karşıya olmak sıcaklığı hissetmek… Aniden bi püskürse olsa oracıkta bir canlı kalmaz ama yinede bu manzarayı görmeye değer sanırım.

  
Çok uğraştım güzel bir kare çekebilelim diye 1 saatlik uğraşın sonunda şans eseri bir an açıldı dumanlar kamera gördü benim gördüğüm gibi…

Buraya bunun için gelipte göremeyen çok insan var, dönüşte bir sürü insan gördün mü diye sordu fotoğrafları gösterdim nasıl şaşırıyorlar bende mutluyum tabi başardım!

Hayatımın en güzel deneyimidir!


Mavi Ateş’e Nasıl ulaşım sağlanır?

Doğu Java’nın Banyuwangi şehrinden taksi veya otostopla 2 saatte ana kamp yerine gelebilirsiniz. Sonrası 4 saatlik dağ tırmanışı.

Bali’ye gitmek için 12 neden

1- Dünyanın surf merkezi Bali
  

Dünya’nın bir çok profesyonel sörfçülerin  burada yaşadığı Bali adası, surf konusunda dünya üzerinde hala bir numara. 2 saatlik bir eğitimimle burası surfe başlamak için harika bir yer.

2- Şelaler Cenneti

  

Bali’nin batısından doğusuna her yeri keşfedilmeyi bekleyen doğa güzellikleriyle dolu. Git git şelaleri, iki kadeh ve bir şampanya ile tam bir keyif arayanlar için biçilmez kaftan.

3- Birisi Dalış mı dedi? Sizi Bali’nin eşsiz sularına, akvaryumuna alalım


Bali’de dünyanın hiç bir yerinde olmayan deniz canlılarını görebilirsiniz.  Üstelik dalış fiyatları öyle sandığınız gibi uçuk değil. 1 saatlik iki kişi dalış ücreti 20 dolar’a bulmak mümkün.


4- El işciliği sanatı konusunda üstlerine yoktur

 

Ahşap oymacılığından, taş yortancılığına buradaki el işçiliği sizi hayran bırakacak. Her ayrıtınsına kadar ince ince nasıl çalıştıklarını görmeniz gerekiyor.

5- Gece hayatı için : ” Her gece Cumartesi gecesi ” tabiri bali için söylenmiş

 

Burada gece partiye gitmek için cumartesi akşamı beklemenize gerek yok. Bu görüntü Çarşamba gecesinden Sky Garden

6- Harika plajları size Maldiviler aratmayacak

 7- Tapınaklar her köşe başında değil, her evin bahçesinde. 

 

8- Yılın her günü hava sıcaklığı ortalama 30 derece

 

Bali’de iki mevsim var, ıslak sezon ve kuru sezon. Hangi sezonda olursanız olun hava sıcaklığı hep aynı 25-35 derece arası

9- Aktif Volkanların üstündeki dumanları görmek mümkün

 

10- Sıcaksu, kaplıcalar doğanın içinde huzur yerleri

 

Bali’nin doğusunda yer alan bu kaplıcalar, henüz daha turistler tarafımdan keşfedilmememiş. Yağmurun sürekli yağdığını bu dağın yamacında sıcacık bir su içinde olmak gibisi yok.

11- Maymunlar Cehennemi

 

Maymun sevdalılarına güzel haber, bu adada maymuna doyacaksınız.
12- Prinç Terasları


Bali’nin neredeyse her yanı yeşyeşil, bunun büyük bir bölümünü pirinç tarlaları oluşturuyor.

Ufkunuzu Açacak 25 Türk Gezginin İnstagram Hesapları    

1- Rotasız Seyyah

 


2- Gezgin Çift

  

3- Yolda Olmak

  

4- Mücahit Muğlu 

 


5- Özcan Bostancı

   

6- Gezi Tozu

  


7- Gürkan Genç

   


8- Doğuş Kokarttı

  


9- Sanat Karavanı

  


10- Kerimcan Akduman

  


11- Gezgin Kutubalığı

 


12- Tatlı Gezgin

  

13- Doyasıya Gezgin

  

14- Bilinmeyen Rota

  

15- Keşfetsene
 
  


16- Plansız Gezgin

  

17-  İki Kadın Bir Dünya


  
  
18-  Gezen Kelebek


19- Gezgin Yogini

  


20- Sevda Yollarda

  


21 – Gökhan Yolda

  


22- Çelebi Alper

  


23-  Az Gezmiş



24- Gökhan Erdoğan

  


25 – Yol Günlükleri