Türkiye ile Japonya’nın Dostluk İlişkisi

PAYLAŞ

Türkiye’den binlerce kilometre uzakta dalgalanan bir Türk bayrağımız, sıcakcık insanlarıyla bizi orada ‘Hoşgeldin’ diye karşılayan dostlarımız var!

Yer ; Kuşhimoto, Japonya!

Japonya’da en çok gelmek istediğim yerlerden biriside burasıydı.Buraya gelmek için tam 6 farklı tren değiştirdim. Osakaya çok uzak bir yer, tam olarak yarımadanın ucunda buluyor. Buranın hikayesini, o dönemde yaşananları, Ertuğrul Fırkateynini Türkiye ile Japonya arasındaki dostluk ilişkisini, Japonya Türk Müzesi, anlatmak istedim. Ayrıca bu şehre gelmem ile beni şaşırtan, duygulandıran ve hoşuma giden bir çok şey oldu. Daha köye varır varmaz, turist bilgilendirmede Türkçe hoş geldiniz diye beni karşılayan insanlar, tren garından çıkar çıkmaz karşımda gördüğüm Türkçe yazılar ve Türk bayrağı. Kalacağım hostele giderken beni arabasına alan ve kalacağım yere kadar götüren 18 yaşındaki kız ile inanılmaz duygulandım. Konaklama ve Ulaşım için yazının sonuna bakınız.

kushimoto japonya türk köyü
kushimoto japonya türk köyü

Ertuğrul Fırkateynin Hikayesi

Yıl 1887, Japonya’da Mejii döneminde tarihin en yenilikçi dönemlerini yaşarken dünya ile iletişime geçmiş ve bir çok milletle bağlantılar kuruyordu. Osmanlı ile de tarihte ilk kez bu dönemde iletişime geçtiler. Japonya Kralı Mejii, 2. Abdulhamit’e armağanlar gönderdi. Buna karşılık Osmanlı devletide karşılık vermek istedi ve dönemin en ihtişamlı gemisi Ertuğrul Fırkateyni hazırlandı, 655 kişilik bir mürettabat ile Japonya’ya doğru yola çıktı.

 
Ertuğrul Fırkateyni çok eski bir gemi idi. Uzun yıllar haliçe demir atmış ve artık altı yosun tutmuş bakımsız bir gemi idi. Bir zamanlar denizlerin hakimi olan Osmanlı o dönemde denizlerden bihaberdi. Japonya’ya gidecek gemi için, gemi hazırladı ve yola çıktı. Yola çıktı ama yol hiçte kolay olmayacaktı. Eskimiş bu gemi yol boyunca çok kez arıza verdi. Singapur, Hong Kong gibi yerlerde aylarca bakım yapılması için bekledi. En sonunda güçlükle canını Japonya’ya atan gemi ve mürettabat. Mejiye armağanlarını sundu, orada çok güzel karşılandılar ve Tokyo’da 3 ay boyunca kaldılar.
 
Eylül-Ekim ayları Japonya’nın tayfunlarla savrulduğu, denizlerin fırtınalardan geçilmediği bir tek balıkçının bile balığa gitmediği dönem olarak bilinir. Bu dönemde Ertuğrul tekrar yola koyulmak için hazırlanıyor, ama Japonlar uyarıyor. Gitmeyin, 2 ay daha bekleyin öyle yola çıkarsınız. Böyle bir gemi ile tayfunun içine girmek intihardır.
 
Tabiki bizimkiler buna pek kulak asmıyorlar. Aslında o dönemdeki fakirlik ve buna rağmen Japonya’ya hediyeler göndermek bunun temelinde yatan asıl neden. Eğer denizciler 2 ay daha Japonya’da kalsa idi, sefer boyunca yiyecekleri parası kalmayacak, aç kalacaklardı. O yüzden bir an önce yola çıkma kararı alıyorlar. Japonlardan yardım isteyebilirlerdi, bu kadar yolu hediyeler getirmek için gelipte yardım istemeyi gururlarına yediremezlerdi. Bunun Türk milletine, Osmanlı askerine yakışının kalmayacağını düşünüyorlardı.
 
16 eylül 1890 yılında Japonya limanından ayrılan Ertuğrul gemisi daha 4. günün gecesinde Kuşhimoto açıklarında bir tayfuna yakalanıyor. Geminin güvertesi ve yelken direkleri kırılıyor ve gemi batmaya başlıyor. Kaptan Ali bey artık bunun bir kurtuşu olmadığını söylüyor. Gece boyunca su alan gemiyi yamalayan tüm denizciler ellerinde ne var yok bırakıyorlar. Son anda Oşima adasında bir deniz feneri gözüküyor. Herkes kurtulduk diye sevinirken, geminin dümenini fenere çevirip tüm kazanları yakıyorlar. Tam gaz fenere doğru giderken, hiç hesapta olmayan işte bu kayalıklar geminin son durağı oluyor.
Ertuğrul Fırkateyni kayalıklar
Ertuğrul Fırkateyni kayalıklar
 
Bu kazadan sonra olanlar ise Kuşhimoto köyünün muhtarının günlüğünde yazıyor.
O gece yüzerek kurtulan 13 denizci, deniz fenerine ulaşmayı başarıyor ve yardım istiyor. Tüm köy halkı canları pahasına denizden 56 denizciyi daha kurtarıyorlar. Bu kurtarma çalışmalarında ölen Japonlarda oluyor. Ölümü göze alarak denize girip yaralı Osmanlı askerleri kurtaran Japonlar, o gece bir tarih yazıyorlar. Hava soğuk, köy halkı fakir yiyecek yemeği dahi yok. Denizden ıslak gelmiş, yaralı ve bir o kadarda cüsseli askerleri ısıtmak için köy halkı soyunuyor ve vücut ısısıyla kalan denizleri hayatta tutmayı başarılıyor. Köylüler ellerindeki tüm yiyecekleri paylaşıyorlar, askeri evlerinde ağırlıyorlar. Günler süren yardım ve kurtarma çalışmaları sonucu toplamda 69 kişi kurtarılıyor. Meji imparatorununda yardımıyla bu haber tüm Japonya’da duyuluyor. Dünya gündeminde önemli gazete basınlarda bu haber konuşuluyor.
 
Bu olayın yaşanmasından sonra ölen denizciler için köye anıtlar yapılıyor. Tam olarak olayın gerçekleştiği deniz fenerinin olduğu yerde ise bugün bir Türk Müzesi var.

Japonya Türk Müzesi , Kushimoto Köyü

kushimoto japonya türk müzesi
Japonya Türk Müzesi
Japonya Türk Müzesi
Japonya Türk Müzesi
Japonya Türk Müzesi
Japonya Türk Müzesi

japonya-turk-muzesi

Japonya-turk-muzesi
Japonya Türk Müzesi
Japonya Türk Müzesi
Japonya’da Türkçe Konuşan Japon Utanıyor 🙂

japonya-tu%cc%88rk-ko%cc%88yu%cc%88591704_1784242118519719_540095383374675japonya-tu%cc%88rk-ko%cc%88yu%cc%8821_nJaponya Türk Müzesi

Japonya Türk Müzesi
Japonya Türk Müzesi
Japonya Kushimoto Köyü Deniz Feneri
Japonya Kushimoto Köyü Deniz Feneri
Japonya Türk Müzesi
Japonya Türk Müzesi

Japonya Türk Müzesi

Japonya Türk Müzesi
Japonya Türk Müzesi

 

Japonya Türk Müzesi ‘nde Ertuğrul Fırkateyni’nin maketi, gemideki asker ve komutanların fotoğrafları ve heykelleri yer alıyor. Yıllar sonra denizin altından kazı çalışmalarıyla çıkartılan her şey burada sergileniyor. Bugün Kushimoto köyünde kime Türk’üm desesiz, size hoş geldin diye cevap veriyor. Köyün ve adanın olduğu yerlerde Türk bayrağı dalgalanıyor. Burada Turist bilgilendirmede çalışan insanlar Türkçe kurslarına gidiyorlar, adada yaşayan insanlar şuanda orada yaşamakta olan Ayşe hanımdan ders alıyorlar. (Kushimoto belediye çalışanı). Kushimoto köyü bugün Mersin ile dost şehir. Ve aynı zamanda Mersinde Kushimoto adında bir yer müze bulunuyor. Tüm bunları görmek, tarihe canlı canlı dokunmak hikayeyi birde onların gözünden dinlemek öyle güzel bir duygu ki…
Japonya türk mezarlık anıt
Japonya Türk Müzesi ve Anıt

 

Ayrıca Japonya ile dostluk ilişkimiz bununla sınırlı kalmamış. Tarihin önemli zamanlarında hep birbirimin yanında olmuşuz. Mesela Irak- İran savaşı sırasında o dönemde Iran’da bulunan Japonları Japonların yardıma geç kalması dolayısı ile Türkiye’nin gönderdi Türk Hava Yolları uçağı kurtarmış. Bunu neredeyse tüm aklı başında Japon seyahatim boyunca bana hatırlattı.
 
”Siz bize yardım ettiniz, halkım adına teşekkür ederim” Bende diyorum ki hayır olur mu siz bize yardım ettiniz! Ben teşekkür ederim!
 
Yine yaşanan depremlerde, felaketlerde hep birbirimize karşılıksız yardımlar göndermişisiz. Böylesine bir ülke ile dostluk ilişkimizin olması o kadar güzel bir duygu ki, özellikle gelip burada, yerinde görmek benim için olan biteni çok daha anlamlı kıldı.

Japonya Kushimoto Türk  Köyüne Nasıl Gidilir? 

Buraya gidebilemek için Kyoto’dan direk olarak gelen hızlı tren var. Ben local trenlerle gelmeyi tercih ettim ve Osakadan tam 6 tren değiştirerek 8 saatte vardım buraya. Eğer sizde locak trenle gelmek isterseniz. Osakadan ilk olarak bineceğin tren hattı ve sırasıyla şu şekilde gidiyor.

Japonya Kushimoto Türk Köyünde Konaklama?

Bence burada konaklamaya gerek yok, çünkü her şeyi 3-4 saatte görmeniz mümkün. Ama benim yaptığım gibi buranın atmosferini solumak, biraz dinlenmek isterseniz kalacağınız bir iki altarnatif var. Bunlardan birincisi merkezde bulunan 5 yıldızlı bir otel. İkincisi ise tavsiye edeceğim bir guest house olacaktır. Zaten bir tane var oraya gitmek içinde tren istasyonun önünden kalkan otobüslerle gitmeniz gerkiyor. Yürüyerek 1,5 saatten fazla sürer. Turist bilgilendirmede size yardımcı olacaktır bu konuda. Kalacağınız yer deniz manzaralı sadece size özel bir oda olan, huzur dolu bir ortam. Geceliği 3800 yen idi.

 
Yol Günlükleri Dünya Turu 421 Gün, Japonya

Bir önceki yazım olan Japonya'da İnsanın İnsana Duyduğu Saygı başlıklı makalemde japon kültürü, japon saygısı ve japonlar hakkında bilgiler verilmektedir.

PAYLAŞ
Önceki makaleKyoto Gezi Rehberi ve Tavsiyeler
Sonraki makaleUrb Advisor Nedir? Neden Kullanmalıyız?
Herkesin bir hayat hikayesi vardır ve bu yolu bireyin kendisin çizdiğine inanırım. Bende kendi hayat hikayemi yazmak, kalıplaşmış yaşam tarzlarından dışarı çıkmak istedim. Istanbul’da ki 3. Yılımın sonlarına doğru önce yaşadığım evdeki tüm eşyalarımı satıp hiç bir şeye sahip olmama duygusunu yaşadım. Daha sonra ise okulumu ve işimi bıraktım. Şimdi bir sırtçancam ve ben dönüşü belli olmayan bir dünya turundayım.

BİR CEVAP BIRAK