Kamboçya Gezi Rehberi ve Tavsiyeler

Kamboçya, Güney asyada bulunan küçük bir ülke. Tropikal iklimi, birbirinden güzel sakin ve el değmemiş adaları, kültürü ve yemekleriyle kendine has bir yapısı var. Komşuları Batıda Tayland, Kuzeyde Laos, Doğuda Vietnam. 15 milyonluk nüfusunun hemen hemen hepsi budist. Diğer komşu ülkelerine göre epey geri kalmış. Hem ekonomik hemde eğitim düzeyi olarak. Bunun nedenlerinden birisi de çok yakın tarihte yaşanan Kamboçya Soykırımı.

Kamboçya Haritası
Kamboçya Haritası

Kamboçya haklına Khmerler deniliyor. Yine konuşma dilleri ise Khmerce. Büyük şehirde yaşayan haklın dışında ki Khmerler çoğunlukla ağaçtan evlerde yaşıyorlar. Bu evler yol üzerinde ve nehir kenarlarına kurulmuş. Bunun nedeni de her evin kendi bakkalımsı yerleri var. Yani hem orada yaşıyorlar, hemde çalışıyorlar, yol kenarında bir şeyler satıyorlar. Nehir kenarında yaşayan insanlarda su ürünleri ile geçimini sağlıyorlar.

Koh rong adası, kamboçyaHalkı akşama kadar hamakta sallanmayı seviyor. Sabah 2-3  saat ve güneş batmadan 2-3 saat çalışıp günü öyle bitiriyorlar. Ayrıca karaoke yapmak onlar için olmazsa olmaz. Her akşam bağıra bağıra şarkı söylüyorlar. Genel olarak ülkede farklı bir huzur var zaten ülkeye girer girmez bu hissediliyor. Khmerlilerin İngilizce konuşma oranı Tayland’a göre epey yüksek. En azından derdinizi anlatacak kadar anlıyorlar. Ülkenin para birimi USD yani Amerikan doları. Kendi para birimleride var ama pek kullanılmıyor. Bozuk para yok.

Kamboçya PazarCoğrafyası diğer güney asya ülkeleri gibi tropikal yani yemyeşil. Kamboçya meyveleri ise dillere destan. Ben çok sevdim, mutlaka bir pazara gidip hepsini deneyin. Ülkenin güney kısmı turizm ile gelir sağlarken kuzeyde ve iç kesimlerde tarımdan kazanıyorlar. Ülkenin başkenti Phnom Phen zaten en kalabalık ve keşmekeşin olduğu yer de burası. Diğer önemli yerler Siem Rap, Kampot, Sihanoukvilla, ve Adaları.

13442055_1059212234159684_1814571173_oKamboçya Gezi Planı Nasıl Yapılır?

Özellikle yanınıza almanız gereken eşyalardan başlayalım.
1- 3’lü priz dönüştürücü, 2- Sinek böcek ilaçları 3- Terlik 4- Güneş kremi ve deniz tatili için diğer gereksinimler olabilir onun dışında fikir almak açısından benim dünya turu boyunca taşıdığım sırt çantama göz atabilirsiniz.

Sırt Çantamda Neler Var?

Eğer Kamboçya’ya Türkiye’den gelmeyi planlıyorsanız bunun en ucuz yolu Tayland Bangkok’a uçak bileti almak olacaktır. Oradan sonra otobüs ile Kamboçya’ya geçmek en kolay ve ucuz yolu. Yaklaşık 12 dolar civarında gece otobüsleri bulabilirsiniz.Sınıra geldiğinizde de vize için sıraya gidip 37 dolar verip sorunsuz kolay bir şekilde vizeyi alıyorsunuz. Vize sürenizi ülkeden çıkış yapmadan bir seferlik uzatabilirsiniz. Bunun için her hangi bir ajansa gitmeniz yeterli, onlar sizin için yapacaklardır. Ayrıca vize sürenizden fazla kaldınız diyelim yani overstay olduğunuz bunun içinde endişelenmesinize gerek yok. Fazla kaldığınız her gün için 5 dolar ceza ödüyorsunuz o kadar. Vize için eğer işimi garantiye alayım sınırda uğraşmayayım derseniz ülkeye girmeden en az bir hafta önce e-vize alabilirsiniz. Kamboçya e-vize.

Ülkenin önemli 5 noktası var. Eğer ülkeye Güney sınır kapısından girerseniz rota şu şekilde olabilir :

Sihanoukvilla > Koh Rong ve Diğer Adalar > Kampot > Phnom Phen > Sieme Reip

Kuzeyden sınırından girerseniz ise tam tersi şeklinde bir rota izleyebilirsiniz :

Siem Raip > Phnom Phen > Kampot > Sihanoukvilla > Koh Rong ve Diğer Adalar > Tirat (Tayland)

Kamboçya’ya Ne Zaman Gidilir?


Kamboçya bir muson ülkesi. Yani yılın 6 ayı yağmurlu 6 ayı ise kuru sezon olarak yaşanıyor. Mayıs ayında başlayan muson sezonu ekim aylarına kadar sürüyor. Sıcaklık yıl boyu hep aynı ve ortalama 30 derece. Muson zamanında gelmeyi planlıyorsanız yağmur gözünüzü korkutmasın. Hava çok hızlı ve değişken oluyor. Yani sabahtan akşama kadar günlük güneşlik olan şehre birden yağmur bastırabiliyor. Yada iki gün boyunca yağmur yağıp 3 gün güneşlide olabiliyor.Koh Rong, Kamboçya


Kamboçya’da Nerede Kalınır?

Birbirinden lüks otellerde 100 dolar’a kalacagileceğiniz gibi 2-3 dolara Hostellerde’ de kalabilirsiniz. Benim tavsiyem ülkeye gelmeden alışana kadar bir seferlik yer ayırttırmanız. Bunun için hostelworld ve booking.com üzerinden gitmeden rezervasyon yapabilirsiniz. Ondan sonraki yerler için rezervasyon yapmanıza gerek yok. Tamamen plansız istediğiniz yere gidebilirsiniz. Sorun olmayacaktır. Ayrıca Couchsurfing’de oldukça aktif durumda. Mutlaka 1-2 hafta öncesinden iletişime geçmeyi unutmayınız.
Bir çok ucuz hostel ve otellerde bad bugs yani tahta kuruları sorunları var. Sabah kalktığınızda vücudunuz küçük böcekler tarafından yenmiş olabilir. O yüzden yatağın altını etrafını iyice kontrol ettikten sonra yatın. Eğer bad bugsların saldırısına uğrarsanız korkmanıza gerek yok tehlikeli değil. Bir hafta içinde geçiyor. Bu süreci hızlandırmak isterseniz eczaneden krem alabilirsiniz.

Koh Rong Adası Konaklama Tavsiyesi ;Blue Quay , Tree House

Koh RongKamboçya’da Ne Yenir Ne İçilir?

Kamboçya yemeklerine alışmak kolay değil. Özellikle daha önce Hindistan, Endonezya, Laos gibi ülkelerde bulunmadıysanız ilk başta küçük bir kültür şoku yaşayabilirsiniz. Pilav burada da tüm asyada olduğu gibi ana öğün. Her şeyinizi ekmek gibi pilavla yiyorsunuz. Tüm yemekler genel anlamda et üzerine. Yani vejeteryanlar için pek içi açıcı görüntüler olduğu söylenemez. Noodle çorbası içebileceğiniz yerler ise köşe başı var. Bol bol ucuz deniz ürünü yemeniz mümkün. Onun dışında kızarmış karıncalı, çekirgeli yemeklerde deneyebilirsiniz. Sokak yemekleri ve night pazarlar Kamboçya halkı için yemek demek. Oldukça ilginç görüntüler sunan bu yerlere mutlaka gidin ve yemeklerini deneyin. Aç kalacam diye korkmanıza gerek yok, bir çok yerde batı usulü yemek yapan yerler var. Hatta başkentte Burger King bile bulabilirsiniz.13445370_1065052770242297_6635996187147521495_n

Koh Rong Adasına giderseniz bol bol türk yemeği yiyebileceğinizi hatırlatmak isterim. Ayrıca bol bol ucuz alkol tüketebilirsiniz. 1 dolara viskiler var. Biranın bardağı 50 cent. Buzlu kahve olmazsa olmazlardan. Ayrıca özellikle Koh Adasında Mango Shake içmeyi unutmayın.

Kamboçya’da Ulaşım Nasıl Sağlanır?

Ülkenin en gelişmiş ulaşım aracı otobüsler. Otobüs fiyatları her yerden her yere 10 dolar civarı. Paranız varsa istediğiniz yer yere özel taksi tutarakta gidebilirsiniz.
Gece otobüsü alırsanız bir kaç dolar daha fazla oluyor. Otobüslerin oldukça eski olduğu kısa gözüken bir yolun bile saatler aldığını ama bir o kadarda konforlu olduğu söylemeden edemiyecem.Özellikle gece otobüsler benim favorim. Yollar kimi yerde çok bozuk, kafanızın tavana çarpması muhtemel.  Ayrıca hava nasıl olursa olsun klimaları sonuna kadar açacakları için otobüste donmanız mümkün. O yüzden yanınıza hırka veya benzeri bir şey mutlaka alın.

Örnek : Phnom Phen – SihanoukVille 7 -12 dolar.

Siem Reap – Phnom Phen : 9 – 12 Dolar

Otostop kültürü yok ama yinede yardım etmek için insanlar sizi arabalarına alıyorlar. Ben Tayland’dan Sihanouk Villa’ye kadar otostop ile geldim. Daha sonra ise otobüs kullanarak seyahat ettim. Şehir içinde otostop çekmeyi denemeyin bile Turist demek yürüyen dolar demek onlar için.

 

Kamboçya Gece Hayatı

Kamboçya’nın gece hayatı büyük şehirlerde epey canlı. Bu şehirler Phnom Phen, Sihanoukvilla ve Siem Reap. Onun dışında gece ve parti hayatının en güzel olduğu yer şüphesiz Koh Rong Adası. Ucuza sarhoş olabileceğiniz en güzel ülke Kamboçya. Bira fiyatları her yerde aynı ve yaklaşık 50 cent. Diğer içkiler ve kokteyler 2 dolar civarları. Mekan olarak özellikle şuraya gidin demek istemiyorum zaten genellikle hepsi yan yana oluyor kafanıza göre takılabilirsiniz. Turistlerin çoğunlukla takıldığı mekanlar ve yerlilerin takıldığı mekanlar diye iki kısma ayrılıyor. Zaten müziktende anlayabileceğiniz gibi seçmek zor olmayacak.

Koh Rong, Police Beach
Koh Rong, Police Beach

Tayland’da olduğu gibi burada da hayat kadınları ve laydboyların olduğu barlar var. Bara gidince Kamboçyalı kızalardan birisi yaklaşıyor eğer beğenirsen içki ısmarlıyorsun ve gece boyu takılıyorsun. Bunu çoğunlukla 40 yaş üstü erkek turistler yapıyor.

Kamboçya Geldiğinizde Neler Deneyimlemelisiniz? 

Siem Reap

Angkor Tapınaklarını Keşfetmelisiniz. Bunun için şehir içinden bir bisiklet kiralayarak efsane yapıların arasında gezmek müthiş bir duygu. Burası için en az iki gün ayırmalısınız. Diğer bir seçenek ise Tuk Tuk kiralayarak gezmek olacaktır. Tavsiyem, bu ve bunun gibi tapınakları ziyaret etmeden önce biraz da olsa Buddhism ve Hinduism hakkında bilgiler edinmeniz. O zaman gördüğünüz pek şey daha anlamlı gelmeye başlayacak. En basitinden tapınağın güneşe ve diğer yıldızlara göre duruşu sizi etkileyecek.

Angkor Tapınaklarının Giriş Ücreti : Günlük 20 Dolar, 3 günlük kombine 40 dolar.

Bisiklet Kiralama Günlük : 1-3 dolar arası

2 Günlük tuk tuk kiralama Tam Gün fiyatı : 30 dolar

Siem Reap’de ayrıca ipek çiftliklerine gidebilir, Backstreet atölyesinde alışveriş yapabilirsiniz. Ulusal Müze ve savaş müzesini ziyaret edebilirsiniz. Ayrıca Siem Rap’de gece hayatına katılabilir ve Özgür’ün yaptığı Pub Crowna katılabilirsiniz.

Kamboçya, Angkor Wat
Kamboçya, Angkor Wat

Koh Rong Adaları

Komboçya’nın Güneybatısında bulunan Koh Rong Adası ve diğer adalarda en az bir kaç gün kalmalısınız. Bu adalar çok bakir ve el değmemiş bir çok plajı var. Huzur ve sakinlik için mükemmel yerler. Balayı için ayrıca tavsiyem Sihanoukville değil bu adalar olurdu. Onun dışında bu adalarda yine çılgınlar gibi parti yapılan sahiller var. Sezon zamanı bunları daha aktif görebilirsiniz. Ayrıca yukarıda da bahsettiğim gibi burada bol bol Türk yemeği yiyebilir. Adada yaşayan Türklerle tanışabilirsiniz.

Koh Rong Adasına Ulaşım Fiyatları : Otobüs + Bot şeklinde olacaktır. Otobüs fiyatları yaklaşık 10 dolar, Bot ise gidiş dönüş 10 dolar. Hızlı bot 20 dolar.

Koh Rong, Cambodia
Koh Rong, Cambodia

Phnom Penh

1975-79 yılları arasında yapılan Kamboçya Soykırımını araştırabilir, Ölüm tarlalarını ziyaret edebilirsiniz. O dönemde işkencelerin yapıldığı, mahkumların hücrelerde kaldığı ünlü S-21 hapisanesini görebilirsiniz. Buraları gezdikten sonra bir kaç gün etkisinden çıkamacağınızı şimdiden söyliyeyim.

Ölüm Tarlaları, kafa tasları
Ölüm Tarlaları, kafa tasları

Ölüm tarlaları şehrin 10 kilometre dışında yer alıyor. Phnom Penh’de gezmek için 5 dolara bir motor kiralayabilirsiniz. Böylece her yere çok kolay bir şekilde ulaşım sağlarsanız. Ölüm tarlalarının hemen karşısında ki yaşam tarlasına mutlaka uğramanızı tavsiye ediyorum. Aynebilim Aşevi, şimdiye kadar gördüğüm en anlamlı sosyal sorumluluk projesi. Bu yazıma göz atabilirsiniz.

Phnom Penh’e yakın yerlerde yerel halkın gerçek yaşamını görmek ve içine girmek isterseniz. Motorunuzla ya da yaya olarak bineceğiniz eski bir vapur ile çok ucuza nehri geçip Arey Khsat ve  İpek Adası bölgelerini keşfedebilirsiniz.

 

Ayrıca Phnom Penh’de şehir merkezde Khmer Masajı yaptırabilirsiniz, Happy Shake alabilirsiniz, Russian Pazara gidebilirsiniz, Central Markette alışveriş yapabilirsiniz.

S-21 Soykırım Müzesi giriş + Kulaklıklı rehber : 6 dolar
Ölüm Tarlaları Giriş + Kulaklıklı rehber : 6 dolar

 

Kamboçya Para Birimi ve Bazı Yaşam Fiyatları

Normal Yerel bir restoranda yemek : 1-2 Dolar

Domestik Bira : 50 cent – 1 dolar

1 Lt süt : 2.5 dolar

Bir Şişe Su (1,5 LT) :  35 cent

Benzin Litesi : 1 dolar

Şehir içi toplu taşıma : 1 dolar

Şehirler Arası Otobüs : 10 Dolar

Adalarda Hostel fiyatları : 6-10 dolar

Koh Rong Adası Yol Günlükleri

…Geceden kalmayım, henüz uyuyalı bir kaç saat olmuştu ki  Adile ablanın ‘’ Tekne gidiyor çocuklar ‘’ sesiyle irkildik. Gözümden uyku akıyor, ona rağmen apar topar iskeleye koşuyoruz. Ne ayağımda terlik var ne de üzerimde bir T-shirt. Kafam halen güzel. Geceden yağan yağmur iskeleyi ıslatmış, kaymamak için önümde koşan ayakları takip ediyorum. İskelenin sonunda demirden oldukça eski eşya dolu bir yük teknesi bizi bekliyor. Arda’nın atladığını gördüm. Ardından elimden tuttu beni çekti. Teknenin arkasına geçip yere oturduk. Gökyüzü gri bulutlarla kaplanmış, turkuaz denizin üstünde yavaş yavaş iskeleden uzaklaşmamızı izledik, az sonra yağmur fırtınasının içine doğru gireceğimizden habersiz….Hemen karşı taraftaki Koh Rong Samloem adasına gidiyoruz. Adalar arası bir yolculuk…

Koh Rong Adası 1. Gün

Kamboçya’ya geleli bir kaç gün oldu. Tayland sınırından itibaren uzun bir otostop yolculuğu sonrası Koh Rong adasına giden teknelerin kalktığı yere geldim. Çantamı yere koydum, etrafıma baktım güzel bir plaj burası oldukça haraketli ama güneş batmak üzere olduğundan denizin güzelliğini tam göremiyorum. Aklımdan kaba taslak bir plan yaptım. Bir an önce Koh adasına gideyim Özgür’ü bulayım tanışayım bir en fazla iki gün kalırım sonra yola devam ederim..

Merhaba, Koh Rong adasına ilk vapur ne zaman?

-En erken yarın sabah 8’de

Aa öylemi, tamamdır o zaman bu gece de sahildeyim.

(Hemen karşını göstererek )

-İstersen bizim restoranta yatabilirsin

Gerçekten mi? Super, teşekkür ederim.

Çantamı aldım iskeleden plaja yürürken restoranın önünde bira içen bir adama gözüm takıldı. Bu Barış abi ! Bali’de mekanı vardı ilk o zaman tanışmıştık. Koştum masasına abi naber, nasılsın diye sarıldık. Ardından Tuncay abi geldi. Oda yine Bali’de mekan sahibi idi. Şimdi restoranın yöneticiliğini yapıyor. Bira söylediler gece uzun uzun sohbet ettik. Koh adasından, adanın hikayesinden, buraların sahibi bora abiden…

Demek otostopla geldin buraya kadar he…Bali neresi burası neresi, halal valla ! diye söylenip durdu gece boyu. Artık bu duruma alışa geldiğimden insanların tepkilerine verdiğim karşılıkda reklex olmaya başladı.

Gece mekanı kapattılar, onlar evlerine gitti, bana yer yaptılar restoranda bir köşeye geçip kıvrılıp sabahladım. Gece sabaha kadar sineklerle boğuştum, ama güneş doğmadan önce bir kaç saat uyuyabildim.

Sabah oldu. Hemen İskelenin önünde tropikal kamboçya meyveleri satan yaşlı bir teyzeden 50 centlik ananas aldım. Kahvaltımı denizde yaparım, 2 saatlik vapur yolculuğum var nede olsa. Sarı bir tekne yanaştı iskeleye atladım hemen. Çantamı oturduğum bankın altına atıp, etrafı izlemeye koyudum. Bugün de kahvaltım ananas.

Az sonra teknenin dümeninde gözüm birine çarptı, bu adam gün gece biz Tuncay abilerle sohbet ederken yanımıza gelip selam vermişti.  Hamza abi, gittim yanına tanıştık, epey sohbet ettik. Uzun zamandır böyle bir hikaye dinlememiştim. 30 yılı hapiste geçen bir hayat vardı karşımda…

2 saatlik vapur yolcuğundan sonra Turkuaz denizin üzerinde yeşil bir kara parçası gözüktü. Burası Koh Rong olmalıydı. Burada kalmaya pek niyetim yoktu, ne kadar güzel olursa olsun artık Tayland’da adalara doydum diye yola devam etmeliyim diye düşünüyordum.

Tuncay abi bana Coco restoranta gidip Serkan diye birini bulmamı söyledi. O sana konaklama konusunda ve diğer ihtiyacın olan şeyler konusunda yardımcı olur demişti. Bende iskeleden iner inmez hemen karşıda olan Coco’ya gittim. Sekan abiyi buldum, kendimi tanıttım. Sağolsun Coco’nun hostel kısmında bana bir yer verdi.

Saat sabahın 10 olmasına rağmen adanın inanılmaz bir enerjisi var, masalar sandalyeler kumların içinde, mekanların hepsi ahşaptan rengarenk dizilmiş, insanlar ayak yalın etrafta yürüyorlar. Kızlar bikinili, erkeler shortlu. Kahvaltı yapıyorlar, sohbet ediyorlar.

Hostel bölümüne geçip duş aldım, bir iki saat kestirdikten sonra tekrar uyandım. Bu sefer ilk işim Özgür’ü bulmaktı. Vakit kaybetmek istemiyordum. Hem adanın keyfini çıkarmak hemde özgürü bulup bir an önce tanışmak istiyordum. Coco’da bir kaç tane daha Türkle tanıştım bu süreçte. Özgür arada gözüküyormuş ama o kadar. Coco’nun restoranına geçip Bilgisayarımı çıkarttım, bir kaç not aldım, fotoğrafları derledim. Aradan 1-2 saat geçti, kumsalda biraz yürüyüş yaptım, mekanları inceledim. Bu adada, bu kumsalda, denizde, mekanlarda beni neler bekliyor tamamen habersiz önünden geçtim gittim. Sanki yazılmış bir senaryonun isimsiz figüranı gibi…

Koh Rong, Kamboçya2. Gün

Uyandığımda saat 8 e geliyordu. Kapının üstündeki pencereden, hostelin içine güneş ışık süzülüyor. Çalışanlar çoktan ayaklanmış temizlikler yapılıyor, hostelde neredeyse herkes uyuyor. Tam köşe yataktan güvenlik kamerası gibi 14 kişilik yatakhanenin tamamını süzebiliyorum. Kızların hepsi geceden kalma üstleri deniz kumu, saçlar başlar karışmış bikinileriyle kendilerini zor yatağa atmış gibiler. Tayland’dan sonra bu kadar rahat bir hostel görmemiştim. Biraz daha yatakta sabah keyfi yaptıktan sonra, üst kattaki yatağımdan aşağı atladım. Gün başlıyor, kısa bir duştan sonra bir şeyler atıştırmak için Coco’ya gittim. Yemekler 3-4 dolar civarı, bana pahalı geldi ayrıca, canım da menüde ki hiç bir yemeği istemiyor, basit olsun ucuz olsun, bol su içeyim modundayım. İskele’nin üstünde khmer restoranı buldum 1 dolara güzelce karnımı doyurdum üstüne buzlu 50 cent’e buzlu kahve içince kendime geldim. Etrafıma baktım, turkuaz rengi bir denizin üzerindeki iskelede 1 dolara yemek yiyip keyif yapabiliyorum. İşte benim için lüks budur.

Özgür nerede acaba, gidip bir wifi bulsam diye iç geçirdim. Elimdeki buzlu kahve ile biraz plajda dolaşırken ‘’ WİFİ ‘’ yazan bir yer gördüm. Island Boys adında bir yer.

Pardon, acaba 2 dakika wifi kullanabilir miyim? Arkadaşımla burada buluşmam gerekiyordu da..

-Tabiki, Şifre : tigertiger

Teşekkür ederim.

Özgür’e yazdım, sanırım onda da internet yok iletilmedi. Neyse burası küçük bir ada, elbet bulurum. Coco’ya döndüm Serkan abi’ye sordum.

-Çok uzaklaşmış olamaz, ada burası. Üst kata baktın mı?

Hayır, hemen bir bakayım.

Merdivenleri ikişer ikişer çıkarak üste kata çıktım, tam köşede Türk’e benzer iki adam otuyor. Buldum sanırım…

-Merhaba, Emre ben ! Nasılsın?

Aa Emre, hoşgeldin bende de internet yoktu yazamadım sana. Ne yapıyosun, nasılsın?

-İyiyim, dün geldim bende buraya yerleştim. Seni bulduğuma sevindim.

Hemen yanında birisi daha vardı. Uzun saçlı, arkadan bağlamış hafif tombik, güler yüzlü.

-Merhaba

Merhaba, Mert ben de Memnun oldum.

– Bende memnun oldum. Sizi bölmeyim ben daha sonra devam ederiz nasıl olsa nerede olduğunu biliyorum artık.

1 saate yakın kendi aralarında konuştuktan sonra bana döndüler, sonra ben kendi hikayemi anlattım. Özgürü nasıl tanıdığımı ve neden bulmak istedimi anlattım. Uzun uzun sohbet ettik, ilk başta sorduğum sorulara anlam veremesede yavaş yavaş alışmaya başladı. Daha sonra akşam tekrar buluşmak üzere ayrıldık. Bu arada Mert abi sohbet etmeye başladık ve onunla uzun uzun sohbet ettik. Mert abi, de Coco’nun yöneticisiymiş. Uzun yıllar Türkiye’de yaşadıktan sonra bu adaya gelmiş ve burada yaşamaya karar vermiş. Gurme ve aşçı, yemek programları felan var. Sanal mutfak mert diye tanınıyor. Uzun yıllar blog yazmış. Tabi bende yeni bir blog yazarı olarak, aklıma gelen her şeyi sordum, sıkılmadan bildiği her şeyi anlattı sağolsun.

Coco’nun üst kattın rahatlığı beni cezbedince odaya gidip bilgisayarımı kaptığım gibi tekrar buraya geldim. Kemal abinin söylediklerini tek tek düşündüm. Aklımda kalan ise tek canlı bir kelime ‘’ Sürdürebilirlik ‘’. Oturdum akşama kadar bilgisayar başında geçmişe dönük fotoğraflarımı, videolarımı derledim. Hangi konular hakkında yazı yazabilirim onları düşündüm. Ve ilk blog yazma tohumları bugün attım.  Akşam olduğunda özgür ile Coco’da yine buluştuk. Elinde biralarla geldi yanıma, uzun uzun sohbet ettik. Burada yaşayabilirmiş ama oda emin değilmiş. Adada yaşamak baika bir şey. Şimdi sahilin en sonunda ki ağaç evlerde kalıyor. Eğer buralarda olmaz isem orayadayımdır dedi.

Emre Durmuş3. Gün

Coco’nun guest house’u bugün biraz daha sakin. Uyanır uyanmaz bilgisayarımı alıp Coco’nun üstü katına çıktım. Çünkü yapmam gereken bir sürü işim var, eski videolarımı toparladım, yazılarımı tekrardan sıraya dizdim. Ara sıra Hamza ile selamlaşıyoruz, ne zaman görsem elinde ot sarıyor bira içiyor. Daha sabahın 8 i başlıyor içmeye mekan kapanana kadar. Üst katta otururken bir ara wifi geldi gibi olunca Kemal abi (yoldaolmak.com) ile sesli görüşme yaptık. Yıllar önce oda burada kendi bloğunu iyileştirmek adına çalışmış. Tesadüf aynı ülke aynı ada…Gün boyu buzlu kahvem ve bilgisayarım ile vakit geçirdikten sonra akşam üstü güneş batamaya yakın denize gittim. Göl suyu gibi bir o kadar ılık olan denizde güneş batana kadar zaman geçirdim. Hostele gidip duş aldıktan sonra tekrar Coco’nun üst katına çıktım. Tekrar yazılarıma döndüm çok geçmeden yanıma biri geldi.

-Hello, How are you?

Abi Türksün sen, teşekkür ederim iyiyim sen ne yapıyorsun, nasılsın?

-HEHE, iyiyim bende ne olsun..

Felan derken muhabbet uzadı gitti, ben kendi hikayemi anlattım o dinledi arada sorular soruyor bende cevaplıyorum bildiğim kadarıyla. En son masadan kalkarken ‘ Bende Bora, memnun oldum ‘ dedi. Gitti. Nasıl yani? Bora mı? Patron Bora? hani buraların sahibi hep şu adı geçen, adanın tarihi yazan insan?

Patron diyince insanın aklına hiç bir şeyden memnun olmayan, takım elbiseli kıravatlı, yada ne bileyim en azından ayakkabı felan giyer. Bora abinin üzerinde siyah bir atlet, kısa bir short tombik bir vücut kocaman gülümsemeli bir surat var. Böyle patron mu olur yahu? demek ki oluyormuş. İlk böyle tanıştım bora abi ile. Gece bitmeden bir ara yine yukarı çıktı masaya geldi. Bu sefer Mert abi (Coco’nun yöneticisi) ile beraberler, yemek yerken, beni Özgürün kaldığı ağaç evlere davet etti. Bir kaç gün ağırlayım seni misafirim ol dedi. Nasıl mutlu oldum. Çünkü adaya ilk geldiğimde gördüğüm yer orasıydı vay be dedirtmiştir. Adanın en güzel yeri belkide.

Koh Rong, Kamboçya4. Gün

Güne bugün meyve yiyerek başladım, biraz adanın etrafını keşfedeyim diye bilgisayarımı almadım yanıma. Gördüğüm bütün güzel plajlarda denize girdim bir kaç insan ile tanıştım, muhabbet ettim. Bir ara coco’dan geçerken Mert abi ; yarın ne yapıyorsun? diye sordu. Aynı abi bir planım yok, takılıyorum. dedim. Gel seni diğer adaya götüreyim, benimde ufak bir işim var beraber gidelim. dedi. Süper dedim, bana uyar. Aynı Koh Rong gibi orası hakkında da en ufak fikrim yoktu. Keşfetme heyecanı sardı içimi, hostele dönüp kameramı şarj ettim. Akşam olunca Coco’ya geldim, yine tıp tıs tıp tıs müzik ile insanlar dans ediyor herkes çakır keyif. Zaten plajla iç içe olduğun herkes bayolu/bikinili. Ayaklarda terlik yok, heryerde deniz kumu. Ellerde biralar, koktelyler. Bir iki saat aralarına karıştıktan sonra yukarı çıktım, Özgür yazı yazıyordu. Planktomları gördün mü dedi? Hayır dedim ne onlar? Hadi gel göstereyim dedi, denize gidiyoruz. Gittim havlumu aldım geldim, plajın en az ışık olan yerine doğru yürüdük. Denize girdik. Birde ne göreyim ! Sihir gibi bir şey bu. Denizin içini yıldız kaplamış sanki, elimi haraket ettirdiğim yer yeşil yeşil parlıyor, sanki sihir yapıyorum. Mükemmel bir şey bunlar, hayatımda ilk defa böyle bir şey görüyorum. Onlarla yüzmek harika bir duygu. Burada bunu taktik olarak kullanıyorlarmış. Şarhoş güzel kızları avlama taktiği; Planktomları gördün mü?

5. gün

Uyanır uyanmaz Aşağıya inip Mert abiyi sordum. Bugün karşı ada Samloem’i keşfetmeye gideceğiz. Yanıma bir tek kameramı aldım, ne terlik giydim ne de T-shirt çıplak ayak atladık vapura. Samloem Adasının bir ucunda olan M’ Pay Bay köyüne gidiyoruz. Yolda giderken Mert abi bana buralardaki mercan adalarından bahsetti. Adaya ilk geldiklerinde yaptıkları temizliklerden, adanın kurulmasında köylerine kadar. Samloem’e gelince ben biraz fotoğraf çekeyim diye plajdan yürüyerek köye gittik. Köy iki sokaktan oluşuyor, ormanın içine doğru bir kaç ev daha var, ayrıca denizin üstüne yapılmış iskele kenarı bir kaç ev var hepsi bu kadar. Adanın yerlileri yaşıyor buralarda, aralarına serpiştirilmiş barlar, restoranlarda var. Mert abinin yeri İskelenin hemen üzerinde Mavi küçük bir restorant. Mekanına gitmeden önce seni bir yere götürecem gel kahvaltı edelim dedi. Köyün içinden bir yere girdik. Uzaktan ‘’ Merhaba, Nasılsınız’’ diye bağırdı. Burası Türk restorantı Kıymet anne ve Arda’nın yeri dedi. Selamlaştık masaya oturdum. Kıymet anne Türk kahvaltısıyla masayı donattı, nasılda özlemişim. Sonra geldiler Arda ile masaya oturdular. Uzun uzun muhabbet ettik.

Koh Rong Samloem Buraya geliş hikayesini anlattı, çok hoşuma gitti. İşte o zaman dedim, bu adadaki türklerin hikayeleri yazmaya değer diye ve işte bu yazımı yazmıştım. Türk Adası. Kahvaltıdan sonra mert abi kendi mekanına gitti, bende aldım kameramı köyü keşfetmeye. Çocukları buldum hemen kaynaştık zaten. Oradan oraya koşuyoruz, atlıyoruz zıplıyoruz. Epey oynadım onlarla. Bol bol fotoğraf çektim. Akşam üstü vapur gelmeye yakın Kıymet annelere selam verip tekrar iskeyele döndüm ve Koh Rong adasına geçtik tekrardan. Gittiğimde akşam olmuştu bende çantamı almak için kimseyi rahatsız etmeyim dedim ve direk Ağaç evlere yani Tree house’a gittim. Artık buraya taşınma vakti geldi. Oraya vardığımda İspanyol bir çalışanın ismini vermişti mert abi ‘Brays’ onu bul yardımcı olur demişti. Gittiğimde şansıma oradaydı, kendimi tanıttım Bora abinin misafiri olduğumu söyledim. Beni bir bungova yerleştirdi. Uzun zaman sonra kendime ait bir yerim olmuştu. Yalnız kalabileceğim, yazılarımı yazabileceğim, istersem çıplak bile uyuyabileceğim tamamen bana ait bir yer. Burada iyi dinlenmeyim. Sanırım koh ron günleri sandığımdan daha da uzun olacak.

6. Gün

Sabah huzurun içinde uyandım. Yemyeşil doğanın ortasına kondurulmuş bir bungolov sessizliğin içinde bir yerdeyim. Bu duyguyu doyasıya içime çektim, belki uzun süre bu huzuru bulamayacaktım. Balkonumda ki hamakta sallanırken bir müzik açtım, öylece sallandım durdum. Karnım acıkmaya başlayınca restorant bölümüne gittim. Orada özgür ile karşılaştım. Hemen yanımda ki bungolovda kalıyormuş. Bu sefer komşu günaydın diye selamlaştık. Bora abinin misafi olduğumu öğrenince sevindi ve hemen ardından yemek işini nasıl yapıyosun diye sordu. Bir fikrim yok deyince, sen Bora’nın misafirisin dur bir konuşayım kasadaki yönetici ile dedi. Konuştu geldi, tamamdır istediğini sipariş verebilirsin ödeneme gerek yok dedi. Süpermiş dedim, o zaman kilo alma zamanı geldi. Bu yemek olayı benim için çok iyi oldu, çünkü karnım doyduktan sonra mutlu olmamak için hiç bir sebeb kalmıyor bende. O gün akşama kadar restoranta özgür ile oturduk yedik içtik muhabbet ettik. Arada o bilgisayarına gömülüyor yazılarını yazıyor, bende bloğumun eski yazılarını toparlıyorum. Sonra başımızı kaldırıyoruz yine muhabbet ediyoruz. Arada denize girip geliyoruz.

Koh Rong Kamboçya

Koh Rong’da Geçen 1,5 Ay

Koh Rong’ da her şey böyle başladı işte. İlk günlerimde tanıştığım insanlar ve birazda şans ile adaya güzel başlangıç yaptım. Daha sonra ki günlerde sırayla koh rong adasında yaşayan türklerle tanışmaya başladım. Hemen hemen her gün birisi ile denk geliyordum ve onların hayat hikayesini dinliyordum. Bu adada olup biten her şey film gibi. Daha çok dizi gibi. Herkes başka bir karakter, dedikodular, kavgalar, aşklar gırıla gidiyor bu yüzden müthiş eğlenceli. Diğer zamanlarımın büyük çoğunluğunu bilgisayar başında geçirerek blog yazılarımı yazmaya gayret ediyorum. Bu işte daha çok yeni olduğum için de epey yavaş ilerliyorum.

Akşamları eğer kendimi üretken hissedersem restorant kapansa dahi wifi açık bıraktırıyorum ve gün doğumuna kadar bilgisayar başında zaman geçiriyorunum. Eğer sıkılırsam, köye inip adanın çılgın gece hayatına karışıyorum. Çarşamba ve Cumartesi günleri sürekli police beach partileri var onları kaçırmıyorum zaten. Police beach partilerinin en güzel yanı after parti bence. Bir defasında 4 gibi uyuya kalmışım sahilde, sabah güneş uyandırdı beni. Etrafıma bakıyorum kimse kalmamış. Denize gireyim açılayım dedim. Şişme bottan sesler geliyor. Yüzerek bota gittim, 6 tane anadan doğma çıplak kız ve bir tane adam var ,kafaları çok güzel. Muhtemelen ağır uyuşturucu almışlar.  Botun içine su dolmuş yani denizin ortasında jakuzi havası var. Atladım aralarına sürekli gülüyoruz ama neye gülüyoruz bende bilmiyorum. Sonra Ömer abi geldi, elinde bir sürü bira herkese atıyor suya düşüyor bulabilirsen alıp içiyosun 🙂 Sonra after parti diye ömer abi bizi bir bungovala götürdü tüm oradaydık. Böyle efsane after partilerde oluyor işte denk gelirse.

Tree house restoranında otururken yalnız seyahat eden bir sürü insanla tanışıyorum. Arada güzel kızlar gelirse onları ‘ Koh Rong Adasının Tanıtım Filmi ‘ oynatacam deyip adanın ıssız plajlarına götürüyorum. Bol bol çekim yapıyoruz, yüzüyoruz felan. Bazı günler bungolovdan çıkmak istemiyor canım, hamağa geçip akşama kadar sallanıyorum kitap okuyorum müzik dinliyorum. Canım aksiyonlu bir şeyler yapmak isterse restoranın önündeki kanolardan alıp denize açılıyorum. Taylanda hostelde çalışırken bir alman kızla tanışmıştık. Kamboçya’ya gideceğini söylüyordu, belki karşılarız diye iletişim bilgilerimi almıştık. Bir gün restoranta oturuken ondan mesaj geldi, Nerdesin? Ben Kamboçya’ya gelmeyi planlıyorum belki görüşürüz dedi. Adresi verdim direk adaya davet ettim oda uçarak kabul etti zaten. 4 gün beraber kaldık. Aslında beraber gezmeyi düşünmüştük ama ben artık yalnız gezmeye çok alıştım kimseyi çekemem diye vazgeçtim. O sonra yoluna devam etti, koh rong günlerime de renk katmış oldu. Daha sonraları iki hollandalı kız ile tanışmıştım. Onları epey fotoğraf çekiminde ve videolarda kullandım çünkü gerçekten güzellerdi.

Koh Rong, KamboçyaHer akşam Bora abi mutlaka Tree house’a uğruyor ve bir iki saat muhabbet ediyoruz. Her gün o efsane hikayesinden küçük küçük anılar anlatıyor, bazende öyle boş boş video izliyoruz beraber. Arada kitabını alıp köşeye çekiliyor, öyle sessizce selamlaşıyoruz. Bir gün otururken bir adam geldi restorana gece saatlerinde. Bora abi, bu benim babam diye tanıştırdı. Adam beyaz sakallı, beyaz saçlı yaşlı bir amca ama çok dinç duruyor. Her gün oda benimle birlikte restoranda sabahlıyor. Bazen güneş doğmadan önce kalkıp muhabbet ediyoruz, bazende beraber köye gidip geliyoruz. Uzun zaman sonra tanıştığım en efsane adamlardan birisi. Hikayesinin özetini şuradan okuyabilirsiniz.

Koh Rong Adasında Yaşayan Türkler

Bir ara karşı adada tanıştığım Arda Koh Rong’a geldi. Zaten onun gelmesiyle benim tüm düzenim değişti. Her gece deli gibi yiyip içiyoruz, kafalar güzel oluyor, partiden partiye gidiyoruz. Sonra da gidip onun bungovunda uyuyoruz. Bazen 4 kişi bazen sadece ikimiz gidiyoruz bungolova. Bir gün Arda ile beraber kano yapalım, plajları gezelim istedik ve atladık kanolara. 4 k beache giderken, solda kayaların arasında Settar abiyi gördük. Settar abinin yeri efsane bir yer, her zaman oraya gider otunu sarar içer. Küçük gizli kalmış 5-10 metrelik bir koy. Etrafı orhun harabeleri gibi taşlardan çevrilmiş. Bizde selam verelim sonra plaja gideriz diye koya kürek çektik. Epey muhabbet ettik, birer fırtta biz çektik sonra yola devam ettik. Plaja geldiğimizde deli gibi yağmur yağmaya başladı. Göz gözü görmüyor. Her yer bembeyaz. Plaj beyaz, gökyüzü beyaz, deniz beyaz ama sadece haraket şeyler kanolar ve yağmur damlaları. İnanılmaz güzel bir andı. Kanoları sahile çektik, başladık plajda koşmaya. Deli gibi gülüyoruz, koşturuyoruz. Epey yağmurla oynadıktan sonra yağmur durdu. Kimsenin olmadığı plajda restoranın içinden 3 tane kız çıka geldi. Onlarda kanolarına biniyorlardı, bizim suda olduğumuzu görünce yanımıza gelip selam verdiler. Denizde epey muhabbet ettik. Sonra onlara Settar abinin yerinden bahsettik ve oraya götürmeyi teklif ettik. Kabul ettiler, güneş batmaya yakın 5 kano denizin ortasında kürek çekiyoruz. Deniz durgun daha biraz önce yağmurla sevişmiş de durulmuş. Settar abinin orada kimse yoktu. Arda ben ve 3 fransız kız ile orada epey zaman geçirdik. Daha sonra akşam yemeği için Coco’ya kürek çektik. Bu fransızlar yemekle içki içmeye bayılıyorlar. Ben daha beceremiyorum ama bir iki koktely içebildim. Bu arada eğer coco da ise hesaplar ardanın oluyor. Tree house da isek de benim oluyor. Sonrasında zaten ipler koptu kafalar güzel olunca kumsaldan yürüyerek plajın karanlık yerine gittik, planktomları görmeye 🙂 O gecede Ardanın bungolovda kaldık.

Sabah oldu…Geceden kalmayım, henüz uyuyalı bir kaç saat olmuştu ki  Adile ablanın ‘’ Tekne gidiyor çocuklar ‘’ sesiyle irkildik. Gözümden uyku akıyor, ona rağmen apar topar iskeleye koşuyoruz. Ne ayağımda terlik var ne de üzerimde bir T-shirt. Kafam halen güzel. Geceden yağan yağmur iskeleyi ıslatmış, kaymamak için önümde koşan ayakları takip ediyorum. İskelenin sonunda demirden oldukça eski eşya dolu bir yük teknesi bizi bekliyor. Arda’nın atladığını gördüm. Ardından elimden tuttu beni çekti. Teknenin arkasına geçip yere oturduk. Gökyüzü gri bulutlarla kaplanmış, turkuaz denizin üstünde yavaş yavaş iskeleden uzaklaşmamızı izledik, az sonra yağmur fırtınasının içine doğru gireceğimizden habersiz….Hemen karşı taraftaki Koh Rong Samloem adasına gidiyoruz. Adalar arası bir yolculuk…

Ardaların adasına yani Koh Rong Samloem’e geçtik. M’Pay May köyündeyiz. Burası sessiz ve huzurlu bir yer. Koh rong’un o keşmekeşi burada yok. Yerlilerin içinde bir kaç restoran bir kaç tane bar var o kadar. Buranın ayrıca enerjisi çok güzel. Tam bir hafta kaldım burada. Hem de çok güzel kaldım, pideler, pizzalar, gözlemeler, türk kahvaltıları. Arda’nın annesi kıymet anne sağolsun çok güzel baktı bana. Uzun süre unutamacağım o lezzetli yemekleri. Bunları yazarken bir yandan da sade pilav yiyorum o yüzden daha bir anlamlı geliyor kıymet annenin yemekleri. Gündüzleri akşama kadar restoranta takılıyoruz, bazen ben köyleri geziyorum iki fotoğraf çekiyorum. Akşam olunca düşük sezonda açık olan iki bardan birisini tercih edip gidiyoruz. Bu ya ingiliz güzel kız, Elise’in barı oluyor yada Alman kızın barı dragon fly oluyor. Kafalarımız güzel olana kadar içiyoruz sonra sallana sallana gelip uyuyoruz. Bu her akşam aynı. Bir gün yine bardan döneceğiz, ben denize girmek istiyorum dedim ve atladım. Şansıma o gün ay yoktu ve yıldızların altında gördüğüm planktonlar inanılmaz büyüleyiciydi. Sanki yıldızların içinde yüzüyor gibiydim. Bu adada elektrik olmadığı içinde karanlık olması atmosferi mükemmel kılıyor.

Couchsurfing’den Arda’ya bahsedince epey hoşuna gitti, hadi birilerini davet edelim gelsin bizim hostelde kalsınlar dedi. O gün Kamboçya’ya gelen insanlardan hoşumuza gidenleri davet ettik, daha 1 saat geçmeden kanadalı iki kız gelmeyi kabul etti. Böylece yeni bir macera başlamış oldu bizim için. Bir kaç gün sonra kızlar Koh Rong’a geldiklerinde bizde tekneye binip Koh Rong’a geçtik. Coco’da uyuya kalmışlar yorgunluktan. Beraber yemek yedikten sonra kızları bungolova çıkardık. Ertesi sabah onlar bizden önce kalkıp yogaya felan gitmişler, geldiklerinde ”Doğum günün kutlu olsun ” diye uyandırdılar. O zaman fark ettim tarihin 14 haziran olduğunu.

Gün için plan yaptık ve adanın arkasında olan Long beach’e gitmeye karar verdik. Uzun bir yürüşten sonra tam sahile geldiğimizde dev gibi kayaların olduğu bana göre fotojenik olan bir yer görünce zıpladım hemen. Onlarıda çağırdım hadi gelin üzerine çıkalım diye. Arkadam gelen ve hiç bir şeyden habersiz olan iki kız, masumca beni takip ettiler ve amansız gelen bir dalganın gazabına uğrayıp kızlardan birisi kayanın üzerinden düştü. Evet düştü ve ayağı kırıldı. O an kendime çok kızdım, benim suçumdu onları ben çağırdım…Vakit kaybetmeden yanına koştum ve benden neredeyse iki kat ağır olan kızı kucaklayıp karaya götürmeye çalıştım. Bir yandan dalgalar geliyor bizi ıslatıyor, diğer yandan dev gibi kayaların üzerindeyiz haraket etmek çok zor ve kucağımda ayağı kırılmış bir kız. Bir bacağı kanlar içinde, diğeri kırık. Çok güçlü bir kız ağlamıyor bile İyi olmadığını söylüyor yüzünden acısını anlayabiliyorum, zor bela karaya çıkarabildim ve ardından bizimkiler geldi. Turnike yaptık, sardık sarmaladık bir şekilde yola çıkartıp önce bir yere kadar motorla sonra kucakta daha sonra tekne ile adanın ön tarafına götürebildik. Uzun süre oflayıp pufladım özür diledim ama onlarda senin hatan değildi deyip rahatlamamı sağladılar. Ben olsam o kızın yerinde salya sümük ağlıyordum hayatımda gördüğüm en güçlü kızlardan birisi. Coco’ya gelince Eczaneden bir sürü ilaç felan alıp, buzla tedavi etmeye çalıştık ama görünüşe göre böyle olmayacak ana karaya gitmesi lazım. O yüzdendir yarın ki ilk vapur ile onları gönderdik. Buda böyle bir doğum günü anısıydı. Şimdilerde facebook’da görüyorum, kol dernekleriyle Vietnamda geziyor, iyileştiğini ve bir iki hafta içinde yürüyebileceğini söylüyor.

Adada yaşadığım son macerada böyleydi. En son Arda ile beraber gitmeden kıymet annenin elini öpeyim diye karşı adaya geçtik tekrar. Orada bir gece kaldım, ve ayrılık vakti geldi. Sarıldık, iskeleye yürüdüm tekrar. Vapur geç gelince Arda ile çok güzel sohbet ettik. İkimizde biliyorduk, ilk tanışmamızın son konuşmasıydı. Vapur geldi ve yavaş yavaş iskeleden ayrılırken Kıymet anneyi iskeleye koşarken gördüm el sallayarak geliyordu. Göz yaşlarımı tutamadım…

Koh Rong Adası Yol Günlükleri Özeti 

  • Nasıl bir yaşam istiyorum? Sorusunu cevapladım ve uygulamaya koyuldum.
  • Bol bol Türk yemeği yedim ve 5 kilo aldım.
  • 22 yaşımdan 23 yaşıma zıpladım, yolda büyüdüm
  • Seyahat anlaşımda değişiklikler yaptım
  • 2 Kitap bitirdim, 10 film izledim
  • Beni tatmin eden 5 güzel fotoğraf çektim
  • Parti hayatını dibine kadar yaşadım, sıkıldım.
  • Plankton diye bir sihir öğrendim
  • Yalnız kalmaktan daha çok zevk almaya başladım
  • Birbirinden farklı hikayesi olan Türklerle tanıştım
  • 35 adet blog yazımı yayımladım
Koh Rong'dan ayrılış
Koh Rong Adasına Veda Ederken

Koh Rong Adası Gezi Rehberi


Koh Rong Adasında Yaşayan Yerliler


Koh Rong Adasında Yaşayan Türkler 

Güney Asya’da Bir Türk Adası ; Koh Rong, Kamboçya

Türk Adası ; Koh Rong Kamboçya. Uzun zamandır seyahat ediyorum, yolda tanıştığım Türk sayısı toplasan bir elin parmağını geçmez.  Evet ! seyahat eden bir millet değiliz maalesef. Yıllarca göçebe olarak yaşam süren bizleri, yaşadığımız yerlere çakılı kalmayı başartabilmiş bir sistemin kölesiyiz. Eğer bir an önce kafamızı kaldırmazsak dünyada neler olup bittiğini anlamadan, saçma sapan nedenlerle birbirimi yiyip bitireceğiz. İşte tam bu noktada, başını kaldırmayı başarabilmiş bizlerden birilerinin hikayeleri sizlere anlatmak istiyorum, istiyorum ki bir kaç kişi dahi olsa bundan ilham alır, duvarlarını yıkar. Bu hikayeler kalıplaşmış yaşamların dışına çıkmayı başarabilmiş insanların, mutlu insanların, ‘’ Kaybettiğimiz ‘’ değerli insanların hikayeleri.

 

Koh Rong, Kamboçya
Koh Rong, Kamboçya

Burası Koh Rong adası, Kamboçya’nın en popüler destinasyonlarından bir tanesi.  Saklı kalmış ve el değmemiş plajları, partileri, bungalovları, ahşap restoran, barlarıyla; huzur ve eğlencenin müthiş dengesi. Fransa, Bulgaristan, Amerika gibi ülkelerin Survivor yarışmalarının yapıldığı bir ada burası. Bu adanın ününü, güzelliğini ben daha Tayland’da iken duymuştum.

Koh RongAma bu adaya gelmem ile beni şaşırtan başka bir şey oldu. Burası tam bir Türk adası. ‘’ Kayıp ‘’  ada desem yeridir. Ada da yaşayan Türklerin nüfusu oldukça fazla ve adanın hakimi Türkler diyebilirim. Adanın kurulmasından tutun bugüne kadar gelmesini sağlayan hep bizimkiler. Adanın elektriğinden, adaya ulaşıma kadar, İnternetinden, partilerine kadar her şeyi Türkler sağlıyor. Adada araç yok. Yollar sadece patika ve kumsal. Ulaşım uzak yerler için ise genellikle deniz üzerinden sağlanıyor.

Koh Rong, Kamboçya

Burada yaşayan Türklerin hikayeleri ise birbirinden ilginç. Tanıştığım herkesin hayat hikayesi filmlere konu olur.  30 bin liralık maaşı bırakıp bakkal çırağı olarak yaşayan adam var bu adada. Bakkaldan haraç kesecem diye jelibon alan mafya var. Aşık oldu diye ada kuran bir adam var. Gerisini varın siz düşünün. Yani sıradan insanlar yaşamıyor bu adada. Ama burada bir turist gibi gelseniz onların burada olduğunu anlamayabilirsiniz bile yani İtalya’da ki Türk köyünün, Türk kültürünün yaşandığı gibi bir yer canlanmasın aklınızda. Elbette burası Türk Adası Menemen, lahmacun, baklava, ince belli bardakta çay, rakı, tavla var. Uzun zaman sonra kendimi evde gibi hissettiğim bu adada 2 ay yaşadım. Bu adanın en güzel yanlarından birisi de gerçek bir tropikal ada deneyimi yaşatması.

Koh Rong Adasında Yaşayan Türkler ve Hikayeleri

 

Özgür Çağdaş ( Kamboçya’yı Türklere tanıtan adam, Fotoğrafçı, Yazar )

Özgür Çağdaş

Adaya gelmemin temelinde olan insandır. Neredesin dedim, Koh Rong dedi. Bekle geliyorum dedim. Geliş o geliş. Müthiş bir adam. 1 aydır beraberiz, hatta hemen yan bugolovda kalıyor komşuyuzda. Bilirsiniz işte tuz var mıydı acaba, annem sarma, dolma yapmış muhabbetleri.


Fotoğrafçı, Videocu iyi çeker. Türkiye’de çok az insanın başardığı bir hayat tarzını yaşamayı becerebilmiş bir insandır. Çalışkandır. İyi kafa açar, yorum yapar sorgular, çok şey öğretti sağolsun. Uzun zamandır bir kitap yazıyor, merakla bekliyorum neler çıkacak.

Takip Etmek İsterseniz : Dünya Bir Masaldır



Bora Abi (
Adanın kurucusu, sahibi, babası, her bir şeyi )

Bora Abi

İşte ! asıl anlatılması konuşulması gereken insan budur. Tüm bu anlattığım hikayenin baş kahramanıdır. Kendisi hakkında yazmamamı istese de az biraz anlatmak istiyorum. Buradaki bir çok işletmenin oluşumun sahibi, patron yani. Patron diyince aklınıza ne geliyorsa, gelmesin. Unutun tüm o gelenleri. Adaya ilk geldiğİm zamanlarda daha yeni yeni insanlarla tanışıyorum, arada ‘’ Bora ‘’ ismi geçiyor ama o kadar. Bir gün Coco’da oturdum yine yazılarımı yazıyorum, masaya biri geldi oturdu. Atletli, shotlu, terlikli yüzü gülen hafif tombiş bir abi. İngilizce ‘’ Nasılsın ‘’ dedi. Bende  Türkçe ” Türksün abi”, dedim. Sen nasılsın ne yapıyorsun diye gülüştük. Aradan yarım saat felan geçti epey muhabbet ettik. Tam masadan kalkıyordu  bu arada ben Bora ‘ dedi. Şak diye kaldım. Zaman yavaşladı, düşünceler anlamsızlaştı, konuşulanları felan düşünüyorum her şey saçma geliyor. Nasıl yani ? Tabi ben bu tepkileri verene kadar çoktan gitmişti. İlk böyle tanıştım. Adada kaldığım süre boyunca neredeyse her akşam sohbet eder olduk. Akşmları restorana geliyor  uyumadan önce mutlaka kitap okuyor. Gündüzleri çocuklarının elinden tutup sahilde koşturuyor, kimse umrumda bile değil. Burada yaşayan yerliler dahil olmak üzere herkesin gözünce  ‘’ Abi ‘’ olarak anılması aslında bir çok şeyi açıklıyor. O kadar çok insana yardım etmiş ki kimle tanışsam sohbet biraz derinleştiğinde ‘’ Sağolsun Bora ‘’ lafı geçiyor. Neyse çok konuşursam bana kızar, söz verdim 🙂


 


Arda Çelik
(
Aşçı)

Arda Çelik

Adanın en genci, daha 19 yaşında. Benim ise adada kaldığım süre boyunca en yakın arkadaşım oldu. Çocukluğunda yaşadıkları bir çok acı tatlı olaylar silsilesi onu beslemiş. Yaşıtlarına göre oldukça olgun ve ne yaptığını bilen birisi. Herkes onu kardeşi gibi görüyor, bu kadar güzel insanın arasında gençlik yıllarını geçirdiği için aslında çok şanslı. ’ hayat hikayesi ‘ diyemem ama bu yaşta yaşadıkları yazmaya değer. Turizm lisesinden aşçı olarak mezun olmuş. Uzmanlık alanı tatlı. Türkiye’de katıldığı yarışmalarda ciddi deceler almış. Bir çok okulda ücretsiz okuyabilecekken, Türkiye’de eğitim almayı reddelerin arasında girmiş.


Arda Çelik
-Türkiye’de Eğitim mi?  Hıh.

Sonra ise kendini Kamboçya’da bulmuş. Bir süre yaşayarak öğrenmek için geldiği Koh Adasında el atmadığı mutfak dalı kalmamış. Aslında bu hikayenin arkasında ailesi var. Annesi, ablası, abisi çok başarılı aşçılar. Yani aile komple aşçı. Annesi ile beraber 1,5 yıl önce buraya gelmişler. Şimdi bir çok tatlı bir mekanları var. Adada ekmek, simit yapan olmayınca arda olaya el atmış. O yüzdendir adı adada simitçi diye anılıyor. Biraz daha burada yaşadıktan sonra Dünya’nın en büyük aşçılık okulu olan Le Cordon Bleu’da okumak istiyor.


Ersel Çatalkaya ( Türkiye’de 30 bin lira maaşı bırakıp Kamboçya’da bakkal çırağı olarak yaşayan adam )

Kaptan, Ersel ÇetinkayaEfsane bir adam. Kaptan, yıllardır gemi ile bir sürü ülkeye uzun yolculular yapmış. 30 bin lira maaşı varken işi gücü bırakmış Kamboçya ya gelmiş, şimdi burada bakkal çırağı olarak yaşıyor. Muhabbeti sohbeti tatlı, abi gibi abi. Bakkalın önünde sabahladığımız geceler, partilerden daha fazladır. Hayat dolu bir insan, hakkında daha fazla merak ettikleriniz sizi röportajına alalım. Kaptan !


Maji ve Zeliş (  Hippie çift, Dj, Sinema )

Maji ve Zeliş

 

Adanın en güzel çifti. Bir insanın güzelliğini ürettiklerinden anlarsınız. Bunlar kullandığı sözler olabilir, el yeteneği, sanat, ses diye uzayıp gider. Eğer ortaya çıkan şey başarılı ise orada sevgi vardır.  İşte bu iki insan için hissetiklerim. Coco’nun ( Coco’nun neresi olduğunu aşağıda anlatacam ) üst katında bir bar bölümü daha var. Daha sakin bulduğum için yazılarımı yazmaya buraya geliyordum. İlk dikkatimi çeken şey ise oranın dekorasyonu oldu. Öyle güzel dekor etmişler ki, bırak orada oturup bira içmeyi, yaşarsın. Bende orada iken bir kaç sefer Maji ile sohbet etme şansı yakaladım. Aslında böyle bir şey yapmak Zeliş’in hayaliymiş. Kendiside ona yardım ediyor, sevgiyle aşkla yaptıkları ise ortaya çıkanlardan belli. Maji ise Dj, hatta ünlü dj. Türkiye’deki Ayata festivalini felan düzenleyen insan. Dünyanın bir çok yerinde yaşamış. Hindistan, Fas gibi ülkelerde olan hikayelerini nefesimi tutup dinledim. Şimdide bu adada partilere gidip arada Dj’lik yapıyor.


 
Hamza Abi (Bakkaldan haraç diye Jelibon alan mafya )

Hamza Abi

Harbiden mafya. Zamanında sağlam çalışmış İstanbul Aksaray benden sorulur diyor. Bu adada ise dönerci, partilere gidip döner yapıyor. Ot satıyor para kazanıyor. Arada da kafası atarsa ona buna dalaşıyor. Bakkaldan haraç diye jelibon alıyor, birayla jelibon yiyor. Böyle bir mafya. Adada sevenide var korkanı da nefret edenide var. Ben sevdim. Daha adaya gelirken botta tanıştık. Hikayesini ilk o zaman dinledim. 30 yıl hapiste yatmış bir insandan bahsetiyorum. Nasıl bir hayat hayal edebiliyor musunuz? 3 adam öldürmüş, uyuşturucudan da yargılanıyor. Bu adaya da kaçmış diyebilirim. Merak etmeyin, ben yazıyorum diye kimse gelip yakalamaz onu. O işler öyle kolay değil. Neyse benim için asıl ilginç olan ise o30 yıllık süreçte yaşadıkları oldu.

Hamza Abi dövmeVücudunda ki dövmelerin hikayeleri zaten her şeyi anlattıyordu. Hapishanede nasıl dövme yapabilirsinki? Bunun makinası var, iğnesi var, mürekkebi var. Hadi iğneyi buldun mürekkebi nasıl bulacaksın? diye sordum.

Aynen şöyle cevap verdi.

– Bizim zamanımızda radyolar vardı, onların içini açar motorunu sökerdik bazen motorlu diş fırçaları gelirdi onlarında motorlarını sökerdik. İşte o motorlarla  mürekkebi yavaş yavaş derinin altına işlerdik.

Mürekkebi nereden buldunuz abi?

-Kendimiz yapıyorduk, Kanla yaptık, bunlar hep bizim kendi kanımız. Sütle karıştırıyorduk donmasın diye…


 

Hikmet Amca ( Gizemli Adam )

Hikmet Amca

Ancak filmlerde görebileceğiniz bir adam. 65 Yaşında hayatı hepimizden hızlı yaşıyor. Dünyanın bir çok farklı yerlerinde uzun yıllar yaşamış. Fas, İsrail, Amerika, İtalya bunlardan sadece bir kaç tanesi. Bol bol seyahat ediyor. Daha geçenlerde kalktı Filipinlere sevgilisinin yanına gitti. Aslında gitmiş haberim yok, mesaj attım abi nerdesin diye Filipinlerdeyim dedi. Yılda 65.000 mil yol yapıyor. Bir çok uçak firmasında önceliği var. Kaç dil biliyosun soruma cevap vermesede onu ingilizce, İtalyanca, ispanyolca konuşurken bizzat şahit oldum. Dünyanın en zengin adamlarıyla ahbap, kimlerle oturup kalkmış anlatsam diliniz uçuklar. Şimdiye kadar gördüğüm en zeki adamlardan biri. Her sabah kalkıyor spor yapıyor, denize giriyor. Bir sabah onu uzaktan uzun uzun izledim. Üzerindeki yaşanmışlıkları izledim, yaşadıklarını…


Mert Eren ( Gurme )

Mert Eren

İşte adaya ” Lost ” adası dememin nedenlerinden birisi daha. Sanal mutfak Mert desem kimler tanır ? Mert abi. Yıllardır yemek kitapları yazmış, yemek programları yapmış, Türkiye’nin en iyi gurmeleri Vedat Milor gibi insanlarla Dünya’nın bir çok lezzetlerini keşfetmiş bir insan. Adaya geldiğinde 130 kiloymuş ne kadar yemekle içiçe olduğunu siz düşünün, şimdi 90 kiloya kadar düşmüş. Adada uzun süre kalmamı sağlayan insanlardan biridir kendisi. Çok güzel muhabbet eder, iyi iletişim kurar, anlatmayı ve dinlemeyi sever. İşinin ehli olduğu konularda adada başaralı. Karşı tarafta olan Koh Rong Semloem adasında bir mekanı var. İskele üzerinde, mavi süslemeriyle tatlı bir yer. Ayrıca adadaki bazı işletmelerde yöneticilik de yaptı, şimdi şirketin reklam kısmında yer alıyor. Arada akşamları yakalarsam soru yağmura tutuyorum, sağolsun sıkılmadan anlatıyor. Bir çoğumuz bilmez ama lösemi hastaları için #saçımsaçınolsun adlı proje bir proje var. Mert abi de bunun için uzun zamandır saçlarını uzatmış, geçenlerde bağışlamak için kestirdi. Farkındalık, sosyal sorumluluk aslında böyle bir şey.


Serkan abi ( Coco’nun yöneticisi, Hava Fotoğrafçısı )

Serkan AbiAdaya geldiğimde ilk selam verdiğim insandı. İyi insandır o sana her konuda yardımcı olur dediler bende gelip onu buldum. Geldiğimde Coco’nun resepsiyonuna bakıyordu şimdi Coco’nun yöneticisi oldu. Peki sen bu adaya nasıl düştün abi dediğimde altından çıkan hikayeler ise yine bambaşka. Serkan abi profesyonel hava fotoğrafçısı, yıllardır dünyanın bir çok yerinde freelanse olarak çalışmış, gezmiş. Dubai’de çok ünlü insanların fotoğrafçılığını yapmış. İşinin aşığı bir insan. Fotoğrafçılığın yani hakkını veren insanlardan. Bende merak ettim ve sordum.

Peki abi neden onu yapmıyorsun da şuan burada yöneticilik yapıyorsun? diye sorduğumda ise şöyle cevap verdi ; Eğer sevdiğin bir şeyi sürekli ” para kazanmak için ” yaparsan artık o seni sıkmaya başlar. Fotoğraf benim için çok değerli, ondan sıkılmak istemedim bu yüzden bir süre ara vermek istedim. Bence herkes hayatında böyle aralar vermeli. Dedi.


Settar Abi ( Yogi, Boksör, Kitap )

Settar AbiGüzel sorular güzel cevaplar demektir, işte bunu öğreten insan. Dünya’ya bakış açısı bir çoğumuzdan farklı. Settar abi benim gözümde canlı bir Kitap , al karşına oku eğer okuyabilirsen. Kendi iç yolculuğuna yıllar önce çıkmış, Hindistan ve Nepal’de uzun süre yaşamış. Meditasyon ve yoga üzerine eğitimler almış zaten bu ülkeleri söyleyince nasıl bir yaşam tarzı olduğunu az çok anlamışsınızdır. Asıl mesleği Boksörlük yani uzun yıllar maçlara çıkmış sonraları ise boks hocalığı yapmış. Kanada, Amerika, İsrail gibi ülkelerde devlet adamlarının ve ünlülerin yakın korumalığı yapmış. Paris Hilton beni şaşırtan isimlerden biriydi. Kanada’nın en ünlü hapishanelerinden birinde 6 ay ’yaşamış’.   Adada olduğum süre boyunca ‘’ doğru ‘’ soruların ne denli hayatımı etkilediğini fark ettiren insan. Ne zaman Coco’nun üst katına çıksam terastan uzun uzun denizi izliyor. Elinde de mutlaka paylaşacak bir şeyi…


Doktor Deniz 

Doktor DenizAdanın doktoru, İlk uzaktan gördüğümde Sagopa Kajmer demiştim. Uzun boylu kirli sakallı karizma bir adam. Daha sonra farklı ortamlarda sohbet etme şansı yakaladım. İstanbul’daki hayatından sonra Yıllarca İsveç ve Danimarka’da yaşamış. Yıllar önce tatil için Koh Rong adasına geldiğinde çok sevmiş buraları. Şimdi kardeşinin ( Pınar abla ) açtığı mekan ile beraber burada yaşamaya başlamış. Aslen Osmaniyeli, ailenin bir kısmı da Adanada yaşıyor. Bunları duyunca zaten mutlu oldum, ‘ memleketli ‘ damarlarım kabardı. Böyle başarılı insanlar aramızda değil işte, tanımıyoruz bilmiyoruz bu insanları. Ülkenin şuanda olduğu ‘’ Durum ‘’ bu ve bunun gibi güzel insanları ülkemizden gitmesi için yeterli oluyor işte.


Ömer Çatal  (Adanın Partilerini Düzenleyen İnsan)

Ömer AbiAdanın en eskilerinden hatta kurulumunda beri adada olan o günden beri adadan ayrılmayan insan. 5 yıldır burada Ömer Abi ve şuanda polis beach partilerini düzenliyor. Abisinin ( Sakıp abi ) bir çok işletmesi olmasına rağmen hala çalışıyor, yani istese yer içer yatar hiç bir şeye karışmaz. Öyle bir insan değil, kendi Bir polis beach partisi sabahı kumsalda uyanıp denize girdim. Denizin ortasında şişme bir bot vardı içinde de bir kaç tane insan kafaları güzel geceden kalmalar. Atladım bende bota uyanmaya çalışırken Ömer abi elinde koca bir çantayla geldi. Hepimize bira felan verdi ilk orada tanıştık. Sonraları arada bira içerken sohbet ediyoruz Coco’da. 


Bahadır Yel

Bahadır Yel

Türkiye’de lüks içinde yaşayabilecekken ’ Tıkandım ’ diye yola çıkan insanlardan. Türkiye’de 35 den fazla aile işletmeleri olmasına rağmen burada barmenlik yapıyor. Ailesinden bir kuruş bile destek almadan kendi halinde yaşıyor. Daha mutluyum diyebildiği için bu yaşamı seçmiş. Aslında o da bir gezgin, belki yakın zamanda yine yola çıkarım Güney Amerikaya yol alırım diye iç geçiriyor. Çok saygılı ve cana yakın davranışları onu çevresinde sevilen biri yapmış. Bazı akşamlar ben, Arda, Baha barda oturup tattı tatlı sohbet ediyoruz. Hazırladığı güzel kokteylleri söylemeden edemezdim.


Kıymet Anne

Kıymet AnneInanılmaz bir insan. Hayat hikayesini dinleyince Adada yaşayan insanlar hakkında yazı yazmaya ilham veren kişidir. Bu yüzden en son yazmak istedim.

İlk defa Koh Rong Adasından karşı ada olan Samloem’e geçtiğimde Mert abi ; Seni bir yere götüreceğim, bakalım beğenecekmisin dediğinde böyle bir yere geleceğim aklımın ucundan geçmezdi. Kıymet Anne ve Arda, yerlilerin arasında kendileri emek emek yaptıkları çok tatlı bir mekanın sahibiler. İlk geldiğimizde bize bir Türk kahvaltısı yaptılar. Tadı damadığımda kaldı, o kadar lezzetliydi ki unutamadım. Koh Rong Adasına terkar geçtiğimde aklım orada kaldı. Arda ile iletişim halindeydik, bir gün Arda Koh Rong adasına geldi, beraber bir kaç gün zaman geçirdikten sonra onların mekanın olduğu Samloem adasına geldik. Her gün müthiş kahvaltılar, akşamları pizzalar, gözlemeler yiyorduk. Öyle güzel misafirperverlik yaptıklar ki bana adada geçirdiğim en güzel günleri hep bu yemeklerle anacağım.

Peki Kıymet Annenin Hikayesi Nedir?

Kıymet anne, Çanakkalede doğmuş büyümüş. Gençliğinde çok güzel kadınmış. Eşi ile tanışmış ve evlenmiş. Uzun yıllar Almanya’da yaşamış. Almanya’da yaşarken kuaförlük yapmış, ana dili gibi Almanca biliyor. Daha sonra Türkiye’de yaşamaya başlamışlar. Mutfakla arası hep iyi olan Kıymet anne en büyük oğlu turizm okulundan mezun olunca onu Avurtusal’da bir aşçılık okuluna göndermiş. Mezun olduktan sonra atlayıp yanına gitmiş. Orada açtıkları bir restoran kısa bir sürede Asya’nın en iyi restoranı seçilmiş. Kendisinin lezettli elleri ve oğlunun bilgisiyle birleşince ortaya böyle bir başarı çıkmış

Arda ve İkbalDaha sonra sıra diğer çocuklarına gelmiş, Yurt dışında alternatifler ararken Kamboçya’yı keşfetmişler. Koh Rong hikayeside tam burada başlıyor işte. Kıymet annenin kızı, oğlu ve kendisi 6 ay kadar bir süre ana karada yaşamışlar. Sonra Bora abi (adanın kurucularından) Kıymet anneyi ve ailesini keşfetmiş ve Koh Rong adasına davet etmiş. Burada iskelenin hemen üzerine bir Buffalo adında restoran inşaa etmişler ve en ince ayrıntısına her şeyi kadar kendileri yapmış. Daha sonra Aşçı, şef, yönetici olarak burayı işletmişler. Kızı orada yönetici olunca, Kıymet annede orayı ona bırakmış. Yorulmuşluğun da etkisiyle biraz da dinlenmek, kafa dinlemek üzere hemen karşı ada olan Koh Rong Samloem adasında şuanda işlettikleri yeri satın almışlar. En küçük oğlu Arda ile beraber 1 yıl boyunca burayı rayına sokmuşlar. Adada en güzel pizza yapan yer ve kahvaltısı ile ünlü yer diye anılıyor. Bende Onu tanıdığım için o kadar mutlu oldum ki, umarım bir gün yollarımız yine kesişirde bana yaptığı iyiliği ödeyebilirim.

Blue Quay


Koh Rong Adasının Sosyal Sorumluluk Yüzü

Bu ada turistik olmadan önce balıkçı köyleriymiş. Şimdi o köylerin insanları turizm ile canlanan adada kendine daha kaliteli bir yaşam kurmuşlar. En azından daha sağlıklı su bulabiliyorlar ve turizmden kazandıkları ile yaşamlarını daha iyi sürdürebiliyorlar.

Koh Rong, KamboçyaDaha önce adadan ana karaya giden sadece bir tane bot varken şimdi neredeyse adada yaşayan her yerlinin kendine ait bir teknesi var. O dönemde hastalanan çocukları yada acil bir durumda olan çaresizliği düşünün. Bu yüzden bu adanın kurucularına ve bugüne gelmesini sağlayan insanlara minnettarlar. Yani bizim Türklere. Normalde böyle bir yazı yazmam güçtür. Rant derim, çıkar derim, iş, para derim. Belki bir çoğunuzun aklından geçmiştir bunları okurken. Ama öyle değil. Tüm bunların temelinde gerçek bir aşk hikayesi var. Türk Adası kurulmaya başlandığı ilk günle beraber burada yaşan çocuklar için okul inşaa edilmiş. Gönüllü olarak dersler verip, yemekler yapmışlar. Sabah güneşin doğmasıysa beraber önlüklerini giyip okula giden minikleri gördüğümde hissettiğim duyguları anlatamam.

Koh Rong, KamboçyaAdada kaldığım süre boyunca köyleri bende ziyarete gittim öyle sıcak kanlı cana yakın insanlar ki. Çocuklarla hemen arkadaş olduk koştuk, eğlendik beraber. Beni ne zaman görseler üstüme atlıyorlar, omzuma çıkıyorlar.

 Khmerler, Kamboçya


Koh Rong Adası Gezi Rehberi


Koh Rong Adası Yerlileri


 

Koh Rong Adası Gezi Rehberi

Koh Rong adası, Kamboçya‘nın en popüler tatil ve eğlence merkezi. Gizli koyları ve el değmemiş plajları, doğanın içine serpiştirilmiş bungolov evleri, partileri, ahşap restoran, barlarıyla; huzur ve eğlencenin müthiş dengesi. Yollar sadece patika ve kumsal. Adada araba, motor yok. Ulaşım, uzak yerler için ise genellikle deniz üzerinden sağlanıyor. Bu adanın en ilginç taraflarında biriside adada yaşayan Türkler.

Koh Rong, Kamboçya

Bu adanın en güzel yanlarından birisi de gerçek bir tropikal ada deneyimi yaşatması. Koh Rong Adasında yapılacak bir çok şey var. Turkuaz rengi denizinde yüzebilir, kumsalda akşama kadar keyif yapabilirsiniz. Dilerseniz akvaryum gibi olan denizinde dalış yapabilir, dilerseniz ormanın içine kurulmuş dev zip line parkurunda adrenalin yaşayabilirsiniz. Neredeyse her gün yapılan adanın çılgın partilerine katılabilirsiniz. Bir gününüzü ayırarak adada yaşayan yerlileri ziyaret edebilir, çocuklarla oyunlar oynayabilirsiniz. Ayrıca her gün düzenlenen bot turlarına katılabilir, balık tutup gün batımını denizde izleyebilirsiniz. Koh Rong Adasının hemen karşı tarafında bulunan Koh Rong Samloem Adasını keşfedebilirsiniz.
Koh Rong, Kamboçya

Koh Rong Adası Tayland’ın ünlü adalarına rakip bir ada. 2 ay  kaldım bu adada. Bir kere geldiğinizde siz de o büyülü atmosfere kapılıp bir daha ayrılmak istemeyeceksiniz. Eğer yakın zamanda balayı planınız var ise yine bu ada doğru bir tercih olacaktır. Gözlerden uzak palmiye ağaçların içinde ve turkuaz denizin hemen kenarında tutacağınız bir bungalovda, dalga sesleriyle uyandığınız bir sabah hayal edin!

Koh Rong, KamboçyaKoh Rong
Koh Rong Adası Gezilecek Yerler ve Aktiviteler

4K Beach

4K beach, Koh Rong, KamboçyaAdanın iskele kısmını arkanıza alırsanız, sağ tarafa doğru yürüdüğünüzde 1 km uzaklıkta ki karşınıza çıkan en büyük plaj, 4K beach. Yaklaşık 2 kilometre uzunluğunda beyaz kumları olan, tamamen doğal ve el değmemiş bir yer. Sadece bir tane işletme var.

Koh Rong, KamboçyaLong Beach


Koh Rong, Kamboçya

Adanın en büyük sahili yaklaşık 10 km uzunluğunda sonsuz bir plaj. Bu adanın en güzel sahili diye anıyorlardı fakat yavaş yavaş marinalar kurulmasıyla ıssız plajın büyüsünü kaybetmeye başladığıda bir gerçek. Kimselerin olmadığı bu plajın ortalarında birilerinin sizi görmesi hala imkansız. Yalnız takılmak isteyen çiftler için güzel bir tercih olacağını düşünüyorum.

Secret Beach

Koh Rong, KamboçyaMonkey Beach

Koh Rong, KamboçyaDalış Merkezi

Koh Rong, KamboçyaAdanın diğer ünlü aktivitelerinden biriside dalış. Burada gördüğüm su altı dünyasını başka yerde görmedim. Genellikle Koh Rong adasının karşı tarafında bulunan Koh Kok adasının efrafında yapılıyor dalışlar. Sırf bunun içinde bile bu adaya gelinir. Dalış yapmak isterseniz Coco’nun hemen karşısında bulunan Dive Center’dan bu hizmeti satın alabilirsiniz.

Günü Birlik Ada Turu

Koh Rong, KamboçyaKoh adasının etrafında bulunan küçük küçük bir kaç tane daha daha bulunuyor. Bu araların etrafında mavi bir yolculuğa çıkartan bu turlar ile aynı zamanda şnorkel dalışları yapabiliyorsunuz. Gün boyu sabah kahvaltısı, öğle yemeği, akşam yemeği ve meyve ikramları ile çevre adalardaki köyleri ziyaret edip gerçek bir Kamboçya deneyemi yaşayabilirsiniz.

Fiyatı : 20 dolar

Zip Line Parkuru

Zip Line, Koh RongOldukça eğlenceli bir o kadarda heyecan verici olan bir oyun parkı diyebilirim. Ormanın içersine kurulmuş birbirinden farklı parkurlardan oluşuyor. Kimisinde ipin üstünde yürüyerek geçiyorsun, kimisinde ipten kayarak karşı ağaya geçiyorsun. Bazen sallanan tahtalar üzerine basarak karşı tarafa geçiyorsun. Finalde ise 120 metre uzunluğunda Koh Rong adası manzaralı bir zip line parkuru bekliyor. Yaklaşık 2 saat sürüyor. Tüm bunları yaparken çift güvenlik halatı ile her zaman güvendesin.

Fiyatı : 25 Dolar

Koh Rong Adası Partileri

Polis Beach

Fotoğraf : Özgür Çağdaş
Fotoğraf : Özgür Çağdaş

Koh Rong Adasında adanın güzelliğini ve huzuru rahatsız etmeyecek şekilde partiler yapılıyor. Bu partiler genellikle Police beach’de oluyor. Haftanın çarşamba ve cumartesi günleri düzenli olarak kaliteli DJ’ler eşliğinde sabaha kadar eğlence bitmiyor. Eğlenmek ve kafa dağıtmak için güzel bir ortamı var.  Yine aradığınız her şeyi bu partide bulabilirsiniz. Her ayın dolunay zamanı ise aynı plajda Full Moon partisi yapılıyor. Sabah olunca Kaptan barın üstüne çıkıp ‘ Teknooo ‘ diye bağırmasıyla after partiler başlıyor.

Pub Crawl

Koh Rong, Gece hayatı, KamboçyaHer salı ve cuma adada kim var kim yok toplanıp tek tek tüm mekanları gezerek deli gibi dans edilen bir organizasyon. Ayrıca Coco Bar, Islands Boys, Q bar ve Vagabondsda da her akşam partiler yapılıyor.

Kamboçya Vizesi

Kamboçya vizesine kapıda sorgusuz sualsiz 35 dolar karşılığında sahip olabilirsiniz. Eğer uzun süre kalmak isterseniz 1 yıllık vizeyi alabilirsiniz. Her yıl vizenizi yenileyerek sonsuza kadar yaşamanız mümkün. 1 yıllık vize fiyatı ise 300 Dolar. Ama 1 yıllık vizeyi almak için bir kaç tane şartı var. Burada bir şirkette resmi olarak çalışıyor olmalısınız. 1 aylık olanı sürekli yenilemek ise kolay. Sınırı geçip tekrar gelmeniz yeterli. Bunun hakkında ayrıntılı bilgi için bu yazımı okuyabilirsiniz.

 Koh Rong Adası Mekanlar 

Koh Rong adası bunun için istediğiniz konfor ve lüks aralığında olanak sunmakta. Ben adada kaldığım süre boyunca neredeyse hepsini gezdim ve ziyaret ettim. Bir çoğunda konaklama şansım oldu. Tavsiye ettiğim yerleri şöyle sıralayabilirim.

Coco Resolt ( Tavsiye )

Coco Koh Rong, KamboçyaKoh Rong adasının en popüler yeri Coco, aradığınız her şeyi bulacağınız büyük bir resolt.

Dorm ( Hostel ) : 9 Dolar

2 kişilik Odalar : 25 Dolar

6 kişilik Odalalar : 60 Dolar

Odaların hepsi klimalı ve temiz. Adanın tam olarak merkezinde yer alıyor.

Sunduğu hizmetler ;

Restuarant : İçerisinde Türk yemeklerinide bulabilceğiniz kaliteli bir mutfağa sahip, bal kabağı çorbası ise tavsiyemdir. Yemekler ortalama olarak 3-5 dolar arası değişiyor.

Tatto Salonu, Kuaför

Oyun salonu : Misafirlere ücretsiz

Khmer Masaj : 1 saatlik masaj 7 dolar

Tree House Bungalows ( Tavsiye )

Koh Rong, Kamboçya

Adanın en güzel işletmelerinden biri olan Tree House Bungolovları ise benim favorim arasında. 20 Gün boyunca kaldığım bu yerde restoran, bar, çalışanlar ve bungolov konforu 10 üzerinden 8,5 hakediyor.

Koh Rong, KamboçyaAdanın en huzurlu yeri diyebilirim. Muhteşem bir plajı var. Sessizlik içinde ağaçların arasına saklanmış bu bungolovlar kafa dinlemek isteyenler için doğru bir tercih olacaktır. Balayı planı içinde nokta atışı bir yer. Dilerseniz denizin hemen kenarındaki bungolovlarda kalır, sabah deniz kokusu ve dalga sesleriyle uyanırsınız. Dilerseniz ormanın biraz daha iç taraflarında doğanın içinde bir yer tutarsanız. Adada favori yerim burasıdır.

Bungalov Fiyatları ise  2 Kısma ayrılıyor :

Deniz Manzaralı hatta denizin hemen kenarında olanlar : 45 $

Ormanın içinde yeşile bürünmüş olanlar : 30 $

( Fiyatlar yüksek sezonda artmaktadır )

Uzun Dönem Kiralama

1 Aylık Kiralama : 400 $

3-6 Aylık Kiralama : 300 $ ( ay )

Ayrıca Tree House Bungalov’da Dalış için bilet satın alabilir, Kayak ( Kano ) kiralayabilir ve Zip Line için indirimli misafir biletlerinden satın alabilirsiniz.

Blue Quay

Koh Rong Samloem Adasının M’Pay Bay kısmında bulunan mekan, Türk aşçı Kıymet anne ve Oğlu Arda tarafından işletilmekte. Asya bölgesinde yiyebileceğiniz en güzel yemekler burada bulabilirsiniz. Ayrıca Guest House konaklamak için çok güzel bir yer. 15 Gün boyunca sıkılmadan kaldığım favori mekanım. Kalmazsanız bile gidip bu güzel insanlarla tanışın yemeklerini yiyin derim.

Odalar : 7,5 ile 15 dolar arasında değişmekte

Yemekler : 3 dolar ile 7 dolar arasında verdiğiniz paranın fazlasıyla karşılığını alacağınız bir yer.

Adanın Diğer Mekanları

Sokhang

Adanın en lüks yeri, ada atmosferini bu kadar lüksün içinde hissedebileceğinize şaşıcağınız bir otel. Tam tepeye konumlanmış, turkuaz deniz manzarısını yattığınız yataktan, palmiye ağaçları arasından izleyebileceğiniz odaları olan bir yer.

While beach

Beyaz kumları, palmiye ağaçlarının arasına saklamış hobit tarzı bungolovlarıyla adanın en huzurlu yerlerinden bir mekan.

Natural Lounge

7-8 dolara oda kirayabileceğiniz, ucuza batı yemeklerini yiyebileceğiniz tepeye doğru ağaçların içine saklanmış bugolovlarıyla güzel bir mekan.

White Rose

Arkadaş guruplarıyla, sevgilinizle, eşinizle gidip rahatça eğlenebileceğiniz kimsenin kimseyi rahatsız etmediği tatlı bir mekan.

Da matti

Denizin hemen kenarında manzaraya karşı italyan yemeklerini yiyebileceğiniz en güzel mekan, ayrıca burada çok ucuza konaklayabilirsiniz.

Q bar

Her haltın döndüğü yer burası. Bardan ot alabileceğiniz, hard core partilere katılabileceğiniz çılgın bir mekan.

Vagabongs

Barda oturup tanımadığınız insanlarla sohbet edebileceğiniz, arada çılgın partilerin yapıldığı gençlerin uğrak mekanı.

Bunna’s Place

50 cent çalan bir mekan, önünde genellikle 90 yıllarından kalma gençlerin dans ettiği bir yer.

Phonex (Bakkal Ufuk amca)

Ufuk amcanın mekanı yan yana dizilmiş onlarca barın arasında küçük bir market. Çırağıda kaptan ersal abi, yani şu 30 bin liralık maaşı bırakıp gelen abimiz. Fiyatlar ucuz olmasada Ufuk abi ve Ersel abi oraya gidip sabaha kadar parti yapmak için yeterler.

Buffalo

Istisnasız adanın en iyi yemeklerinin çıktığı mekan. Geceleri kumsala atılmış ahşap masa sandalyede güzel koktelylerini yudumlarken canlı müzik dinleyebileceğiniz harika bir mekandı. Dı diyorum çünkü geçenlerde bir kaza sonucu cayır cayır yandı. Yakın zamanda tekrar açılacak diye ümit ediyoruz.

Islands Boys

Adanın en çılgın mekanı. Her zaman güzel kız/erkelerin 7/24 içip, yiyip, içip seviştiği bir mekan. Yine burada da aradığınızı bar’a sormanız yeterli olacaktır.

Bambu

Adanın eski mekanlarından, çok güzel yemekleri olmasada eğlencesi akşam oturmaları, cenker abinin sohbeti ile gayet güzel mekan.

Koh Rong Adasında ki Bazı Fiyatlar

Khmer restoranılarında Yemek yemek ( pilav üstü tavuk, domuz eti )  = 1 $

Batı yemekleri : 2-3 $

Pat Thai : 1.25 $

Buzlu Kahve = 0,5 $

Kola = 0.75 $

Bira = 0,75 $

Tropikal meyveler ( Ananas, Mango vb. ) = 1 $

 

Koh Rong Adasına Nasıl Gidilir ?

Koh Rong KamboçyaKoh Rong Adasına eğer Türkiye’den gelmeyi planlıyorsanız. İstanbul’dan Kamboçya’nın Başkenti Phnom Penh‘e direk uçuş olmadığını bilmelisiniz. Buna alternatif olarak Dubai veya Bangkok aktarmalı olarak gelebilirsiniz. Ucuz uçak bileti kampanyaları için promosyonları ve sezonları takip etmekte fayda var. 

Phnom Penh’den Koh Rong Adasına ulaşım

Her hangi bir ajanstan, otelden veya havaalanından direk olarak Kamboçya’nın güneyinde bulunan Sihanoukville şehrine gelmelisiniz. Bunun için 20’ye yakın altarnatif bulunmakta. 7 Dolar’dan başlayıp 60 dolara kadar giden bir ulaşım konforu var.

Otobüs fiyatı ortalama = 10 dolar

Paylaşımlı Taksi : 30 dolar

Tek başına taksi : 45 Dolar

Sihanoukville Otobüs garajından iskelenin olduğu yere motor taksilerle 1 dolara gelmeniz mümkün. Daha sonra gün içinde olan Speed Boat ( Hızlı bot ) ve Slow boat ( Yavaş bot ) seçeneceklerinden birini tercih edip adaya gelebilirsiniz.

Giriş-Dönüş bileti birlikte satılıyor ve yavaş bot için 10 dolar ( 2 Saat ) hızlı bot içinse 20 dolar. ( 45 Dakika )  Dönüş bileti açık bilet oluyor yani istediğiniz zaman adadan dönebilirsiniz.

Bangkok’dan Koh Rong Adasına ulaşım

Bangkok Otobüs garajından 27 Dolar karşılığı alabileceğiniz Sihanoukville bileti ile 12 saat süren bir yolculuk sonrası Sihanoukville’nin otobüs garajında olabilirsiniz. Ondan sonrası için ise yukarıda anlattığım gibi aynı.

Otobüs Poipet sınırında aktarma yapacaktır.  Tayland- Kamboçya Sınır kapısından geçiş ve vize için bu yazımı okuyabilirsiniz.

Siam Reap’dan Koh Rong adasına Ulaşım

Ankor tapınaklarının bulunduğu şehir olan Sieam Reap’dan Koh Rong adasına gelmek için Sihanoukville şehrine otobüsle gelmelisiniz.

Fiyatı = 20 Dolar.

Pattaya’dan Koh Rong Adasına Ulaşım

Tayland, Pattaya‘dan Koh Rong adasına gelmek istiyorsanız. Tayland’ın Sınır şehri olan Trat’a gelmelisiniz. Buradan yine taksi veya otobüsle Kamboçya Koh Hong güney sınır kapısına kadar gelebilirsiniz. Sınır geçişi ve vize için bu yazımı okumasınızı tavsiye ederim. Sırını geçtikten sonra motor taksiler ve ya tuktuklarla şehir merkezine kadar gidip otobüs garajından Sihanoukville şehrine otobüsle gelebilirsiniz. Otobüs garajından iskelenin olduğu yere motor taksilerle 1 dolara gelmeniz mümkün. Daha sonra gün içinde olan Speed Boat ( Hızlı bot ) ve Slow boat ( Yavaş bot ) seçeneceklerinden birini tercih edip adaya gelebilirsiniz.

Giriş-Dönüş bileti birlikte satılıyor ve yavaş bot için 10 dolar hızlı bot içinse 20 dolar. Dönüş bileti açık bilet oluyor yani istediğiniz zaman adadan dönebilirsiniz.

 

Koh Rong Adasının Kötü Yanları

Hep iyi anlattın bu adayı hiç mi kötü yanı yok dediğinizi duyar gibiyim. Elbette var, bu kadar mükemmeliyetin içinde olmalıydıda. Yoksa adına cennet derdik öyle değil mi?

Koh Rong adasının hemen girişinde ki bazı işletmelerin altyapı sorunu yüzünden atıklar denize akıyor. Bu durum az olsada bazen koku yapabiliyor. Sadece adanın %2 lik kısmı için geçerli bir durum. Yakın zamanda düzeltileceni söylüyorlar. O yüzden enfeksiyon kapmamak için pier bölgesinde  terlikle gezmenizde fayda var. Çünkü adada kimse terlik de giymiyor, kıyafette. Ayrıca adanın diğer tarafına yapılan bir inşaat çalışması gördüm. Onun ne olduğunu sorunca, yol yapıldığını öğrendim. Üzüldüm. Bu adanın bu güzel atmosferini bozacak bir girişim olarak görüyorum. Umarım adanın bu tarafını etkilemez bu şehirleşme çalışmaları.

 

 

Koh Rong Adası Yerlileri, Khmerler

Koh Rong Adası Kamboçya’nın güneyinde bulunan iki küçük adadan oluşuyor. Kamboçya’ya gelen turistler için eğlence ve tatil merkezi olarak görülsede bir de bu adaların başka bir yüzü var. Koh Rong adasında yaşayan yerliler, yani adanın asıl sahipleri Khmerler.

Koh rong adası, kamboçyaKoh Rong adalarında 2 ay kaldım. Kaldığım süre boyunca bir çok köyü ziyaret etme şansım oldu. Bu köyler buralar turistlik olmadan önce balıkçı köyleri olarak sessiz sakin bir şekilde yaşıyorlarmış. Tabi bu sessizliğin geçmişi çok uzak değil. 1975-1979 yılları arasında ülkeyi baştan aşağıda kırıp geçiren, bir tane bile okumuş insan bırakmayan dönemin generalin yaptığı soykırımdan sonra ki hayattan bahsetiyorum. Toplasan 20-30 yıllık bir huzurları var yani, o günlerden beri acı içinde ama barış içinde yaşıyorlar .

Koh Rong, KamboçyaAdada yaşamanın yerli olarak pek bir zorluğu olduğunu sanmıyorum. Ama genel olarak en büyük sorun su olsa gerek. Temiz su her zaman var, fakat çok az akıyor. Sıcak su diye bir şey yok zaten. Elektrik akşam 12 kapanıyor sabah 7’da açılıyor. Beslenme ve yemek konusunda ise köylerinde nasıl ise burada da böyle. Herkesin bahçesi var tavukları var, deniz zaten ana geçim kaynağı. Tüm balık ve balık ürünleri ana yemekleri. Evlerin hepsi ağaç ev. Genellikle yerden yüksekte yapılıyor, bunun bir çok nedeni var. En büyük nedeni muson zamanı su baskınlarından korunmak, diğer nedenler ise yılan, böcek, yada diğer hayvanlardan korunmak.

Koh Rong Adası, Kamboçya

Koh Rong Adası, Kamboçya
Khmerler

Bu adalar turistlik olduktan sonra yerlilerde bu turizmin bir parçası olmuşlar. Bir çoğu buradaki işletmelerde işçi olarak çalışırken, küçük bir kısmıda işletme sahibi. Yerliler pek fazla turizmden anlamadıkları için şuanda sadece işçi olarak çalışıyorlar. Kimisi bot kaptanı, kimisi inşaatçı, kimisi temizlikçi, kimiside bizim Türk aşçıların yanında yemek yapmayı öğreniyorlar.

Koh Rong, Kamboçya
Khmerler

Koh Rong, KamboçyaKhmerler, Kamboçya’nın yaşadığı bu acı geçmişten sonra bir çok konuda geri kalmış, bunun en başında eğitim geliyor. Koh rong adasında yaşayan yabancılar da sosyal sorumluluk adına çok güzel projeler başlatmışlar. Bir çok işletme kazandığı paradan bir şekilde pay bırakarak çocuklara bağışlıyor. Mesela sattıkları pizza 7 dolar ise 1 dolarını onlar için ayırdıkları kumbaralara atıyorlar.

Koh Rong, KamboçyaBunlar toplanıyor ve Khmerli çocukların eğitimleri için harcanıyor. Bununla yaptırdıkları küçük küçük tatlı okulları var. Adada yaşayan Yabancılar İtalyanca, İngilizce eğitimleri verirken aynı zamanda fizik, matematik gibi dersleri de kendi öğrentmenlerinden eğitim alıyorlar.

Koh Rong, Kamboçya

13445916_1059212157493025_1496859748_o13410814_1059211837493057_1759657556_oKhmeri çocuk, Khmerler