Vizesiz Ülkeler Listesi Tam 102 Ülke – 2016

Vizesiz Ülkeler listesi beni ilk yurtdışına çıkartan bahane olmuştu. Pasaportumu çıkartır çıkartmaz  Avrupa kıtasında Schengen vizesine ihtiyaç duymadan gezebileceğim vizesiz Balkan ülkelerini gezdim. Yine Asya kıtasında vize istemeyen ülkeler oldukça cezbedici idi. Bundanlardan bir kaçına gittim ve hali hazırda gitmeyi planlıyorum. Tayland, Endonezya, Filipinler, Japonya bunlardan sadece bir kaçı. Bir insan sadece vizesiz ülkeleri gezmeye kalksa bile yıllarını vermesi gerek, o yüzden hemen bir yerden başlamak lazım. Kalk ve çantanı hazırla !

Yola çıkmak için bundan güzel bahane olamaz, dünya üzerinde vizesiz gidebilecek birbirinden güzel ülkeler var iken daha fazla düşünmeyin derim. Aşağıda ülkelerin listeden kendinize bir rota yapın. Türkiye’de seyahat edebileceğinizden çok daha ucuza gezebileceğinizi göreceksiniz.

Vizesiz ülkeler, Vize istemeyen ülkeler

Not : Aşağıda belirttiğim bazı ülkeler sınır kapısında vize alabileceğiniz ülkelerdir. Bunları da vizesiz diye belirtmemin sebebi almasının çok kolay ve zahmetsiz olmasıdır.

Avrupa Kıtası Vizesiz Ülkeler

 

Andorra  (90 gün)

Arnavutluk   (90 gün)

Azerbaycan, Vize Bakü Havaalanı vize alınıyor (30 gün)

Beyaz Rusya  (30 gün)

Bosna-Hersek (90 gün)

Ermenistan  (120 gün)

Gürcistan  (1 yıl)

Karadağ  (90 gün)

Kosova  (90 gün)

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Vizesiz, pasaportsuz

Makedonya  (90 gün)

Moldova  (90 gün)

Sırbistan  (90 gün)

Ukrayna   (60 gün)

Vatikan  (90 gün)

 

Asya Kıtası Vizesiz Ülkeler

 

Bahreyn, Sınır kapısında vize (2 hafta)

Doğu Timor, Sınır kapısında vize  (30 gün)

Filipinler, Vizesiz (30 gün)

Hong Kong, Vizesiz (90 gün)

Irak, Vize Erbil ve Necef Havaalanı’nda verilmektedir

İran, Vizesiz (90 gün)

Japonya, Vizesiz (90 gün)

Kamboçya, Sınır kapısında  vize (30 gün)

Katar, Sınır kapısında vize   (14+14 gün)

Kazakistan, Vizesiz (30 gün)

Kırgızistan, Vizesiz (Süresiz)

Kore Cumhuriyeti, Vizesiz (90 gün)

Kuveyt, Sınır kapısında vize (90 gün)

Lübnan, Vizesiz (6 ay)

Makao, Sınır kapısında vize (30 gün)

Maldivler, Sınır kapısında vize (30 gün)

Malezya, Vizesiz (90 gün)

Moğolistan, Vizesiz (90 gün)

Nepal, Sınır kapısında  vize (90 gün)

Singapur, Vizesiz (30 gün)

Sri Lanka, Sınır kapısında vize (30 gün)

Tacikistan, Sınır kapısında vize  (45 gün)

Tayland, Vizesiz (30 gün)

Tayvan, Sınır kapısında vize (30 gün)

Umman, Sınır kapısında vize (30 gün)

Ürdün, Vizesiz (90 gün)

 

Afrika Kıtası Vizesiz Ülkeler

 

Botsvana, Vizesiz (90 gün)

Burundi, Sınır kapısında vize (30 gün)

Cibuti, Sınır kapısında

Fas, Vizesiz (90 gün)

Gambiya, Vizesiz (90 gün)

Güney Afrika Cumhuriyeti, Vizesiz (30 gün)

Komor Federe İslam Cum., Sınır kapısında vize

Libya, Vizesiz (90 gün),

Madagaskar, Sınır kapısında vize  (90 gün)

Mauritius, Vizesiz (90 gün)

Mozambik, Sınır kapısında vize (90 gün)

Senegal, Sınır kapısında vize

Seyşel Adaları, Vizesiz (90 gün)

Sudan, Sınır kapısında vize (30 gün)

Svaziland, Vizesiz (30 gün)

Tanzanya, Sınır kapısında vize

Togo, Sınır kapısında vize (90 gün)

Tunus, Vizesiz (90 gün)

Uganda, Sınır kapısında vize  (90 gün)

Yeşil Burun Adaları, Sınır kapısında vize

Zambiya, Sınır kapısında vize (30 gün)

 

Okyanusya (Avustralya) Kıtası Vizesiz Ülkeler

 


Cook Adaları, Vizesiz (31 gün)

Fiji, Vizesiz (120 gün)

Mikronezya, Vizesiz (30 gün)

Niue, Vizesiz (30 gün)

Palau, Sınır kapısında vize (30 gün)

Samoa, Sınır kapısında vize  (60 gün)

Tonga, Sınır kapısında vize (31 gün)

Tuvalu, Sınır kapısında vize (30 gün)

Vanuatu, Vizesiz (90 gün)

 

Güney Amerika Kıtası Vize İstemeyen Ülkeler

 

Arjantin, Vizesiz (90 gün)

Bolivya, Vizesiz (90 gün)

Brezilya, Vizesiz (90 gün)

Ekvador, Vizesiz (90 gün)

Güney Georgia ve G. Sandwich Adaları, Vizesiz

Kolombiya, Vizesiz (180 gün)

Paraguay, Vizesiz (90 gün)

Peru, Vizesiz (183 gün)

Şili, Vizesiz (90 gün)

Uruguay, Vizesiz (90 gün)

Venezuela, Vizesiz (90 gün)

Antigua ve Barbuda, Vizesiz (30 gün)

Bahamalar, Vizesiz (8 ay)

Barbados, Vizesiz (180 gün)

Belize, Vizesiz (90 gün)

Britanya Virjin Adaları, Vizesiz (30 gün)

Dominika, Vizesiz (21 gün)

Dominik Cumhuriyeti sınır kapısında vize (30 gün)

El Salvador, Vizesiz (90 gün)

Guatemala, Vizesiz (90 gün)

Haiti, Vizesiz (90 gün)

Honduras, Vizesiz (90 gün)

Jamaika, Vizesiz (90 gün)

Kosta Rika, Vizesiz (30 gün)

Nikaragua, Vizesiz (90 gün)

Panama, Vizesiz (180 gün)

Saint Kitts ve Nevis, Vizesiz (90 gün)

Saint Lucia, Vizesiz (6 hafta)

Saint Vincent ve Grenadinler, Vizesiz (30 gün)

Trinidad ve Tobago, Vizesiz (90 gün)

Turks ve Caicos Adaları, Vizesiz (30 gün)

 

 

Aklınıza takılan her türlü seyahat hakkında sorularınız için Facebook Grubumuza post atabilirsiniz. Eğer bilgim dahilinde ise seve seve cevaplarım değil ise başlığı gören bilgi sahibi diğer arkadaşlarım yardımcı olacaklardır.

Dünya Turu Facebook Grubu

 

Dünya Turumu Sosyal Medyadan Takip Etmek İsterseniz

En İyi 10 Ucuza Konaklama Yöntemleri

Ucuza seyahat etmek dünyanın her yerinde mümkün. Pahalı oteller için tüm paranızı harcamanıza gerek yok.

Dünyayı gezmek zengin olma kanıksaması sürekli tartışılan bir konu. Basitçe söylüyorum, zengin olmanıza gerek yok. Seyahat oldukça ucuza yapılabilir, hatta günlük yaşantınızda harcadığınız paradan daha az harcayarak seyahat edebilirsiniz. En basitinden elektrik, su, doğalgaz faturaları ödemiyor olacaksınız.

”Seyahat etmek oldukça pahalı olabilir, sadece sen öyle yapmak istersen”

Pahalı ve gösterişli otellerde kalmak oldukça bütçe gerektiren bir şey. Bu bir seçecek. Ama onun dışında geceyi geçirmek için sadece uyumak için bir çok yer var.

Aşağıda yazacağım ucuz konaklama ve ücretsiz konaklama yöntemlerinin bir çoğunu dünya turum boyunca kendimin bizzat deneyimlediği yöntemlerdir.

Hosteller

 

Sırtçantalı gezginlerin en çok kullandığı bu yerler, bütçesi en düşük konaklama seçenekleri arasında. Odaların ve banyo tuvalet gibi alanların farklı insanlar tarafından ortak kullanılan bu yerler konaklamayı ucuz kılıyor. Aynı odada bir çok kişiyle beraber kalıyorsunuz. 3 kişiden 20 kişiye kadar kişiye kadar değişebiliyor. Dünya’nın her yerinden farklı kültür ve dinlerden insanları bir odada görmek gibi bir şey bu.

Kimi hostellerin ortak kullanım için mutfaklarıda oluyor. Bu kendi yemeğinizi yapmanız için oldukça faydalı.

Tavsiyeler

  • HostelBookers & HostelWorld Sitelerini kullanarak hostel bulabilirsiniz.
  • Hostellerde rahatsız edilmek istemiyorsanız, yanınızda kulak tıkacı ve göz bandajı olması oldukça faydalı olacaktır.
  • Hostel seçerken, yorumlara mutlaka göz atın. Temiz yatak, sıcak duş, wifi ve kitli dolap benim için olmazsa olmazlar.

Fiyat : $3 – $20 Gecelik

 

Guest House (Misafir Evi)

guest houseGuest houselar eğer biraz daha yalnız kalmak, özel bir odada kalmak istiyorsanız güzel bir seçecek. Normal bir otel odasının servissiz ve lüks olmayan halini düşünebilirsiniz. Kahvaltı dahil olabiliyorda olmayabiliyorda. Yatağın boyutu hosteldekilere göre daha büyük genelde iki kişilik oluyor. Diğer geri kalan her şey anı hosteller gibi sadece özel odanız var.

Tavsiyeler

  • Tripadvisor’u kullanarak guest house bulabilirsiniz.
  • Her zaman önce odayı görmek isteyin sonra diğer ayrıntıları konuşursunuz.
  • Kapıların ve pencerelerin güvenli oldup olmadığına bakın

 

Fiyat : $5 – 50$ Gecelik

Kısa Dönem Apartman Kiralama

Norveç, PillputrockBir çok ev sahibi evde olmakdıklarında yada ikinci bir apartmanları olduklarında bunları kiralıyorlar. Bununla hem gelir elde etmiş oluyorlar hemde bir çok gezgine yardım etmiş oluyorlar. Böylelikle oldukça ucuza evler bulmak mümkün. Bu kiralamalar genellikle 1 gün, 1 hafta, 1 aylık şeklinde olabiliyor.  Apartmanda kalmanın en güzel yanı evden uzakta evde kalıyor gibi hissetmek.

Tavsiyeler

  • AirBnB bunun için en güzel site.
  • Evin nerede olduğunu ve ulaşım imkanların nasıl olduğuna göz atın.
  • Eğer daha fazla uzun kalmak isterseniz bunu mutlaka belirtirdin, çok daha iyi fiyat alacaksınız.


    Fiyat : $5 – 50$

Homestay (Birisinin Evinde Kalma)

Aaborng, Danimarka
Aaborng, Danimarka

Bir çok insan evde yalnız başına yaşıyor ve boş kalan odalarını gezginler için kiralayabiliyor. Bazen bir evin salonun koltuğunu bile kiralayabiliyorsunuz. Apartman kiralamaktan daha ucuza geliyor çünkü hali hazırda evde ev sahibi ile kalıyorsunuz. Bunun bir çok seçenek var, genellikle bunu sürekli yapan ev sahipleri sizin nelere ihtiyacınız olduğunu bilip ona göre hazırlığını yapmış oluyor.

Tavsiyeler 

 

  • AirBnB ile bir çok yer bulabilirsiniz. Bence hostellerden sonra gelen en güzel konaklama yöntemi.
  • Eğer kaldığınız kişi ingilizce yada sizin dilinizi konulamıyorsa yazarak ve ya çizerek anlaşabilirsiniz.
  • Bazen size yemeklerine davet edebiliyorlar, bu tamamen onlara kalmış bir durum.

Fiyat :  $5-$30 Gecelik

Gönüllü Çalışmak

 

Dünyanın her yerinde gönüllü çalışmak için iş fırsatları var. Konaklamanıza para vermek yerine çalışarak karşılamaya ne dersiniz? Bir çok farklı alanlarda çalışabilirsiniz bunlar, çiftlikler, oteller, barlar, tapınaklar, projeler, hosteller, evler olabilir.

Tavsiyeler 

  • Bunun için bu yazıma göz atabilirisiniz.  Gönüllü işler yaparak dünyayı gezmek
  • Mutlaka günde kaç saat çalışacağıza ve yemek gibi extra şeyler dahil olup olmadığını kontrol edin.
  • Bazı yerler küçük bir miktar konaklama için ücret isteyebiliyorlar

 

Fiyat : 0$ – $20 Gecelik

Kamp Yapmak

Kamp YapmakEğer doğa aşığı bir insansanız ve her sabah kalktığınızda doğada uyanmak istiyorsanız bu seçenek tek kelime ile mükemmel olacaktır. Bir çok yerde çadırınızı kurmak ücretsiz, istediğiniz ormana, plaja çadır kurabilirsiniz. Çok turistlik yerler izin vermeyebilir yada küçük bir miktar ödemek zorunda kalabilirsiniz. Ödemek istemeseniz bile mutlaka geceyi geçirmek için bir yerler olacaktır.

Ayrıca çadır taşımanın ağır olacağını düşünüyorsanız onun yerine hamak taşıyabilirsiniz. Bir çok hamak üstü kapalı ve yağmur geçirmeyen olabiliryor.

Tavsiyeler 

  • Mutlaka yanınızda yeterli miktarda yiyecek ve suyunuz olsun
  • Gece yatarken yiyecekleri iyi muhafıza edin ve kendinizden uzakta bir yerde tutun.
  • Doğaya saygı duyun ve kirletmemeye özen gösterin.

Fiyat : 0$ – $20 Gecelik

House Sitting

House sitting, HollandHouse Sitting Türkçe karşılığı ne olabilir bilmiyorum, ama kısacası birinin evinde ücretsiz oturmak, eve ve hayvanlara göz kulak olmak. Bunun için bir sürü insan evden ayrıldıktan sonra evine bakacak birilerini arıyorlar, çiçeklerini sulayacak bahçe hayvanlarıyla zaman geçirecek birileri onlar için oldukça önemli. Böyle evlerde kalacak hem ücretsiz konaklayabilirsiniz, hemde uzun bir süre rahat edebileceğiniz bir yeriniz olur. Bu evler oldukça gösterişli ve güzel evler olduğunu hatırlatmak isterim. Zaten diğer durumda kim evini birisine emanet etmek isterdi ki?

Tavsiyeler 

TrustedHousesitters sitesini kullanarak bu evleri bulabilirsiniz.

Sorumlu olduğunuz ve olmadığınız şeyler hakkında yazılı bir kağıt anlaşması yapın.

Fiyat : $0

Couchsurfing

Couchsurfing deneyimiSeyahatim boyunca en çok kullandığım web sitesi. O kadar güzel insanlarla yanıştım ki Couch surfing yaparak. Her biri benim için çok değerli. Şuanda 5 milyondan fazla üyesi var. Tahmin ediyorum ki bir çoğunuzda haberdar bu siteden. Bu siteyi kullanan insanlar sizi ücretsiz evine davet ediyor, bazen odasında bazen yerde salonda, bazende size özel bir apartman dairesinde kalıyorsunuz. Peki neden bunu yapıyorlar? Çünkü onlar ilginç insanlarla tanışmak istiyor, hikayelerini dinlemek istiyorlar. Monoton olmuş hayatlarına heyecan katmak istiyorlar. İngilizce geliştirmek ve pratik yapmak içinde kullananlarda azımsanmayacak sayıda.

Tavsiyeler 

  • HospitalityClub & WarmShowers benzer siteler
  • Kesinlikle kopyala yapıştır mantığı ile istek göndermeyin, bu çok açık bir şekilde belli oluyor. Kişiye özel yazın, müsaitse zaten kabul edecektir.
  • Evde yaşayanlara ve ev kurallarına saygılı olun.
  • Hostunuzla zaman geçirmeye çalışın, yorgun olsanız dahi.
  • Gittiğiniz yerdeki yerel buluşma etkinliklerine katılabilirsiniz.

Fiyat : $0 Gecelik

Gece Yolculuğu 

Biz otostop çekmiştik, siz otobüs kullanabilirsiniz :)
Biz otostop çekmiştik, siz otobüs kullanabilirsiniz 🙂

Paradan tasarruf etmenin en güzel yöntemlerinden biridir. Gece yolculuğu yapmak. Böylece uyurak geçirdiğiniz zamanda hem yol kat etmiş olursanız hemde konaklama için para ödememiş olursunuz. Bu her zaman iyi bir yolculuk olmayabilir ama alıştığınız zaman sabah vardığınız yerde bir yerleri keşfetmeye hazır olduğunuzu hissedeceksiniz.

Tavsiyeler 

  • Koltuğunuzu en uygun yer olmasına özen gösterin, insanlar tarafından rahatsız edilmek istemiyorsanız
  • Otobüsün en arkası her zaman daha çok sıçrıyor
  • Özellikle asyada otosbüsler görmemişcesine sonuna kadar klimayı açıyor, üşümemek için mutlaka yanınızda uzun bir şeyler olsun. Tavsiyem battaniye olurdu.
  • Gideceğiniz yer son durak değilse, yanınızdakine veya şöföre mutlaka söyleyin

Fiyat : Bilet fiyatı

Halka açık yerler

Endonezya'nın başkenti Jakarta'da parkada konaklarken
Endonezya’nın başkenti Jakarta’da parkada konaklarken

Parklar, Plajlar, Havaalanları, Otobüs garajları gibi bir çok yerde uyuyabilirsiniz. Kimse size neden burada uyuyorsun demez, uyurken eşyalarınıza sahip çıkmanızda fayda var yoksa benim gibi hastanenin içinde uyurken telefonunuzu çaldırabilirsiniz. Havaalanları bence en güvenli yerler, eğer erken saatte bir uçuşunuz var ise havaalanına geceden gitmek ve orada sabahlamak oldukça para tasarrufu yapmanızı sağlar.

Fiyat : $0

Bayram Ne Demekti? Şimdi Bayram Ne demek?

Benim için bayram demek, çocukluğumun en tatlı duyguları demek. Aile demek, Eski Türkiye demek. Ta bayramdan bir hafta önce temizliklerin yapıldığı hazırlıklar demek. Aile ile yapılan komşu ziyaretleri demek, en güzel kıyafetlerin giyildiği, hatta o kıyafetleri giyme heyecanıyla uyunduğumuz günler demek. Ailecek yapılan bayram kahvaltısı demek. Bayram namazından dönerken kahvaltı için aldığımız mis gibi kokulu Ramazan pidesi demek. Amcaların, teyzelerin ellerini öpüp bayram haşlığı almak demek. Sonra bayram haşlıklarıyla Luna parka gitmek demek. Eşkili çorba demek, ailecek yapılan piknikler, sohbetler demek. Kapıya gelen çocuklara şeker vermek demek. Uzaktaki akrabaları telefonla arayıp hoparlörden konuşmak demek. Mezarlık ziyaretleri demek. Kuzenlerle, arkadaşlarla toplanıp daha ilk günden 7. Kuşak akrabanın kapısını çalıp el öpmek demek ve her evden ikişer şeker alıp, birisini yolda yemek demek. O günlerde herkeste güler yüz ve tatlı bir iletişim olur. Kimse kimseye art niyetle yaklaşmaz, düşünmez bile. Küs olanlar barıştırılmaya çalışılır, küçükler büyüklerine saygılarını gösterir. Kocaman Kocaman bayram yemekleri için sofralar kurulur. Herkes birbirinin gerçekten halini hatrını sorar. Kimisi Bayram’ın Mubarek olsun der, kimisi Bayram’ın kutlu olsun…Müslüman olan olmayan herkes birbirinin bayramını kutlar saygı duyar.

Bayram demek tatlı heyecanlar samimi duygular demek. Bugün bunların yaşandığı ülkemden çok uzakta Çin’in özerk bir bölgesi olan Hong Kong’dayım. Ama biliyorum ki şuan Türkiye’de olsam bile bu tatlı duygular çoktan geçti ve bir daha olmayacak. 

Şimdi Bayram demek, Tatil demek. Aylar önce yapılmış planlar, otel, deniz, kum, güneş demek. Bir kaç telefon görüşmesi ve etraftaki aile fertleriyle bayramlaştıktan sonra olabileceğince insanlardan uzaklaşmak demek. Babaannesinin köyü yerine bilmem nerenin tatil köyüne gitmek demek. Kapitalizmin bizden aldığı en güzel kültürel özelliklerimizden bir tanesi malesef Bayramlarımızı kaybettik. Bunun örneklerini sadece etrafınıza bakarak bolca görebilirsiniz. Umarım ki göremezsiniz…

Umarım hala yukarıda anlattığım o tatlı duyguları yaşayan birileri vardır ve onlara sahip çıkar. 

Sevdikleriniz ile birlikte olduğunuz ve onlarla geçirdiğiniz her anın değerini bildiğiniz bir bayram diliyorum. Bayramınız Kutlu/Mutlu/Mübarek/hayr olsun. 

Dünya Turu | 324.Gün | Hong Kong

Kamboçya Gezi Rehberi ve Tavsiyeler

Kamboçya, Güney asyada bulunan küçük bir ülke. Tropikal iklimi, birbirinden güzel sakin ve el değmemiş adaları, kültürü ve yemekleriyle kendine has bir yapısı var. Komşuları Batıda Tayland, Kuzeyde Laos, Doğuda Vietnam. 15 milyonluk nüfusunun hemen hemen hepsi budist. Diğer komşu ülkelerine göre epey geri kalmış. Hem ekonomik hemde eğitim düzeyi olarak. Bunun nedenlerinden birisi de çok yakın tarihte yaşanan Kamboçya Soykırımı.

Kamboçya Haritası
Kamboçya Haritası

Kamboçya haklına Khmerler deniliyor. Yine konuşma dilleri ise Khmerce. Büyük şehirde yaşayan haklın dışında ki Khmerler çoğunlukla ağaçtan evlerde yaşıyorlar. Bu evler yol üzerinde ve nehir kenarlarına kurulmuş. Bunun nedeni de her evin kendi bakkalımsı yerleri var. Yani hem orada yaşıyorlar, hemde çalışıyorlar, yol kenarında bir şeyler satıyorlar. Nehir kenarında yaşayan insanlarda su ürünleri ile geçimini sağlıyorlar.

Koh rong adası, kamboçyaHalkı akşama kadar hamakta sallanmayı seviyor. Sabah 2-3  saat ve güneş batmadan 2-3 saat çalışıp günü öyle bitiriyorlar. Ayrıca karaoke yapmak onlar için olmazsa olmaz. Her akşam bağıra bağıra şarkı söylüyorlar. Genel olarak ülkede farklı bir huzur var zaten ülkeye girer girmez bu hissediliyor. Khmerlilerin İngilizce konuşma oranı Tayland’a göre epey yüksek. En azından derdinizi anlatacak kadar anlıyorlar. Ülkenin para birimi USD yani Amerikan doları. Kendi para birimleride var ama pek kullanılmıyor. Bozuk para yok.

Kamboçya PazarCoğrafyası diğer güney asya ülkeleri gibi tropikal yani yemyeşil. Kamboçya meyveleri ise dillere destan. Ben çok sevdim, mutlaka bir pazara gidip hepsini deneyin. Ülkenin güney kısmı turizm ile gelir sağlarken kuzeyde ve iç kesimlerde tarımdan kazanıyorlar. Ülkenin başkenti Phnom Phen zaten en kalabalık ve keşmekeşin olduğu yer de burası. Diğer önemli yerler Siem Rap, Kampot, Sihanoukvilla, ve Adaları.

13442055_1059212234159684_1814571173_oKamboçya Gezi Planı Nasıl Yapılır?

Özellikle yanınıza almanız gereken eşyalardan başlayalım.
1- 3’lü priz dönüştürücü, 2- Sinek böcek ilaçları 3- Terlik 4- Güneş kremi ve deniz tatili için diğer gereksinimler olabilir onun dışında fikir almak açısından benim dünya turu boyunca taşıdığım sırt çantama göz atabilirsiniz.

Sırt Çantamda Neler Var?

Eğer Kamboçya’ya Türkiye’den gelmeyi planlıyorsanız bunun en ucuz yolu Tayland Bangkok’a uçak bileti almak olacaktır. Oradan sonra otobüs ile Kamboçya’ya geçmek en kolay ve ucuz yolu. Yaklaşık 12 dolar civarında gece otobüsleri bulabilirsiniz.Sınıra geldiğinizde de vize için sıraya gidip 37 dolar verip sorunsuz kolay bir şekilde vizeyi alıyorsunuz. Vize sürenizi ülkeden çıkış yapmadan bir seferlik uzatabilirsiniz. Bunun için her hangi bir ajansa gitmeniz yeterli, onlar sizin için yapacaklardır. Ayrıca vize sürenizden fazla kaldınız diyelim yani overstay olduğunuz bunun içinde endişelenmesinize gerek yok. Fazla kaldığınız her gün için 5 dolar ceza ödüyorsunuz o kadar. Vize için eğer işimi garantiye alayım sınırda uğraşmayayım derseniz ülkeye girmeden en az bir hafta önce e-vize alabilirsiniz. Kamboçya e-vize.

Ülkenin önemli 5 noktası var. Eğer ülkeye Güney sınır kapısından girerseniz rota şu şekilde olabilir :

Sihanoukvilla > Koh Rong ve Diğer Adalar > Kampot > Phnom Phen > Sieme Reip

Kuzeyden sınırından girerseniz ise tam tersi şeklinde bir rota izleyebilirsiniz :

Siem Raip > Phnom Phen > Kampot > Sihanoukvilla > Koh Rong ve Diğer Adalar > Tirat (Tayland)

Kamboçya’ya Ne Zaman Gidilir?


Kamboçya bir muson ülkesi. Yani yılın 6 ayı yağmurlu 6 ayı ise kuru sezon olarak yaşanıyor. Mayıs ayında başlayan muson sezonu ekim aylarına kadar sürüyor. Sıcaklık yıl boyu hep aynı ve ortalama 30 derece. Muson zamanında gelmeyi planlıyorsanız yağmur gözünüzü korkutmasın. Hava çok hızlı ve değişken oluyor. Yani sabahtan akşama kadar günlük güneşlik olan şehre birden yağmur bastırabiliyor. Yada iki gün boyunca yağmur yağıp 3 gün güneşlide olabiliyor.Koh Rong, Kamboçya


Kamboçya’da Nerede Kalınır?

Birbirinden lüks otellerde 100 dolar’a kalacagileceğiniz gibi 2-3 dolara Hostellerde’ de kalabilirsiniz. Benim tavsiyem ülkeye gelmeden alışana kadar bir seferlik yer ayırttırmanız. Bunun için hostelworld ve booking.com üzerinden gitmeden rezervasyon yapabilirsiniz. Ondan sonraki yerler için rezervasyon yapmanıza gerek yok. Tamamen plansız istediğiniz yere gidebilirsiniz. Sorun olmayacaktır. Ayrıca Couchsurfing’de oldukça aktif durumda. Mutlaka 1-2 hafta öncesinden iletişime geçmeyi unutmayınız.
Bir çok ucuz hostel ve otellerde bad bugs yani tahta kuruları sorunları var. Sabah kalktığınızda vücudunuz küçük böcekler tarafından yenmiş olabilir. O yüzden yatağın altını etrafını iyice kontrol ettikten sonra yatın. Eğer bad bugsların saldırısına uğrarsanız korkmanıza gerek yok tehlikeli değil. Bir hafta içinde geçiyor. Bu süreci hızlandırmak isterseniz eczaneden krem alabilirsiniz.

Koh Rong Adası Konaklama Tavsiyesi ;Blue Quay , Tree House

Koh RongKamboçya’da Ne Yenir Ne İçilir?

Kamboçya yemeklerine alışmak kolay değil. Özellikle daha önce Hindistan, Endonezya, Laos gibi ülkelerde bulunmadıysanız ilk başta küçük bir kültür şoku yaşayabilirsiniz. Pilav burada da tüm asyada olduğu gibi ana öğün. Her şeyinizi ekmek gibi pilavla yiyorsunuz. Tüm yemekler genel anlamda et üzerine. Yani vejeteryanlar için pek içi açıcı görüntüler olduğu söylenemez. Noodle çorbası içebileceğiniz yerler ise köşe başı var. Bol bol ucuz deniz ürünü yemeniz mümkün. Onun dışında kızarmış karıncalı, çekirgeli yemeklerde deneyebilirsiniz. Sokak yemekleri ve night pazarlar Kamboçya halkı için yemek demek. Oldukça ilginç görüntüler sunan bu yerlere mutlaka gidin ve yemeklerini deneyin. Aç kalacam diye korkmanıza gerek yok, bir çok yerde batı usulü yemek yapan yerler var. Hatta başkentte Burger King bile bulabilirsiniz.13445370_1065052770242297_6635996187147521495_n

Koh Rong Adasına giderseniz bol bol türk yemeği yiyebileceğinizi hatırlatmak isterim. Ayrıca bol bol ucuz alkol tüketebilirsiniz. 1 dolara viskiler var. Biranın bardağı 50 cent. Buzlu kahve olmazsa olmazlardan. Ayrıca özellikle Koh Adasında Mango Shake içmeyi unutmayın.

Kamboçya’da Ulaşım Nasıl Sağlanır?

Ülkenin en gelişmiş ulaşım aracı otobüsler. Otobüs fiyatları her yerden her yere 10 dolar civarı. Paranız varsa istediğiniz yer yere özel taksi tutarakta gidebilirsiniz.
Gece otobüsü alırsanız bir kaç dolar daha fazla oluyor. Otobüslerin oldukça eski olduğu kısa gözüken bir yolun bile saatler aldığını ama bir o kadarda konforlu olduğu söylemeden edemiyecem.Özellikle gece otobüsler benim favorim. Yollar kimi yerde çok bozuk, kafanızın tavana çarpması muhtemel.  Ayrıca hava nasıl olursa olsun klimaları sonuna kadar açacakları için otobüste donmanız mümkün. O yüzden yanınıza hırka veya benzeri bir şey mutlaka alın.

Örnek : Phnom Phen – SihanoukVille 7 -12 dolar.

Siem Reap – Phnom Phen : 9 – 12 Dolar

Otostop kültürü yok ama yinede yardım etmek için insanlar sizi arabalarına alıyorlar. Ben Tayland’dan Sihanouk Villa’ye kadar otostop ile geldim. Daha sonra ise otobüs kullanarak seyahat ettim. Şehir içinde otostop çekmeyi denemeyin bile Turist demek yürüyen dolar demek onlar için.

 

Kamboçya Gece Hayatı

Kamboçya’nın gece hayatı büyük şehirlerde epey canlı. Bu şehirler Phnom Phen, Sihanoukvilla ve Siem Reap. Onun dışında gece ve parti hayatının en güzel olduğu yer şüphesiz Koh Rong Adası. Ucuza sarhoş olabileceğiniz en güzel ülke Kamboçya. Bira fiyatları her yerde aynı ve yaklaşık 50 cent. Diğer içkiler ve kokteyler 2 dolar civarları. Mekan olarak özellikle şuraya gidin demek istemiyorum zaten genellikle hepsi yan yana oluyor kafanıza göre takılabilirsiniz. Turistlerin çoğunlukla takıldığı mekanlar ve yerlilerin takıldığı mekanlar diye iki kısma ayrılıyor. Zaten müziktende anlayabileceğiniz gibi seçmek zor olmayacak.

Koh Rong, Police Beach
Koh Rong, Police Beach

Tayland’da olduğu gibi burada da hayat kadınları ve laydboyların olduğu barlar var. Bara gidince Kamboçyalı kızalardan birisi yaklaşıyor eğer beğenirsen içki ısmarlıyorsun ve gece boyu takılıyorsun. Bunu çoğunlukla 40 yaş üstü erkek turistler yapıyor.

Kamboçya Geldiğinizde Neler Deneyimlemelisiniz? 

Siem Reap

Angkor Tapınaklarını Keşfetmelisiniz. Bunun için şehir içinden bir bisiklet kiralayarak efsane yapıların arasında gezmek müthiş bir duygu. Burası için en az iki gün ayırmalısınız. Diğer bir seçenek ise Tuk Tuk kiralayarak gezmek olacaktır. Tavsiyem, bu ve bunun gibi tapınakları ziyaret etmeden önce biraz da olsa Buddhism ve Hinduism hakkında bilgiler edinmeniz. O zaman gördüğünüz pek şey daha anlamlı gelmeye başlayacak. En basitinden tapınağın güneşe ve diğer yıldızlara göre duruşu sizi etkileyecek.

Angkor Tapınaklarının Giriş Ücreti : Günlük 20 Dolar, 3 günlük kombine 40 dolar.

Bisiklet Kiralama Günlük : 1-3 dolar arası

2 Günlük tuk tuk kiralama Tam Gün fiyatı : 30 dolar

Siem Reap’de ayrıca ipek çiftliklerine gidebilir, Backstreet atölyesinde alışveriş yapabilirsiniz. Ulusal Müze ve savaş müzesini ziyaret edebilirsiniz. Ayrıca Siem Rap’de gece hayatına katılabilir ve Özgür’ün yaptığı Pub Crowna katılabilirsiniz.

Kamboçya, Angkor Wat
Kamboçya, Angkor Wat

Koh Rong Adaları

Komboçya’nın Güneybatısında bulunan Koh Rong Adası ve diğer adalarda en az bir kaç gün kalmalısınız. Bu adalar çok bakir ve el değmemiş bir çok plajı var. Huzur ve sakinlik için mükemmel yerler. Balayı için ayrıca tavsiyem Sihanoukville değil bu adalar olurdu. Onun dışında bu adalarda yine çılgınlar gibi parti yapılan sahiller var. Sezon zamanı bunları daha aktif görebilirsiniz. Ayrıca yukarıda da bahsettiğim gibi burada bol bol Türk yemeği yiyebilir. Adada yaşayan Türklerle tanışabilirsiniz.

Koh Rong Adasına Ulaşım Fiyatları : Otobüs + Bot şeklinde olacaktır. Otobüs fiyatları yaklaşık 10 dolar, Bot ise gidiş dönüş 10 dolar. Hızlı bot 20 dolar.

Koh Rong, Cambodia
Koh Rong, Cambodia

Phnom Penh

1975-79 yılları arasında yapılan Kamboçya Soykırımını araştırabilir, Ölüm tarlalarını ziyaret edebilirsiniz. O dönemde işkencelerin yapıldığı, mahkumların hücrelerde kaldığı ünlü S-21 hapisanesini görebilirsiniz. Buraları gezdikten sonra bir kaç gün etkisinden çıkamacağınızı şimdiden söyliyeyim.

Ölüm Tarlaları, kafa tasları
Ölüm Tarlaları, kafa tasları

Ölüm tarlaları şehrin 10 kilometre dışında yer alıyor. Phnom Penh’de gezmek için 5 dolara bir motor kiralayabilirsiniz. Böylece her yere çok kolay bir şekilde ulaşım sağlarsanız. Ölüm tarlalarının hemen karşısında ki yaşam tarlasına mutlaka uğramanızı tavsiye ediyorum. Aynebilim Aşevi, şimdiye kadar gördüğüm en anlamlı sosyal sorumluluk projesi. Bu yazıma göz atabilirsiniz.

Phnom Penh’e yakın yerlerde yerel halkın gerçek yaşamını görmek ve içine girmek isterseniz. Motorunuzla ya da yaya olarak bineceğiniz eski bir vapur ile çok ucuza nehri geçip Arey Khsat ve  İpek Adası bölgelerini keşfedebilirsiniz.

 

Ayrıca Phnom Penh’de şehir merkezde Khmer Masajı yaptırabilirsiniz, Happy Shake alabilirsiniz, Russian Pazara gidebilirsiniz, Central Markette alışveriş yapabilirsiniz.

S-21 Soykırım Müzesi giriş + Kulaklıklı rehber : 6 dolar
Ölüm Tarlaları Giriş + Kulaklıklı rehber : 6 dolar

 

Kamboçya Para Birimi ve Bazı Yaşam Fiyatları

Normal Yerel bir restoranda yemek : 1-2 Dolar

Domestik Bira : 50 cent – 1 dolar

1 Lt süt : 2.5 dolar

Bir Şişe Su (1,5 LT) :  35 cent

Benzin Litesi : 1 dolar

Şehir içi toplu taşıma : 1 dolar

Şehirler Arası Otobüs : 10 Dolar

Adalarda Hostel fiyatları : 6-10 dolar

Ege ve Akdeniz Turu Yapacaklara Tavsiyeler

Ege ve Akdeniz Turu, Türkiye inanılmaz bir coğrafya. Uzun zamandır ülkemden uzakta ve bir çok farklı kültürün, dinin, dilin konuşulduğu farklı ülkelerde bulundum. Her ülke bana bizim ülkemizinde olan ve başka yer olmayan yanlarını gösterdi. Bir yanda boydan boya yemyeşil ormanlarla kaplı Karadeniz, bir yanda insanlarıyla, kültürüyle yaşanmışlıklarıyla tamamen farklı bir coğrafya doğu anadolu, Yemek ve insanlarıyla iç anadolu bölgesi, diğer yanda masmavi turkuaz sularının olduğu Ege ve Akdeniz kıyıları.

Defalarca sahil şeridini izleyerek Ege ve Akdeniz kıyılarında seyahat etmiş biri olarak böyle bir tavsiye listesi oluşturmak istedim. Tur şirketleri ile yapılan tur ile karıştırmayınız efenim. Tavsiyelerim tamamen kişiseldir ve özgürce gezmek isteyenler için hazırladığım bir tavsiyeler listesidir.

Ölü Deniz, Muğla
Ölü Deniz, Muğla

Ege ve Akdeniz Turu İçin Hazırlık

1- Büyük ve içine bolca eşya kocayabileceğiniz bir sırt çantanız olsun. Egenin o güzel yaylarına doğa yürüşü yapıp kamp yapmak isteyeceğiniz yerler olacak.

2- Çantanızı seçerken dikkat etmeniz gereken bir kaç şey var bu yazımda onlara göz atabilirsiniz.

Doğru sırt çantası seçimi nasıl yapılır?

3- Bir kamera şart ! Şarj aletlerinizi, hafıza kartlarını kontrol ettiğinize emin olun. Su altı çekimleri için Go Pro’da güzel fikir olabilir.

4- Kafa ışığı gece kolaylıkla haraket etmenizi sağlayacak

5- Çadır, kalitesi çok önemli değil ama yağmur girmesin yeter bence. Mat ve uyku tulumunu unutmayın.

6- Otostop ile gidecekseniz, yanınıza bol bol fıstık alın.

7- İnternetin çekmeyeceği yerlere gideceksiniz o yüzden mutlaka offline çalışan bir harita indirin. Tavsiyem ; Maps.me

8- Bu bir macera yolculuğu ya da kültür keşfi farketmez müzik için güzel bir liste hazırlayın. İçinde kopup dans edeceğiniz şarkılarda olsun, egenin yöresel şarkılarıda, klasik müzikde…

9- Eğer özel aracınız yoksa, bir araba kiralayıp gitmek size zaman ve para kazancı sağlar. Özellikle arkadaş gurubuyla gidiyorsanız epey ucuza gelecektir. Kampanya Ekonomik araba kiralama 

10- Otobüs yolcuğunu tavsiye etmiyorum, çünkü bir çok köye yada yaylaya ulaşım aracı bulamayabilirsiniz. Ama rotanızı otobüs ile yapacaksanız bütçenizi ona göre ayarlayın ve planınızı otobüs saatlerine göre yapın. Offline haritanızı kullanarak yayla yolarında otostop çekebilirsiniz. Bunun için özel turlar olduğunuda hatırlamak isterim yinede benim tavsiyem güzel bir araba kiralayıp özgürce gezmeniz olacaktır.

Araç kiralarken bazı noktalara dikkat etmeniz lazım. Başınıza herhangi bir şey geldiğinden bunun desteğini verebilecek bir şirket olması bence oldukça önemli. Ayrıca diğer fiyat ve garanti ayrtınları içinde seçtiğiniz şirketi iyi belirmeniz gerekiyor. Bunun için size bir ucuz ve kaliteli bir araç kiralama firması önerebilirim. https://vivi.com.tr

Arabayla Ege ve Akdeniz Turu Tavsiyeler11- Powerbank hayat kurtarır

12- Bol bol iç çamaşırı alın, diğer giysileri o kadar çok değiştirmeyeceksiniz.

13- Kitap ve defter, okuyacak bolca zaman yazacak güzel anılarız olacak.

14- Hamak, doğaya gittiğinizde öğle yemeğinden sonra ağaçların arasında 1-2 saat öğle uykusu harika olmazmıydı?

15- Doğaya uygun bir ayakkabı, denize uygun bir terlik unutmayın 🙂

16- Yağmurluk, ansızın bastıran yağmurlara hazırlıklı olmak için yanınızda bulunmalı bence.

17- Kişisel temizlik eşyalarınız söylemiyorum, zaten düşünmüşsünüzdür diye tahmin ediyorum ( Diş fırçası, tırnak makası, şampuan vb )

18- Sinek ilacı, bana dua edeceksiniz !

19- Küçük bir ilk yardım çantası ; ne olur ne olmaz. İnş bir şey olmaz.

20-Bir küçük bir de büyük havlu unutmayın

21- Bir olta alırsanız, balık tutma zevkli olabilir, Ayrıca yemek masrafındanda kurtulursunuz.

22- Bir çok outdoor mağzasında bulabileceğiniz katlanır sandalye ve masalar oldukça işlevsel.

Ege Ve Akdeniz Turu için Rota Belirleme

Ege ve Akdeniz Turu TavsiyeRotanızı belirlerken en başta şuna karar vermeniz lazım ;

  • Kuzeyden güney mi? Güneyden kuzeye mi?
  • İkinci bir soru ise ; Ne kadar zamanınız var? Yani bu macera için ne kadar bir zaman ayırdınız? Bu sorular sizin gezinizin iskeletini oluşturacak.

Yön olarak benin tavsiyem, kuzeyden güneye olacaktır. Egenin üzüm bağlarında, yaylarında kaybolup bol bol oksijen aldıktan sonra kendinizi akdenizin masmavi sularına bırakmak isteyeceksiniz. İlk önce Ege ve Akdeniz bölgesinde gitmek istediğiniz yerleri bir liste şeklinde not alın. İlk önce şehirleri sıralayın ; Aşağıda benim yazdığım yerlerden bir rota çizebilirsiniz.

Çanakkale, Balıkesir, İzmir, Aydın, Muğla, Antalya, Mersin

Daha sonra önünüze bir harita açın ve bu şehirlerde görmek istediğiniz yerleri işaretleyin ve listenize yazın. Bu yerler hakkında ayrıntılı bilgi için arama yaparak rahatlıkla bir sürü bilgi bulabilirsiniz.


Ege ve Akdeniz Turu Boyunc Rotanıza Koymanızı Tavsiye Ettiğim Yerler

Birgi-Odemis Fotoğraf : yoldaolmak.com
Birgi, Ödemiş Köyü Fotoğraf : yoldaolmak.com
  • Çanakkale Şehitleri Anıtı
  •  Kaz Dağları – Balıkesir
  • Birgi, Ödemiş/İzmir
  • Kaynaklar Köyü ,İzmir
  • Nesin Matematik Köyü – izmir
  • Şirince, İzmir

  • Akyaka, Muğla
  • Eski Datça,Muğla
  • Saklıkent Kanyonu – Muğla
  • Ölüdeniz Plajı (Ölüdeniz, Muğla)
  • İçmeler Plajı (Marmaris, Muğla)
  • Ilıca Plajı (Çeşme, Muğla)
  • Kleopatra Adası (Ula, Muğla)
  • Likya Yolu (Fethiye, Muğla)
  • Kelebekler Vadisi (Fethiye, Muğla)
  • Kabak Koyu (Fethiye, Muğla)
  • Yel Değirmenleri (Bodrum, Muğla)

  • Adrasan (Antalya)
  • Köyceğiz Gölü (Muğla İli, Muğla)
  • Olympos (Antalya)
  • Kaş (Antalya)
  • Kaputaş Plajı (Kaş, Antalya)

Ege ve Akdeniz Kıyılarında Kamp Yapabilceğiniz En Güzel Yerler

  • Kabak Koyu, Fethiye
    Kabak Koyu, Fethiye Fotoğraf : yoloykuleri.com

    KAZ DAĞLARI, ÇANAKKALE:

  • AKYAKA ORMAN KAMPI, MUĞLA
  • KABAK KOYU, FETHİYE
  • KAYNAKLAR, İZMİR
  • KELEBEKLER VADİSİ, FETHİYE
  • ÇUBUCAK ORMAN KAMPI, MARMARİS

 Tavsiye edeceğim plajlar  

Sarıgerme, İztuzu, Kabak koyu, Ölüdeniz, Patara, Bitez, Didim, Akyaka, Yapraklı Koy (Mersin)


Ege ve Akdeniz Turu boyunca Rotanıza koyabileceğiniz diğer yerler

  • Kabatepe Kumsalı (Çanakkale)
  • Gelibolu Milli Par (Gelibolu)
  • Tavşan Adası (Bodrum,Muğla)
  • Truva Antik Kenti – Çanakkale
  • Çanakkale Deniz Müzesi – Çanakkale
  • Askeri Deniz Müzesi – Çanakkale
  • Kabatepe Kumsalı – Çanakkale
  • Aynali Carsi – Çanakkale
  • Adatepe Köyü (Çanakkale)
  • Adatepe Zeytinyağı Müzesi (Küçükkuyu, Çanakkale)

  • Rahmi Koç müzesi – Balıkesir
  • Kuvayı Milliye Müzesi – Balıkesir

  • Smyrna Antik Kenti – İzmir
  • Kordon Boyu – İzmir
  • Kaynarpınar, Karaburun/İzmir
  • Kavacık Köyü, Karabağlar/İzmir
  • Kadifekale – İzmir
  • İnciraltı – İzmir
  • Saat Kulesi – İzmir
  • Tarihi Asansör – İzmir
  • Ildır Köyü, İzmir
  • Agora Açıkhava Müzesi – İzmir
  • Efes Antik Kenti – İzmir
  • Atatürk Müzesi – İzmir
  • Etnografya Müzesi – İzmir
  • Sığacık Köyü – İzmir
  • Teras Evler – iZMİR
  • Birgi, İzmir
  • Çamlık, İzmir

  • Didim (Aydın)
  • Doğanbey Köyü – Aydın
  • Aphrodisias Antik Kenti (Aydın)
  • Eski Doğanbey Köyü, Aydın

  • Can Yücel’in Evi (Datça, Muğla)
  • Çesme Kalesi (Çeşme, Muğla)
  • Likya Kaya Mezarları (Dalyan, Muğla)
  • Tlos Antik Kenti (Fethiye, Muğla)
  • Mazıköy, Bodrum/Muğla
  • Datça Palamutbükü (Muğla)
  • Eskihisar, Muğla
  • Gevenes Köyü (Çaybükü), Muğla
  • Sedir Adası – Muğla

  • Finike (Antalya)
  • Kemer (Antalya)
  • Kekova (Antalya)
  • Kalkan (Antalya)
  • Demre (Antalya)
  • Manavgat (Antalya)
  • Side (Antalya)

  • Cennet-Cehennem Çökükleri (Mersin)
  • Astım Mağarası (Mersin)
  • Tarsus Şelalesi (Mersin)
  • Tarihi Tarsus Evleri (Mersin)
  • Mamure Kalesi (Mersin)
  • Kızkalesi (Mersin)

2 Milyon İnsan Neden Öldürüldü?

Kamboçya Soykırımı, Yüzyılın en vahşice soykırımı, Kızıl Khmerler, Pol Pot, Fransızlar, Ölüm Tarlaları, Silahlı ” Kominist ” parti, Vietnam ve Amerika. 2 milyon insanın ölümüne yol açan hastalıklı beyinlerin ortak çalışmasının başlıkları bunlar.

Çok değil bundan 40 yıl önceden bahsetiyorum, yani bu savaştan bir şekilde sağ kurtulanların halen hayatta olduğu, acının halen yaşandığı yakın tarih. 1975-79 yılları arasında Pol Pot liderliğinde kurulan Kızıl Khmerler tarafından ülke nüfusunun 3 de 1’ini katledildi. Sadece silahla değil, aç bırakılarak, işkence edilerek, ölene kadar çalıştırılarak, kafaları ağaçlara vurularak, insanlık dışı ortamlarda sürgün edilerek yaptıkları bir vahşice bir katliam.

Bende Kamboçya’daki son günlerimde bunu araştırmaya ve derinine inmeye karar verdim. Öğrendiğim ve gördüğüm her şeyi sizinle paylaşmak istedim.

kamboçya soykırımı

2 Milyon İnsan Neden Öldürüldü?

Kamboçya’nın Phnom Phen şehrine geldiğimde öğrenmek istediğim bir şey vardı. 2 Milyon İnsan Neden Öldürüldü? Amaçları Gerçekten Ne idi? Nasıl bu kadar vahşice bir soykırım yapabildiler? Neden dünya güçleri buna sessiz kaldı? Bunun için internete olan tüm kaynaklara göz attım ama maalesef Türkçe kaynakların hepsi yetersiz kalıyordu. Benim istediğim cevabı bir türlü bulamıyordum. Kamboçya Soykırımı araştırmak için İlk olarak bir plan yaptım müzeleri ve ölüm tarlalarını ziyaret edecektim. Ama bu ne kadar yeterli olur du emin değildim. Ben daha da derine inmek istiyordum.

Seyahatim boyunca konaklamak için kullandığım Couchsurfing sitesinden Phnom Phen’de yaşayan Fransız bir kıza yazdım ve beni ağırlayabileceğini söyledi. Evine gittim, yerleştim ve muhabbet etmeye başladık. Avukat olduğunu ve bir süredir burada yaşadığını söyledi. O gün ona neyin avukatlığını yaptığını sormamıştım…

Kamboçya Soykırımı Öncesi 

Yıllarda iç savaş içinde olan Kamboçya o dönemde herkesi bir taraf belirlemek zorunda bırakıyordu. Kamboçya’nın tarihini, ya komşu ülke Vietnam ya da dış güçler belirleyecek böylelikle Kamboçya için ufukta karanlık bir gelecek bekliyordu. Bu dönemde kral olan Sihanouk ABD, Vietnam ve Tayland’ı baş düşmanı olarak görüyor. Kamboçyalı ve Vietnamlı tüm komünistlere kapılarını açan Sihanouk, ABD ilede olan tüm ilişkilerini kesiyor ve pirinç tarlalarını millileştirip ülkenin tek gelir kaynağı haline gelmesini sağlıyor. Ülke zaten karışık bir sürü farklı güçler ve gerillalar var. Sihanouk o dönemde diplomatik ilişkiler için Fransaya gitti sırada ülkenin yönetimine General el koyuyor. Ve Sihanouk Çin’e gidip yeni hükümeti kurma çalışmalarına giriyor. Bu arada bir yandan ABD’nin işleri Vietnam’da kötü gitmeye başlayınca Kamboçya’yı bombalamaya başlıyor. 4 yıl süren 250 bin kişinin ölümüne yol açan bu bombalamada halk daha fazla dayanamıyor ve o dönemde kurulacak olan Kızıl Khmerlere katılmaya karar veriyorlar.

 

Kızıl Khmerler ve Pol Pot


Çiftçi bir ailenin çocuğu olan Pol pot o dönemde Fransaya eğitim almak için gitti. Pol Pot burada komünizme ilgi duymaya başladı. Tabi onun yorumladığı komünizm tamamen hastalıklı bir beynin taş devri komünizmi idi. Fransada eğitim aldıktan sonra Kamboçya’ya dönen Pol pot gerçek adı ile Saloth Sar öğretmenlik yapmaya başladı. Daha sonraları 1967 yılları sularında Maocu adında bir gerilla örgütüne katıldı. Ormanlık bölgede bulunan bu teşkilat kısa sürede büyüdü ve Pol Pot’un önderliğinde Kızıl Khmerler kuruldu. 1975 yılında O dönemin kralı Sihanouk‘dan destek alarak ülke yönetimini kontrol eden askeri idareyi devirdi ve devletin başına geçtiler.

pol potÜlkenin her yanı savaş içinde herkes yorulmuş ve yıpranmış Pol pot’un bu zaferi doğal olarak ülkenin her yanında bayram havasında kutlandı. Halk artık barış geldiğini ve savaşların bittiğini düşündü ve kutlamalar yapıldı. Ama Pol Pot tanklarla ülkenin başkenti Phnom Phen’e girdiğinde aklında hastalıklı planlar yatıyordu. Ertesi gün tüm şehri boşaltı. Kentlerde yaşayan insanları köylere, pirinç tarlarına, çiftliklere zorla çalışmaya gönderildi. Rejime karşı çıkan herkes aileleri ile birlikte istinasız öldürüldü. Ve büyük Kamboçya Soykırımı başlamış oldu.

ormanlık alan kızıl khmerler

S-21 Hapishanesi

Ertesi gün sabah erkenden Tuol Sleng müzesine yani namı değer S-21 hapisanesine gittim. Burası lise iken sonradan vahşice işkencelerin yapıldığı gizli bir hapisaneye dönüştürülmüş. Pol Pot Phnom Phene şehrine girip tamamen boşalttıktan sonra geriye sadece bu hapisanede olan insanlar kalmış. Burada toplamda 17.000 insan işkence görmüş, öldürülmüş, tecavüz edilmiş. Sadece 7 kişi kurtulmuş. Bundanlar biriside ressam Bou Meng, zorla CIA ajanı olduğunu iftira ettirilmiş daha sonra ise resim yeteği sayeinde kurtulabilmiş. Şuan müzelerin duvarlarında olan tüm resimler Bou Meng yapmış

S-21 Hapishanesi
S-21 Hapishanesi

Bu hapishane toplamda 5 binadan oluşuyor ve her binanın işlevi farklı. Kulaklığımı ve İngilizce ses kaydını ayarladıktan sonra ilk olarak girişteki binadan başladım. Onlarca birbirinin aynısı oda ve her odanın içinde bir demir yatak. Yatağın kenarlarında işkencenin yapıldığı aletler. Bu bina tamamen devlet büyüklerine, ajanlara ya da o dönemde Kamboçya’da yaşayan yabancı uyruklu insanlara işkence ettikleri özel yerler. Her odanın duvarında ise gerçek siyah beyaz fotoğrafları var.

s-21 hapishanesiBinanın üst katlarında ise Pol Pot’un zoru ile tanımadıkları adamlarla evlendirilmeye zorlanan kadınların fotoğrafları, haykırışları, sözleri yansıtılmış. Kulaklığımda ki rehberin anlattığı hikayeler ise oldukça acı. O dönemde Pol pot kendi hakimeyetini kurduktan sonraki planlarıda uygulama koymuş. Bunlardan biriside evlilikler ve çocuklar yaptırarak popülasyonu kontrol altına almak ve böylece ülkenin geleceğide elinde olacaktı. Birbirini hiç tanımayan insanlar zorla seks yaptırılarak hamile kalması sağlanıyordu.

Bir gece yarısı zorla düğün yapıldı, 50 çift ile beraber
Bir gece yarısı zorla düğün yapıldı, 50 çift ile beraber

Burayı gezdikten sonra ikinci binaya geçtim. Burada ise o dönemde işkence gören, öldürülen herkesin fotoğrafları arşivlenmiş ve müzeye dönüştürülmüş. En acı olan ise 9-10 yaşlarında ki çocuklar. Hepsi acı içinde kameraya bakmış ve fotoğraf çektirmiş. Hapisanede kalan insanları sıralamak adına herkese yaka kartı verilmiş ve T-shirtü olmayan çocuklarına çıplak göğüslerine numaralar iğnelenmiş

Öldürülen ÇocuklarBahçeye çıktığımda kulaklığımda ses bekle dedi. Etrafına orada bir oyun parkı göreceksin, Barfisk aletleri. İşte o aletlere insanlar bağlanarak işkence edilmiş, zorla ajan ya da rejim karşıtı oldukları söyletilmiş.

Üçüncü binaya geçtiğimde ise her şeyin olup bittiği yere geldiğimi fark ettim. Burası tek kişilik hücrelerden oluşan yüzlerce hapisanenin olduğu bina. Binlerce insan çıplak, aç susuz bu hücrelerde tutulmuş. Ara sıra üzerlerine su serpiştirilerek yıkanmaları sağlanıyormuş. Ama bu durumda zaten yaygın olan hastalığın daha da yayılmasına sebep olmuş. Hiç bir mahkum yere dahi yatamıyor ayakta uyumak zorunda kalıyormuş. Çünkü uyursan ölürsün.

s-21 hücreleri
s-21 hücreleri
s-21 hücresi
s-21 hücresi

Buradan sonra dördüncü ve beşinci binaya geçtim. Buralarda ise işkence aletleri, kafa tasları ve kemikler ve dönenim fotoğrafları sergilenmiş.

Ölen ve işkence gören çocuklar
kamboçya soykırımı, Ölen ve işkence gören çocuklar

İşkence Aletleri, Kamboçya

Birleşmiş Milletlerin Avukatı Fransız

Akşam olduğunda hala gördüklerimin etkisindeydim. Eve döndüğümde Lea da evdeydi. Hissetiklerimi paylaştım, ve o akşam ilginç bir şey öğrendim. Lea, yani evinde kaldığım Fransız kız Birleşmiş Milletler tarafından görevlendirilmiş bir avukat. Yani birlemiş milletler uzun yıllardır bu soykırım davasının sonuçlanması için burada bir çalışma yürütüyor. Bu oluşum suçluları yargılamak ve tarafların haklarını kazanmasını sağlamak. O dönemde yaşanan tüm acının dindirilmesi imkansız ama birilerinin bununla ilgilendiği gerçeği Khmerlileri mutlu ediyor. Üzücü olan ise Kamboçya’nın uzun yıllar Fransa sömürgesinde kalıp burayı koloni yapmaları. Yani zamanında sessiz kalan bir güç şimdi ise yargı kısmında.

Kamboçya Soykırımın Lideri yargılanıyor
Kamboçya Soykırımın Lideri yargılanıyor

Lea ve diğer avukatlar ise şuan hala hayatta kalan 2 liderin savunmasını yapıyor. Bunları öğrenince kısa süreki şok yaşadım ama hiç bozmadım ve yargılamadım. Üstüne daha da merak ederek sormaya başladım. Çünkü merak ettiğim tüm soruların cevabı Lea’da idi. Sanki hazine bulmuştum, aradığım meğerse yanıbaşımdaymış. Lea’yı biraz anlatmak istiyorum çünkü aklınıza ilk gelen kötü niyetli bir avukat olduğu olacaktır. Tabiki değil, gerçek adelet sağlanması için hukuka göre haraket ediliyor ve suçlularında bir avukata ihtiyacı var. Doğal olarak iki taraflı yürütülen bir çalışma bu. İşin ilginç tarafı ise döneme ait kanıtları bulmak gerçekten çok zor. Lea olan bitene tamamen hakim ve onu soru yağmuruna tuttum.

Neden Öldürüldüler?  Amaçlarına ulaşmak bunun başka bir yolu yok muydu? Nasıl bu kadar acımazsız olabildiler?

Lea şöyle cevap verdi ;

– Olan biten her şeyde Kızıl Khmerler bunu yan etki olarak görüyordu. Yani amaçlarına giden yolda bunun olması gerektiğine inanıyorlardı. Tek cevap bu olabilir yoksa akıl işi değil. Biz bunun paranoyak bir davranış olduğuna inanıyoruz. Yani ülkede ajan olabilecek, Vietnam yanlısı olabilecek herkes hiç düşünülmeden öldürülüyor. Baş kaldıran, okumuş hatta gözlük takan herkes aileleri ile birlikte öldürülüyor. Meslek sahibi olan herkesin öldürülmesi ise kominist rejimin bir yansıması. O dönemde herkes çiftliklerde tarlalarda çalışmalı ülkede tek bir düzen olmalı mantığı vardı. Yıllardır araları iyi olmayan Vietnam ile Kamboçya’nın sürtüşmesi zaten onlardan korkar hale getirmiş.

Ayrıca bugün gittiğin o müzede 17 bin kişinin öldürüldüğü anlatıyor ve 7 kişinin sağ çıktığını. Bu doğru değil, yani kesin kanıt bunun için. Orada öldürülen insanların fotoğraflarıda diye sergilenlerin hepsi aslında öldürülmedi. Tarlalarda çalışanların ve hapishane görevlilerin fotoğrafları da var aralarında. İşin ilginç tarafı ise liderlerin olan biteni tamamen kontrol edememiş olması. Yani işler öyle çığrından çıkmış ki, bir yandan dış güçler diğer yandan iç düşman paranoyası ile savaşıyorlar. Mesela büyük liderler tarlarda çalışan insanları ziyarete gittiğinde orada olan diğer liderler çalışanların üstlerini başlarını değiştiriyorlar ve mutlu gözükmesini sağlıyorlarmış. Öldürülen herkes vietnam yanlısı yada ajan diye itiraf ettirilip öldürüyor. Bu yüzden kimse onlara ses çıkartamıyor. 

Lea bunları anlatırken pür dikkat onu dinliyordum. Tüylerim diken diken sanki o günleri tekrar yaşıyormuş gibi hissettim. Cevabımı almıştım ” Paranoyaklık”. Her şey aslında paranoyaklaşan liderlerin yaptığı vahşice bir soykırımd

Ölüm Tarlaları

Tüm bu öğrendiklerimden sonra Phnom Phen şehrinin hemen dışında olan Ölüm tarlarına gitmek için sabah erkenden kalktım. Burası o dönemde hapishaneden işkence edilip, sorgulandıktan sonra insanların getirip aç, susuz çalıştırıldıkları yerler. Bir avuç pirinci çalmanın cezanın bile ölüm olduğu bir yer burası. İnsanlar günlerce durmadan çalıştırılıyor, bir çoğu açlıktan ve yorgunluktan ölüyor geri kalanlarla devam ediliyordu. En küçük baş kaldırmada kurşun sıkmaya bile gerek duymadan kafa taslarına bıçak batırılarak öldürülüyorlardı.

Ölüm Tarlaları, kafa tasları
Ölüm Tarlaları, kafa tasları

Diğer yandan topladıkları herkesi kamyonlarla getirip topluca öldürdükleri yerler yine buralar. Her yerde toplu mezarlar ve hale etrafta olan kemikler var. Inanılmaz ürpertici bir yer, gezerken karşınıza çıkan kemikler. Dedim ya daha çok tazen 40 yıl önceki bir soykırım bu. Müzenin girişe kocaman bir anıt yapmışlar içinde ise kemikler ve kafa tasları dolu. Oranın enerjisini hissetmek istemezsiniz.

İnsan kemikleri
kamboçya soykırımı, İnsan kemikleri
Lütfen kemiklerin üzerine basmayın
Lütfen kemiklerin üzerine basmayın
İnsanları öldürmek için kafalarını vurdukları ağaçlar
İnsanları öldürmek için kafalarını vurdukları ağaçlar
Ölen ve işkence gören çocuklar
kamboçya soykırımı, Ölen ve işkence gören çocuklar

Kamboçya’nın İlginç Pazarları ve Meyveleri

Kamboçya Pazarları oldukça ilginç ve renkli görüntüler sunuyor. Açıkta satılan etler, canlı canlı tezgahlara konmuş balıklar, birbirinden farklı deniz ürünlerinin ve böceklerin satıldığı pazarlar buralar. Aynı zamanda birbirinden lezzetli daha önce hiç görmediğim meyvelerin olduğu bu pazarda hepsini deneme fırsatım oldu. Sanırım hijyenin bu kadar az olduğu ortamlarda uzun süre yaşamarını meyvelere borçlular.

Kamboçya pazar

Kamboçya’nın başkenti Phnom Phen’e geldiğimde ilk ziyaret etmek istediğim yer pazar oldu. Çünkü bir ülkenin gerçek yeme, içme kültürünü en güzel pazarlara görebilirsiniz.

Kamboçya PazarlarıYıllarca esnaflık yapmış babamın yanında bende çok gez pazarlara gidip çalıştım. Oraların bizde ki arka yüzünü biliyorum ama güney asya ülkelerinde bu çok daha farklı. Benim ziyaret ettim pazar Russian Market’in hemen yanına her gün öğlenden sonra sokağa kurulan bir pazar.

Phnom Phen Russian Market Sokak Pazarı
Phnom Phen Russian Market Sokak Pazarı

Kamboçya Pazar

Pazarda dolaşırken en çok dikkatemi çeken konu hijyen oldu. O kadar pislik için olan yiyecekler ve içecekleri yediklerinde nasıl hasta olmuyorlar anlamıyorum. Biz eti bir gün mutfak tezgahında unutsak o hemen çöpe atılır ama buradaki insanlar günlerce etleri hiç bir soğutucu yada hijyen olmadan oradan oraya gezdiriyorlar.

kamboçya et

Kamboçya (Güney Asya) Meyveleri

Kamboçya Pazarları pek çok çalışanı kendi evlerinden, bahçelerinden topladığı meyve sebze yada denizden tuttuğu balıkları satıyor. Benim en çok ilgimi çeken meyveler oldu. Tezgahlardan birine gidip her bir meyveden ikişer tane aldım. Yaklaşık 1 dolar ödedim. Hepsini test ettim.

Kamboçya MeyveleriTatları çok farklı. Bazen diyorumki ; hımm, bu muz ile elma karışımı. Ya da bu portakal ile karpuz karışımı. Yani bizde karşılığı olmayınca elde olan tatlardan bir yere varmaya çalışıyorum. Gerçekten çok lezzetli meyveleri var.Kamboçya Meyveleri

İşte o meyverin bazıları

Duryan

Duryan, Pis Kokulu meyve
Duryan, Pis Kokulu meyve

Çok pis kokusu var. Ama tadını ben çok beğendim. Kocaman gövdesinin içinde küçük küçük çekirdek etrafına dolanmış seftali püresi bir şeyler var. Güney asyanın tüm ülkerinde oldukça popüler bir meyve. Özellikle Endonezya’da adım başı bunlardan görüyordum. Kamboçya’nında geri kalır yok açıkcası. Tadı tatlı.

Mangosteen

MangosteenMeyvelerin kraliçesi, eşkimsi bir tadı var ama en sevdiklerim arasında. Kabuğunun kırmızı boyasıda olduka kuvvetli, fena leke yapıyor. Eminim kabuğuda bir çok şeye faydalıdır.

RambutanRambutan

Yerken bir türlü ağızda durmuyor, içi şeffaf çekirdeğine ulaşana kadar epey ağızda çevirmek gerekiyor.

Dragon Fruit

Kamboçya pazarı ve meyveleri

En asil görüntüye sahip meyve, ama göründüğü kadar lezzetli değil. Adı Dragon fruit yani dragon meyvesi. İçi incir gibi siyah çekirlerden oluyor. Bir tanesi bir kişiye rahat yetiyor. Tatsız bir meyve.

Rambutan Meyvesi
Rambutan Meyvesi

 

 

Jack Fruit, Papaya, Guava, Mango, Ananas,Otaheite Gooseberry, Feroniella Lucida, Coconut, Bilimbi, Pomelo ise pazarda satılan diğer meyveler.

Angkor Wat Tapınaklarına Kaçak Girmek

Ankor Wat, Güney Asya’nın en popüler turistlik yeri Kamboçya’nın ünlü tapınakları olan Angkor Wat tapınaklarına kaçak girmeyi başardım. Şimdiye kadar kaçak girdiğim en zor yerdi. Adım adım anlatacağım aşağıda. Bu arada, Emre Angkor Tapınaklarına Kaçak Girebilir mi bahsine Evet diyenler Bahis’i kazandılar. Bilemezsin.com 😉

Her seferinde söylediğim gibi bunu yapmanın benim için geçerli sebebi var. Yani bununla mı övünüyosun gibi laflar etmeden önce bilin istiyorum. Bunlardan birisi gerçekten param olmadığı için yapıyorum. İkincisi ise az da olsa farkındalık yaratmak istiyorum, müzeye tapınağa kaçak girerek nasıl farkındalık yaratacaksın dediğinizi duyar gibiyim. Biriside demiyor ki kardeşim üretilmeyen veya tüketilmeyen bir şey için bu kadar para verilir mi diye. Günlük giriş ücreti 60 tl olan bir yer Angkor tapınakları ve asla bir günde gezilecek bir yer değil yani 3 günlük kombine bilet almanız lazım oda 120 tl. Şimdi diyeceksiniz ki, müzenin çalışanları var, temizliği, ülkenin gelir kaynağı felan. Bunu anlarım ve saygı da duyarım. Ama şunu da bilmenizde fayda var. Bu ülkede normal bir işçinin aylık geliri 300 lira. Bununla yaşamını sürdürebiliyor. Eğer 450 tl alırsa iyi maaş alıyorsun diyorlar. Yaşam stantlarının böyle olduğu bir ülkede bu fiyatlar sizce de çok saçma değil mi? Bu tapınaklara günde binlerce insan giriyor. Bu o yüzden birilerinin fayda gördüğü ve turist olarak kimsenin sesini çıkartamadığı böyle sistemi benden desteklememi beklemeyin.

Bundan bir hafta önce bilemezsin.com’da açılan bahis üzerine epey konuşuldu, eleştirildi, desteklendi. Kimisi parası neyse ben vereyim ne gerek var dedi. Kimisi dünya üzerinde olan her şey bizim görmeye hakkımız var bu yalnış bir şey değil dedi. Kimiside #bizbitmedenbitmez etikeleriyle olayı milleştirmeye yolunda türktür yapar dedi. Bununla birlikle bir sürü hikaye dinledim. İşte geçen yıl yine birisi oraya kaçak girmek istemişte sonra bir daha haber alamadık. Eğer yakalanırsan hapse atılırsın, deport edilirsin….kolay değil hatta imkansız orası askeriye gibi koruyor…

gibi bir sürü önyargı birikti kafamda ve bu durum oldukça heyecanlı kıldı olayı. Tabi bir yandan da diyorum ben görmeden inanmam, denemeden de bilemem. Diğer yandan da içim rahat çünkü kendimden eminim, bu ve ya bunun gibi durumlarda nasıl davranılması gerektiğini biliyorum.

Angkor Wat Tapınaklarına Nasıl Kaçak Girdim?

Hazırlık

Şebnem abla sağolsun ‘’ Al canım bu evin anahtarı, istediğin gibi kullan hatta kız bile atabilirsin’’  diyerekten evini bana verdi. Ona kocaman sevgilerimi yolluyorum. Eve varır varmaz, tüm elektronik aletlerimi şarja koydum, bu sırada küçük çantamı hazırladım. Geceyi de yasak olmasına rağmen tapınakta geçirmeyi planladığım için ona göre çantamı hazırladım. Heyecan dorukta !

Yağmurluk, Kamera, Tripot, Su, Pilav, meyveler, kafa ışığı, sinek ilacı, yara bandı, havlu ve kitap.

Ankor Wat, Hazırlık
Yola çıkmadan önce ilk yapmam gereken iş coğrafyayı iyi tanımak. Yolları bilmek ve ona bir strateji izlemek. O yüzden açtım haritaları Google earth ve maps.me ikisindende bakıyorum. Uzaklık 6 km gözüküyor oldukça uzakta. O yüzden bisiklet kiralamaya karar verdim. Kamera felan şarj olurken dışarı çıktım bisiklet bakmaya. Sağlam bir şey olsun ormana girdiğimde sorun çıkmasın diye iyisinden 3 dolara dağ bisikleti kiraladım. Ucuzları 1 dolar. Tekrar eve geldim, son kontrolleri yaptım, atladım bisiklete. Hedef Angkor Wat !

Ankor Wat Map, Harita

Yola çıkış ve ilk kontrol noktası

1 saat felan GPS’den Angkor Watı takip ederek pedalladım. Haritaya göre içine girdim gibi duruyor ama daha ne kapı gördüm ne de tapınak. Epey büyük bir arazi olduğunu anladım. Çok geçmeden hemen önümde ‘’ Chech Point ‘’ yani kontrol noktası karşıladı beni. 4-5 kişi arabaları, motorları durdurup bilet soruyorlar. Epeyde inceliyorlar, burada şansım olmadığını ilk görüşte fark ettim. Bende selam verip yanlarına geçtim.

İlk kontrol Noktası, Beyaz yolun ikiye bölündüğü kısım.
İlk kontrol Noktası, Beyaz yolun ikiye bölündüğü kısım.

– Buralarda yeşil T-shirtlü ve bisikleti birilerini gördüğünüz mü? Arkadaşlarımı kaybettim dedim ve böylece dikkati başka yöne çekmiş oldum. Sanki onları arıyor gibi etrafa felan baktım. Herhalde geride kaldılar diyip geldiğim yöne pedallamaya başladım. Köşeye gelince durup GPS’e baktım. İlk kontrol noktası burası ise ikinciside tapınağın oradadır. Yani ortalama 3 farklı nokta var.

GPS’si takip ederek yolun hemen kenarında ki patika bir yola saptım. Orman yolu iyice işi heyecanlı kıldı. Nereye gittiğimi bilmeden tek başına bir ormanın içindeyim. Bisiklet iyi olduğu için sorunsuz gidiyor. Ormanın içinde epey pedalladıktan sonra bir köy çıktı karşıma, boydan boya selam vererek köyün içinden geçtim. Hepsi güleryüzlü ve sıcakkanlılardı. Çocuklardan birine hangi patika yoldan gidecem Angkor Wat’a giyince geldiğim yönü gösterdi. Bu durumda iki seçeneceğim var ya çocuk beni anlamadı yada buradan çıkamayacağım.

Şansıma artık giyip yine GPS’i takip ederek ormanın içinde epey pedalladım. Arada köylerin içinden geçiyorum ama 5-10 tane ev var. Köpekler şaşkın şaşkın bakıyor sonra havlamaya başlıyor. Sonunda ana yol gibi yer karşıma çıktı. Oh çektim..

2. Kontrol Noktası

Ana yola çıkar çıkmaz tam karşımda Angkor’u gördüm. Sevinçle pedallamaya başladım ki arkadam düdük sesleri yükseldi. İlk başta aldırmadım ama önümde ki tuk tuk şöförleri bile ‘’ Bak seni çağırıyorlar ‘’ der gibi yapınca mecburen geri döndüm. Burası da diğer girişin yol kontrol noktası.

– Pardon, duymadım kusura bakmayın. (Kalbim nasıl hızlı atıyor)

Önemli değil, biletin nerede?

– Biletim arkadaşlarımda kaldı, bende onları arıyorum zaten. Buradan geçen hiç yeşil t-shirtlü birini gördünüz mü?

Hayır görmedim

-Peki şu tarafa ( Angkor’un girişini gösterip) bakıp gelebilir miyim iki dakika izin verseniz.

Hayır asla izin veremem biletin olmadan.

-Doğru,haklısınız.

Geç dinlen biraz, yorulmuşsun. (Bunu diyince rahatladım)

– Teşekkür ederim.

Onları bulmam lazım eğer buraya gelirlerde burada beklemelerini söyler misiniz. Ben arka taraflara bakıp tekrar buraya uğrarım.

Tekrar geri geldiğim yere pedalladım ve ilk gördüğüm patikadan biraz önce içinden geçtiğim köye gittim. GPS’e tekrar baktım. Şuanda tam olarak o iki yolun kesişim yerindeyim. Yani tam ortalarının çıkabilirim. Haritada otopark olarak gözüküyor, işte buldum diye bir sevinç, mutluluk. Çünkü tam karşı tarlanın oradan park edilmiş otobüslerin ucunu görüyorum.

Tamda tahmin ettiğim gibi kimsecikler yok, şöförlerlere selam verip otoparktan geçtim ve Angkor wat’ın önündeyim. Şimdi geldim asıl zor kısma. Çünkü buradaki her tapınağın kontrol noktaları tapınağa giden köprünün üzerinde ve tapınağın etrafı komple dev gibi su kanalları ile çevrili. Yani o dereyi yüzerek geçmek bile 1 saat alır en az o kadar büyük su kanalları. Benim girmek istediğim tapınakta Angkor Wat yani tüm tapınaklara genel ismini veren yer. Bu bölgede 50’den fazla tapınak olduğunu hatırlamak isterim.

Önce epey uğraşsam da ‘’ Bir arkadaşıma bakıp çıkacağım taktiği ‘’ yemedi. Saatte bakıyorum 6’ya geliyor. Hani bunlar 5:30’da mesai bitiyordu? Neyse o bölgede ki restoranların birine gidip 50 cent’e pilav yedim zaman geçirmeye çalışıyorum. Bu arada bisikletimide onlara emanet ettim, olurda içeri girersem birileri göz kulak olsun diye. Bu arada görünüşüm tam turist boyunda kamera, elde tripot renkli t-shirt yani hiç kaçak giren adam tipi yok.

Ankor Wat, Kamboçya
Ankor Wat, Kamboçya

Angkor Wat’a Giriş 

Tekrar girişe gittim, bizimki hala orada ama diğer adamlar gitmiş. Epey uzaktan izledim son kalan adamı. Bir ara diğer tarafa yürümeye gitti fırsat bu fırsat diye atladım köprüye. Hızlı adımlarla köprününden arka arka ilerledim. Gözüm adamın üstünde buraya baktığı anda sanki gidiyor değil de dönüyormuş gibi yapmak için ters yürüdüm. Şansıma hiç bakmadı bende epey uzaklaştım ve Tapınağın içine girdim. Ve başardığım an işte bu an !

Köprünün Üzerindeki Son Kontrol
Köprünün Üzerindeki Son Kontrol

Hava kararmaya yüz tutmuş o yüzden neredeyse bomboş tapınak. Sağdan solsan turunculu monglar çıkıyor, köşelerde de bir iki kitap okuyan turist görüyorum. İçeri girip bol bol fotoğraf çektim.

Kamboçya, Ankor Wat
Kamboçya, Ankor Wat

Tam ortalarında iken bir adam geldi. Kapanıyor diye bağırıyor, beni çağırıyor. Bende içerde arkadaşım var bekle onu çağırayım diye bir dakika izin istedim bağırarak. Tamam dedi. Koşar adım, yerlilerin olduğu bir yere gittim. Angkor tapınaklarının tam ortasında yaşayan bir köy var. Tapınağın çevresinde epey köy vardı ama bu tapınağın içinde. Bende geceyi burada saklanarak geçirebilirim diye hemen buraya geldim. Karşımdan telsizli bir adam geldi, kapanıyor dedi. Yüzüne bile bakmadan biliyorum, arkadaşım var burada dedim. Yanından geçip gittim. Evlerin arasına girdiğimde ise beni başka bir sürpriz karşıladı. Turuncu turuncu Budist Keşişler odun kesiyorlar. Hemen bende aralarına karıştım ve onlara yardım edebilir miyim diye sordum. Beraber odun kestik. Bence tapınak maceramın en güzel anısı da bu oldu benim için.

Ankor Wat, Monglar, Kamboçya
Ankor Wat, Keşişler, Kamboçya

Burada 1 saat oyalandıktan sonra motorlu adamlar geldi. Benim burada olduğumu öğrenmişler. Tapınak kapanıyor efendim dedi kibarca kovdu beni. Bende alacağımı aldım edasıyla yavaş yavaş yürüyerek çıktım tapınaktan. Hava karanlık olduğu için çok rahat istediğim yere gidebilirdim ama yağan yağmur bu gece yıldızları göremeyeceğimi söylüyordu. O yüzden tapınakta uyumanında pek espiri kalmamıştı. Zaten benim istediğim de kimsenin olmadığı dev bir tapınakta yalnız başına kalmaktı. Burada ise bir köy var. Bir başka sefere geceyi geçirmek için geleceğim.

Bu arada her şeye rağmen bunu yapmayı ve deneyimlemeyi istiyordum ona rağmen İsmail İşler arkadaşım bana hiç sormadan hesabına biletin parasını göndermiş. Her ihtimale karşı yanında dursun diye. Çok teşekkür ediyorum. Buradaki olay para değil, kendisine de söyledim. O ince ayrıntıyı düşünebilmiş olması, beni o kadar mutlu etti ki bu yüzden gönderdiği para ile bulunduğum yerdeki çocuklara dondurma, yemek felan alıp bende onları mutlu etmek istiyorum. İsmail İşler güzel insansın vesselam.

Angkor Tapınakların Hikayesi Nedir?

630 yıl hüküm süren bir krallık, Khmer Krallığı döneminde inşa edilen tapınaklar hala gizemini korumaktadır. Çünkü efsaneye göre bu bir aşk hikayesidir. Denizlerin hakimi Naga’nın kızı Brahman’a aşık olan Hintli Kaudinya’nın birlikteliğinden doğmuştur. Naga’nın babası da evlilik hediyesi olarak bölgedeki tüm suları kendisine çeker ve geriye kalan toprakları onlara hediye eder. Daha sonra bu topraklar üzerine krallıklar kurulur.

Angkor Wat Tapınağı ise bölgedeki diğer tapınakların en ünlüsü. Hindu Tanrıdı Vishu adına inşa edilen bu tapınak, o zamanlarda dünya üzerinde bulunan hiç bir yapıya benzemiyordu bile. Bu tapınak için insan üstü güçlerden yardım alındığıda bir şehir efsanesi. Dünya’da ki en büyük tapınaklarından biri olan Angkor Wat yalınızca büyüklük olarak değil, su üzerine inşa edilmesiylede oldukça büyüleceyi bir yapı. Yılda 2 milyon ziyaretçisi olan bu tapınaklar, Unesco tarafından korunmaktadır.

Not: Eğer olurda sizde kaçak girmeyi deneyecek olursanız şu tavsiyelerimi göz önünde bulundurun.

  • Paranız varsa verin girin macera sevmiyorsanız çekilir eziyet değil, işler yolunda gitmezse işkenceye dönüşebilir.
  • Kesinlikle saklanarak haraket etmeyin, doğal olun ve tuhaf haraketler yaparak dikkat çekmeyin
  • Eğer otostopla seyahat ediyorsanız muhtemelen paspal bir haliniz vardı, o yüzden bugüne özel temiz giyinin, dikkat çekmetin.
  • Diyelim ki yakalandınız ve biletiniz yok. Bu durumda panik yapmadan, ya kaybettiğinizi söyleyin ya da arkadaşınızda olduğu. Yani çok polemiğe girmeden olaydan ve konudan uzaklaşmaya çalışın. Biletinizin olmadığını söylemeyin yeter.
  • Ayrıca bu adımları izledikten sonra doğacak her hangi sorundan sorumlu değilim.

Videosuda İşte Burada 

https://www.youtube.com/watch?v=CuGIoCkvRiM

Koh Rong Adası Yol Günlükleri

…Geceden kalmayım, henüz uyuyalı bir kaç saat olmuştu ki  Adile ablanın ‘’ Tekne gidiyor çocuklar ‘’ sesiyle irkildik. Gözümden uyku akıyor, ona rağmen apar topar iskeleye koşuyoruz. Ne ayağımda terlik var ne de üzerimde bir T-shirt. Kafam halen güzel. Geceden yağan yağmur iskeleyi ıslatmış, kaymamak için önümde koşan ayakları takip ediyorum. İskelenin sonunda demirden oldukça eski eşya dolu bir yük teknesi bizi bekliyor. Arda’nın atladığını gördüm. Ardından elimden tuttu beni çekti. Teknenin arkasına geçip yere oturduk. Gökyüzü gri bulutlarla kaplanmış, turkuaz denizin üstünde yavaş yavaş iskeleden uzaklaşmamızı izledik, az sonra yağmur fırtınasının içine doğru gireceğimizden habersiz….Hemen karşı taraftaki Koh Rong Samloem adasına gidiyoruz. Adalar arası bir yolculuk…

Koh Rong Adası 1. Gün

Kamboçya’ya geleli bir kaç gün oldu. Tayland sınırından itibaren uzun bir otostop yolculuğu sonrası Koh Rong adasına giden teknelerin kalktığı yere geldim. Çantamı yere koydum, etrafıma baktım güzel bir plaj burası oldukça haraketli ama güneş batmak üzere olduğundan denizin güzelliğini tam göremiyorum. Aklımdan kaba taslak bir plan yaptım. Bir an önce Koh adasına gideyim Özgür’ü bulayım tanışayım bir en fazla iki gün kalırım sonra yola devam ederim..

Merhaba, Koh Rong adasına ilk vapur ne zaman?

-En erken yarın sabah 8’de

Aa öylemi, tamamdır o zaman bu gece de sahildeyim.

(Hemen karşını göstererek )

-İstersen bizim restoranta yatabilirsin

Gerçekten mi? Super, teşekkür ederim.

Çantamı aldım iskeleden plaja yürürken restoranın önünde bira içen bir adama gözüm takıldı. Bu Barış abi ! Bali’de mekanı vardı ilk o zaman tanışmıştık. Koştum masasına abi naber, nasılsın diye sarıldık. Ardından Tuncay abi geldi. Oda yine Bali’de mekan sahibi idi. Şimdi restoranın yöneticiliğini yapıyor. Bira söylediler gece uzun uzun sohbet ettik. Koh adasından, adanın hikayesinden, buraların sahibi bora abiden…

Demek otostopla geldin buraya kadar he…Bali neresi burası neresi, halal valla ! diye söylenip durdu gece boyu. Artık bu duruma alışa geldiğimden insanların tepkilerine verdiğim karşılıkda reklex olmaya başladı.

Gece mekanı kapattılar, onlar evlerine gitti, bana yer yaptılar restoranda bir köşeye geçip kıvrılıp sabahladım. Gece sabaha kadar sineklerle boğuştum, ama güneş doğmadan önce bir kaç saat uyuyabildim.

Sabah oldu. Hemen İskelenin önünde tropikal kamboçya meyveleri satan yaşlı bir teyzeden 50 centlik ananas aldım. Kahvaltımı denizde yaparım, 2 saatlik vapur yolculuğum var nede olsa. Sarı bir tekne yanaştı iskeleye atladım hemen. Çantamı oturduğum bankın altına atıp, etrafı izlemeye koyudum. Bugün de kahvaltım ananas.

Az sonra teknenin dümeninde gözüm birine çarptı, bu adam gün gece biz Tuncay abilerle sohbet ederken yanımıza gelip selam vermişti.  Hamza abi, gittim yanına tanıştık, epey sohbet ettik. Uzun zamandır böyle bir hikaye dinlememiştim. 30 yılı hapiste geçen bir hayat vardı karşımda…

2 saatlik vapur yolcuğundan sonra Turkuaz denizin üzerinde yeşil bir kara parçası gözüktü. Burası Koh Rong olmalıydı. Burada kalmaya pek niyetim yoktu, ne kadar güzel olursa olsun artık Tayland’da adalara doydum diye yola devam etmeliyim diye düşünüyordum.

Tuncay abi bana Coco restoranta gidip Serkan diye birini bulmamı söyledi. O sana konaklama konusunda ve diğer ihtiyacın olan şeyler konusunda yardımcı olur demişti. Bende iskeleden iner inmez hemen karşıda olan Coco’ya gittim. Sekan abiyi buldum, kendimi tanıttım. Sağolsun Coco’nun hostel kısmında bana bir yer verdi.

Saat sabahın 10 olmasına rağmen adanın inanılmaz bir enerjisi var, masalar sandalyeler kumların içinde, mekanların hepsi ahşaptan rengarenk dizilmiş, insanlar ayak yalın etrafta yürüyorlar. Kızlar bikinili, erkeler shortlu. Kahvaltı yapıyorlar, sohbet ediyorlar.

Hostel bölümüne geçip duş aldım, bir iki saat kestirdikten sonra tekrar uyandım. Bu sefer ilk işim Özgür’ü bulmaktı. Vakit kaybetmek istemiyordum. Hem adanın keyfini çıkarmak hemde özgürü bulup bir an önce tanışmak istiyordum. Coco’da bir kaç tane daha Türkle tanıştım bu süreçte. Özgür arada gözüküyormuş ama o kadar. Coco’nun restoranına geçip Bilgisayarımı çıkarttım, bir kaç not aldım, fotoğrafları derledim. Aradan 1-2 saat geçti, kumsalda biraz yürüyüş yaptım, mekanları inceledim. Bu adada, bu kumsalda, denizde, mekanlarda beni neler bekliyor tamamen habersiz önünden geçtim gittim. Sanki yazılmış bir senaryonun isimsiz figüranı gibi…

Koh Rong, Kamboçya2. Gün

Uyandığımda saat 8 e geliyordu. Kapının üstündeki pencereden, hostelin içine güneş ışık süzülüyor. Çalışanlar çoktan ayaklanmış temizlikler yapılıyor, hostelde neredeyse herkes uyuyor. Tam köşe yataktan güvenlik kamerası gibi 14 kişilik yatakhanenin tamamını süzebiliyorum. Kızların hepsi geceden kalma üstleri deniz kumu, saçlar başlar karışmış bikinileriyle kendilerini zor yatağa atmış gibiler. Tayland’dan sonra bu kadar rahat bir hostel görmemiştim. Biraz daha yatakta sabah keyfi yaptıktan sonra, üst kattaki yatağımdan aşağı atladım. Gün başlıyor, kısa bir duştan sonra bir şeyler atıştırmak için Coco’ya gittim. Yemekler 3-4 dolar civarı, bana pahalı geldi ayrıca, canım da menüde ki hiç bir yemeği istemiyor, basit olsun ucuz olsun, bol su içeyim modundayım. İskele’nin üstünde khmer restoranı buldum 1 dolara güzelce karnımı doyurdum üstüne buzlu 50 cent’e buzlu kahve içince kendime geldim. Etrafıma baktım, turkuaz rengi bir denizin üzerindeki iskelede 1 dolara yemek yiyip keyif yapabiliyorum. İşte benim için lüks budur.

Özgür nerede acaba, gidip bir wifi bulsam diye iç geçirdim. Elimdeki buzlu kahve ile biraz plajda dolaşırken ‘’ WİFİ ‘’ yazan bir yer gördüm. Island Boys adında bir yer.

Pardon, acaba 2 dakika wifi kullanabilir miyim? Arkadaşımla burada buluşmam gerekiyordu da..

-Tabiki, Şifre : tigertiger

Teşekkür ederim.

Özgür’e yazdım, sanırım onda da internet yok iletilmedi. Neyse burası küçük bir ada, elbet bulurum. Coco’ya döndüm Serkan abi’ye sordum.

-Çok uzaklaşmış olamaz, ada burası. Üst kata baktın mı?

Hayır, hemen bir bakayım.

Merdivenleri ikişer ikişer çıkarak üste kata çıktım, tam köşede Türk’e benzer iki adam otuyor. Buldum sanırım…

-Merhaba, Emre ben ! Nasılsın?

Aa Emre, hoşgeldin bende de internet yoktu yazamadım sana. Ne yapıyosun, nasılsın?

-İyiyim, dün geldim bende buraya yerleştim. Seni bulduğuma sevindim.

Hemen yanında birisi daha vardı. Uzun saçlı, arkadan bağlamış hafif tombik, güler yüzlü.

-Merhaba

Merhaba, Mert ben de Memnun oldum.

– Bende memnun oldum. Sizi bölmeyim ben daha sonra devam ederiz nasıl olsa nerede olduğunu biliyorum artık.

1 saate yakın kendi aralarında konuştuktan sonra bana döndüler, sonra ben kendi hikayemi anlattım. Özgürü nasıl tanıdığımı ve neden bulmak istedimi anlattım. Uzun uzun sohbet ettik, ilk başta sorduğum sorulara anlam veremesede yavaş yavaş alışmaya başladı. Daha sonra akşam tekrar buluşmak üzere ayrıldık. Bu arada Mert abi sohbet etmeye başladık ve onunla uzun uzun sohbet ettik. Mert abi, de Coco’nun yöneticisiymiş. Uzun yıllar Türkiye’de yaşadıktan sonra bu adaya gelmiş ve burada yaşamaya karar vermiş. Gurme ve aşçı, yemek programları felan var. Sanal mutfak mert diye tanınıyor. Uzun yıllar blog yazmış. Tabi bende yeni bir blog yazarı olarak, aklıma gelen her şeyi sordum, sıkılmadan bildiği her şeyi anlattı sağolsun.

Coco’nun üst kattın rahatlığı beni cezbedince odaya gidip bilgisayarımı kaptığım gibi tekrar buraya geldim. Kemal abinin söylediklerini tek tek düşündüm. Aklımda kalan ise tek canlı bir kelime ‘’ Sürdürebilirlik ‘’. Oturdum akşama kadar bilgisayar başında geçmişe dönük fotoğraflarımı, videolarımı derledim. Hangi konular hakkında yazı yazabilirim onları düşündüm. Ve ilk blog yazma tohumları bugün attım.  Akşam olduğunda özgür ile Coco’da yine buluştuk. Elinde biralarla geldi yanıma, uzun uzun sohbet ettik. Burada yaşayabilirmiş ama oda emin değilmiş. Adada yaşamak baika bir şey. Şimdi sahilin en sonunda ki ağaç evlerde kalıyor. Eğer buralarda olmaz isem orayadayımdır dedi.

Emre Durmuş3. Gün

Coco’nun guest house’u bugün biraz daha sakin. Uyanır uyanmaz bilgisayarımı alıp Coco’nun üstü katına çıktım. Çünkü yapmam gereken bir sürü işim var, eski videolarımı toparladım, yazılarımı tekrardan sıraya dizdim. Ara sıra Hamza ile selamlaşıyoruz, ne zaman görsem elinde ot sarıyor bira içiyor. Daha sabahın 8 i başlıyor içmeye mekan kapanana kadar. Üst katta otururken bir ara wifi geldi gibi olunca Kemal abi (yoldaolmak.com) ile sesli görüşme yaptık. Yıllar önce oda burada kendi bloğunu iyileştirmek adına çalışmış. Tesadüf aynı ülke aynı ada…Gün boyu buzlu kahvem ve bilgisayarım ile vakit geçirdikten sonra akşam üstü güneş batamaya yakın denize gittim. Göl suyu gibi bir o kadar ılık olan denizde güneş batana kadar zaman geçirdim. Hostele gidip duş aldıktan sonra tekrar Coco’nun üst katına çıktım. Tekrar yazılarıma döndüm çok geçmeden yanıma biri geldi.

-Hello, How are you?

Abi Türksün sen, teşekkür ederim iyiyim sen ne yapıyorsun, nasılsın?

-HEHE, iyiyim bende ne olsun..

Felan derken muhabbet uzadı gitti, ben kendi hikayemi anlattım o dinledi arada sorular soruyor bende cevaplıyorum bildiğim kadarıyla. En son masadan kalkarken ‘ Bende Bora, memnun oldum ‘ dedi. Gitti. Nasıl yani? Bora mı? Patron Bora? hani buraların sahibi hep şu adı geçen, adanın tarihi yazan insan?

Patron diyince insanın aklına hiç bir şeyden memnun olmayan, takım elbiseli kıravatlı, yada ne bileyim en azından ayakkabı felan giyer. Bora abinin üzerinde siyah bir atlet, kısa bir short tombik bir vücut kocaman gülümsemeli bir surat var. Böyle patron mu olur yahu? demek ki oluyormuş. İlk böyle tanıştım bora abi ile. Gece bitmeden bir ara yine yukarı çıktı masaya geldi. Bu sefer Mert abi (Coco’nun yöneticisi) ile beraberler, yemek yerken, beni Özgürün kaldığı ağaç evlere davet etti. Bir kaç gün ağırlayım seni misafirim ol dedi. Nasıl mutlu oldum. Çünkü adaya ilk geldiğimde gördüğüm yer orasıydı vay be dedirtmiştir. Adanın en güzel yeri belkide.

Koh Rong, Kamboçya4. Gün

Güne bugün meyve yiyerek başladım, biraz adanın etrafını keşfedeyim diye bilgisayarımı almadım yanıma. Gördüğüm bütün güzel plajlarda denize girdim bir kaç insan ile tanıştım, muhabbet ettim. Bir ara coco’dan geçerken Mert abi ; yarın ne yapıyorsun? diye sordu. Aynı abi bir planım yok, takılıyorum. dedim. Gel seni diğer adaya götüreyim, benimde ufak bir işim var beraber gidelim. dedi. Süper dedim, bana uyar. Aynı Koh Rong gibi orası hakkında da en ufak fikrim yoktu. Keşfetme heyecanı sardı içimi, hostele dönüp kameramı şarj ettim. Akşam olunca Coco’ya geldim, yine tıp tıs tıp tıs müzik ile insanlar dans ediyor herkes çakır keyif. Zaten plajla iç içe olduğun herkes bayolu/bikinili. Ayaklarda terlik yok, heryerde deniz kumu. Ellerde biralar, koktelyler. Bir iki saat aralarına karıştıktan sonra yukarı çıktım, Özgür yazı yazıyordu. Planktomları gördün mü dedi? Hayır dedim ne onlar? Hadi gel göstereyim dedi, denize gidiyoruz. Gittim havlumu aldım geldim, plajın en az ışık olan yerine doğru yürüdük. Denize girdik. Birde ne göreyim ! Sihir gibi bir şey bu. Denizin içini yıldız kaplamış sanki, elimi haraket ettirdiğim yer yeşil yeşil parlıyor, sanki sihir yapıyorum. Mükemmel bir şey bunlar, hayatımda ilk defa böyle bir şey görüyorum. Onlarla yüzmek harika bir duygu. Burada bunu taktik olarak kullanıyorlarmış. Şarhoş güzel kızları avlama taktiği; Planktomları gördün mü?

5. gün

Uyanır uyanmaz Aşağıya inip Mert abiyi sordum. Bugün karşı ada Samloem’i keşfetmeye gideceğiz. Yanıma bir tek kameramı aldım, ne terlik giydim ne de T-shirt çıplak ayak atladık vapura. Samloem Adasının bir ucunda olan M’ Pay Bay köyüne gidiyoruz. Yolda giderken Mert abi bana buralardaki mercan adalarından bahsetti. Adaya ilk geldiklerinde yaptıkları temizliklerden, adanın kurulmasında köylerine kadar. Samloem’e gelince ben biraz fotoğraf çekeyim diye plajdan yürüyerek köye gittik. Köy iki sokaktan oluşuyor, ormanın içine doğru bir kaç ev daha var, ayrıca denizin üstüne yapılmış iskele kenarı bir kaç ev var hepsi bu kadar. Adanın yerlileri yaşıyor buralarda, aralarına serpiştirilmiş barlar, restoranlarda var. Mert abinin yeri İskelenin hemen üzerinde Mavi küçük bir restorant. Mekanına gitmeden önce seni bir yere götürecem gel kahvaltı edelim dedi. Köyün içinden bir yere girdik. Uzaktan ‘’ Merhaba, Nasılsınız’’ diye bağırdı. Burası Türk restorantı Kıymet anne ve Arda’nın yeri dedi. Selamlaştık masaya oturdum. Kıymet anne Türk kahvaltısıyla masayı donattı, nasılda özlemişim. Sonra geldiler Arda ile masaya oturdular. Uzun uzun muhabbet ettik.

Koh Rong Samloem Buraya geliş hikayesini anlattı, çok hoşuma gitti. İşte o zaman dedim, bu adadaki türklerin hikayeleri yazmaya değer diye ve işte bu yazımı yazmıştım. Türk Adası. Kahvaltıdan sonra mert abi kendi mekanına gitti, bende aldım kameramı köyü keşfetmeye. Çocukları buldum hemen kaynaştık zaten. Oradan oraya koşuyoruz, atlıyoruz zıplıyoruz. Epey oynadım onlarla. Bol bol fotoğraf çektim. Akşam üstü vapur gelmeye yakın Kıymet annelere selam verip tekrar iskeyele döndüm ve Koh Rong adasına geçtik tekrardan. Gittiğimde akşam olmuştu bende çantamı almak için kimseyi rahatsız etmeyim dedim ve direk Ağaç evlere yani Tree house’a gittim. Artık buraya taşınma vakti geldi. Oraya vardığımda İspanyol bir çalışanın ismini vermişti mert abi ‘Brays’ onu bul yardımcı olur demişti. Gittiğimde şansıma oradaydı, kendimi tanıttım Bora abinin misafiri olduğumu söyledim. Beni bir bungova yerleştirdi. Uzun zaman sonra kendime ait bir yerim olmuştu. Yalnız kalabileceğim, yazılarımı yazabileceğim, istersem çıplak bile uyuyabileceğim tamamen bana ait bir yer. Burada iyi dinlenmeyim. Sanırım koh ron günleri sandığımdan daha da uzun olacak.

6. Gün

Sabah huzurun içinde uyandım. Yemyeşil doğanın ortasına kondurulmuş bir bungolov sessizliğin içinde bir yerdeyim. Bu duyguyu doyasıya içime çektim, belki uzun süre bu huzuru bulamayacaktım. Balkonumda ki hamakta sallanırken bir müzik açtım, öylece sallandım durdum. Karnım acıkmaya başlayınca restorant bölümüne gittim. Orada özgür ile karşılaştım. Hemen yanımda ki bungolovda kalıyormuş. Bu sefer komşu günaydın diye selamlaştık. Bora abinin misafi olduğumu öğrenince sevindi ve hemen ardından yemek işini nasıl yapıyosun diye sordu. Bir fikrim yok deyince, sen Bora’nın misafirisin dur bir konuşayım kasadaki yönetici ile dedi. Konuştu geldi, tamamdır istediğini sipariş verebilirsin ödeneme gerek yok dedi. Süpermiş dedim, o zaman kilo alma zamanı geldi. Bu yemek olayı benim için çok iyi oldu, çünkü karnım doyduktan sonra mutlu olmamak için hiç bir sebeb kalmıyor bende. O gün akşama kadar restoranta özgür ile oturduk yedik içtik muhabbet ettik. Arada o bilgisayarına gömülüyor yazılarını yazıyor, bende bloğumun eski yazılarını toparlıyorum. Sonra başımızı kaldırıyoruz yine muhabbet ediyoruz. Arada denize girip geliyoruz.

Koh Rong Kamboçya

Koh Rong’da Geçen 1,5 Ay

Koh Rong’ da her şey böyle başladı işte. İlk günlerimde tanıştığım insanlar ve birazda şans ile adaya güzel başlangıç yaptım. Daha sonra ki günlerde sırayla koh rong adasında yaşayan türklerle tanışmaya başladım. Hemen hemen her gün birisi ile denk geliyordum ve onların hayat hikayesini dinliyordum. Bu adada olup biten her şey film gibi. Daha çok dizi gibi. Herkes başka bir karakter, dedikodular, kavgalar, aşklar gırıla gidiyor bu yüzden müthiş eğlenceli. Diğer zamanlarımın büyük çoğunluğunu bilgisayar başında geçirerek blog yazılarımı yazmaya gayret ediyorum. Bu işte daha çok yeni olduğum için de epey yavaş ilerliyorum.

Akşamları eğer kendimi üretken hissedersem restorant kapansa dahi wifi açık bıraktırıyorum ve gün doğumuna kadar bilgisayar başında zaman geçiriyorunum. Eğer sıkılırsam, köye inip adanın çılgın gece hayatına karışıyorum. Çarşamba ve Cumartesi günleri sürekli police beach partileri var onları kaçırmıyorum zaten. Police beach partilerinin en güzel yanı after parti bence. Bir defasında 4 gibi uyuya kalmışım sahilde, sabah güneş uyandırdı beni. Etrafıma bakıyorum kimse kalmamış. Denize gireyim açılayım dedim. Şişme bottan sesler geliyor. Yüzerek bota gittim, 6 tane anadan doğma çıplak kız ve bir tane adam var ,kafaları çok güzel. Muhtemelen ağır uyuşturucu almışlar.  Botun içine su dolmuş yani denizin ortasında jakuzi havası var. Atladım aralarına sürekli gülüyoruz ama neye gülüyoruz bende bilmiyorum. Sonra Ömer abi geldi, elinde bir sürü bira herkese atıyor suya düşüyor bulabilirsen alıp içiyosun 🙂 Sonra after parti diye ömer abi bizi bir bungovala götürdü tüm oradaydık. Böyle efsane after partilerde oluyor işte denk gelirse.

Tree house restoranında otururken yalnız seyahat eden bir sürü insanla tanışıyorum. Arada güzel kızlar gelirse onları ‘ Koh Rong Adasının Tanıtım Filmi ‘ oynatacam deyip adanın ıssız plajlarına götürüyorum. Bol bol çekim yapıyoruz, yüzüyoruz felan. Bazı günler bungolovdan çıkmak istemiyor canım, hamağa geçip akşama kadar sallanıyorum kitap okuyorum müzik dinliyorum. Canım aksiyonlu bir şeyler yapmak isterse restoranın önündeki kanolardan alıp denize açılıyorum. Taylanda hostelde çalışırken bir alman kızla tanışmıştık. Kamboçya’ya gideceğini söylüyordu, belki karşılarız diye iletişim bilgilerimi almıştık. Bir gün restoranta oturuken ondan mesaj geldi, Nerdesin? Ben Kamboçya’ya gelmeyi planlıyorum belki görüşürüz dedi. Adresi verdim direk adaya davet ettim oda uçarak kabul etti zaten. 4 gün beraber kaldık. Aslında beraber gezmeyi düşünmüştük ama ben artık yalnız gezmeye çok alıştım kimseyi çekemem diye vazgeçtim. O sonra yoluna devam etti, koh rong günlerime de renk katmış oldu. Daha sonraları iki hollandalı kız ile tanışmıştım. Onları epey fotoğraf çekiminde ve videolarda kullandım çünkü gerçekten güzellerdi.

Koh Rong, KamboçyaHer akşam Bora abi mutlaka Tree house’a uğruyor ve bir iki saat muhabbet ediyoruz. Her gün o efsane hikayesinden küçük küçük anılar anlatıyor, bazende öyle boş boş video izliyoruz beraber. Arada kitabını alıp köşeye çekiliyor, öyle sessizce selamlaşıyoruz. Bir gün otururken bir adam geldi restorana gece saatlerinde. Bora abi, bu benim babam diye tanıştırdı. Adam beyaz sakallı, beyaz saçlı yaşlı bir amca ama çok dinç duruyor. Her gün oda benimle birlikte restoranda sabahlıyor. Bazen güneş doğmadan önce kalkıp muhabbet ediyoruz, bazende beraber köye gidip geliyoruz. Uzun zaman sonra tanıştığım en efsane adamlardan birisi. Hikayesinin özetini şuradan okuyabilirsiniz.

Koh Rong Adasında Yaşayan Türkler

Bir ara karşı adada tanıştığım Arda Koh Rong’a geldi. Zaten onun gelmesiyle benim tüm düzenim değişti. Her gece deli gibi yiyip içiyoruz, kafalar güzel oluyor, partiden partiye gidiyoruz. Sonra da gidip onun bungovunda uyuyoruz. Bazen 4 kişi bazen sadece ikimiz gidiyoruz bungolova. Bir gün Arda ile beraber kano yapalım, plajları gezelim istedik ve atladık kanolara. 4 k beache giderken, solda kayaların arasında Settar abiyi gördük. Settar abinin yeri efsane bir yer, her zaman oraya gider otunu sarar içer. Küçük gizli kalmış 5-10 metrelik bir koy. Etrafı orhun harabeleri gibi taşlardan çevrilmiş. Bizde selam verelim sonra plaja gideriz diye koya kürek çektik. Epey muhabbet ettik, birer fırtta biz çektik sonra yola devam ettik. Plaja geldiğimizde deli gibi yağmur yağmaya başladı. Göz gözü görmüyor. Her yer bembeyaz. Plaj beyaz, gökyüzü beyaz, deniz beyaz ama sadece haraket şeyler kanolar ve yağmur damlaları. İnanılmaz güzel bir andı. Kanoları sahile çektik, başladık plajda koşmaya. Deli gibi gülüyoruz, koşturuyoruz. Epey yağmurla oynadıktan sonra yağmur durdu. Kimsenin olmadığı plajda restoranın içinden 3 tane kız çıka geldi. Onlarda kanolarına biniyorlardı, bizim suda olduğumuzu görünce yanımıza gelip selam verdiler. Denizde epey muhabbet ettik. Sonra onlara Settar abinin yerinden bahsettik ve oraya götürmeyi teklif ettik. Kabul ettiler, güneş batmaya yakın 5 kano denizin ortasında kürek çekiyoruz. Deniz durgun daha biraz önce yağmurla sevişmiş de durulmuş. Settar abinin orada kimse yoktu. Arda ben ve 3 fransız kız ile orada epey zaman geçirdik. Daha sonra akşam yemeği için Coco’ya kürek çektik. Bu fransızlar yemekle içki içmeye bayılıyorlar. Ben daha beceremiyorum ama bir iki koktely içebildim. Bu arada eğer coco da ise hesaplar ardanın oluyor. Tree house da isek de benim oluyor. Sonrasında zaten ipler koptu kafalar güzel olunca kumsaldan yürüyerek plajın karanlık yerine gittik, planktomları görmeye 🙂 O gecede Ardanın bungolovda kaldık.

Sabah oldu…Geceden kalmayım, henüz uyuyalı bir kaç saat olmuştu ki  Adile ablanın ‘’ Tekne gidiyor çocuklar ‘’ sesiyle irkildik. Gözümden uyku akıyor, ona rağmen apar topar iskeleye koşuyoruz. Ne ayağımda terlik var ne de üzerimde bir T-shirt. Kafam halen güzel. Geceden yağan yağmur iskeleyi ıslatmış, kaymamak için önümde koşan ayakları takip ediyorum. İskelenin sonunda demirden oldukça eski eşya dolu bir yük teknesi bizi bekliyor. Arda’nın atladığını gördüm. Ardından elimden tuttu beni çekti. Teknenin arkasına geçip yere oturduk. Gökyüzü gri bulutlarla kaplanmış, turkuaz denizin üstünde yavaş yavaş iskeleden uzaklaşmamızı izledik, az sonra yağmur fırtınasının içine doğru gireceğimizden habersiz….Hemen karşı taraftaki Koh Rong Samloem adasına gidiyoruz. Adalar arası bir yolculuk…

Ardaların adasına yani Koh Rong Samloem’e geçtik. M’Pay May köyündeyiz. Burası sessiz ve huzurlu bir yer. Koh rong’un o keşmekeşi burada yok. Yerlilerin içinde bir kaç restoran bir kaç tane bar var o kadar. Buranın ayrıca enerjisi çok güzel. Tam bir hafta kaldım burada. Hem de çok güzel kaldım, pideler, pizzalar, gözlemeler, türk kahvaltıları. Arda’nın annesi kıymet anne sağolsun çok güzel baktı bana. Uzun süre unutamacağım o lezzetli yemekleri. Bunları yazarken bir yandan da sade pilav yiyorum o yüzden daha bir anlamlı geliyor kıymet annenin yemekleri. Gündüzleri akşama kadar restoranta takılıyoruz, bazen ben köyleri geziyorum iki fotoğraf çekiyorum. Akşam olunca düşük sezonda açık olan iki bardan birisini tercih edip gidiyoruz. Bu ya ingiliz güzel kız, Elise’in barı oluyor yada Alman kızın barı dragon fly oluyor. Kafalarımız güzel olana kadar içiyoruz sonra sallana sallana gelip uyuyoruz. Bu her akşam aynı. Bir gün yine bardan döneceğiz, ben denize girmek istiyorum dedim ve atladım. Şansıma o gün ay yoktu ve yıldızların altında gördüğüm planktonlar inanılmaz büyüleyiciydi. Sanki yıldızların içinde yüzüyor gibiydim. Bu adada elektrik olmadığı içinde karanlık olması atmosferi mükemmel kılıyor.

Couchsurfing’den Arda’ya bahsedince epey hoşuna gitti, hadi birilerini davet edelim gelsin bizim hostelde kalsınlar dedi. O gün Kamboçya’ya gelen insanlardan hoşumuza gidenleri davet ettik, daha 1 saat geçmeden kanadalı iki kız gelmeyi kabul etti. Böylece yeni bir macera başlamış oldu bizim için. Bir kaç gün sonra kızlar Koh Rong’a geldiklerinde bizde tekneye binip Koh Rong’a geçtik. Coco’da uyuya kalmışlar yorgunluktan. Beraber yemek yedikten sonra kızları bungolova çıkardık. Ertesi sabah onlar bizden önce kalkıp yogaya felan gitmişler, geldiklerinde ”Doğum günün kutlu olsun ” diye uyandırdılar. O zaman fark ettim tarihin 14 haziran olduğunu.

Gün için plan yaptık ve adanın arkasında olan Long beach’e gitmeye karar verdik. Uzun bir yürüşten sonra tam sahile geldiğimizde dev gibi kayaların olduğu bana göre fotojenik olan bir yer görünce zıpladım hemen. Onlarıda çağırdım hadi gelin üzerine çıkalım diye. Arkadam gelen ve hiç bir şeyden habersiz olan iki kız, masumca beni takip ettiler ve amansız gelen bir dalganın gazabına uğrayıp kızlardan birisi kayanın üzerinden düştü. Evet düştü ve ayağı kırıldı. O an kendime çok kızdım, benim suçumdu onları ben çağırdım…Vakit kaybetmeden yanına koştum ve benden neredeyse iki kat ağır olan kızı kucaklayıp karaya götürmeye çalıştım. Bir yandan dalgalar geliyor bizi ıslatıyor, diğer yandan dev gibi kayaların üzerindeyiz haraket etmek çok zor ve kucağımda ayağı kırılmış bir kız. Bir bacağı kanlar içinde, diğeri kırık. Çok güçlü bir kız ağlamıyor bile İyi olmadığını söylüyor yüzünden acısını anlayabiliyorum, zor bela karaya çıkarabildim ve ardından bizimkiler geldi. Turnike yaptık, sardık sarmaladık bir şekilde yola çıkartıp önce bir yere kadar motorla sonra kucakta daha sonra tekne ile adanın ön tarafına götürebildik. Uzun süre oflayıp pufladım özür diledim ama onlarda senin hatan değildi deyip rahatlamamı sağladılar. Ben olsam o kızın yerinde salya sümük ağlıyordum hayatımda gördüğüm en güçlü kızlardan birisi. Coco’ya gelince Eczaneden bir sürü ilaç felan alıp, buzla tedavi etmeye çalıştık ama görünüşe göre böyle olmayacak ana karaya gitmesi lazım. O yüzdendir yarın ki ilk vapur ile onları gönderdik. Buda böyle bir doğum günü anısıydı. Şimdilerde facebook’da görüyorum, kol dernekleriyle Vietnamda geziyor, iyileştiğini ve bir iki hafta içinde yürüyebileceğini söylüyor.

Adada yaşadığım son macerada böyleydi. En son Arda ile beraber gitmeden kıymet annenin elini öpeyim diye karşı adaya geçtik tekrar. Orada bir gece kaldım, ve ayrılık vakti geldi. Sarıldık, iskeleye yürüdüm tekrar. Vapur geç gelince Arda ile çok güzel sohbet ettik. İkimizde biliyorduk, ilk tanışmamızın son konuşmasıydı. Vapur geldi ve yavaş yavaş iskeleden ayrılırken Kıymet anneyi iskeleye koşarken gördüm el sallayarak geliyordu. Göz yaşlarımı tutamadım…

Koh Rong Adası Yol Günlükleri Özeti 

  • Nasıl bir yaşam istiyorum? Sorusunu cevapladım ve uygulamaya koyuldum.
  • Bol bol Türk yemeği yedim ve 5 kilo aldım.
  • 22 yaşımdan 23 yaşıma zıpladım, yolda büyüdüm
  • Seyahat anlaşımda değişiklikler yaptım
  • 2 Kitap bitirdim, 10 film izledim
  • Beni tatmin eden 5 güzel fotoğraf çektim
  • Parti hayatını dibine kadar yaşadım, sıkıldım.
  • Plankton diye bir sihir öğrendim
  • Yalnız kalmaktan daha çok zevk almaya başladım
  • Birbirinden farklı hikayesi olan Türklerle tanıştım
  • 35 adet blog yazımı yayımladım
Koh Rong'dan ayrılış
Koh Rong Adasına Veda Ederken

Koh Rong Adası Gezi Rehberi


Koh Rong Adasında Yaşayan Yerliler


Koh Rong Adasında Yaşayan Türkler 

Güney Asya’da Bir Türk Adası ; Koh Rong, Kamboçya

Türk Adası ; Koh Rong Kamboçya. Uzun zamandır seyahat ediyorum, yolda tanıştığım Türk sayısı toplasan bir elin parmağını geçmez.  Evet ! seyahat eden bir millet değiliz maalesef. Yıllarca göçebe olarak yaşam süren bizleri, yaşadığımız yerlere çakılı kalmayı başartabilmiş bir sistemin kölesiyiz. Eğer bir an önce kafamızı kaldırmazsak dünyada neler olup bittiğini anlamadan, saçma sapan nedenlerle birbirimi yiyip bitireceğiz. İşte tam bu noktada, başını kaldırmayı başarabilmiş bizlerden birilerinin hikayeleri sizlere anlatmak istiyorum, istiyorum ki bir kaç kişi dahi olsa bundan ilham alır, duvarlarını yıkar. Bu hikayeler kalıplaşmış yaşamların dışına çıkmayı başarabilmiş insanların, mutlu insanların, ‘’ Kaybettiğimiz ‘’ değerli insanların hikayeleri.

 

Koh Rong, Kamboçya
Koh Rong, Kamboçya

Burası Koh Rong adası, Kamboçya’nın en popüler destinasyonlarından bir tanesi.  Saklı kalmış ve el değmemiş plajları, partileri, bungalovları, ahşap restoran, barlarıyla; huzur ve eğlencenin müthiş dengesi. Fransa, Bulgaristan, Amerika gibi ülkelerin Survivor yarışmalarının yapıldığı bir ada burası. Bu adanın ününü, güzelliğini ben daha Tayland’da iken duymuştum.

Koh RongAma bu adaya gelmem ile beni şaşırtan başka bir şey oldu. Burası tam bir Türk adası. ‘’ Kayıp ‘’  ada desem yeridir. Ada da yaşayan Türklerin nüfusu oldukça fazla ve adanın hakimi Türkler diyebilirim. Adanın kurulmasından tutun bugüne kadar gelmesini sağlayan hep bizimkiler. Adanın elektriğinden, adaya ulaşıma kadar, İnternetinden, partilerine kadar her şeyi Türkler sağlıyor. Adada araç yok. Yollar sadece patika ve kumsal. Ulaşım uzak yerler için ise genellikle deniz üzerinden sağlanıyor.

Koh Rong, Kamboçya

Burada yaşayan Türklerin hikayeleri ise birbirinden ilginç. Tanıştığım herkesin hayat hikayesi filmlere konu olur.  30 bin liralık maaşı bırakıp bakkal çırağı olarak yaşayan adam var bu adada. Bakkaldan haraç kesecem diye jelibon alan mafya var. Aşık oldu diye ada kuran bir adam var. Gerisini varın siz düşünün. Yani sıradan insanlar yaşamıyor bu adada. Ama burada bir turist gibi gelseniz onların burada olduğunu anlamayabilirsiniz bile yani İtalya’da ki Türk köyünün, Türk kültürünün yaşandığı gibi bir yer canlanmasın aklınızda. Elbette burası Türk Adası Menemen, lahmacun, baklava, ince belli bardakta çay, rakı, tavla var. Uzun zaman sonra kendimi evde gibi hissettiğim bu adada 2 ay yaşadım. Bu adanın en güzel yanlarından birisi de gerçek bir tropikal ada deneyimi yaşatması.

Koh Rong Adasında Yaşayan Türkler ve Hikayeleri

 

Özgür Çağdaş ( Kamboçya’yı Türklere tanıtan adam, Fotoğrafçı, Yazar )

Özgür Çağdaş

Adaya gelmemin temelinde olan insandır. Neredesin dedim, Koh Rong dedi. Bekle geliyorum dedim. Geliş o geliş. Müthiş bir adam. 1 aydır beraberiz, hatta hemen yan bugolovda kalıyor komşuyuzda. Bilirsiniz işte tuz var mıydı acaba, annem sarma, dolma yapmış muhabbetleri.


Fotoğrafçı, Videocu iyi çeker. Türkiye’de çok az insanın başardığı bir hayat tarzını yaşamayı becerebilmiş bir insandır. Çalışkandır. İyi kafa açar, yorum yapar sorgular, çok şey öğretti sağolsun. Uzun zamandır bir kitap yazıyor, merakla bekliyorum neler çıkacak.

Takip Etmek İsterseniz : Dünya Bir Masaldır



Bora Abi (
Adanın kurucusu, sahibi, babası, her bir şeyi )

Bora Abi

İşte ! asıl anlatılması konuşulması gereken insan budur. Tüm bu anlattığım hikayenin baş kahramanıdır. Kendisi hakkında yazmamamı istese de az biraz anlatmak istiyorum. Buradaki bir çok işletmenin oluşumun sahibi, patron yani. Patron diyince aklınıza ne geliyorsa, gelmesin. Unutun tüm o gelenleri. Adaya ilk geldiğİm zamanlarda daha yeni yeni insanlarla tanışıyorum, arada ‘’ Bora ‘’ ismi geçiyor ama o kadar. Bir gün Coco’da oturdum yine yazılarımı yazıyorum, masaya biri geldi oturdu. Atletli, shotlu, terlikli yüzü gülen hafif tombiş bir abi. İngilizce ‘’ Nasılsın ‘’ dedi. Bende  Türkçe ” Türksün abi”, dedim. Sen nasılsın ne yapıyorsun diye gülüştük. Aradan yarım saat felan geçti epey muhabbet ettik. Tam masadan kalkıyordu  bu arada ben Bora ‘ dedi. Şak diye kaldım. Zaman yavaşladı, düşünceler anlamsızlaştı, konuşulanları felan düşünüyorum her şey saçma geliyor. Nasıl yani ? Tabi ben bu tepkileri verene kadar çoktan gitmişti. İlk böyle tanıştım. Adada kaldığım süre boyunca neredeyse her akşam sohbet eder olduk. Akşmları restorana geliyor  uyumadan önce mutlaka kitap okuyor. Gündüzleri çocuklarının elinden tutup sahilde koşturuyor, kimse umrumda bile değil. Burada yaşayan yerliler dahil olmak üzere herkesin gözünce  ‘’ Abi ‘’ olarak anılması aslında bir çok şeyi açıklıyor. O kadar çok insana yardım etmiş ki kimle tanışsam sohbet biraz derinleştiğinde ‘’ Sağolsun Bora ‘’ lafı geçiyor. Neyse çok konuşursam bana kızar, söz verdim 🙂


 


Arda Çelik
(
Aşçı)

Arda Çelik

Adanın en genci, daha 19 yaşında. Benim ise adada kaldığım süre boyunca en yakın arkadaşım oldu. Çocukluğunda yaşadıkları bir çok acı tatlı olaylar silsilesi onu beslemiş. Yaşıtlarına göre oldukça olgun ve ne yaptığını bilen birisi. Herkes onu kardeşi gibi görüyor, bu kadar güzel insanın arasında gençlik yıllarını geçirdiği için aslında çok şanslı. ’ hayat hikayesi ‘ diyemem ama bu yaşta yaşadıkları yazmaya değer. Turizm lisesinden aşçı olarak mezun olmuş. Uzmanlık alanı tatlı. Türkiye’de katıldığı yarışmalarda ciddi deceler almış. Bir çok okulda ücretsiz okuyabilecekken, Türkiye’de eğitim almayı reddelerin arasında girmiş.


Arda Çelik
-Türkiye’de Eğitim mi?  Hıh.

Sonra ise kendini Kamboçya’da bulmuş. Bir süre yaşayarak öğrenmek için geldiği Koh Adasında el atmadığı mutfak dalı kalmamış. Aslında bu hikayenin arkasında ailesi var. Annesi, ablası, abisi çok başarılı aşçılar. Yani aile komple aşçı. Annesi ile beraber 1,5 yıl önce buraya gelmişler. Şimdi bir çok tatlı bir mekanları var. Adada ekmek, simit yapan olmayınca arda olaya el atmış. O yüzdendir adı adada simitçi diye anılıyor. Biraz daha burada yaşadıktan sonra Dünya’nın en büyük aşçılık okulu olan Le Cordon Bleu’da okumak istiyor.


Ersel Çatalkaya ( Türkiye’de 30 bin lira maaşı bırakıp Kamboçya’da bakkal çırağı olarak yaşayan adam )

Kaptan, Ersel ÇetinkayaEfsane bir adam. Kaptan, yıllardır gemi ile bir sürü ülkeye uzun yolculular yapmış. 30 bin lira maaşı varken işi gücü bırakmış Kamboçya ya gelmiş, şimdi burada bakkal çırağı olarak yaşıyor. Muhabbeti sohbeti tatlı, abi gibi abi. Bakkalın önünde sabahladığımız geceler, partilerden daha fazladır. Hayat dolu bir insan, hakkında daha fazla merak ettikleriniz sizi röportajına alalım. Kaptan !


Maji ve Zeliş (  Hippie çift, Dj, Sinema )

Maji ve Zeliş

 

Adanın en güzel çifti. Bir insanın güzelliğini ürettiklerinden anlarsınız. Bunlar kullandığı sözler olabilir, el yeteneği, sanat, ses diye uzayıp gider. Eğer ortaya çıkan şey başarılı ise orada sevgi vardır.  İşte bu iki insan için hissetiklerim. Coco’nun ( Coco’nun neresi olduğunu aşağıda anlatacam ) üst katında bir bar bölümü daha var. Daha sakin bulduğum için yazılarımı yazmaya buraya geliyordum. İlk dikkatimi çeken şey ise oranın dekorasyonu oldu. Öyle güzel dekor etmişler ki, bırak orada oturup bira içmeyi, yaşarsın. Bende orada iken bir kaç sefer Maji ile sohbet etme şansı yakaladım. Aslında böyle bir şey yapmak Zeliş’in hayaliymiş. Kendiside ona yardım ediyor, sevgiyle aşkla yaptıkları ise ortaya çıkanlardan belli. Maji ise Dj, hatta ünlü dj. Türkiye’deki Ayata festivalini felan düzenleyen insan. Dünyanın bir çok yerinde yaşamış. Hindistan, Fas gibi ülkelerde olan hikayelerini nefesimi tutup dinledim. Şimdide bu adada partilere gidip arada Dj’lik yapıyor.


 
Hamza Abi (Bakkaldan haraç diye Jelibon alan mafya )

Hamza Abi

Harbiden mafya. Zamanında sağlam çalışmış İstanbul Aksaray benden sorulur diyor. Bu adada ise dönerci, partilere gidip döner yapıyor. Ot satıyor para kazanıyor. Arada da kafası atarsa ona buna dalaşıyor. Bakkaldan haraç diye jelibon alıyor, birayla jelibon yiyor. Böyle bir mafya. Adada sevenide var korkanı da nefret edenide var. Ben sevdim. Daha adaya gelirken botta tanıştık. Hikayesini ilk o zaman dinledim. 30 yıl hapiste yatmış bir insandan bahsetiyorum. Nasıl bir hayat hayal edebiliyor musunuz? 3 adam öldürmüş, uyuşturucudan da yargılanıyor. Bu adaya da kaçmış diyebilirim. Merak etmeyin, ben yazıyorum diye kimse gelip yakalamaz onu. O işler öyle kolay değil. Neyse benim için asıl ilginç olan ise o30 yıllık süreçte yaşadıkları oldu.

Hamza Abi dövmeVücudunda ki dövmelerin hikayeleri zaten her şeyi anlattıyordu. Hapishanede nasıl dövme yapabilirsinki? Bunun makinası var, iğnesi var, mürekkebi var. Hadi iğneyi buldun mürekkebi nasıl bulacaksın? diye sordum.

Aynen şöyle cevap verdi.

– Bizim zamanımızda radyolar vardı, onların içini açar motorunu sökerdik bazen motorlu diş fırçaları gelirdi onlarında motorlarını sökerdik. İşte o motorlarla  mürekkebi yavaş yavaş derinin altına işlerdik.

Mürekkebi nereden buldunuz abi?

-Kendimiz yapıyorduk, Kanla yaptık, bunlar hep bizim kendi kanımız. Sütle karıştırıyorduk donmasın diye…


 

Hikmet Amca ( Gizemli Adam )

Hikmet Amca

Ancak filmlerde görebileceğiniz bir adam. 65 Yaşında hayatı hepimizden hızlı yaşıyor. Dünyanın bir çok farklı yerlerinde uzun yıllar yaşamış. Fas, İsrail, Amerika, İtalya bunlardan sadece bir kaç tanesi. Bol bol seyahat ediyor. Daha geçenlerde kalktı Filipinlere sevgilisinin yanına gitti. Aslında gitmiş haberim yok, mesaj attım abi nerdesin diye Filipinlerdeyim dedi. Yılda 65.000 mil yol yapıyor. Bir çok uçak firmasında önceliği var. Kaç dil biliyosun soruma cevap vermesede onu ingilizce, İtalyanca, ispanyolca konuşurken bizzat şahit oldum. Dünyanın en zengin adamlarıyla ahbap, kimlerle oturup kalkmış anlatsam diliniz uçuklar. Şimdiye kadar gördüğüm en zeki adamlardan biri. Her sabah kalkıyor spor yapıyor, denize giriyor. Bir sabah onu uzaktan uzun uzun izledim. Üzerindeki yaşanmışlıkları izledim, yaşadıklarını…


Mert Eren ( Gurme )

Mert Eren

İşte adaya ” Lost ” adası dememin nedenlerinden birisi daha. Sanal mutfak Mert desem kimler tanır ? Mert abi. Yıllardır yemek kitapları yazmış, yemek programları yapmış, Türkiye’nin en iyi gurmeleri Vedat Milor gibi insanlarla Dünya’nın bir çok lezzetlerini keşfetmiş bir insan. Adaya geldiğinde 130 kiloymuş ne kadar yemekle içiçe olduğunu siz düşünün, şimdi 90 kiloya kadar düşmüş. Adada uzun süre kalmamı sağlayan insanlardan biridir kendisi. Çok güzel muhabbet eder, iyi iletişim kurar, anlatmayı ve dinlemeyi sever. İşinin ehli olduğu konularda adada başaralı. Karşı tarafta olan Koh Rong Semloem adasında bir mekanı var. İskele üzerinde, mavi süslemeriyle tatlı bir yer. Ayrıca adadaki bazı işletmelerde yöneticilik de yaptı, şimdi şirketin reklam kısmında yer alıyor. Arada akşamları yakalarsam soru yağmura tutuyorum, sağolsun sıkılmadan anlatıyor. Bir çoğumuz bilmez ama lösemi hastaları için #saçımsaçınolsun adlı proje bir proje var. Mert abi de bunun için uzun zamandır saçlarını uzatmış, geçenlerde bağışlamak için kestirdi. Farkındalık, sosyal sorumluluk aslında böyle bir şey.


Serkan abi ( Coco’nun yöneticisi, Hava Fotoğrafçısı )

Serkan AbiAdaya geldiğimde ilk selam verdiğim insandı. İyi insandır o sana her konuda yardımcı olur dediler bende gelip onu buldum. Geldiğimde Coco’nun resepsiyonuna bakıyordu şimdi Coco’nun yöneticisi oldu. Peki sen bu adaya nasıl düştün abi dediğimde altından çıkan hikayeler ise yine bambaşka. Serkan abi profesyonel hava fotoğrafçısı, yıllardır dünyanın bir çok yerinde freelanse olarak çalışmış, gezmiş. Dubai’de çok ünlü insanların fotoğrafçılığını yapmış. İşinin aşığı bir insan. Fotoğrafçılığın yani hakkını veren insanlardan. Bende merak ettim ve sordum.

Peki abi neden onu yapmıyorsun da şuan burada yöneticilik yapıyorsun? diye sorduğumda ise şöyle cevap verdi ; Eğer sevdiğin bir şeyi sürekli ” para kazanmak için ” yaparsan artık o seni sıkmaya başlar. Fotoğraf benim için çok değerli, ondan sıkılmak istemedim bu yüzden bir süre ara vermek istedim. Bence herkes hayatında böyle aralar vermeli. Dedi.


Settar Abi ( Yogi, Boksör, Kitap )

Settar AbiGüzel sorular güzel cevaplar demektir, işte bunu öğreten insan. Dünya’ya bakış açısı bir çoğumuzdan farklı. Settar abi benim gözümde canlı bir Kitap , al karşına oku eğer okuyabilirsen. Kendi iç yolculuğuna yıllar önce çıkmış, Hindistan ve Nepal’de uzun süre yaşamış. Meditasyon ve yoga üzerine eğitimler almış zaten bu ülkeleri söyleyince nasıl bir yaşam tarzı olduğunu az çok anlamışsınızdır. Asıl mesleği Boksörlük yani uzun yıllar maçlara çıkmış sonraları ise boks hocalığı yapmış. Kanada, Amerika, İsrail gibi ülkelerde devlet adamlarının ve ünlülerin yakın korumalığı yapmış. Paris Hilton beni şaşırtan isimlerden biriydi. Kanada’nın en ünlü hapishanelerinden birinde 6 ay ’yaşamış’.   Adada olduğum süre boyunca ‘’ doğru ‘’ soruların ne denli hayatımı etkilediğini fark ettiren insan. Ne zaman Coco’nun üst katına çıksam terastan uzun uzun denizi izliyor. Elinde de mutlaka paylaşacak bir şeyi…


Doktor Deniz 

Doktor DenizAdanın doktoru, İlk uzaktan gördüğümde Sagopa Kajmer demiştim. Uzun boylu kirli sakallı karizma bir adam. Daha sonra farklı ortamlarda sohbet etme şansı yakaladım. İstanbul’daki hayatından sonra Yıllarca İsveç ve Danimarka’da yaşamış. Yıllar önce tatil için Koh Rong adasına geldiğinde çok sevmiş buraları. Şimdi kardeşinin ( Pınar abla ) açtığı mekan ile beraber burada yaşamaya başlamış. Aslen Osmaniyeli, ailenin bir kısmı da Adanada yaşıyor. Bunları duyunca zaten mutlu oldum, ‘ memleketli ‘ damarlarım kabardı. Böyle başarılı insanlar aramızda değil işte, tanımıyoruz bilmiyoruz bu insanları. Ülkenin şuanda olduğu ‘’ Durum ‘’ bu ve bunun gibi güzel insanları ülkemizden gitmesi için yeterli oluyor işte.


Ömer Çatal  (Adanın Partilerini Düzenleyen İnsan)

Ömer AbiAdanın en eskilerinden hatta kurulumunda beri adada olan o günden beri adadan ayrılmayan insan. 5 yıldır burada Ömer Abi ve şuanda polis beach partilerini düzenliyor. Abisinin ( Sakıp abi ) bir çok işletmesi olmasına rağmen hala çalışıyor, yani istese yer içer yatar hiç bir şeye karışmaz. Öyle bir insan değil, kendi Bir polis beach partisi sabahı kumsalda uyanıp denize girdim. Denizin ortasında şişme bir bot vardı içinde de bir kaç tane insan kafaları güzel geceden kalmalar. Atladım bende bota uyanmaya çalışırken Ömer abi elinde koca bir çantayla geldi. Hepimize bira felan verdi ilk orada tanıştık. Sonraları arada bira içerken sohbet ediyoruz Coco’da. 


Bahadır Yel

Bahadır Yel

Türkiye’de lüks içinde yaşayabilecekken ’ Tıkandım ’ diye yola çıkan insanlardan. Türkiye’de 35 den fazla aile işletmeleri olmasına rağmen burada barmenlik yapıyor. Ailesinden bir kuruş bile destek almadan kendi halinde yaşıyor. Daha mutluyum diyebildiği için bu yaşamı seçmiş. Aslında o da bir gezgin, belki yakın zamanda yine yola çıkarım Güney Amerikaya yol alırım diye iç geçiriyor. Çok saygılı ve cana yakın davranışları onu çevresinde sevilen biri yapmış. Bazı akşamlar ben, Arda, Baha barda oturup tattı tatlı sohbet ediyoruz. Hazırladığı güzel kokteylleri söylemeden edemezdim.


Kıymet Anne

Kıymet AnneInanılmaz bir insan. Hayat hikayesini dinleyince Adada yaşayan insanlar hakkında yazı yazmaya ilham veren kişidir. Bu yüzden en son yazmak istedim.

İlk defa Koh Rong Adasından karşı ada olan Samloem’e geçtiğimde Mert abi ; Seni bir yere götüreceğim, bakalım beğenecekmisin dediğinde böyle bir yere geleceğim aklımın ucundan geçmezdi. Kıymet Anne ve Arda, yerlilerin arasında kendileri emek emek yaptıkları çok tatlı bir mekanın sahibiler. İlk geldiğimizde bize bir Türk kahvaltısı yaptılar. Tadı damadığımda kaldı, o kadar lezzetliydi ki unutamadım. Koh Rong Adasına terkar geçtiğimde aklım orada kaldı. Arda ile iletişim halindeydik, bir gün Arda Koh Rong adasına geldi, beraber bir kaç gün zaman geçirdikten sonra onların mekanın olduğu Samloem adasına geldik. Her gün müthiş kahvaltılar, akşamları pizzalar, gözlemeler yiyorduk. Öyle güzel misafirperverlik yaptıklar ki bana adada geçirdiğim en güzel günleri hep bu yemeklerle anacağım.

Peki Kıymet Annenin Hikayesi Nedir?

Kıymet anne, Çanakkalede doğmuş büyümüş. Gençliğinde çok güzel kadınmış. Eşi ile tanışmış ve evlenmiş. Uzun yıllar Almanya’da yaşamış. Almanya’da yaşarken kuaförlük yapmış, ana dili gibi Almanca biliyor. Daha sonra Türkiye’de yaşamaya başlamışlar. Mutfakla arası hep iyi olan Kıymet anne en büyük oğlu turizm okulundan mezun olunca onu Avurtusal’da bir aşçılık okuluna göndermiş. Mezun olduktan sonra atlayıp yanına gitmiş. Orada açtıkları bir restoran kısa bir sürede Asya’nın en iyi restoranı seçilmiş. Kendisinin lezettli elleri ve oğlunun bilgisiyle birleşince ortaya böyle bir başarı çıkmış

Arda ve İkbalDaha sonra sıra diğer çocuklarına gelmiş, Yurt dışında alternatifler ararken Kamboçya’yı keşfetmişler. Koh Rong hikayeside tam burada başlıyor işte. Kıymet annenin kızı, oğlu ve kendisi 6 ay kadar bir süre ana karada yaşamışlar. Sonra Bora abi (adanın kurucularından) Kıymet anneyi ve ailesini keşfetmiş ve Koh Rong adasına davet etmiş. Burada iskelenin hemen üzerine bir Buffalo adında restoran inşaa etmişler ve en ince ayrıntısına her şeyi kadar kendileri yapmış. Daha sonra Aşçı, şef, yönetici olarak burayı işletmişler. Kızı orada yönetici olunca, Kıymet annede orayı ona bırakmış. Yorulmuşluğun da etkisiyle biraz da dinlenmek, kafa dinlemek üzere hemen karşı ada olan Koh Rong Samloem adasında şuanda işlettikleri yeri satın almışlar. En küçük oğlu Arda ile beraber 1 yıl boyunca burayı rayına sokmuşlar. Adada en güzel pizza yapan yer ve kahvaltısı ile ünlü yer diye anılıyor. Bende Onu tanıdığım için o kadar mutlu oldum ki, umarım bir gün yollarımız yine kesişirde bana yaptığı iyiliği ödeyebilirim.

Blue Quay


Koh Rong Adasının Sosyal Sorumluluk Yüzü

Bu ada turistik olmadan önce balıkçı köyleriymiş. Şimdi o köylerin insanları turizm ile canlanan adada kendine daha kaliteli bir yaşam kurmuşlar. En azından daha sağlıklı su bulabiliyorlar ve turizmden kazandıkları ile yaşamlarını daha iyi sürdürebiliyorlar.

Koh Rong, KamboçyaDaha önce adadan ana karaya giden sadece bir tane bot varken şimdi neredeyse adada yaşayan her yerlinin kendine ait bir teknesi var. O dönemde hastalanan çocukları yada acil bir durumda olan çaresizliği düşünün. Bu yüzden bu adanın kurucularına ve bugüne gelmesini sağlayan insanlara minnettarlar. Yani bizim Türklere. Normalde böyle bir yazı yazmam güçtür. Rant derim, çıkar derim, iş, para derim. Belki bir çoğunuzun aklından geçmiştir bunları okurken. Ama öyle değil. Tüm bunların temelinde gerçek bir aşk hikayesi var. Türk Adası kurulmaya başlandığı ilk günle beraber burada yaşan çocuklar için okul inşaa edilmiş. Gönüllü olarak dersler verip, yemekler yapmışlar. Sabah güneşin doğmasıysa beraber önlüklerini giyip okula giden minikleri gördüğümde hissettiğim duyguları anlatamam.

Koh Rong, KamboçyaAdada kaldığım süre boyunca köyleri bende ziyarete gittim öyle sıcak kanlı cana yakın insanlar ki. Çocuklarla hemen arkadaş olduk koştuk, eğlendik beraber. Beni ne zaman görseler üstüme atlıyorlar, omzuma çıkıyorlar.

 Khmerler, Kamboçya


Koh Rong Adası Gezi Rehberi


Koh Rong Adası Yerlileri