Güney Asya’da Bir Türk Adası ; Koh Rong, Kamboçya

PAYLAŞ

Türk Adası ; Koh Rong Kamboçya. Uzun zamandır seyahat ediyorum, yolda tanıştığım Türk sayısı toplasan bir elin parmağını geçmez.  Evet ! seyahat eden bir millet değiliz maalesef. Yıllarca göçebe olarak yaşam süren bizleri, yaşadığımız yerlere çakılı kalmayı başartabilmiş bir sistemin kölesiyiz. Eğer bir an önce kafamızı kaldırmazsak dünyada neler olup bittiğini anlamadan, saçma sapan nedenlerle birbirimi yiyip bitireceğiz. İşte tam bu noktada, başını kaldırmayı başarabilmiş bizlerden birilerinin hikayeleri sizlere anlatmak istiyorum, istiyorum ki bir kaç kişi dahi olsa bundan ilham alır, duvarlarını yıkar. Bu hikayeler kalıplaşmış yaşamların dışına çıkmayı başarabilmiş insanların, mutlu insanların, ‘’ Kaybettiğimiz ‘’ değerli insanların hikayeleri.

 

Koh Rong, Kamboçya
Koh Rong, Kamboçya

Burası Koh Rong adası, Kamboçya’nın en popüler destinasyonlarından bir tanesi.  Saklı kalmış ve el değmemiş plajları, partileri, bungalovları, ahşap restoran, barlarıyla; huzur ve eğlencenin müthiş dengesi. Fransa, Bulgaristan, Amerika gibi ülkelerin Survivor yarışmalarının yapıldığı bir ada burası. Bu adanın ününü, güzelliğini ben daha Tayland’da iken duymuştum.

Koh RongAma bu adaya gelmem ile beni şaşırtan başka bir şey oldu. Burası tam bir Türk adası. ‘’ Kayıp ‘’  ada desem yeridir. Ada da yaşayan Türklerin nüfusu oldukça fazla ve adanın hakimi Türkler diyebilirim. Adanın kurulmasından tutun bugüne kadar gelmesini sağlayan hep bizimkiler. Adanın elektriğinden, adaya ulaşıma kadar, İnternetinden, partilerine kadar her şeyi Türkler sağlıyor. Adada araç yok. Yollar sadece patika ve kumsal. Ulaşım uzak yerler için ise genellikle deniz üzerinden sağlanıyor.

Koh Rong, Kamboçya

Burada yaşayan Türklerin hikayeleri ise birbirinden ilginç. Tanıştığım herkesin hayat hikayesi filmlere konu olur.  30 bin liralık maaşı bırakıp bakkal çırağı olarak yaşayan adam var bu adada. Bakkaldan haraç kesecem diye jelibon alan mafya var. Aşık oldu diye ada kuran bir adam var. Gerisini varın siz düşünün. Yani sıradan insanlar yaşamıyor bu adada. Ama burada bir turist gibi gelseniz onların burada olduğunu anlamayabilirsiniz bile yani İtalya’da ki Türk köyünün, Türk kültürünün yaşandığı gibi bir yer canlanmasın aklınızda. Elbette burası Türk Adası Menemen, lahmacun, baklava, ince belli bardakta çay, rakı, tavla var. Uzun zaman sonra kendimi evde gibi hissettiğim bu adada 2 ay yaşadım. Bu adanın en güzel yanlarından birisi de gerçek bir tropikal ada deneyimi yaşatması.

Dünya Turumu Takip Et

Koh Rong Adasında Yaşayan Türkler ve Hikayeleri

 

Özgür Çağdaş ( Kamboçya’yı Türklere tanıtan adam, Fotoğrafçı, Yazar )

Özgür Çağdaş

Adaya gelmemin temelinde olan insandır. Neredesin dedim, Koh Rong dedi. Bekle geliyorum dedim. Geliş o geliş. Müthiş bir adam. 1 aydır beraberiz, hatta hemen yan bugolovda kalıyor komşuyuzda. Bilirsiniz işte tuz var mıydı acaba, annem sarma, dolma yapmış muhabbetleri.


Fotoğrafçı, Videocu iyi çeker. Türkiye’de çok az insanın başardığı bir hayat tarzını yaşamayı becerebilmiş bir insandır. Çalışkandır. İyi kafa açar, yorum yapar sorgular, çok şey öğretti sağolsun. Uzun zamandır bir kitap yazıyor, merakla bekliyorum neler çıkacak.

Takip Etmek İsterseniz : Dünya Bir Masaldır



Bora Abi (
Adanın kurucusu, sahibi, babası, her bir şeyi )

Bora Abi

İşte ! asıl anlatılması konuşulması gereken insan budur. Tüm bu anlattığım hikayenin baş kahramanıdır. Kendisi hakkında yazmamamı istese de az biraz anlatmak istiyorum. Buradaki bir çok işletmenin oluşumun sahibi, patron yani. Patron diyince aklınıza ne geliyorsa, gelmesin. Unutun tüm o gelenleri. Adaya ilk geldiğİm zamanlarda daha yeni yeni insanlarla tanışıyorum, arada ‘’ Bora ‘’ ismi geçiyor ama o kadar. Bir gün Coco’da oturdum yine yazılarımı yazıyorum, masaya biri geldi oturdu. Atletli, shotlu, terlikli yüzü gülen hafif tombiş bir abi. İngilizce ‘’ Nasılsın ‘’ dedi. Bende  Türkçe ” Türksün abi”, dedim. Sen nasılsın ne yapıyorsun diye gülüştük. Aradan yarım saat felan geçti epey muhabbet ettik. Tam masadan kalkıyordu  bu arada ben Bora ‘ dedi. Şak diye kaldım. Zaman yavaşladı, düşünceler anlamsızlaştı, konuşulanları felan düşünüyorum her şey saçma geliyor. Nasıl yani ? Tabi ben bu tepkileri verene kadar çoktan gitmişti. İlk böyle tanıştım. Adada kaldığım süre boyunca neredeyse her akşam sohbet eder olduk. Akşmları restorana geliyor  uyumadan önce mutlaka kitap okuyor. Gündüzleri çocuklarının elinden tutup sahilde koşturuyor, kimse umrumda bile değil. Burada yaşayan yerliler dahil olmak üzere herkesin gözünce  ‘’ Abi ‘’ olarak anılması aslında bir çok şeyi açıklıyor. O kadar çok insana yardım etmiş ki kimle tanışsam sohbet biraz derinleştiğinde ‘’ Sağolsun Bora ‘’ lafı geçiyor. Neyse çok konuşursam bana kızar, söz verdim 🙂


 


Arda Çelik
(
Aşçı)

Arda Çelik

Adanın en genci, daha 19 yaşında. Benim ise adada kaldığım süre boyunca en yakın arkadaşım oldu. Çocukluğunda yaşadıkları bir çok acı tatlı olaylar silsilesi onu beslemiş. Yaşıtlarına göre oldukça olgun ve ne yaptığını bilen birisi. Herkes onu kardeşi gibi görüyor, bu kadar güzel insanın arasında gençlik yıllarını geçirdiği için aslında çok şanslı. ’ hayat hikayesi ‘ diyemem ama bu yaşta yaşadıkları yazmaya değer. Turizm lisesinden aşçı olarak mezun olmuş. Uzmanlık alanı tatlı. Türkiye’de katıldığı yarışmalarda ciddi deceler almış. Bir çok okulda ücretsiz okuyabilecekken, Türkiye’de eğitim almayı reddelerin arasında girmiş.


Arda Çelik
-Türkiye’de Eğitim mi?  Hıh.

Sonra ise kendini Kamboçya’da bulmuş. Bir süre yaşayarak öğrenmek için geldiği Koh Adasında el atmadığı mutfak dalı kalmamış. Aslında bu hikayenin arkasında ailesi var. Annesi, ablası, abisi çok başarılı aşçılar. Yani aile komple aşçı. Annesi ile beraber 1,5 yıl önce buraya gelmişler. Şimdi bir çok tatlı bir mekanları var. Adada ekmek, simit yapan olmayınca arda olaya el atmış. O yüzdendir adı adada simitçi diye anılıyor. Biraz daha burada yaşadıktan sonra Dünya’nın en büyük aşçılık okulu olan Le Cordon Bleu’da okumak istiyor.


Ersel Çatalkaya ( Türkiye’de 30 bin lira maaşı bırakıp Kamboçya’da bakkal çırağı olarak yaşayan adam )

Kaptan, Ersel ÇetinkayaEfsane bir adam. Kaptan, yıllardır gemi ile bir sürü ülkeye uzun yolculular yapmış. 30 bin lira maaşı varken işi gücü bırakmış Kamboçya ya gelmiş, şimdi burada bakkal çırağı olarak yaşıyor. Muhabbeti sohbeti tatlı, abi gibi abi. Bakkalın önünde sabahladığımız geceler, partilerden daha fazladır. Hayat dolu bir insan, hakkında daha fazla merak ettikleriniz sizi röportajına alalım. Kaptan !


Maji ve Zeliş (  Hippie çift, Dj, Sinema )

Maji ve Zeliş

 

Adanın en güzel çifti. Bir insanın güzelliğini ürettiklerinden anlarsınız. Bunlar kullandığı sözler olabilir, el yeteneği, sanat, ses diye uzayıp gider. Eğer ortaya çıkan şey başarılı ise orada sevgi vardır.  İşte bu iki insan için hissetiklerim. Coco’nun ( Coco’nun neresi olduğunu aşağıda anlatacam ) üst katında bir bar bölümü daha var. Daha sakin bulduğum için yazılarımı yazmaya buraya geliyordum. İlk dikkatimi çeken şey ise oranın dekorasyonu oldu. Öyle güzel dekor etmişler ki, bırak orada oturup bira içmeyi, yaşarsın. Bende orada iken bir kaç sefer Maji ile sohbet etme şansı yakaladım. Aslında böyle bir şey yapmak Zeliş’in hayaliymiş. Kendiside ona yardım ediyor, sevgiyle aşkla yaptıkları ise ortaya çıkanlardan belli. Maji ise Dj, hatta ünlü dj. Türkiye’deki Ayata festivalini felan düzenleyen insan. Dünyanın bir çok yerinde yaşamış. Hindistan, Fas gibi ülkelerde olan hikayelerini nefesimi tutup dinledim. Şimdide bu adada partilere gidip arada Dj’lik yapıyor.


 
Hamza Abi (Bakkaldan haraç diye Jelibon alan mafya )

Hamza Abi

Harbiden mafya. Zamanında sağlam çalışmış İstanbul Aksaray benden sorulur diyor. Bu adada ise dönerci, partilere gidip döner yapıyor. Ot satıyor para kazanıyor. Arada da kafası atarsa ona buna dalaşıyor. Bakkaldan haraç diye jelibon alıyor, birayla jelibon yiyor. Böyle bir mafya. Adada sevenide var korkanı da nefret edenide var. Ben sevdim. Daha adaya gelirken botta tanıştık. Hikayesini ilk o zaman dinledim. 30 yıl hapiste yatmış bir insandan bahsetiyorum. Nasıl bir hayat hayal edebiliyor musunuz? 3 adam öldürmüş, uyuşturucudan da yargılanıyor. Bu adaya da kaçmış diyebilirim. Merak etmeyin, ben yazıyorum diye kimse gelip yakalamaz onu. O işler öyle kolay değil. Neyse benim için asıl ilginç olan ise o30 yıllık süreçte yaşadıkları oldu.

Hamza Abi dövmeVücudunda ki dövmelerin hikayeleri zaten her şeyi anlattıyordu. Hapishanede nasıl dövme yapabilirsinki? Bunun makinası var, iğnesi var, mürekkebi var. Hadi iğneyi buldun mürekkebi nasıl bulacaksın? diye sordum.

Aynen şöyle cevap verdi.

– Bizim zamanımızda radyolar vardı, onların içini açar motorunu sökerdik bazen motorlu diş fırçaları gelirdi onlarında motorlarını sökerdik. İşte o motorlarla  mürekkebi yavaş yavaş derinin altına işlerdik.

Mürekkebi nereden buldunuz abi?

-Kendimiz yapıyorduk, Kanla yaptık, bunlar hep bizim kendi kanımız. Sütle karıştırıyorduk donmasın diye…


 

Hikmet Amca ( Gizemli Adam )

Hikmet Amca

Ancak filmlerde görebileceğiniz bir adam. 65 Yaşında hayatı hepimizden hızlı yaşıyor. Dünyanın bir çok farklı yerlerinde uzun yıllar yaşamış. Fas, İsrail, Amerika, İtalya bunlardan sadece bir kaç tanesi. Bol bol seyahat ediyor. Daha geçenlerde kalktı Filipinlere sevgilisinin yanına gitti. Aslında gitmiş haberim yok, mesaj attım abi nerdesin diye Filipinlerdeyim dedi. Yılda 65.000 mil yol yapıyor. Bir çok uçak firmasında önceliği var. Kaç dil biliyosun soruma cevap vermesede onu ingilizce, İtalyanca, ispanyolca konuşurken bizzat şahit oldum. Dünyanın en zengin adamlarıyla ahbap, kimlerle oturup kalkmış anlatsam diliniz uçuklar. Şimdiye kadar gördüğüm en zeki adamlardan biri. Her sabah kalkıyor spor yapıyor, denize giriyor. Bir sabah onu uzaktan uzun uzun izledim. Üzerindeki yaşanmışlıkları izledim, yaşadıklarını…


Mert Eren ( Gurme )

Mert Eren

İşte adaya ” Lost ” adası dememin nedenlerinden birisi daha. Sanal mutfak Mert desem kimler tanır ? Mert abi. Yıllardır yemek kitapları yazmış, yemek programları yapmış, Türkiye’nin en iyi gurmeleri Vedat Milor gibi insanlarla Dünya’nın bir çok lezzetlerini keşfetmiş bir insan. Adaya geldiğinde 130 kiloymuş ne kadar yemekle içiçe olduğunu siz düşünün, şimdi 90 kiloya kadar düşmüş. Adada uzun süre kalmamı sağlayan insanlardan biridir kendisi. Çok güzel muhabbet eder, iyi iletişim kurar, anlatmayı ve dinlemeyi sever. İşinin ehli olduğu konularda adada başaralı. Karşı tarafta olan Koh Rong Semloem adasında bir mekanı var. İskele üzerinde, mavi süslemeriyle tatlı bir yer. Ayrıca adadaki bazı işletmelerde yöneticilik de yaptı, şimdi şirketin reklam kısmında yer alıyor. Arada akşamları yakalarsam soru yağmura tutuyorum, sağolsun sıkılmadan anlatıyor. Bir çoğumuz bilmez ama lösemi hastaları için #saçımsaçınolsun adlı proje bir proje var. Mert abi de bunun için uzun zamandır saçlarını uzatmış, geçenlerde bağışlamak için kestirdi. Farkındalık, sosyal sorumluluk aslında böyle bir şey.


Serkan abi ( Coco’nun yöneticisi, Hava Fotoğrafçısı )

Serkan AbiAdaya geldiğimde ilk selam verdiğim insandı. İyi insandır o sana her konuda yardımcı olur dediler bende gelip onu buldum. Geldiğimde Coco’nun resepsiyonuna bakıyordu şimdi Coco’nun yöneticisi oldu. Peki sen bu adaya nasıl düştün abi dediğimde altından çıkan hikayeler ise yine bambaşka. Serkan abi profesyonel hava fotoğrafçısı, yıllardır dünyanın bir çok yerinde freelanse olarak çalışmış, gezmiş. Dubai’de çok ünlü insanların fotoğrafçılığını yapmış. İşinin aşığı bir insan. Fotoğrafçılığın yani hakkını veren insanlardan. Bende merak ettim ve sordum.

Peki abi neden onu yapmıyorsun da şuan burada yöneticilik yapıyorsun? diye sorduğumda ise şöyle cevap verdi ; Eğer sevdiğin bir şeyi sürekli ” para kazanmak için ” yaparsan artık o seni sıkmaya başlar. Fotoğraf benim için çok değerli, ondan sıkılmak istemedim bu yüzden bir süre ara vermek istedim. Bence herkes hayatında böyle aralar vermeli. Dedi.


Settar Abi ( Yogi, Boksör, Kitap )

Settar AbiGüzel sorular güzel cevaplar demektir, işte bunu öğreten insan. Dünya’ya bakış açısı bir çoğumuzdan farklı. Settar abi benim gözümde canlı bir Kitap , al karşına oku eğer okuyabilirsen. Kendi iç yolculuğuna yıllar önce çıkmış, Hindistan ve Nepal’de uzun süre yaşamış. Meditasyon ve yoga üzerine eğitimler almış zaten bu ülkeleri söyleyince nasıl bir yaşam tarzı olduğunu az çok anlamışsınızdır. Asıl mesleği Boksörlük yani uzun yıllar maçlara çıkmış sonraları ise boks hocalığı yapmış. Kanada, Amerika, İsrail gibi ülkelerde devlet adamlarının ve ünlülerin yakın korumalığı yapmış. Paris Hilton beni şaşırtan isimlerden biriydi. Kanada’nın en ünlü hapishanelerinden birinde 6 ay ’yaşamış’.   Adada olduğum süre boyunca ‘’ doğru ‘’ soruların ne denli hayatımı etkilediğini fark ettiren insan. Ne zaman Coco’nun üst katına çıksam terastan uzun uzun denizi izliyor. Elinde de mutlaka paylaşacak bir şeyi…


Doktor Deniz 

Doktor DenizAdanın doktoru, İlk uzaktan gördüğümde Sagopa Kajmer demiştim. Uzun boylu kirli sakallı karizma bir adam. Daha sonra farklı ortamlarda sohbet etme şansı yakaladım. İstanbul’daki hayatından sonra Yıllarca İsveç ve Danimarka’da yaşamış. Yıllar önce tatil için Koh Rong adasına geldiğinde çok sevmiş buraları. Şimdi kardeşinin ( Pınar abla ) açtığı mekan ile beraber burada yaşamaya başlamış. Aslen Osmaniyeli, ailenin bir kısmı da Adanada yaşıyor. Bunları duyunca zaten mutlu oldum, ‘ memleketli ‘ damarlarım kabardı. Böyle başarılı insanlar aramızda değil işte, tanımıyoruz bilmiyoruz bu insanları. Ülkenin şuanda olduğu ‘’ Durum ‘’ bu ve bunun gibi güzel insanları ülkemizden gitmesi için yeterli oluyor işte.


Ömer Çatal  (Adanın Partilerini Düzenleyen İnsan)

Ömer AbiAdanın en eskilerinden hatta kurulumunda beri adada olan o günden beri adadan ayrılmayan insan. 5 yıldır burada Ömer Abi ve şuanda polis beach partilerini düzenliyor. Abisinin ( Sakıp abi ) bir çok işletmesi olmasına rağmen hala çalışıyor, yani istese yer içer yatar hiç bir şeye karışmaz. Öyle bir insan değil, kendi Bir polis beach partisi sabahı kumsalda uyanıp denize girdim. Denizin ortasında şişme bir bot vardı içinde de bir kaç tane insan kafaları güzel geceden kalmalar. Atladım bende bota uyanmaya çalışırken Ömer abi elinde koca bir çantayla geldi. Hepimize bira felan verdi ilk orada tanıştık. Sonraları arada bira içerken sohbet ediyoruz Coco’da. 


Bahadır Yel

Bahadır Yel

Türkiye’de lüks içinde yaşayabilecekken ’ Tıkandım ’ diye yola çıkan insanlardan. Türkiye’de 35 den fazla aile işletmeleri olmasına rağmen burada barmenlik yapıyor. Ailesinden bir kuruş bile destek almadan kendi halinde yaşıyor. Daha mutluyum diyebildiği için bu yaşamı seçmiş. Aslında o da bir gezgin, belki yakın zamanda yine yola çıkarım Güney Amerikaya yol alırım diye iç geçiriyor. Çok saygılı ve cana yakın davranışları onu çevresinde sevilen biri yapmış. Bazı akşamlar ben, Arda, Baha barda oturup tattı tatlı sohbet ediyoruz. Hazırladığı güzel kokteylleri söylemeden edemezdim.


Kıymet Anne

Kıymet AnneInanılmaz bir insan. Hayat hikayesini dinleyince Adada yaşayan insanlar hakkında yazı yazmaya ilham veren kişidir. Bu yüzden en son yazmak istedim.

İlk defa Koh Rong Adasından karşı ada olan Samloem’e geçtiğimde Mert abi ; Seni bir yere götüreceğim, bakalım beğenecekmisin dediğinde böyle bir yere geleceğim aklımın ucundan geçmezdi. Kıymet Anne ve Arda, yerlilerin arasında kendileri emek emek yaptıkları çok tatlı bir mekanın sahibiler. İlk geldiğimizde bize bir Türk kahvaltısı yaptılar. Tadı damadığımda kaldı, o kadar lezzetliydi ki unutamadım. Koh Rong Adasına terkar geçtiğimde aklım orada kaldı. Arda ile iletişim halindeydik, bir gün Arda Koh Rong adasına geldi, beraber bir kaç gün zaman geçirdikten sonra onların mekanın olduğu Samloem adasına geldik. Her gün müthiş kahvaltılar, akşamları pizzalar, gözlemeler yiyorduk. Öyle güzel misafirperverlik yaptıklar ki bana adada geçirdiğim en güzel günleri hep bu yemeklerle anacağım.

Peki Kıymet Annenin Hikayesi Nedir?

Kıymet anne, Çanakkalede doğmuş büyümüş. Gençliğinde çok güzel kadınmış. Eşi ile tanışmış ve evlenmiş. Uzun yıllar Almanya’da yaşamış. Almanya’da yaşarken kuaförlük yapmış, ana dili gibi Almanca biliyor. Daha sonra Türkiye’de yaşamaya başlamışlar. Mutfakla arası hep iyi olan Kıymet anne en büyük oğlu turizm okulundan mezun olunca onu Avurtusal’da bir aşçılık okuluna göndermiş. Mezun olduktan sonra atlayıp yanına gitmiş. Orada açtıkları bir restoran kısa bir sürede Asya’nın en iyi restoranı seçilmiş. Kendisinin lezettli elleri ve oğlunun bilgisiyle birleşince ortaya böyle bir başarı çıkmış

Arda ve İkbalDaha sonra sıra diğer çocuklarına gelmiş, Yurt dışında alternatifler ararken Kamboçya’yı keşfetmişler. Koh Rong hikayeside tam burada başlıyor işte. Kıymet annenin kızı, oğlu ve kendisi 6 ay kadar bir süre ana karada yaşamışlar. Sonra Bora abi (adanın kurucularından) Kıymet anneyi ve ailesini keşfetmiş ve Koh Rong adasına davet etmiş. Burada iskelenin hemen üzerine bir Buffalo adında restoran inşaa etmişler ve en ince ayrıntısına her şeyi kadar kendileri yapmış. Daha sonra Aşçı, şef, yönetici olarak burayı işletmişler. Kızı orada yönetici olunca, Kıymet annede orayı ona bırakmış. Yorulmuşluğun da etkisiyle biraz da dinlenmek, kafa dinlemek üzere hemen karşı ada olan Koh Rong Samloem adasında şuanda işlettikleri yeri satın almışlar. En küçük oğlu Arda ile beraber 1 yıl boyunca burayı rayına sokmuşlar. Adada en güzel pizza yapan yer ve kahvaltısı ile ünlü yer diye anılıyor. Bende Onu tanıdığım için o kadar mutlu oldum ki, umarım bir gün yollarımız yine kesişirde bana yaptığı iyiliği ödeyebilirim.

Blue Quay


Koh Rong Adasının Sosyal Sorumluluk Yüzü

Bu ada turistik olmadan önce balıkçı köyleriymiş. Şimdi o köylerin insanları turizm ile canlanan adada kendine daha kaliteli bir yaşam kurmuşlar. En azından daha sağlıklı su bulabiliyorlar ve turizmden kazandıkları ile yaşamlarını daha iyi sürdürebiliyorlar.

Koh Rong, KamboçyaDaha önce adadan ana karaya giden sadece bir tane bot varken şimdi neredeyse adada yaşayan her yerlinin kendine ait bir teknesi var. O dönemde hastalanan çocukları yada acil bir durumda olan çaresizliği düşünün. Bu yüzden bu adanın kurucularına ve bugüne gelmesini sağlayan insanlara minnettarlar. Yani bizim Türklere. Normalde böyle bir yazı yazmam güçtür. Rant derim, çıkar derim, iş, para derim. Belki bir çoğunuzun aklından geçmiştir bunları okurken. Ama öyle değil. Tüm bunların temelinde gerçek bir aşk hikayesi var. Türk Adası kurulmaya başlandığı ilk günle beraber burada yaşan çocuklar için okul inşaa edilmiş. Gönüllü olarak dersler verip, yemekler yapmışlar. Sabah güneşin doğmasıysa beraber önlüklerini giyip okula giden minikleri gördüğümde hissettiğim duyguları anlatamam.

Koh Rong, KamboçyaAdada kaldığım süre boyunca köyleri bende ziyarete gittim öyle sıcak kanlı cana yakın insanlar ki. Çocuklarla hemen arkadaş olduk koştuk, eğlendik beraber. Beni ne zaman görseler üstüme atlıyorlar, omzuma çıkıyorlar.

 Khmerler, Kamboçya


Koh Rong Adası Gezi Rehberi


Koh Rong Adası Yerlileri


 

Bir önceki yazım olan Neden Dünya Turuna Çıktım? başlıklı makalemde dünya turu, dünya turu nasıl yapılır ve dünya turu planlama hakkında bilgiler verilmektedir.

PAYLAŞ
Önceki makaleKoh Rong Adası Gezi Rehberi
Sonraki makaleKoh Rong Adası Yol Günlükleri
Herkesin bir hayat hikayesi vardır ve bu yolu bireyin kendisin çizdiğine inanırım. Bende kendi hayat hikayemi yazmak, kalıplaşmış yaşam tarzlarından dışarı çıkmak istedim. Istanbul’da ki 3. Yılımın sonlarına doğru önce yaşadığım evdeki tüm eşyalarımı satıp hiç bir şeye sahip olmama duygusunu yaşadım. Daha sonra ise okulumu ve işimi bıraktım. Şimdi bir sırtçancam ve ben dönüşü belli olmayan bir dünya turundayım.

20 YORUMLAR

  1. Emre Durmuş kardeşim yazıların gerçekten çok güzel, sürekli okumaya gayret ediyorum. Ocak ayı için 30 günlük Kamboçya seyahatim var ve iyi ki bu yazını okumuşum çok önemli bilgiler edindim en azından bu adayı aklıma kazıdım ve yolumun düşmemesi için gayret edeceğim 🙂 Amerika kıtasını da gördüm Asyayı da Avrupayı da şunu söyleyebilirim ki yarısından fazlası Türk olan şehir köy kasaba vs. görünce kaçmak gerekiyor. Amacım kimseyi suçlamak değil ben Koh Rong adasını görmedim fakat beni ürküttü bu ada. Benim gibi içi gezme tutkusuyla dolu arkadaşlara diyeceğim; aynı dil, aynı kültür diyerek çoğunluğu Türk bulunan yerlere gitmek istemeyin, bırakın biraz özleyin dili insanları yemekleri… Her seyahatimde dolandırıcılık hikayesi dinlemekten bıktım, biri gelip vay hemşehrim Türkmüsün dediğinde çekinir oldum. Hepinizi seviyorum güzel insanlar, konu ile alakasız ufak bir uyarı yapıp sizleri korumak istedim. Ne olur linç etmeyin beni, adayı da insanları da kötülemiyorum onlara mutluluklar diliyorum 🙂

  2. YouTube da dolandırıcı Türkler Türkleri dolandırıyor isimli birde video buldum :)) demekki neymiş Kaan canmış :)) tekrar eyvallah Kaancım. Burada bıkıp usandığımız pislikleri Oray’a kadar taşımışlar yani:) Türk’ün gücü işte, nereye gitse kendi ile birlikte rezilliğinide taşıyor.

    • Daha önce de söylediğim gibi bu yazımda hiç bir şekilde adada yaşamaya teşvik etmedim. Tatil amaçlı yardımcı olabilecek bilgiler verdim, ki gezi rehberi kısmında bunu açık bir şekilde görebilirsiniz. Blogumda seyahat yazıları yazıyorum ve seyahat tavsiyeleri veriyorum.

      Bu adada İnsanlar hakkında dönen çokta dedikodu var, iyi kötü söylemler var. Kavga gürültü hikayelerini dinledim şahit oldum, ama bu yazımda ben insanlarla kendi hikayemi yazdım gerisi beni ilgilendirmez.

      Yatırım için batıp çıkan para kaybeden insanların hayali buraya gelip zengin olma hayali kuranlar. Adada ki potansiyel belli, yaşam belli ulaşım belli. Kısacası onların hikayelerini de dinledim ama beni ilgilendirmiyor, ne adada yatırım yapacak insanla işim var ne de yatırım yapmış. Onlara değinmedim bile. Böyle bir ada var böyle insanlar yaşıyor işte bunlar da hikayeleri.

  3. Kaan bir kaç ülke gezdim bende; İran, Azerbaycan, Gürcistan, Fas falan Türkiye’de evimi satıp Kamboçya’ya yerleşme fikri bir senedir var aklımda. Kamboçya Hakkı’nda bir çok yazı okudum; ama bu yazıda gerçekten kıllandım! Senin yorumunu okuyana dek sadece kıllanmıştım; ama artık eminim kardeşim, başka bir ülkeye gidip yaşayacaksam kesinlikle Türklerin olmadığı bir bölgeyi tercih etmeliyim. Kırk yaşındayım ve hayattan yemediğim sille kalmadı, bir sillede başka bir ülkede Türk’lerden yersem eminim katil olurdum. Tekrar teşekkür ediyorum Kaan arkadaşım, binlerce kez hemde; bana ciddi bir farkındalık yaşattı yorumun! Eğer Facebook üzerinden benimle iletişime geçersen gerçekten çok Mutlu olurum. Sevgiler. Emre senin dönenlerden haberin olmadığını ve gayet temiz bir niyetle bu yazıyı yazdığına kesinlikle eminim. Ayrıca sen bu yazıyı yazmasan Kaan cevap vermez ve bende okuyamazdım. Teşekkürler ve sevgiler sanada.

  4. Kaan arkadaşın anlattıkları bütün hayallerimi suya düşürdü. Türkiye’den, ülkeden değilse yaşanan sıkıntılardan bıkmış bir insan olarak belli bir sermayeyle bu adaya yerleşmeyi düşünüyordum. Para, kavga, sıkıntılarından yılmış bir insan olarak bu yazının sonunda Kaan arkadaşın söyledikleri beni bırak adayı ülke Hakkı’nda da düşündürdü. Demekki dedi kendime; Türkiye’den gidiyorsan Türklerin olmadığı bir yere git!
    Teşekkür ederim Kaan.

  5. Waay emre senin blog yazari oldugunu bilmiyordum, bence adada yasayan insanlari cok guzel anlatmissin hepside mukemmel insanlar degisik hayat hikayeleri. Bu Arada benden bahsetmedigin icin tesekkur ederim 🙂

  6. Merhaba benim adın mehmet ben türkiye izmir şehrinde yaşıyorum kamboçya ya gelip yaşamak istiyorum ama nasıl yapicami bilmiyorum misal yaşım 24 hangi passaportla uzun süre orda yaşaya bilirim

  7. arkadaşım ya sen çok safsın ya da bu adamlar sana çok sağlam tiyatro oynamış. yeni kerizleri adaya düşürmek için seni kullanmış oradaki abi. verdiğin bilgilerin çoğu yanlış. adada dönen pislikleri anlatsam dudaklarınız uçuklar, başlayayım mı? bora abinden mesela? insanlara nasıl yardım ettiğinden ve sonrasından?

    • Kimin ne olduğunu, neler yapıldığını gayet iyi biliyorum. Kötü niyetinizi, düşüncelerini ve görüşlerinizi kendinize saklayın. Teşekkür ederim

      • Gayet iyi bildiğiniz halde insanlara bu şekilde aktarıyorsanız diyecek lafım yok. Misyonunuzu daha farklı sanıyordum.Ben teşekkür ederim.

    • Ne gibi sıkıntılar var Kaan? Nasıl ki bu insanlar hakkında iyi bilgiler varsa olumsuzlar da paylaşılabilir.Kaan beyin söylediği Emre beyi bağlamaz. Hakaret kötü söz olmadıkça her türlü iddia söylenebilir.

      • Bektaş çok kısa özet geçeceğim. İnsanlara ada özendirilir, bakın burada ne kadar güzel yatırımlar yaptık bir Türk adası kurduk ve tropikal ormanda herkesin özendiği hayatı yaşıyoruz vs. daha sonrasında seni de yatırım yapmaya teşvik ederler. Adamlarımız var inşaat vs. her şeyi kolayca halleder düzenini kurarız derler. Evet kısa süre sonra mekan hazırdır ama elindeki avucundaki parayı çoktan “abiler” indirmiştir. Sen artık mutlu bir şekilde sadece oturup müşteri beklersin. Herhangi bir deniz taşıtına sahip olmana asla izin verilmez. Ana karadan sadece onların kendi tekneleriyle getirdiği ürünleri onların belirlediği fiyata alabilirsin. Yok ben başka çözüm bulacağım dersen döner bıçaklı “abileri” kapında bulursun. Bir kaç haftada bir adada ki Türkler birbirine girer, kavga patırtı hırla gürle gidiyor adada. Sonra vay be ben nereye düştüm der hayallerin için biriktirdiğin parayı adada bırakır çantanı alır gidersin. Bir iki örnek üzerinden konuşmuyorum bu bir rituel artık. Blogger arkadaş “neyin ne olduğunu biliyorum ben, dediğimi düzeltme” gibisinden mesaj atınca bende jeton düştü sanırım.Artık yeni avlar için iyi niyetli bloggerları kullanmaya başladılar. “Abiler” cevap haklarını kullanmak isterlerse sohbete devam ederiz.

        • Yazımın herhangi bir yerinde yatırım yapmaya ya da adada yaşamaya teşfik gösterebilir misiniz? Ayrıca birilerinin beni kullandığını söylerken nasıl bu kadar emin olabiliyorsunuz? Burada tanıştığım insanların hepsini kendi gördüğüm gibi yazdım. Bir çoğunun bu yazıyı yazdığımdan haberi dahi yoktu, benim blog sahibi olduğumdan haberi bile yoktu. İnsanlar hakkında dönen çokta dedikodu var, iyi kötü söylemler var farkındayım derken bundan bahsettim. Kavga gürültü hikayelerini dinledim şahit oldum, ama ben insanlarla kendi hikayemi yazdım gerisi beni ilgilendirmez.

          Yatırım için batıp çıkan para kaybeden insanların hayali buraya gelip zengin olma hayali kuranlar. Adada ki potansiyel belli, yaşam belli ulaşım belli. Kısacası onların hikayelerini de dinledim ama beni ilgilendirmiyor, ne adada yatırım yapacak insanla işim var ne de yatırım yapmış. Onlara değinmedim bile. Böyle bir ada var böyle insanlar yaşıyor işte bunlar da hikayeleri. Bilmediğiniz konularda (özellikle benim hakkımda) atıp tutarken biraz daha düşünün derim.

          • Ben her canım sıkıldığında açıp bu yazıyı okuyorum. 6-7 defa okumuşumdur sanırım. O kadar hoşuma giden bir yazı. Emre de takip ettiğim yaklaşık 15 blogger arasından en sevdiğim, bana göre tartışmasız en iyisi, en zekisi. Kaan arkadaşım, Ada dediğin gibi şeylerle dolu olsa Emre’nin kasıtlı olarak böyle bir teşvik yapacağını his zannetmiyorum. Ama senin yorumunu görünce içime kurt düşmedi değil. Bildiklerini bana anlatabilirsen belki yapacağım gezide koh rong adasının yerini tekrar gözden geçirebilirim. Eğer özelden anlatmak istersen iletişime geçmek isterim. Saygılar

BİR CEVAP BIRAK