Phi Phi Adaları | Yol Günlükleri 

PAYLAŞ

Phi Phi Adası gezi maceram iki Avusturyalı insan sayesinde başlamıştı. Bir önceki yazımda anlatmıştım. Biletimi alır almaz ilk bota atladım heyecandan içim kıpır kıpır 2 saatlik bir yolculuk sonunda ana adaya vardım…

Bu Ada’nın bende hikayesi çok eskiye, lise yıllarıma dayanıyor. Ben daha herhangi bir ülkenin dünya haritasında yerine gösteremezken bile bir arkadaşım

” Emre bak sana bir gösterecem, burası cennet ” diye ilk gösteren o olmuştu. O günden sonra hep bir şekilde karşılaştım ve gidilecek yerlerim listesinde en tepelere kadar yükseldi. Şimdi ise bu adaya ayak basıyorum… O insana buradan kart göndermek boynumun borcu 🙂

Hayatta bir şeyi gerçekten istersen evrende ki her şey onun olması için yardım eder o yüzden hayallerine dikkat et diye bir söz vardır. Bu söz beni defalarca doğrulamıştır Phi Phi Adası maceramda bunun en canlı örneğidir.

Ada’ya geldiğimde her zamanki gibi ne yapacağıma dair g hiç bir şey bilmiyorum neler görecem, nerede kalacam yada ne yiyip ne içecem bilmiyorum. Bottan iner inmez beni küçücük sokakların olduğu sağlı sollu rengarenk restaurantların, barların, meyve tezgahların olduğu bir yer karşıladı. Burada şirin bir tatil kasabası havası var. İlk iş olarak WiFi buldum ve etrafta neler var bir göz atayım hemde gece plajda uyursam çantamı nereye koyarım bir hostel bakayım dedim. Ada’da 2-3 tane çılgın parti hostellerinden var. Hemen plajdaki En çılgın olan Blanco Hostelde gittim.

Merhaba, yeriniz varmı?

-Evet var, 400 baht.

Süper arkadaşım gelsin belki beraber kalırız. Burada bekleyebilirmiyim?

-Tabi, burası bar istediğin kadar bekleyebilirsin

Çantamı nereye koyabilirim

-Şuraya koyabilirsin, buda WiFi şifresi istersen

Süper, teşekkürler
Çantamı atar atmaz, plajdaki minderlere serildim hemen. Arkamda çalan hafif house müzik önünde çarşaf gibi yeşil deniz, plajda Mutlu insanlar….derin bir nefes aldım. İşte buradasın Emre..


Hemen önümde bir kız yalnız başına oturuyordu. Birazda düşünceli arkadan fotoğrafı çok güzel çıkacağını düşündüm ve çektim. Sonra yanına gittim.

Merhaba, fotoğrafını çektim ama çok hoş duruyordu. Umarım kızmazsın 🙂

– Merhaba, hayır tabiki güzel olmuş bana gönderebilir misin?


Sonrasında uzun uzun muhabbet ettik, Katarina Almanyada yaşıyor oda tek seyahat ediyormuş. Akşam olunca sahilin sessiz kısmına doğru biraz yürüyüş yaptık sonra yarın Phi Phi Adaları turu yapacağını söyledi eğer yapmadıysam beraber gidelim mi diye sordu. İlk başta mırın kırın etsemde Avusturalyalı abilerin verdiği paraya kıyıp bende bir aynı turu aldım. Yarın büyük gün, tüm ünlü plajlar, Ada’ları göreceğimiz gün.

Onu hosteline bıraktım, bende olmayan hostelimin önüne gittim. Plaj çoktan çıldırmaya başlamış. Phi Phi adaları gece hayatı gerçekten tam bir çılgınlık. Ateş showları, oyunlar, her mekanda gümbür gümbür çalan müzik ve onların önünde deli gibi dans eden insanlar.
2-3 saat takıldıktan sonra Katarinaya yazdım.

-Çantamı senin hostesine koyabilirmiyim?
Tabi, birazdan uyuyacam hemen gelebilirsen…

Çantamı kaptığım gibi Hostele gittim. Hostel’de hosteli işleten dahil kimse yok. Burada uyumak fena fikir değil sanki 😉

Bu gecede rahat bir yatakta ücretsiz kalmış oldum. Sabah oldu kameraları kaptığımız gibi turun başladığı yere, gittik atladık uzun geleneksel tai botlarına ve başladı efsane yolculuk
İşte en karşımda Dünya’nın en güzel plajları…


Önce bembeyaz kumlar selamladı uzaktan…
Sonra her şey sessizliğe büründü, motor durdu…

Süzülerek, yavaş yavaş adaya doğru yanaştı uzun bot

Yan yana sıralanmış korsan tekneleri gibi duran botların arasına doğru…

Kuma gelince durdu, etrafıma bakındım. Gerçekten buradamıyım?

Bottan aşağıya atladım, suya deyince kendime geldim sanırım bu gerçek…

Kuma ayağımı bastım, tüy gibi İpek gibi akla gelebilecek tüm yumuşak sıfatlar…

Tur boyunca hissettiklerimi fotoğraflara bırakıyorum…


  
  

Gün batımından sonra ana kara Phi Phi ye döndük. Hostelde biraz dinlenip çılgın gece hayatına biraz takıldık. Geç saatte Hostele geldik yine kimse yok bir gece daha ücretsiz uyudum. Sanırım geceleri kimse kalmıyor burada.

Ertesi sabah olduğunda Katarina adadan ayrıldı bende nerede ucuz pilav yerim diye sokakta dolaşmaya başladım. Birisi elime bir kağıt verdi, kağıda baktım. Havuz Partisi ” Ücretsiz giriş ” yazıyor. Bu bir fırsat olabilir diye düşündüm, pilavamı yer yemez partiye gittim.
Parti efsane, öğlen saatlerine olmasına rağmen insanlar uçmuş. Garsonlardan birine yöneticiniz nerede diye sordum beni odasına götürdü.
Kendini tanıttım,

– Merhaba ben Emre, fotoğrafçıyım dünya turundayım. Eğer isterseniz partinin fotoğraflarını ücretsiz çekerim ama karşılığında bana sınırsız içki vereceksiniz.
Kabul etti, hatta baya hoşuna gitti ki benimde öyle. Zaten fotoğraf çekecektim hemde eğlenmek için sınırsız içkim oldu şimdi.


Önüme gelene içki ısmarlıyorum, en pahalı içkileri seçip içiyorum derken harika bir gün geçirdim. Akşam oldu ilk gün gittiğim Hostele gittim. Parti oradada devam ediyor ama ben çoktan yorulduğumdan hostelin terasındaki minderlere çıkıp uyudum. Böylelikle bundan sonra ki günlerde nerede kalacağımı bulmuş oldum.

5 gün böyle geçti bu adada, gündüzleri tanıştığım insanların fotoğraflarını çekiyor akşamları partiliyordum.

  Buranın birde ünlü adayı izleme tepesi var. Son gün Emelie ile oraya çıkalım gün batımını izleyelim biraz fotoğraf çekeriz dedik.

 Orada ise başka bir süpriz karşıladı. Dünya’nın en güzel manzaralı ofisine sahip iki çılgın Türk. Phi Phi Ada’sının fotoğrafçıları, İngilizce aksanından Türk olduğunu anlayıp hemen yanlarına gittim. Uğur abi ve Hasan abiyle tanıştım. Antalya’da fotoğrafçılık yapıyorlar kışları ise buraya geliyorlarmış. Oturduk beraber Phi Phi Ada’sının manzarasında Ahmet Kaya dinledik 🙂
sonra ücretsiz benim manzarada uçan, kaçan fotoğraflarımı çektiler.
Akşam oldu, bana yemek ısmarlamak istediler gittik hep beraber yemek yedik bol bol muhabbet ettik. Ada’nın son günüde böyle geçti. Çok teşekkür ederim güzel misafir pervelikleri için, umarım bir daha karşılarız dünyada bir yerde.

Vizem bitmek üzere olduğundan, hemen ülkeden çıkmam gerekiyor 4 günüm var. Ana karaya gideyim oradan otostopla çıkarım diye düşünüyordum. Ayrıca hemen girip çıkayım ki sonra buraların en ünlü partisi Full Moon Partisine gelirim diye tasarladım kafamdan.
İlk vapurla Phuket’e geldim. Çok öncelerden tanıdığım arkadasım Kenan’da Phuketde imiş. Buluştuk, gece çantaları alıp sahile gittik. Birde bimden aldığı pilakileri çıkarmaz mı, nasılda özlemişim. Tepemizde Kocaman ay, önümde pilakiler ve Türk arkadaşı bulunca kendimi Olimpos’ta kamp yapıyor gibi hissettim. Gel gör ki Taylandayız.

Sabah oldu, Kenan ayrıdı ben uyumaya devam ettim. Kalkıp bir an önce otostopa başlamam ve ülkeyi terk etmem lazım. Neyse Uyuşuk bir şekilde kalktım, çantamı topladım hiç gidesim yok. Karnımda fena aç şöyle bir adana kebap olsada yesem havasındayım. Aldım çantamı duvarın üstünde oturuyorum. Hemen yan tarafımda Bir adam eşinin fotoğrafını çekiyor, eşi şekilden şekle giyiyor Ada’m yattığı yerden çekmeye çalışıyor. Bende gittim yanlarına isterseniz profesyonel fotoğraflarınızı çekebilirim eğer beğenirseniz ödersiniz dedim. Telefonumdan daha önce çektiğim fotoğrafları gösterdim, kabul etti. 2 saat boyunca çekim yaptık. Bira ısmarladı, epey bir meyve yedik 5 yıldızlı otelde kalıyorlar. Fotoğrafın hepsini attım telefonuna editledim gönderdim, epey hoşlaşırsan gitti. Çıkartıp hatrı sayılır bir para verdi. Gittim sağlam bir yemek yedim ayrıca Full Moon partisine gidiş biletimde çıkmış oldu.

Ko Phangan Ada’sına doğru yola çıktım…bir sonra ki yazım Full Moon Partisinde görüşmek üzere…:)

Bir önceki yazım olan Çılgın Krabi Macerası ( +18 ) | Yol Günlükleri başlıklı makalemde çılgın parti tayland, krabi çılgın parti ve Krabi Gece hayatı hakkında bilgiler verilmektedir.

PAYLAŞ
Önceki makaleÇılgın Krabi Macerası ( +18 ) | Yol Günlükleri
Sonraki makaleFull Moon Partisi | Tayland Yol Günlükleri 
Herkesin bir hayat hikayesi vardır ve bu yolu bireyin kendisin çizdiğine inanırım. Bende kendi hayat hikayemi yazmak, kalıplaşmış yaşam tarzlarından dışarı çıkmak istedim. Istanbul’da ki 3. Yılımın sonlarına doğru önce yaşadığım evdeki tüm eşyalarımı satıp hiç bir şeye sahip olmama duygusunu yaşadım. Daha sonra ise okulumu ve işimi bıraktım. Şimdi bir sırtçancam ve ben dönüşü belli olmayan bir dünya turundayım.

5 YORUMLAR

  1. Emre güzel heyecanlı yazıyorsun, nasıl yaşıyorsan öyle yani 🙂
    küçük bir not benim ki, koh ada demek zaten nedense google dahil her yerde bu adalardan bahsederken
    mesela; koh tao adası deniyor. TAO ADASI demek daha doğru olacak. Bu arada Koh tao gitmediysen üzüldüm

  2. Yazilarini okudukca dunyada hala iyi insanlarin oldugunu goruyorum 🙂 umarim bu seruvende karsina hep iyi insanlar cikar biz her zaman burada sana destek cikacagiz.Kendine iyi bak 🙂

  3. Yine efsanevi bir yazı olmuş, yine gülücüklere boğdun bizi dostum. Hayat gerçekten süprizlerle dolu ve sen önüne çıkan fırsatları çok güzel bir şekilde değerlendiriyorsun. Bir gün imkanım olursa kesinlikle phi phi adasını görmeye gideceğim. Hayatta ki şansın daima böyle olsun. Sıkılmadan yola devam et biz okumaktan sıkılmıyoruz sende gezmek ve görmekten vazgeçme, senin sayende bizde gezmiş oluyoruz 🙂 Yolaçıkyolaçık.

BİR CEVAP BIRAK